0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 23. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Zaman, hayatımın hiçbir döneminde bu kadar hızlı akıp gitmemişti. Hep nefes nefeseyim. Bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyorum ve ucu ucuna başarıyorum. Gücüm çok çabuk bitiyor. Bu tempoda bir yerlerde sızıp, uyanıp, tekrar devam etmeye çalışıyorum. Rutinler yetmezmiş gibi angarya işler de ekleniyor. Bazen her şeyi bırakıp ağlıyorum hüngür hüngür. Ama çoğu zaman ‘’Yılmak yok şampiyon!’’ diyerek tam gaz devam ediyorum. Bu kadar iş arasında beni en az yoran faktör Deniz. Sabah evden beraber çıkıyoruz. Kreşe bırakıyorum. Saat 16:00-17:00 arası eve geldiğimizde zaten evi ve oyuncaklarını özlemiş oluyor. Kendi kendine oynuyor. Ardından yemek, yatma hazırlığı derken uyku kısmına geçiyoruz bile. Benimle oyun oynamak istediğinde uygun olmadığımı anlattığımda sıranın ona gelmesini bekliyor. Düşününce içim acıyor. Fakat doğum iznine çıkacağım günün yaklaştığını düşündükçe kendimi vicdan azabının acımasız kollarından sıyırmaya çalışıyorum.

Meşhur varis çorabı alındı. ‘’Varis çorabı nasıl alınır?’’ konulu uzunca bir yazı yazılırmış. Ben sandım ki gideceğim, fiyatını sorup alıp çıkacağım. Yok efendim öyle değilmiş. Ayak bileği, bacak, diz altı, diz üstü, kalça, bel her yerin tek tek ölçüsü alındı. İstediğim model soruldu. Külotlu çorap gibi mi yoksa kasığa kadar mı tercih ederdim? Kasığa kadar tercih ettim. Uygun ölçülerde çorap bulundu. Tek tek denendi. Ama sanmayın ki normal çorap gibi giyiliyor. Eldiven takılıyor, ayağa saten ayaklık geçiriliyor. Ih tıs giyiliyor. Kasığa kadar çıkması sağlanıyor. Çıkarması ayrı dert. Pek çok akrobatik hareket sonucunda çıkarılıyor. Bir de her gün sabun köpüğüyle, ılık suda, elde yıkanması gerekiyor. Tam da bana göre! Bu kadar şeyin arasında bir de varis çorabıyla uğraşmak… Paramızı bayıldık, varis çorabımızı bağrımıza bastık, gözümde bir damla yaşla 45 dakika vakit geçirdiğimiz dükkandan çıktık. Külotlu çoraba kıl olan biri olarak varis çorabını giydiğim ilk gün kaşıntıdan mahvoldum. Sürekli çıkarma isteği ile yanıp tutuştum. Bir de okulda 5 kez tuvalete giren bir insan olarak her seferinde aşağı indir, yukarı çek ile uğraşmanın zevkini ise tarif edemem! Eve gidip çıkarma anını hayal ettikçe kendimden geçişlerim ise ayrı bir konu. Çıkardığımdaki o rahatlık ise paha biçilemez.

Bu kadar arkasından konuştum ama gerçekten faydalı bir icat. Hem bacak sızlamam olmuyor hem bacaklarımda, ayaklarımda ödem olmuyor. Ayak bileklerim, ayaklarım, bacaklarım incecik çıkıyor içinden. Bir yandan da güzel duygular besliyorum kendisine karşı.

