0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 20. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Günler benim takip edemediğim hızda akıp gidince, yazı yazmaya fırsat bulamadığım haftalar da olabiliyormuş. Deniz uyuduktan sonra kendime ancak vakit ayırabiliyorum. Ev toparlama, çamaşır, ertesi günün yemeği, ertesi günün ders hazırlığı, yazılı hazırlama-okuma gibi işler bittikten sonra zaman kalırsa eğer kendime vakit ayırabiliyorum. Geceler bazen masanın üstüne kafamı koymak suretiyle uyuyarak, bazen bilgisayar ekranına bakarken kafamın havada serbest düşme hareketi yaparak masaya ulaşma isteğiyle irkilerek, bazen de ‘’Dinçer beni 15 dakika sonra uyandır’’ diyerek salon koltuğuna kıvrılıp oradan yatağa transfer olmamla son buluyor. En kötüsü ise Deniz’ i uyuturken dayanamayıp yanına uzanmamla bir daha kalkamamam oluyor. Gece boyu uyunan o uykunun kalitesizliğini ve uyandığındaki ‘’Off hiçbir iş yapamadım’’ vicdan azabını tüm anneler bilir. İşte efendim ben böylece 19.hafta yazısını 20.haftaya bağlamış bulunuyorum.

19.haftanın benim için önemi Dijital Topuklar idi. Haftalardır heyecanla bekliyordum. Tabii ki o gün için bana hazırlanmış sürprizlerin olup olmadığıyla ilgili de pek çok çekincelerim vardı. Ben gitmek istiyordum ama Deniz hasta olacak mıydı? Dinçer boş olacak mıydı? Dinçer uygun olmazsa annesi müsait olacak mıydı? Tarih çok yaklaştığında, şartların da lehime olduğu belli oldu. Bir de tesadüf o gün az dersim vardı. E tutmayın o zaman beni! Hızlı hareketlerle etkinlik mekanına ulaştım. O sırada yemek molasındaydılar. Aç bir gebe olarak daldım yemeklere, tatlılara. Yok yok çok abartmadım. Ama o yemekleri görmeliydiniz a dostlar! Neyse konumuz benim tüm açık büfe masasını mideye indirme isteğim değil. 1.ve 2.oturumlarda dersteydim. 3.oturumdan dahil oldum. Ardından 4. oturumla tempo hızlanmaya başladı ve Ayşe Arman’ ın moderatörlüğünde Derya Divrikli Gül, Ali Koç ve Özgür Bolat’ ın katılımıyla gerçekleşen çok dinamik, eğlenceli 5. oturumla son buldu. Bu son dörtlü, üç saat süren bir program yapsa koşa koşa giderim. Muhteşemdi. Klasik yaklaşımlardan kaçınan bir eğitimci, olması gerekenleri bilimsel bir şekilde anlatan bir eğitim bilimci ve sohbeti eğlenceli bir şekilde yöneten Ayşe Arman. Bir eğitimci olarak pür dikkat, kahkahalarla dinledim.

Bitsin istemedi kimse. Kapanıştan sonra Özgür Bolat’ ın imzalı kitabını kaptım. Herkes güle oynaya ayrıldı oradan. Programa dahil olduğum kısımdan itibaren çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Benim için ayrıca güzel olan yanı ise Elif ile yüz yüze tanışmaktı.

1480595022560

Hamile kafasında bu hafta: Yemek yaparken sıcak suya ihtiyacım olduğundan çaydanlığa biraz su koyayım dedim. Baktım içinde su var. Yaktım altını. Zaman geçtikçe bir koku yayılıyor ortalığa ama bulamıyorum da nereden geldiğini. Neyse bir hayli zaman geçtikten sonra çaydanlıkta suyun neden hala kaynamadığıyla ilgili sinirlenme ihtiyacı hissettim. Bir baktım ki bomboş çaydanlık, altı açık, koku ondan geliyor. Meğerse içinde hiç su yokmuş. Allahtan altını açık bırakıp gitmemişim bir yerlere.

