20 Yorum

Çok da şey etmemek lazım

Henüz iki senelik anneydim. Aynı yaşlarda kızı olan bir arkadaşımla birlikte çocuklarımızı oyun grubuna yazdırmak üzere bir anaokuluna gitmiştik. Kurucusu, oldukça tecrübeli bir eğitimciydi. Çocuklar oynasın diye oyun hamuru getirdiler önlerine… Ben daha önce oyun hamuru vermemiştim bebeğime. Ne bileyim, yer yutar, daha erken falan diye düşünmüştüm, daha önce hiç iki yaşında bir çocuğum olmamıştı ki!

Arkadaşım da bebeğine oyun hamuru vermemiş. Amanın bu tecrübeli eğitimci hanım herkesin ortasında bizi yerden yere vurmuştu. İşte biz zamane anneleri böyleymişiz de, nasıl olur da iki yaşındaki çocuğa oyun hamuru vermezmişiz de onun kasları nasıl gelişecekmiş de nasıl çocuk yetiştiriyormuşuz. Bir araba dolusu laf etmişti. Kadın aynı zamanda arkadaşımın annesinin de arkadaşıydı, bir şey diyememiştim ayıp olmasın diye (Şimdiki aklımla yanıtını verirdim: Bana baksana sen, senin ağzını caaaaart diye… Şaka şaka).

Çok gücendiğimi hatırlıyorum. Şimdiki tecrübeli üç çocuklu halim o kadını üslubundan dolayı kınıyor, ama o zamanki tecrübesiz genç anne halim çok kırılmıştı. Nedense aklıma gelir ara ara… Şimdi, Türk filmlerindeki gibi karşısına çıkıp “Bir zamanlar tecrübesiz ama gururlu bir anne vardı…” demek istiyorum. ”Kasları gelişmez dediğin o çocuk şimdi sutopu oynuyor, n’aber?!”

Aradan 8 sene, iki çocuk daha geçti. Derya’nın salonda oynarken çektiğim bir fotoğrafını paylaştım sosyal medyada. Alt metni, çocuk sahibi olmanın verdiği mutluluktu. BaĞzı çok dikkatli (!) sosyal medya tüketicileri, arka plandaki sandığın üzerindeki içki şişelerine odaklanmış, içki içmenin haram olduğundan tut da çocuklu bir evde cam şişe bulundurmanın yanlışlığına kadar, ahlaksız Müslüman ve sorumsuz anne ekseninde zarif (!) uyarılarda bulunmuşlardı bana.

Derya ayaklanmaya başlayınca o şişeler de -daha önceki bebeklerimin büyüme sürecine olduğu gibi- geçici olarak ortalıktan kalktı. Çünkü bebekli bir evde, cam şişeleri bebeğin ulaşabileceği bir yerde bırakmak… bırakılmaz ki… Bunu bilmek için bir çift göz yeterli, annelik dersi vermeye çok da gerek yok.

FullSizeRender (1)

Geçenlerde kargoya gittim, Derya’yı da kattım önüme… Dışarısı çok soğuktu, sıkı giydirmiştim onu. İçerisi de haddinden fazla sıcaktı, içeri almadım bebeği. Dışarıda, pusetinde bekliyor, ben de kapıya dönül duruyorum, gözüm sürekli üzerinde. Derya’nın dışarıda beklediğini gören teyzeler başladılar önce kendi aralarında ama başkalarının duyacağı şekilde söylenmeye ”Cık cık cık, bu havada çocuğu dışarıda bırakmış” sonra da ortaya ”BU ÇOCUK KİMİN?!”

”Benim…” dedim sakin bir şekilde…

– Ne diye dışarıda bırakıyorsun, alsana içeriye?
– İçerisi çok sıcak.
– Dışarısı da çok soğuk.
– Üstü kalın onun.
– Eh, sen bilirsin.

