10 Yorum

Tüy almayla ilgili çıplak gerçekler

Genetik miraslarım arasında sevdiklerim var, sevmediklerim var. Sevdiklerimin başında, kuaförlerin ‘kaliteli’ olarak tanımladığı saçlarım geliyor. Baba tarafımın bana en büyük genetik hediyelerinden biri geç ağaracak olan saçlarım…

Aslında beyaz saçı severim ben. Anneannemin mesela, pamuk gibiydi saçları ve benim de öyle olacak olsa hiç boyamayabilirim bir yaştan sonra… Kendiliğinden, tümden grileşen saçları da çok seviyorum. Ama işte her beyaz saç güzel bir şekilde beyazlamıyor, o yüzden saçlarımın beyazlamama özelliğinden şikayetçi olduğumu söyleyemem.

Vücudumun saç dışındaki kıl-tüyleri ise sevmediğim genetik miraslarım arasında yer alıyor. Bilmiyorum bu, saçımın ‘kaliteli’ olmasıyla ilintili bir şey mi (nedense ben hep öyle olduğunu düşündüm), ancak kibarca tanımlamak gerekirse ‘sayıca çok ve ısrarcı’ tüylerden mustarip oldum gençliğim boyunca.

Geçmişe göre daha az olmakla birlikte arada hala tıraş bıçağı teknolojisine başvuruyorum. Gillette Venus ile, taaa çocuk sahibi olmadan öncesine dayanan seviyeli bir ilişkimiz vardı. Geçenlerde tanıştığım Gillette Venus Breeze sayesinde bu ilişkimiz ‘güncellenmiş’ oldu.

Breeze1

Evdeki çocuk sayısı arttıkça anne kişisinin kendine ayırdığı zaman da ters orantısal olarak düşüyor. Tuvalete girdiğinde ‘Çişini mi yapacaksın, kakanı mı?’ diye sorguya tutulduğumuz bir hayattan bahsediyoruz. Böyle bir hayatın içinde kişisel bakım konusuna minimum vakit ayırmak tercih ettiğimiz bir şey değil, bir zorunluluk…

İşte Venus Breeze’in en büyük özelliği, tıraş jeline ihtiyaç duymadan kullanabiliyor olmanız. Bıçakların hemen altında ve üstünde jel barlar var; o jel barlar suyla temas edince kayganlaşıyor ve böylece sadece bıçağı ıslatarak kullanabiliyorsunuz. Kıl tüy işlerine minimum vakit ayırmak isteyen benim gibi insanlar için müthiş bir kolaylık. Bunun da ötesinde, o jel barlar adeta pofidik yastık gibi; yumuşacık bir his yayıyor teninizle temas edince… İlk kullandığımda tüyleri kesmediğini düşündüm, o kadar…

Breeze2

Gillette Venus’ün bir de Snap modeli var, mini saplı bir traş bıçağı. Snap’i çantada kolaylıkla taşınabilmesi için üretmiş Gillette. Onun da üzerinde su ile aktive olan nemlendirici şeritler var, dolayısıyla onu da jelsiz kullanabiliyorsunuz. Snap’in de kullanımı kolay olmakla birlikte, Breeze’le gelen başlığın yumuşaklığını daha çok sevdim. Zaten de Venus başlıkları tüm gövdelerle uyumluymuş; yani Breeze’in başlığını Snap’e takıp küçük ama pofidik bıçağınızı yanınıza alabiliyorsunuz.

Venus Breeze’i denerken, ‘Cilt ve Tüy Bilimi’ üzerine bir bilgi dosyası edindim… Özellikle ilgimi çeken birkaç noktaya aşağıda değindim:

