2 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 28. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Evet, çok güzeldi. Bir hafta raporlu bir insan olarak evde olmak ve bu sırada Deniz’ in okulda olması muhteşemdi. Öncelikle dinlendim. Kalça ağrılarım çok azaldı. Evle ilgili yapılması gereken rutin işleri yetiştirme derdim olmadı. Deniz okuldan geldiğinde kendimi mutfağa atmak yerine, gün içerisinde planladığım etkinlikleri yaptık. Güldük, eğlendik, espriler, şakalar… Nasıl anlayışlı, sakin ve ponçiş bir anne olduğumu anlatamam! Yogaya daha fazla zaman ayırdım. Bol bol kitap okudum, uyudum. Arkadaşlarımızla görüşmeye vakit bulabildik. Ay ne kadar güzel geçmiş bu bir hafta. Ama sayılı gün tabii ki çabuk geçti. Bu bir haftanın ilk günlerinde birazcık vicdan azabı çektim. “Öğrencilerim bensiz kaldılaaar. Ay ben onları çok özlediiiim. Doğum izninde okulumu çok özleyeceğiiiim’’ gibisinden düşünceler içindeyken günler ilerledikçe mevcut durum pek bir hoşuma gitti. Okula ilk gittiğim gün de hem öğrenciler hem ben sevgi doluyduk. Birbirimizi çok özlemiştik. 8.sınıf çalışkan öğrencilerden birisi dedi ki ‘’hocam sizi çok özledik. Dershanede Pisagor Bağıntısı’na geçtik ama çok iyi anlamadım. Sizi dört gözle bekledik. Ama boş derse de ihtiyacımız varmış. Çok güzel oldu.’’ Duygular karşılıklı yavrum evladım.

Artık son trimesterdayım. Balayı dönemi bitti. Artık vücudun ağırlaştığı ve her şeyin kalitesizleştiği döneme girdim. Bir arkadaşım, daha önce üç anne ve bebeğin kullandığı bir emzirme yastığı vermişti. Almanya’dan gelme. Değişik bir yastık. Hamileyken bacaklarının arasına sıkıştırıp hem beline hem göbeğine destek yapabileceğin bir forma giriyor. Emzirirken kullanabiliyorsun. Bebek oturmaya başladığında da destekleyici olarak kullanılıyor. İşte artık o yastık yatağımızda Dinçer ile aramızda. Bebeğin dolaşımı için sol yan pozisyonda yatılması gerektiği için sol yan ile başlayan yatış macerası, sabah ‘çürümüş sol taraf’ vakası ile son buluyor. Omzum, kalçam, bacaklarım pek çok darp almışım gibi ağrıyarak kalkıyorum yataktan. Bir de gece uyanıp kendimi sırtüstü pozisyonda bulursam eğer ‘Eyvah! Acaba ne kadar süredir bu şekilde yatıyorum? Cücüğe az oksijen mi gitti? Vah vah vah!Tüh tüh tüh!’ ler eşliğinde sola dönüyorum. Bol uyumalı-uyanmalı geceler geçiriyorum. Tabii bol rüyalı. İlgili haftamla ilgili gebelik bilgilerinde bu hafta şöyle bir cümle okudum: Çoğu gebe kadına benziyorsanız sizin de son derece canlı hatta tuhaf bir gece hayatınız vardır. Efendim rüyalardan bahsediyor. Dramatik, korkunç, entrikalı, tuhaf, çılgın, saçma ve hatta erotik rüyalar gördüğüm doğrudur. O yüzden geceleri bende eğlence var. Normalde de çok rüya gören ve bunları hatırlayan bir insan olarak gece boyu gördüğüm rüyaların haddi hesabı yok!