Ben bilirim tabii ya…

Bir insanın, yaşlı da olsa, teyze de olsa, tanımadığı bir insanla böyle kaba ve buyurgan bir şekilde konuşması bile onu ciddiye almamak için yeterli sebep aslında… Ve üçüncü çocukta artık bazı şeyleri gerçekten umursamamayı öğrendim. Ama ilk bebeğimde bu tür çıkışmalar üzüyordu beni… ”Acaba gerçekten yanlış mı yapıyorum? Ya üşürse? Ya oyun hamuru vermedim diye kasları gelişmezse? Allah’ım ne yaptım ben?!”

Yeni annelerin üzerinde çok baskı var. Hoş, eski yeni fark etmez, tüm annelerin üzerinde baskı var. Anne olmak hiç kolay değil… Öte yandan, Freud’un da dediği gibi “Ne yaparsak yapalım, nasıl olsa kötü olacak.” O yüzden çok da şey etmemek lazım.

20 yorum

  1. Çok haklı bir yazı, ben henüz 8 aylık anneyim. Soguk havalarda disari ciktigimizda, yabancilarin ‘ay usumez mi, ustu ince degil mi’ gibi sorularina gicik oluyorum. ‘Emzik aliyor mu, disleri bozuyormus ama cok verme’ ye de ayri bir sinir oluyorum. Sadece tebessum ederek konuyu kapatmaya calisiyorum

  2. Ayyhh evet yaa içim şişmişti, ne güzel geldi bu yazı. Bir çocuğu annesinden daha çok düşünecek, onun iyiliğini daha çok isteyecek kimse var mı? Nereden geliyor yeni anneleri sürekli cık cıklama hastalığı acaba? Herkesin aklı kendinde kalsın lütfen.

  3. Ben sizinle aynı düşünmüyorum Elif,siz doğru yaptığınız yerde yanlış eleştiriye maruz kalmışsınız.ama belki uykusuz dalgın halinizle çocuk dışarda kaldı unuttunuz,olamaz mı ?Allah korusun bazen insanın basireti bağlanır ve dışardan biri uyarmadan farkedemezsin.lisanı münasiple bazı şeyleri sorgulamak iyi bence o çocuğun bitanecik annesi var onun için herşeyi yapar ama sahiplenen teyzeleri de var.

    • Ben de sizinle benzer dusunuyorum, yani şöyle ki evet bizim toplumumuzda heeerrr şeye cok karışılıyor maalesef, bunlar olmasa teyzeler amcalar daha hoşgörülü ve anlayisli olsa yeni anneler daha rahat ederdi. Ama guvenlikle ilgili, veya biraz tehlike arz eden konularda da daha kibar ve tatli bir üslupla sorulmasi ilgilenilmesi gerektigine inanirim…

  4. Bizim milletimizin her konuda fikri vardır ve -sorulmadığı halde- onu beyan etmezse dünya dönmeyecek, insanlık yıkıma falan uğrayacak sanır zaar. Bi dur bi tut içinde vallahi bişi olmayacak..

  5. Meltem hanıma hiiiiiiiç katılmıyorum. Elif Hanım hislerimize tercüman olmuş yine. O her şeyi herkesten çok bilen amcalar, teyzelerin en iyi analizlerinden birini şu yazıda( http://youforgetsoeasy.blogspot.com.tr/2016/10/cocuk-aile-ve-toplum-1-umutun-coraplar.html?m=1) okumuştum. Bu yazının varlığından da yine bu blog sayesinde, taze annelerden Ezgi’nin bir yazısıyla haberdar olmuştum. Sağolun, kaleminize sağlık!

  6. Geçen bu teyzelerden biri, bana ve kocama ” Siz pek havalısınız ama çocuğun giyiminden hiç hoşlanmadım ” dedi. Üstelik bu söylediğini her giyeceğini kendi seçen 3 yaşındaki ” çocuk ” da duydu. Bu kadar sınır aşımının olduğu başka bir coğrafya var mıdır şu koca dünyada? Ben ne mi yaptım? ” Ben de üzerinize vazife olmayan konulara karışmanızdan hiç hoşlanmadım ” deyip döndüm arkamı. Of!

