8 Yorum

40… Lohusalık

Yazar Hakkında

GÜLÇİN –  Ailesine, arkadaşlarına düşkün, uzun zamandır yurtdışında yaşıyor olmasına rağmen kalbi de aklı da hep Türkiye’de olan, özel bir şirkette çalışan ve çalışmayı seven, tatil yapmaya,  yeni ülkeler görmeye bayılan, elinden geldiğince yaşadığı her anın keyfini çıkarmaya çalışan sıradan bir 80’ler kuşağı insanı. An itibarıyla Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. 2010 yılından beri yaşadıklarını, düşündüklerini, gezdiklerini, gördüklerini Gülçince blogunda yazıyor. Şimdi Ozan’la hikayeleri evliliklerinin 9. birlikteliklerinin 15. yılında bir bebekle şenleniyor. Hem de o bebek nasıl bir zamanlamayla geliyor!
Deniz’in 40’ı çıktı. Benim de…

Böylece Deniz artık yenidoğan değil, ben de artık lohusa değilim. Zaten pek olamadım ya neyse. Ama artık kağıt üstünde bile lohusa değilim, o kadar yani! İki nazlansaydım iyiydi yahu, bu da bitti. Bu fırsatı da kaçırdım iyi mi!

Garip şeymiş bu lohusalık. Hakikaten insan vücudunun başka bir evresiymiş. Dinlenmek istediği, yenilenmek istediği, tamir olmak istediği bir dönemiymiş. Ben yatamadım, çok öyle köşemde duramadım, dinlenemedim. Yalnız bakınca bebeğime böyle oldu. Ama yine de vücudumdaki değişimi an be an hissettiğim bir dönem oldu lohusalık.

40 güne neler sığmadı ki… Emzirme mücadelesi, meme üçü yaraları, uykusuz geceler, meme tıkanıklığı, gaz sancıları, kusmalar, lohusa ateşi, titremeler, ağlamalar, gülmeler, şaşırmalar, paniklemeler, öğrenmeler… Saymakla bitmez. Ve tabi yani sıra ciğerime kadar doya doya çektiğim yeni doğan kokusu. Hepsinin ilacı o işte aslında. Canım kızım.

Şikayet etmiyorum hiçbir şeyden. Deniz sağlıklı olduğu sürece hepsi geçecek biliyorum. Öyle çabuk büyüyor ki. Bir anını bile kaçırmamak, bugünlerin tadına varmak için elimden geleni yapıyorum. Ama eğri oturalım doğru konuşalım kolay değildi lohusalık. Evet anne olmak, Deniz’in annesi olmak harika bir şey ama saklayacak değilim bunaldığım zamanlar oldu lohusalıkta. Bu da normal değil mi aslında? Eve girmeyen, aktif çalışan, gezen, arkadaşlarıyla buluşan, aktiviteden aktiviteye koşan birini alıyorsunuz, evde otur ve her gün defalarca aynı şeyleri döne döne yap diyorsunuz. Ve o arada memelerin acısın, yemek yiyecek vaktin olmasın, tuvalete bile gideme, evin dışındaki hayatla tek bağın elindeki akıllı telefon olsun ve her şeyin üstüne yüreğinde bebeğine, canına dair sürekli bir endişe olsun diyorsunuz.

Kolay olur mu bu? Belki başkaları için kolaydır ama benim için her zaman kolay değildi. Zorlandığım günler oldu. Ağladığım günler bile oldu. Bu arada lohusalıkta ağlamak insana iyi geliyor. Kesin bilgi. Ne zaman zorlansam en iyi ilacıma sığındım, Deniz’in ensesinin kokusu. Mis. Bana en iyi gelen hep kızım oldu.

Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde bir heves başlıyorsunuz okumaya. Hafta hafta bebeği takip ediyorsunuz. Yok erik kadar yok mango kadar olmuş. Ben hiç okumadım hamileliği ama o aplikasyonlara baktım. Evet, merak ediyor insan vücudunda ne oluyor bebeği nasıl büyüyor ama aslında löhusalığı okumalı insan bence. Hamilelikte ne yapıyorsun ki? Yediğine içtiğine dikkat et vücudun gerisini hallediyor. Halbuki lohusalık öyle mi? Her şey senin eline bakıyor. Lohusalığın kitabı olmalı asıl. Emzirme anlatılmalı, yeni doğan bakımı, lohusa ateşi, üşümesi anlatılmalı. Evet asıl bunları okumalı hamile ama yok işte kitabı. Acaba ben mi yazsam!

Ekran Resmi 2016-12-06 09.16.53

Yok ben onu yapamam da yazsaydım eğer şöyle derdim;

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, önünde çok güzel ama aynı zamanda biraz zor bir 40 gün var. Kendini zorluğa hazırla ve de ki ilacım bebeğim. Ben ne zaman zorlansam sarıldım bebeğime. Sen de sarıl bebeğine. Onun hiçbir şeyden haberi yok unutma. Çek kokusunu içine rahatla. İstersen ağla da. Ben kucağımda bebeğim defalarca ağladım. İyi geliyor ağlamak. Zaten şu 40 günde sana ne iyi geliyorsa onu yap ama sonunda dönüp bebeğinin minik ellerine bir öpücük kondur. O ellerin kokusu iyi gelecek sana…

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, emzirmek evet çok doğal bir süreç ama ilk günden kolay olmayacak kendini buna hazırla. Şu 40 günde anladım ki o doğal süreç bir sürü öğrenme içeriyor. Sen bebeğini tutmayı öğreneceksin, bebeğin memeni tutmayı. Sen bebeğinin açlığını doyurmayı öğreneceksin, bebeğin aç olsa da senin acıların için sabırlı olmayı. Ben, ne zaman emzirmede zorlansam, bebeğime baktım ve onun ne kadar çabaladığını gördüm. Memeyi tutmak için çabalıyordu, emebilmek için çabalıyordu. Canım kızım benimle bir ekip olabilmek için çabalıyordu. Sen de gör, belki de onun için her şey senin için olduğundan daha bile zor. Bebeğinle bir ekip olmak için çabala. Düşün bugüne kadar neler için çabalamadık ki? Kimlerle birlikte çalışmadık ki? Şimdi canlarımızla mı ekip olamayacağız? Ölürüz, olursun inan buna…

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, ne yazık ki büyük ihtimalle senin de meme uçlarında yaralar olacak. Ve etrafındaki herkes sana geçecek diyecek. Velakın o acıyı çeken bilir, muhtemelen şen de benim gibi nasıl geçer bu acı diye düşüneceksin. Bana sorsan doğum açısından beterdi. En azından doğum 1 gün, bu emzirme 1 gün de değil ki… Umarım senin başına gelmez ama gelirse, bil ki söyleyenler haklı ve geçecek. Ben bir gün önce açıdan ağlarken, bir gün sonra bir de baktım geçmiş açılarım. Evet, öyle geçecek. Lanolinli bir krem al, mümkün olduğunca meme uçlarını nemli tut, zeytinyağı sür mesela ve hava almalarını sağla. Gerisi sabır inan. İyi davran memelerine, bırak havalansınlar. Hatta evde çıplak bile dolaş, bırak iyileşsinler. Biliyor musun bütün o kremlerden daha iyi gelecek olan ne? Bebeğinin tükürüğü. Al bebeğini koynuna, emzir. Unutma geçecek ve unutma ilacın bebeğinde…

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, süt inmesi diye bir şey var. Doğumdan sonraki 3 ila 5 gün arasında gerçekleşiyor. Benim 3. gün oldu. Sabah bir kalktım memeler kocaman olmuş! Bana hafif bir ateş basmış. Memeler gerginlikten biraz acımaya başlamış. Sana da olursa, korkma o da geçecek. Bir süre sonra vücudun bebeğinin ihtiyacı kadar süt üretecek. Ama bir süre sonra. O süre geçene kadar korkarım o koca memelerde başbaşaşın. Bir bakacaksın üstün basın süt, bir bakacaksın memeler taş gibi. Yine ilacın bebeğin unutma. Emzir ki rahatla, emzir ki bebeğinin ne kadar süte ihtiyacı var vücudun öğrensin. Zamanla inan rahatlayacaksın.

