13 Yorum

Uçsuz Bucaksız

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Büyük oğlumun okulunda bir seminere katıldım birkaç hafta önce. Konuşmacı yetişkinlere bir zeka sorusu yöneltti ve süre verdi. Fakat kimsenin çözebilmesini beklemediğini, bunu düşünme becerileri üzerine anlatacağı konu için yaptırdığını da ekledi.

Çözmem sadece birkaç dakika sürdü. Konuşmacı daha önce çözebilen veli çıkmadığını söylediğindeyse gururum arttı. 32 yaşındayım, “evet zeki bir insanım” diyebildim. O da yine nihayet bilirkişi onayından sonra.

O günden beri aklımda bunlar var. Zeka üzerine okuyorum ve kafa yoruyorum. Belki şimdi zamanı olduğu için, karşıma ilham verici örnekler çıkıyor. Brigitte Labbe söyleşisinin tamamını çok beğenmemin yanısıra 37 yaşında yazmaya başlamış olmasını ayrıca cebime koydum.

IMAG6622-01

Anne olmak insanın kafasına sert bir darbe almasına benziyor bazen. Instagram’da okuduğum kitapları paylaştığımda “ben ne zaman vakit bulabileceğim” diye soran anneler oluyor. Onları öyle iyi anlıyorum ki… Çocuklarımın bebekliklerinin en yoğun olduğu ilk üç yıl boyunca kendimi hamstera benzetiyordum. Koşuyordum ama bir yere gittiğim yoktu. Hayatım yedir, yatır, temizle gibi eylemlerden ibaretti. Ve bu sonsuza dek sürecek gibiydi.

Nihayet öğretmenliğe karar verip yolum diplomayla kesişince, dünya kısa bir an için başıma yıkıldı. Eğitim çok yoğundu ve herkes çok zekiydi, bense hiç değildim. Çocuklar, okul, iş, güç ve derken hazırlamam gereken ödevler, okumam gerekenler hepsi üzerime yığıldı ve kendimi çok kötü ve çok yetersiz hissettim. O kadar zorlandım ki…

Fakat ilk defa gerçekten olumlu pekiştiren bir eğitim ortamındaydım ve bu çok iyi geldi. Öğretmenler destekleyici, açıklayıcı ve istekliydi.Ben sadece anneyim,” dediğimde; “bir anne asla sadece bir anne değildir” diyen öğretmenimi hiç unutamam herhalde.

Hayatımdaki kırılma noktası o yoğun günlerdi. Bir sunumdan yeterli not alamadığımda, dönüş yolunda iki saat ağladığım, yeniden denediğim, teşvik eden, çabayı öven insanlar vakit geçirdiğim o günler çok değerliydi. O deneyimle bir tünelden geçtim ve dünyam değişti. Çocuklarıma, öğrencilerime baktıkça ve yeni okumalar yaptıkça zekanın da bize öğretilenden çok farklı bir şey olduğuna inandım.

IMAG7092-01

Düşündüm de; ben nihayet kendimi en zeki hissettiğim zamanlardayım. Hala yol ve yön bulmak benim için zor ama o durağanlığı atıp verimli okumalar yapabildiğim günler geçiriyorum. Hızım, aklımınkine neredeyse yetişiyor. Unutkanlıklarım istediğim kadar azalmadı ama zihnimdeki yoğunluk kıvamında. Eksik yönlerimi mükemmelleştirmekle uğraşmak yerine, kendimle geçinmeyi öğrendim. Yeni bir dil öğrenmenin heyecanına kapıldım. Çocuklar öğreniyor, ben öğreniyorum ve beraber pratik yapıyoruz. İspanyolca epey eğlenceli ama bana iki sene önce yeni bir dil öğrenmekten bahsetseydiniz; “geçti benden” derdim. Sahiden de öyle hissederdim. Oysa şimdi biliyorum ki; yeni başlıyor.

Bu bence hem kültürel bir şey, hem de mutlaka eğitim sistemiyle ilgili. Belki nihayet etrafımda hiç “yapamazsın, yok daha neler, icat çıkarma” diyen kimse olmadığı için, aksine beni çevreleyenler, çok yakınlarım hep destekleyici olduğu için daha iyi bir öğrenciyim. Tıpkı Elif’in de dediği gibi, yazma cesaretini 30larımda, kendimle ilgili birçok anlamda yol kat ettikten sonra değil de, öğretmenlerimin doğru yönlendirmesiyle edinmiş olmak isterdim. Sınıfta resmi hiç panoya asılmamış o kız olarak, koca kadın halimde suluboyaya başlamam da aynı sebepten.