  7. Geçenlerde havanın “soğuk” değıl “serin” olduğu bir günde ben de kargomu almaya gittim.. çocuğu da kalın giydirdim.. daha apartmandan çıkmadan iki komşu şapka takmam için beni uyardı, gülümsedim.
    Yolda giderken bir teyze yolunu değiştirdi bana doğru yöneldi ve bağırmaya başladı “üşüyeceeekk bu çocuğğğkkkk” “şapka taaağğkkk” diye.. zaten kargomu alamamışım sinirim tepemde, döndüm dedim ki; “hasta olunca siz mi bakacaksınız?” Dondu kaldı ne cevap vereceğini bilemedi :)
    Ayrıca; kar kıyamet , rüzgar, fırtına olmadığı sürece şapkaya karşıyım. Derisi nefes alsın!

  8. Sokakta, parkta vs . uyaranı belki bir nebze kabul edebilirim ama hiç tanımadığım bir kadın sadece oturduğu sokaktan pusetle geçerken bana , camdan ” Şışt pışt baaağyan, bebek arabalı bağyan ” diye bağırmak suretiyle ”bebeğin yüzene güneş geliyor” dedi. Ben şok olmuş şekilde ” farkındayım temmuz ayındayız” diyebildim sadece :O

  9. Üç çocuklu bir anne olarak şu son yazdığına sonuna kadar katılıyorum Elif. Sadece yeni annelerin değil butun annelerin üzerinde baskı var. Ben birincide de kulagimin arkasına atiyordum. Meltem hanima kısmen katılıyorum. Her yaptigimiz dogru olmayabilir elestiriye açığız ama yargilamaya acik degiliz. İkisi cok farkli. Bunu zaten söyleyen kişinin ses tonundan anlayabiliyorsunuz ve bu nedenle kimine kızıyor kimini hosgoruyorsunuz. Ikinci bebegimde bir gün şöyle bir sey yaşadım. Bakinarak dikkati dagilmasin uyusun diye gözünü sapkayla kapatıyordum. Teyzenin biri geldi şak diye açtı çocuğun gözünü. Burnuna gelir şapka nefes alamaz bu ne böyle dedi. Her seyin iyisini bilen teyzeler kategorisi boyle bir sey ve yurt dışı tecrübem yok ama söylenen kadarıyla bi Türk analari böyle. Yoksa baskasinin cocuguna yol ortasında böyle elle müdahaleyi yapmaya kim nasil cesaret edebilir?

  10. elif yine güldürdün beni 2017 de de sen çok gül emi :)

  11. İnsanların hadsizliği korkunç derecede yükseliyor!

  12. Ayyy öleceeemmm ne kadarda doğru bir yazi!!bana bu yedi kat yabanci laflari artik fenalik yaratiyor. Sana ne uleeeeeenn diye haykirasim var bazen yok anam teyzesi değilsin, amca dede nene hele hiiiccc değilsin sana mi kaldi benim cocuk büyütme şeklim! Seviliyorsuuuuunnnn eliiifff ❤

  13. Bugün instagram’da 9 aylık oğlum Anka’nın bebek arabasında bir fotoğrafını paylaştım. Çocuğun sadece gözleri görünüyordu, zira ablasını sabah okula götürmek için evden çıkmıştık. Beylikdüzü’nde kar yağıyordu ve hava 0 dereceydi. Bugün yediğim fırçaları yazmıştım fotoğrafın altına:

    “Bak bak bak görüyor musun, sonra da çocuk hasta oldu derler!”
    “Bırakacak komşun da mı yoktu kızım, ne işi var el kadar bebenin bu havada sokakta?”
    “Ayyy çok üşüdü çok”
    “Çıkarmasana evladım çocuğunu bu soğukta, bırakacak kimsen yoksa büyüğünü okula getirmeseydin keşke”?????

    uzar gider…bunlar 15 dakikalık yolda duyduklarımdan hatırladıklarım. Hepsine gülümseyip geçtim, en sonuncusuna ise yüksekten bir patladım sanırım:)

    “pardon? e iyi o zaman, siz bi sosyal hizmetlere haber edin, ben burada bekliyorum, gelip alsınlar çocuğu benden”bu kadar müdahil, bu kadar grift…