  • Koltuk altı tüyleri farklı yönlerde büyüdüğünden her üç yönden de –yukarı, aşağı ve yanlara doğru- tıraş edilmesi gerekirmiş.
  • Eğer hassas bir cildiniz varsa, tıraş sonrası deodorant uygulamadan önce birkaç dakika beklenmeliymiş.
  • Koltuk altı tüyleri, bacak tüylerine göre %50 daha hızlı uzadığından koltuk altınızı, bacaklarınızdan daha sık tıraş etmeniz gerekirmiş .
  • Bikini bölgesini tıraş ederken, bacaklardaki gerginlik etkisini yaratabilmekiçin cildi geriye doğru çekmeliymiş.
  • Bikini bölgesindeki kalın tüyler yeniden çıkarken, cilt yüzeyinin altında kalarak kaşıntılı ve kırmızı kabartılara yol açar ya bazen… Bunu önlemek için, söz konusu bölgeyi, en rahat ettiğiniz yönde, yumuşak hareketlerle, düzenli olarak tıraş etmeliymiş.
  • Yazın havuza veya plaja gideceksiniz, güneşin, tuzun veya klorun yaratacağı tahrişi önlemek için bir gece öncesinden tıraş olmalıymış. Eğer güneşte yandıysanız, tıraştan önce cildinizin iyileşmesini beklemeliymiş.
  • Kışınsa cilt kuruma eğiliminde olacağından cildin pul pul dökülmesinin önüne geçmek için, tıraş sonrası güçlü bir nemlendirici uygulamalıymış.

Bir de Kadınlar-Erkekler karşılaştırması ilgimi çekti: 

Bir kadının kadının bacakları ve koltuk altlarında toplam yaklaşık 78.000 tüy folikülü (tüyleri muhafaza eden kesecikler) bulunurmuş. Folikül sayısı genler tarafından belirlenir, doğumdan sonra yeni folikül oluşmazmış (bu da benim genetik miras tezimi doğruluyor).

Bir kadının alt bacakları ile koltuk altlarındakiler tüylerin sayısı erkeklerin yüz kılları ile hemen hemen aynı sayıda olmasına rağmen kadınların tıraş ettikleri alanın toplamı, erkeklerin tıraş ettikleri alanın toplamının 18 katından daha fazlaymış.

Ayrıca kadınlar, vücutlarının net göremedikleri ya da kolayca ulaşamadıkları yerlerini tıraş etmek zorunda kalıyorlarmış. Kadınların çoğu, duş alırken ya da banyo sırasında, görece ıslak ve kaygan, çoğunlukla loş ortamlarda traş olurken, erkekler, ışıklandırılmış ayna karşısında, lavaboda tıraş olmaktaymış.

Söylesene hayat, bizi neden yoruyorsun?

10 yorum

  1. Yaa sabah sabah guldurdun yine beni=)))

  2. Kim korkar hain kıldan. :)

  3. Çok güldürdün beni Elif ya, bu sen misin yoksa içinden başka bir sen mi çıktı ? Sanki dalga geçiyormuşsun ama bu yazıyı da yazmak zorundaymışsın gibi bir his doğdu içime :)

  4. Yazılarınız çok güzel en basit mevzuları bile o kadar etraflica acikliyorsunuz ki iyi geliyor
    Benim iki buçuk aylık bebeğim var bir haftadır emerken sütü genzine kaçırıyor birkaç defa olunca emmeyi bırakıyor
    Ne yapabilirim

  5. Merhaba bende bu ürünü kullaniyorum.7aylik bir kizim var yakinda ise baslayacagim dahada cok kullanacagim sanirim:) ama benim sorunum tüyler cikarken aşiri derecede kaşınıo ona cözümünüz varmi:)

  6. Elif, bunca detaylı anlatımın içinde eksik kalan bir yer olmuş. Traş yöntemi kılları çoğaltır diyorlar ya. O bir şehir efsanesi. Külliyen yalan :) Bence bunu da eklemelisin.

  7. Tıraş yöntemi tüyleri kesinlikle etkiliyor. Jilet kullandığım zamanlar çok vardı. Ağda kullandığım zamandan beri çok azaldı. Ve tüyler inceldi. Ayrıca jilet sonrası kaşıntı berbat birşey.

  8. Bir reklam bundan daha iyi nasıl yapılabilirdi. Çok güldüm. Kaşıntı olayı şöyle ki sık sık tüyler alınmadığında kaşıntı devreye giriyor. Sık sık alındığında sorun olmuyor.