3 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 24. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Üzgünüm. Üzülüyorum. Kalplerin durmasına, bedenlerin sakatlanmasına, psikolojilerin darmaduman olmasına, hayatların kararmasına çok üzülüyorum. İzlememek, dinlememek, bilmemek mümkün değil.. Yürekler kavrulurken “Ben hamileyim. Sıkmayacağım canımı,’’ diyebilir miyim hiç? Kalbim acıyor, içim eziliyor. Düşündükçe hep ağlamak geliyor içimden. Gözlerimi kısıp daha da acısını, ötesini düşünmemeye çalışıyorum. Ama aklımdan çıkmıyor. Belki bir gün patlayan bir bombadan sonra ismim ‘’Şehitlerimiz’’ listesinde olacak. Belki beklenen İstanbul depreminde nefes almaya yer bırakılmayan bina yığınlarının arasında feci şekilde can vereceğim. Belki birisi metrobüs şoförüne sinirlenecek ve şemsiyesiyle girişirken metrobüs benim arabamın üstüne çıkacak. Bu düşüncelerle yaşamak normalimiz oldu. Yaşadığımız ortama bakıyorum ve gittikçe kötüleşse de her şey (gerçekten ‘’her şey’’) sanki bir gün düzelmeye başlayacak bazı şeyler diye içimde bir yerlerde çiçek açmayı bekleyen ağaçlarım var. O ağaçlar bugünlerde çiçek açtı. Dinçer, amca oldu. Beklenenden 2 hafta önce gerçekleşen doğum hepimizde sürpriz etkisi yarattı. Bebeğin annesi doğum öncesi izne ayrılalı bir hafta olmuştu ve önündeki boş 2 hafta ile ilgili planları vardı fakat cücükler beklemiyorlar efendim. Bebeği ve annesini gördüğümde hem Deniz’in doğumuyla ilgili her şeyi hatırladım hem de önümdeki süreci düşündüm. Hormonları tavan yapan bir gebe olarak bu aralar pek duygusalım anlayacağınız. Yeni anne için tüm duyguların en uçlarda yaşanacağı dönem başlıyor. Umarım pozitif duyguların ağır bastığı bir lohusalık geçirir.

Pekiiii benim bu yiyip yiyip doyamama durumum ne olacak? Ben söylemiyorum ama hiçbiriniz de sormuyorsunuz “Gebeşim kaç kilo aldın? Az mı, çok mu? Ne alemdesin?’’ diye. Ama siz de haklısınız. Böyle bir soru gelse moralim bozulup hemen başlayacağım cümleler kurmaya: ‘’Millete ne benim kilomdan? Herkes kendine baksın.’’ filan diye. Kilo konusunda efsane olabilirim sevgili arkadaşlar. Deniz’de hedefim toplam 12 kg almaktı. Hayaller 12 kg, gerçekler 23 kg!! Doktor gebelik süresince “sen ne yapıyorsun da her ay üçer beşer kilo alıyorsun?’’ diye soruyordu her kontrolde. Deniz’ de kendimi süt ve süt ürünlerine bir de cevize vermiştim. Günde 1 L süt içtiğimi ve 10 ceviz yediğimi duyan doktorumun gözleri yuvalarından fırlamıştı. Fakat ben aldığım o 23 kiloyu 2 senenin sonunda verdim. İkinci gebeliğime ilk gebeliğimin kilosunda başladım. Şimdiye kadarsa 13 kg almışım. İlk gebeliğimin bu döneminden 2 kg fazla.

Bakalım kapanışı kaç kg ile yapacağım? Beslenmeme Deniz’ deki kadar dikkat edemiyorum. O zaman her şeyim saatliydi. Şimdi vakit bulabilirsem yiyorum. En hızlı doyuran ve en kolay ulaşılabilen yiyecek türü karbonhidrat olduğu için sık sık yiyorum. Beni şişiren şey işte bu! Zaten bu tür gıdaları yedikçe vücut daha çok istiyor. Bazen canım nasıl puaça-çay istiyor anlatamam! Ağzıma tepe tepe yemek istiyorum. Hele ev poğaçasıysa tepsiyi verin bana! Bunların yanında Dinçer’in getirdiği antin kuntin çikolatalar da tartıdaki sayıları zıplatmış olabilir. Çok kilo alacağımı ve bu kiloları verebileceğimi bildiğimden şımarıyorum. Bakalım doktor kontrolüm nasıl geçecek ve doktorum nasıl bir tepki verecek?