    Evet eskiden mahallenin çocuklarıydık. HErkes birbirinin çocuğunu gözetirdi, ama bir kere bile anneme “neden bu çocuğa atlet giydirmiyorsun?” dediklerini hatırlamıyorum. Anneyi hedef alan cümleler kurmazlardı, doğalı buydu çünkü! Soru şöyle sorulurdu: “NEden atlet giymiyor bu yaramaz?” Annemin cevabı da genelde “Ayy sorma, bu cinsler böyle herhalde….” diyerek bir yakınmayla başlayan ve karşılıklı yakınmalarla birbirlerini sağalttıkları, adeta bir rahatlama, terapi seansına dönen konuşmanın sonunda, diğer teyze size dönüp “anneni üzme de giy atletini oldu mu evladım” der ve konu kapanırdı.

    Lakin şimdi öyle değil..üstelik bunu sadece parktaki, sokaktaki teyzeler yapmıyor. gayet bilinçli anneler de yapıyor bunu…nereden biliyoruz? Şöyle diyeyim:

    anne sütü vs mama
    normal doğum vs sezaryen
    beslenme şekilleri
    kaliteli (!?) zaman geçirme

    onlarcası…ve hepsi, kendimizi biraz daha yetersiz, eksik hissetmemize vesile oluyor. yapmayın canım anneler, yapmayın, etmeyin:)

    her çocuğun annesi biriciktir. ve evet, gerçekten de “çok da şe’etmemek lazım”..

    Sevgiler,

  14. Kayınpederimle bi dialoğumuz :
    O:çocuk emiyo mu
    Ben:evet
    O:doyuyo mu
    Ben:??yani?!?
    O:yani sütün yetiyo mu
    Ben

    İçimden:yok yetmiyo da çocuğu aç bırakıyorum..sana ne yetmiyosa sen mi emzircen !?!

  15. Benzer olayları çok defa yaşadım. Ama eğlenceli yazınızla yalnız olmadığımı bilmek bana iyi geldi:))

  16. Geçenlerde kızımı hasta olduğu için doktora götürüyordum ve hava da yağmurluydu. Durakta bekleyen amcayla açılışı yaptık ‘ne çıkardın bu havada çocuğu?” İçimden bi la havle geçti. Evet tabi ki çocuğu doktora götürdüğümü bilemez ama zaten nereye götürdüğüm de onu hiç ilgilendirmez. Sokaktaki vatandaş her nedense bi anneye güvenmiyor. Sanki o kırk kat yabancıyken benim çocuğum için neyin iyi olduğunu biliyor da ben annesi olarak ne yapmam gerektiğini bilmiyorumHa bi de amcayla bitse iyi. Otobüste yakın civardaki teyzeler de yine beni her konuda aydınlatmaya(!) devam ettiler.Gerçekten bıkkınlık veriyorlar ve bir gün sabrım taşacak ağzıma geleni söyleyip bırakıcam.

  17. Ben de sırf bizim oralar küçük yer de ondan herkes böyle pervasiz sanırdım. Meğer çokları da aynı şeyleri yasıyormuş. Valla hem üzüldüm hem de yalnız olmadığımı görüp sevindim. Böyle karışan türün dışında bir de tanımadığı insanların bebeğini öpüp elleme hakkı görenler var kendilerinde. Geçen bir AVM çalışanı bağyan babasının kucağındakı 7 aylik bebeğimi öpme cüreti gösterebildi yaaaa…Oyuncak değil kardeşim o da bir birey bir insan!!!