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, löhuşa ateşi ile de bu 40 gün içinde tanışman muhtemel. Bir gece bir baktım tirtir titriyorum. Ama bir yandan da su gibi terliyorum. Vücudum kırık. Sanırsın üstümden kamyon geçmiş. Hadi ateşime bakalım dedik 38,5’u geçmiş. Hoşgeldin lohusa ateşi. Biz bilmiyorduk sen bil; korkulacak bir şey yokmuş. Hormonlardanmış, olurmuş. Çok değil 2 saat kesintisiz uyudum, sürekli şu içtim, o gece 5-6 kere üstümü değiştirdim azaldı ateş. Endişelenme yani. O da geçecek.

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, süt düğümlenmesi diye de bir şey var. Bir gün yine bebeğimi emziriyorum, bir baktım memenin içinde elime gelen küçük düğümler var. Meğer bu bebek memeyi yeterince boşalmadığında olabilirmiş. Neredeyse tüm lohusaların başına geliyormuş. Annem, teyzem, halam seferber oldular anlattılar bana. Önemli olan ilerlememesi. Önemli olan senin o memeyi bir şekilde açabilmen. Yoksa malesef iltihap olabiliyormuş. Ben panikledim sen panikleme. Her fırsatta memene masaj yap. Al bir havlu sıcak suyla güzelce ıslat. Köy memeye onunla masaj yap. Sık sık ılık duş al, dusta masaj yap. Bebeğin yeterince boşaltamıyorsa memeyi bir pompa ile sağ. Belki inanmayacaksın ama yeşil lahana yaprağı seni en çok rahatlatan olabilir. Dolaptan aldığın lahana yapraklarını koy göğsüne. Ve emzirebildiğin kadar emzir. Şifa yine bebeğinde… Ve evet bu da geçecek ama basına gelirse, anlıyorum seni zor, çok zor bir şey…

Sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, bu 40 günde belki çok uyuyamayacaksın. Belki yarım yamalak uykularda idare edeceksin. Ama hamileliğinde de uykusuz kaldığın zamanlar var ya, onlar seni bu günlere biraz da olsun hazırlamış olacak inan. Ne zaman bebeğin uyansa sana ihtiyacı olduğundan uyandığını bil. Bazen korkuyor, bazen gittin sanıyor, bazen kötü bir rüya görüyor. Kimbilir o küçücük dünyasında neler yaşanıyor. Deniz bazen uyanıp emmiyordu bile. Sadece O’na sarılmam sakinleşmesi için yetiyordu. Biliyorum, uykusuzluk çok zor. Hiçbir şeye benzemiyor. Ama sen de al koynuna bebeğini, şarıl ona. O yenıdoğan minikliğinin kucağa sığınması bambaşka. Bak 40 gün sonunda bile kalmadı o minikliği. Anı yasa.

Daha benim yazamadığım bir sürü şey var eminim. Velhasıl sevgili hamile/yeni anne arkadaşım, bu 40 gün kolay değil. Ama inan o kadar zor da değil. Hepsi vücudun bebek bakmaya alışabilsin diye. Hepsi bebeğin ve sen birbirinize alışabilin diye. Hepsi bebeğin bu dünyaya alışabilsin diye. Ben bir süre sonra ne yaptım biliyor musun? Başka günleri düşünmeyi bıraktım. Her günü ayrı ayrı tek başına yaşamaya başladım. O gün güzelse bir önceki gün kötüymüş ümürümda olmadı. Ya da ertesi gün yine zor mu geçecek düşünmez oldum. Sen de şarıl bebeğine ve her günü öyle yasa. Başka günleri düşünme. Yaşadığın ana odaklan bak nasıl da geçecek o 40 gün. Ve hatta sen geçti bitti diye nasıl da üzüleceksin… O yüzden fırsatın varken çek miş kokusunu içine. Sana bir sır vereyim ensesi kadar ağızlarının içi de mis kokuyor. Ah bir de avuç içlerini öpmeye doyum olmuyor. Ne zaman zorlansan göm kafanı ensesine. İhtiyacın olan güç inan bana orada.