Ve çocuklarıma en çok hissettirmek istediğim duygulardan biri de bu. Uçsuz bucaksız olabilirler ve kafalarına ne koydularsa yapabilirler. Üstelik şimdiden…

13 yorum

  1. Güzel bir zamanda gelen güzel bir yazı olmuş… Tebrik ederim ve en çok da kendim için teşekkür ederim :)

  2. Kendimizi kesfetmemiz hep 30lu yaşlarla ve çocuklardan sonra oluyor nedense. Egitim sistemini suçluyor, bizi kesfeden yonlendiren ogretmenlerimiz olsaydi diyoruz ya; bazen düşünüyorum bizim annelerimiz neredeydi? Bizi yakinen taniyip ilgi alanlarimizi ve becerilerimizi kesfedip bizi neden yonlendirmediler? Biz simdi bu açığı hem kendi kesfimizle kendi hayatimizda kapatmaya çalışıyoruz hem de çocuklarımızda böyle bir boşluk olmasın diye uğraşıyoruz. İşimiz iki kat zor olsa da, kendini hiç kesfedemeden bu dünyadan göçüp gidenleri düşününce şükür. ….

  3. yaziniz bana iyi geldi…kendinizi daha iyi hissetmenize sevindim…aslinda soyle soylemeliyim; sizi cok iyi anladim…
    ogretmenlik egitim surecinizi cok merak ettim…cocuklardan once mi sonra mi basladi, hangi dal gibi detaylari paylasmak ister misiniz? belki bir yazinizda bahsetmissinizdir, bilemedim…
    gorusmek dilegi ve sevgilerimle…

  4. ben zeka sorusunu merak ettim:)

  5. Elif hanim ve siz ve daha nice blogger anne ümit veriyorsunuz

  6. Cok seviyorum sizi Ebrar :)

  7. Birgün ben de böyle hissetmeyi diliyorum amin.

  8. Böyle hissettiğimi fark ettim. Teşekkür ederim yazı için. Yetişkinliğimin tam merkezindeyim en çocuksu merakımla:) Sevgiler

  9. Çevremizin yakıştırmalarını içselleştiriyor ve kendimizi bize söylenen gibi zannediyoruz.
    Hiçbir özel yeteneğim yok derim ben her zaman. Resimlerim de hiç panoya asılmadı:)
    Otuzlu yaşlarımın gelişiyle biraz daha kendimle barışsam da daha gidecek çok yolum var. İlham verdin bana canım Ebrar.

  10. Yazınızı okuyunca, yaşasın yalnız değilmişim dedim :) beni en çok etkileyen cümle “kendimle ilgili birçok anlamda yol kat ettikten sonra değil de, öğretmenlerimin doğru yönlendirmesiyle edinmiş olmak isterdim” oldu, buna aileyi eklemek gerek birde…
    Bende yeteneklerini ve ilgi alanlarını geç ve kendi başına fark eden biriyim ve iş arkadaşlarım hep harcandığımı söyler :( Anne olduktan sonra tüm bunları fark edip, üzerine giderek açığı kapatmaya çalışıyorum üstelik çalışan ikiz annesi olarak ! hiç kolay olmuyor tabii ama mutlu hissediyorum , hele bir eyleme de geçirirsem tam olacak :) .. teşekkürler, sevgiler

  11. her yazının altına da bu yazılmaz ki ama…siz hep yazın ….bol bol yazın:) ben de 40 lara yaklaştım..çok da geç değil:)

  12. O kadar iyi anlıyorumki sizi
    .orta 3te şimdiki 8. Sınıf.Roman yazmaya başlamıstim.belki bir roman olmazdı hikaye kitabı olurdu.Bilmiyorum ama 30 40 sayfa yazdiktan sonra büyük bir heyecanla Türkçe ögretmenime gösterdim.Büyük bir ciddiyetle eline aldı noktalama isaretlerini düzeltti ve elime verdi.Baka kaldım.Bense acemice en azından afferim demesini bekliyordum.ondan sonra bir satır bile yazmadım.Lisede ufak tefek kompozisyonlarim oldu tabi okul dergisinde çıkan .Çocuklarima yardim ettim yazi calismalarinda yada şiir.ama okadar.içimdeki yazar o küçümseyen bakışlarda öldü.

  13. Ebrar Hanım hikayenizden çok etkilendim. Başarılı bir müfettişken, eşimin işi sebebiyle hayata üstelik de yaban ellerde sıfırdan başlayan ben, minicik bebeğime bakarken ne tükenmişlikler yaşadım…Hayat hikayem aslında daha da karmaşa ama tam 28 yaşından sonra yabancı bir ülkede ne yapabilirim ki diye umutsuzluğa düşmüşken küllerimden yeniden doğmak istedim ve bir master diploması bana güzel kapılar açabilir diye tekrar eğitim hayatına döndüm.Bebekle zor mu zor ama çabalıyorum. Ve şunu hiç unutmadan bu adımları atıyorum ki o da; aile mutluluğu her şeyden önce gelir. Bir şarkı yazdık bebeğimize buradan onu da paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz. Tüm ailelere mutluluk ve güzellik diliyorum.

    https://m.youtube.com/watch?v=uRVoE0oWlrI