  18. Nevrozlu birine de ben çattım. Eylül ayında sıcak olmayan bir günde 4 durak mesafe için trafiği çekmemek için metrobüsle misafirlikten evime dönüyorum. Yoğun olmayan saati özellikle seçmiş durumdayım. Bebeğim 1 yaşındaydı boba kanguruda koynumda uyuyor. Çocuk sadece zıbınla duruyor aramızda da müslin bez var.Başlığını da kapatmış durumdayım ki kafası düşmesin ve cam kenarında olduğumuzdan ışık gözüne girmesin diye. 40lı yaşlarında bir kadın aç onun kafasını bunalmıştır o diye müdahale etti. Açarsam başı düşer ve şu an uyuyor ve keyfi yerinde dedim. Terledi bunaldı çocuk koymuşsun oraya diye söylenmeye başladı. Tepem attı annesi benim hanımefendi bir karışmayın ya dedim. Yol boyunca içinden mır mır söylendi dikkate almadım hasta ruhlu herhalde diye. İneceğim durağa geldiğimde ayağa kalktım arkamdan GERİZEKALI deyip cık cık yaptı. Sinirimden bağırarak sen kimsin annesi benim bunun ne haddine karışmak senin terbiyesiz diye konuştum. Bana demesin mi sen bu çocuğun KATİLİSİN ÖLDÜRÜYORSUN çocuğu pişti o çocuk katilsin ana olmuşsun diye. Artık sinirimden ağlamaya başladım insanlar da ona kızdı falan indim metrobüsten. Hayatımda beddua eden biri değilim daha böyle herkesin yaşadığı gibi laf atanların olduğu durumlar da yaşadım ama bu kadın bir başkaydı. Aklıma geldikçe lanet okuyorum ona.

  19. “İnsan insanın kurdu” lafını internet annelerinin yaşadıklarını görünce daha iyi anlıyorum. Sözde annelere destek olmak için kurulmuş bir Facebook grubunda Türkiyeli iki dağ tepe gezmiş ama uysallaşamamış “uzman”ın annelere akıllarına göre kabadayılık tasladığını gözlerimle gördüm. Muhtemelen kendi alanında ama sadece ve sadece kendi alanında çok okumuş bu uzmanlardan birinin New York’tan, İstanbul’da bebeğini bırakıp çalışmak zorunda kalan genç bir anneye kilometreler ötesinden bağırabildiğini gördüm, ve annenin tek yaptığı televizyonun zararlarını anlatan bir yazının üstüne “çalışıyorum, çocuğum\bebeğim evdeyken 1-2 saat reklamsız çocuk kanalına maruz kalıyor, çok bayılmıyorum ama yapacak bir şey yok, siz de aynı durumdaysanız çocuğunuza bu reklamsız çocuk kanalını izletebilirsiniz” minvalinde bir yorum yapmaktı ve aldığı cevap “ÖFFFF YA DEDİK TV ZARARLI DİYE GERİZEKALI ANLAMIYO MUSUN BU KANAL ŞU KANAL FARKETMEZ ZARARLI ÇOCUĞUN KESİNLİKLE OTİSTİK OLACAK VE ÖLECEK ANLIYOR MUSUN” (abarttım evet ama üslup kesinlikle aynıydı) minvalinde iğrenç bir cevaptı ve ben o gün Türkiye’deki anne blogu camiasının “bilimsel” isimleri hakkında çok şey öğrendim, ileride kendilerinin bilgilerine de başvurmayı düşünmüyorum, Allah’a şükür İngilizcem var, bana insan muamelesi yapacak bir kaynak elbet bulurum, blogger camiasında da İngilizcesi iyi olan kesimin diğer kesime yardımcı olarak bu iki iğrenç diktatör özentisinin kendilerini tekel hissetmesini yıkacağını düşünüyorum, lütfen siz de iki dakika araştırmayla bulabileceğiniz bilgileri ukala bir üslupla size yıkan ve sizi yetersiz hissettiren bu insanların müritleri olmayınız.

    Bu arada ben anne değilim ama çocuğunuza asla vermeyeceğiniz kalitesizlikte gıdalarla, asla izletmeyeceğiniz şovların başında, yarı televizyon yarı internet yarı kitaplarla büyümüş bir çocuğum ve annemin beni böyle büyütmek istemediğini biliyorum ama o da çaresiz durumdaydı ve çalışmaktan başka seçeneği yoktu, şu an egoist kişiler yüzünden çocuğuna yetemediğini düşünen (uzman, blogger, instagram annesi, sokaktaki teyze vb.) birçok anne gibi.