1482503713909

Kakao-susam-tatlı badem yağı karışımını tekrar denedim ve kaşıntı-kızarıklıktan mahvoldum. Maalesef bu karışımla rahatlatamayacağım gerilen derimi. Çatlak için kullandığım jel ise istediğim rahatlamayı sağlamıyor. Var mı önerisi olan?

Bu haftanın bitimiyle beraber ben de okulda nöbet tutmaktan muaf oluyorum sonunda! Nöbet tuttuğum günler çok sıkıntılı geçiyordu benim için. Hem derslerde sürekli ayakta kalmak, hem teneffüslerde ayakta kalmak ekstra yorup bitiriyordu beni. Bir de her teneffüs bir işim mutlaka olduğu için her şey yetiştirmeye çalışıyordum. Bir teneffüs tuvalet seansı, diğer teneffüs süt seansı, diğer teneffüs tekrar tuvalet, diğeri yemek filan derken çook yoğun ve yorucu bir gün olarak geçiyordu. Bitti. Bu arada devlet memurluğunda kural şu: 24 hafta dolana kadar nöbet tutuyorsun. Doğumdan sonra 1 yıl boyunca nöbet tutmuyorsun. Bence bu maddede bir değişiklik yapılmalı ve gebelik başlangıcından itibaren gebeler nöbet tutmaktan muaf sayılmalı. Her okulda müdürler bu konuda farklı davranıyor. Kimisi gebeliğin başından beri nöbet yazmazken kimisi 24 hafta dolana kadar çok disiplinli bir şekilde o nöbetin tutulmasını istiyor. Bu yüzden düşük tehlikesi yaşayan gebeler oluyor. Gebeler ve anneler ile ilgili değişmesi gereken pek çok yasa var. Yurt dışındaki hakları görünce insanın içi acıyor Türkiye’ deki duruma. İleride şartların iyileşeceğini düşünmeye çalışıyorum ama gelişen olaylara bakınca da kadınları sırf doğurganlıkları yüzünden çalışma hayatında istemeyen düşüncelerin çoğaldığını görüyorum. Fakat biz kadınların gücüne inanıyorum ve haklarımızı tüm gücümüzle savunacağımızı biliyorum. “Hak istenmez, alınır” sözüne de sonuna kadar inanıyorum.

Yeni haftada görüşmek üzere. Sevgiyle kalın…

3 yorum

  1. Ahh canııım:) sen gel ben sana tepsi tepsi yaparım birde çay ohh zor ama ne güzel günler ,hamiş olmak çok güzel ne güzel yazmışsın bir an önce yazsada okusak diye bekliyorum inanır mısın 🙂 çok yoruluyosun bir yandanda

    • 😀 teşekkürler.ben de bir an önce yazmak istiyorum fakat pek enerjim kalmıyor.evet çok yoruluyorum ama az kaldı doğum iznime 🙂

  2. merhaba… yine yeniden beni heyecanlandıran sayfalardayım. kızım deniz , ikinci bebek isteme , olduğunda deniz nasıl olur endişeleri ve anlattıklarınızın neredeyse hepsi… 😀 sanırım biraz daha sizi takipte kalmalıyım , çok heyecanlı çok keyifli:D çatlaklar için kantaron yağını önerebilirim size. evet bu durum annede varsa sende de olur diyerek devam eden birsürü cümle ile bıdı bıdı gidiyorrr. annem de çok hatta çok çok çatlak oluşmuş ben de hiç yok kantaron yağından mı yoksa zaten olmıycak mıydı bilemiyorum ama hiç kaşınmadan kokmadan yumuşacık sürdüm durdum 😀 sağlıklı yazılarınızı bekliyorummm