Bu hamile kafasının yanında bir de hamile musluğu var. Gözyaşı pınarı efendim. Durmuyorlar. Nöbetçi olduğum gün eve geldim ama kendimi kanepeye zor attım. Ayakları diktim havaya yatıyorum. Deniz tabii ki beni özlemiş ve eve gelir gelmez pek çok talebi var. Kitap okumak, yap-boz yapmak, resim yapmak, oyun hamuru oynamak gibi. Ama ben de kendimi kaldıramıyorum. Bitmişim. Neyse baktı benden hayır yok, Dinçer’ e sardı. Aman bir eğleniyorlar ki sormayın! Boğuşmalar, sarılmalar, öpüşmeler, kahkahalar… Pek tabii bendeniz kıskandım. ‘’Deniz haydi kitap getir de okuyalım’’ şeklinde Deniz’ in reddedemeyeceği bir teklifte bulundum kendimce. Koştu, kitap getirdi ve gözümün içine bakarak ‘’babam okusun.’ dedi ki birlikte kitap okumak bizim için özel zaman dilimlerinden biridir. ‘’Gel öpeyim’’ diyorum, hiç yaklaşmıyor bile.

Kendimi nasıl dışlanmış hissettim anlatamam. Artık yatma hazırlıklarında yine bana yanaşmayınca ‘’Git o zaman baban uyutsun seni.’’ deyince ‘’Tamam. Babuşuuum…’’ diye koşa koşa babasının yanına gidince Allaaaaah tutmayın Ezgi’ yi. Ben bir başladım ağlamaya. Ama damla damla değil oluk oluk akıyor gözyaşlarım. ‘’Ay bu kız, kardeşi olacağını anladı. Bana uzak duruyor o yüzden. Hele doğumdan sonra hiç konuşmayacak benimle.’ diye diye tam 1 saat ağladım. O bir saatte Dinçer uyutamayınca koşa koşa gittim yanlarına. ‘’Anne ben seninle uyumak istiyorum’’ diye ağlamaklı bir sesle konuşunca ‘’Ohh! Demek ki Deniz’ in de bana ihtiyacı varmış.’’ dedim ve son günlerde gına gelen uyutma işlemine seve seve atladım. Hamile anne kafası.

Biliyorsunuz ki varis çorabı almam lazım. Dersimin az olduğu bir gün çıkışta Dinçer ile plan yapıyorduk. Kitabını okuduğum ve çok beğendiğim bir film vizyondaydı. Ona mı gitseydik? Hava çok güzel acaba deniz kenarında yürüyüş mü yapsaydık? Yoksa varis çorabı almaya mı gitseydik? Sizce hangisini seçmiş olabiliriz? Hava sinema havası değil haydi yürüyelim dedik ve yürürken varis çorabını en kısa zamanda almamız gerektiği ile ilgili pek çok cümle kurduk.

Cücükte bu hafta: hıçkırıklar, hıçkırıklar… Artık karnımda ritmik atışlar hissediyorum. Minik minik hissedişler artık kuvvetlendi. Bir de ne kadar çok hıçkırıyormuş bu bebeler yahu! Unutmuşum. Ama çok güzel bir his olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Bende de bir güzel diş eti kanaması başladı ki sormayın gitsin. Dişimi fırçaladıktan sonra resmen kan tükürüyorum. Hele diş ipiyle girişirsem yandım. Uzun süre ağzımda kan kokusu oluyor. Gebelik sitelerinde bu durumun normal olduğunu söylüyor. ‘’Değişen hormonların etkisi, gebelikte diş etlerini, bakteri plaklarına daha hassas hale getirdiği için diş etleri kanamaya ve iltihaba daha meyillidir,” diyor. Tüm bu sıkıntıların 20 hafta sonra biteceğini biliyorum ve yolun yarısını tamamlamış bir gebe olarak hepinize sevgilerimi gönderiyorum.