1481735122249

Doktor ile ilgili bomba gelişme! Hastanesinden ayrıldı ve muayenehane açtı. Bu duruma biz çok sevindik. Bulunduğu hastanenin hizmetleri yerlerde, aldığı ücretler göklerdeydi. Deniz’ i o hastanede doğurmuştum ve hizmetlerinden hiç memnun kalmamıştım. Bu yeni durumda doğum yapacağım hastaneyi biz seçebileceğiz. Çok mutluyum bu açıdan. Canım doktorcuğumla randevuya heyecanla gittik. Her gidişimiz ayrı bir heyecan ama bu sefer yüzünü görebilecektik. 22.hafta ayrıntılı ultrason haftası. Çevremdeki hamilelerin hepsi bu haftalarda bir perinatoloğa yönlendiriliyorlar ayrıntılı ultrason için. Fakat benim doktorum eğer her şeyin yolunda olduğunu düşünüyorsa kararı gebeye bırakıyor. Ben Deniz’ de de gitmemiştim ayrıntılı ultrasona. Cücüğe de kendisi ayrıntılı olarak bakmaya çalıştı fakat minik kızım doktorun istediği pozisyonda değildi. Tüm dürtmelere rağmen hiç istifini bozmadı. ‘’Git, çikolata ye, 20 dakika yürü, gel.’’ talimatı bende sevinç dalgası yarattı. “Ne kadar yiyeyim? Bir paket?’’ sorusuna ise ‘’Ne bir paketi yahu? Bir lokma yesen yeter.’’ Cevabının hüzün dalgası beni yıldırmadı ve yarım paket çikolatayı bir dakikadan az bir sürede mideye indirdim. Yarım saat dolandım ve tekrar cücüğe baktık. Ayrıntılı olarak baktı ve bir sıkıntı görmediğini söyledi. Cücüğün yüzünü açık ve seçik olarak gördük. Biliyorum ki bu gördüğüm surat ne ise, doğduğunda da aynı olacak. İçim nasıl da kıpır kıpır oldu. Bu arada insanların benim topa benzeyen göbeğime bakıp bakıp ‘’Ay emin misin kız olduğuna? Bu aynı erkek göbeği.’’ yorumundan ötürü doktora tekrar cinsiyetini sordum. Cinsiyeti değişmemiş ve hala kız. Deniz’ de de aynı yorumları alıyordum. Hatta doğuma kadar bir arkadaş ‘’Görürüsün bak erkek doğacak.’’ deyip duruyordu. İnsanlar ilginç! Bir ay sonraki randevuya gelmeden önce yaptırmam gereken testlerin listesini alaraktan, cücüğü görmenin mutluluğu ve bir sonraki buluşma için daha bir ay olmasının verdiği hüzünle oradan ayrıldık. Her şeyden habersiz olan Deniz’imi kreşten aldık. Evet hala söylemedik. Sanırım ben çok endişeleniyorum tepkisinden ve korkuyorum sorularına cevap verememekten. Bu konuyla ilgili araştırma yapıp okumalıyım ve artık ötelememem lazım!

Cücüğün ihtiyaç listesini daha yapmadık fakat hemen hemen her kıyafeti var. Deniz’in giysilerini iki arkadaşın çocuklarının gardırobunu olduğu gibi almak suretiyle temin etmiştik. Benim heves edip aldıklarımla da eklenince hatırı sayılır bir koleksiyona sahipti Deniz. Daha sonra bizim giysiler de olduğu gibi başka bebeklere gitti. Yani bir koleksiyonla 3-4 bebek büyüyebiliyor. Şimdi o giysiler bize geri geliyor. Hem de fazlasıyla. Cücüğümün kıyafet eksiği yok. Sadece yenidoğan döneminde kullanılan her bebeğe özel olan şeyler eksik. Bence bunların başında da ‘’Hastane çıkışı’’ geliyor. Hafta içi bir günüm boştu ve Dinçer’ in annesiyle Eminönü Havuzlu Han’ a gittik. Hastane çıkışı ve birkaç eksik alarak bu ritüeli de gerçekleştirdik. Gitmesem kendimi kötü hissederdim. Bir şeyleri eksik yapmışım gibi. Şimdiden giderek ise daha fazla yorulacağım günlere bırakmayıp aradan çıkarmış oldum.

Bu aralar doğum izni hayalleriyle yaşıyorum. Ücretsiz izinde çok bunaldığım günler olmuştu. ‘’Okula gitmek ne güzel. Kendine bakım yapıyorsun, sosyalleşiyorsun, üretiyorsun, kendine özel zaman ayırabileceğin boş derslerin oluyor.’’ diye bu günleri iple çekiyordum. Okulda çok mutluyum. Ama Deniz ile yeterince zaman geçiremediğim, hamileliğimin harala gürelede geçip gittiğini düşündüğüm ve kitap okumaya hiç zaman ve enerji ayıramadığım için de doğum iznini dört gözle bekliyorum. Yedi hafta sonra okullar tatil olacak ve ben rahatlayacağım. Ama o zamana kadar tam gaz enerjiyle devam. Haftaya yeni uyku maceralarıyla görüşmek üzere.

Sevgiler.