Sana bu satırları 46 günlük bir bebek annesi olarak yazıyorum. Şimdiden kucağımdaki minik bebek büyümüş geliyor gözüme. Şimdiden onun yenıdoğanlığını özlüyorum. Şimdiden ah ne güzeldi o ilk zamanları diyorum. Sen de diyeceksin emin ol. O yüzden doya doya yaşa bebeğini. Hayırlı olsun anneliğin. Güle güle büyüt. Bu günleri güle güle yaşa…

… Derdim…

Çünkü tam da böyle yaşadım lohusalığımı. Ağladım, güldüm, yoruldum, Deniz’in yaptıklarına şaşırdım, çok zormuş dedim, çok güzelmiş dedim, günler geçmiyor dedim, ne de çabuk büyüyor dedim. Yani her duyguyu uçlarda yaşadım bu 40 günde. Ve biliyor musunuz o 40 günde her gün ama her gün Deniz’i sanki biraz daha sevdim…

Gülçin

8 yorum

  1. Harika bir yazı… her cümlesinde kendimi buldum keşke 8 ay önce bu gibi yazı okusaydım… siz çok yaşayın..

  2. Harika bir yazı olmuş Gülçin hanim 4 ay önce anne olmuş ve bu 40 gün olayını dibine kadar yaşamış biri olarak işte yaşadiklarim diye diye okudum :) sağlıkla mutlulukla büyütün bebeginizi sevgiler.

  3. Harika bir yazı olmuş deniz hanim, bende 4 ay önce anne olmuş biri olarak 40 olayını dibine kadar yaşadım ve yazınızı okurken işte bende boyleydim diye diye okudum yazınızı :) sağlıkla mutlulukla büyütün bebeginizi sevgiler.

  4. Şu an 2. bebeğim 32 günlük. 5 hafta erken doğması dışında herşey çok güzel gidiyor. Amma velakin ilki (27 aylık) sizin anlattıklarınız ve fazlasıydı. Meme ucumun olmaması ve silikon uç kullanmam bahsettiğiniz tarif edilrmez acıların 3 ay kadar sürmesine neden olmuştu. Her söylenene alınıyor buluttan nem kapıyordum. Boşaltamadığım memelerim beni sinir küpüne döndürmüştü. Emzirmek doğurmaktan çook daha zor bir süreçti. Resmen sudan çıkmış balık gibiydim. İki bebeğime de tek başıma bakmak zorunda kalsam da ikincide ilki kadar yorulmuyorum. Gerçekten bilmemenin maliyeti çok fazla. Keşke ben buna benzer bir yazıyı ilk hamilelğimden önce okusaydım. Keşke cicibicili kıyafetlerden, aylarca sonra kullanacağı oda takımından evvel bir süt pompası alsaydım. Bu yazıyı okuyan hamileler çok şanslı. Bebeğinizi güle güle büyütün. Sevgiler

    • Hanife gözünüz aydın. Sen de güle güle büyüt. Ah 32 günlük mis gibidir o şimdi.
      Çok haklısın bilmemenin maliyeti yüksekmiş. Ve her şey doğumdan sonra başlıyormuş. Öğrendik. Demek sen de yalnız bakıyorsun. Kaderdaşız desene. Sevgiler buralardan

    • hayırlı olsun hanife, ben de ikinciye hamileyim ve doğduğunda ilki 26 aylık olacak. biri 26 aylık biri yeni doğan iki bebeğin bakımı şimdiye kadar nasıl gidiyor? tecrübelerini çok merak ediyorum