Yine okuduğum bilgilerden biri: “Memeleriniz gebeliğiniz süresince değişmeye devam eder. Çok sayıda kadın, memesinin, meme uçlarını çevreleyen koyu renkli kısmı olan areolanın da değiştiğini görür. İlk üç ayda areolanız büyük ihtimalle kararmıştır.’’ Evet arkadaşım tam da dediğin gibi memelerim hem hacim olarak hem görünüş olarak bir hayli değişti. Areolanın renginin değişmesinin nedenini ise Mehmet Öz çok güzel açıklamış: ‘”Yenidoğanlar, ağızlarının hedefi bulabilmesi için yüksek oranlı zıtlıklara ihtiyaç duyarlar. Daha koyu renk, belirgin meme uçları havaalanındaki pist ışıkları gibidir; küçüğü vazgeçilmez gıda kaynağına yöneltir.’’ İlginç değil mi?

1484828222041

Aile Sağlığı Merkezi’nden hemşire aradı ve gebelik takibi için sorular sordu.

-İkili test yapıldı mı?

Evet.

-Üçlü test yapıldı mı?

Hayır.

-Ayrıntılı ultrason yaptırdınız mı?

Hayır.

-Tetanoz aşısını en son ne zaman yaptırdınız?

Bundan en az beş yıl önce. Kadın doğum doktorum ilk gebeliğimde de gerek görmemişti, bunda da gerek görmedi.

-Şeker yüklemesi yapıldı mı?

Hayır.

-Demir, vitamin ya da buna benzer takviyeler alıyor musunuz?

Sadece vitamin takviyesi alıyorum. Doktorum istersem onu da kesebileceğimi söyledi.

Hemşirenin sorularına cevap verdikçe ne kadar standart dışı bir doktorum olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Hemşireyle ‘hayır’ cevaplarımın gerekçelerini ve ileride olabilecek şeylerle ilgili konuştuğumuzda ise vardığımız sonuç: Benim ikinci gebeliğim olduğu için doktorumun geçmiş gebelik tecrübemden ötürü bazı testleri yapmaya gerek görmemiştir. Her gebelik kendine özgü ve farklı yaklaşım gerektirir. Her doktorun yetiştiği ekol farklıdır. Benim doktorum hep şunu söyler: “Adem ile Havva’nın bir kadın doğum doktoru yoktu. Kadınlar milyonlarca yıldır doğuruyor. İşin doğası doğal doğum zaten. Biz kadın doğumcular, bir terslik olduğunda müdahale etmek için varız.” İyi ki varsın sevgili doktorcuğum. Bana güven veriyorsun.

Bu arada bu satırları yazarken lapa lapa kar yağıyor ve kar tatilinin ilk günündeyiz. Ben öğretmen olarak İstanbul Valisi’nin Twitter hesabını sürekli kontrol edip beklenen haberi görünce mutlu olanlar dilimindeyim. Haftaya görüşmek üzere

2 yorum

  1. Acaba doktorumuz aynı mı diye düşündüm:) İkili test yapıldı, 21. hafta da geçti üçlü ve ayrıntılı ultrason yapılmadı. Yapılmayacak gibi de görünüyor. 24. haftada şeker yüklemesi yapacağız dedi yalnız. Benim ilk hamileliğim ama doktor da pek rahat. Unuttu mu diye düşündüm, adamın işine karışmak istemedim. Kafam çok karıştı.

    ASM’nin benin hamile olduğumdan haberi bile olmayabilir. Çok başarılı bir sistem yapmışlar, bana bir aile hekimi atamadılar vaktiyle. Ben de inat ettim, hiçbirisine kayıt olmadım. Bakalım ne olacak:)

  2. Merhaba Ezgi,

    Gebelik günlüklerini gözden geçirirken farkettiğim bir şey oldu. 25. haftada kızın Deniz ile konuşuren şöyle bir diyalog geçmiş aranızda;

    “’Denizciğim bizim de evimizde bir bebek olsun mu?’’ sorusuna Deniz’ in cevabı ‘’Deniz ve Barış diye iki bebek olsun.’’ oldu. ‘’Aman kızım, ağzından yel alsın. Bir adet yeterli.’’ cevabını içimden yüzüne karşı söyledikten sonra ‘’Bir tane olsun. Peki ismi Pelin mi olsun yoksa Güneş mi?’’ sorusuna ‘’O zaman Deniz bebek olsun.’’ ”

    Tamamen uzaktan, sadece yazılanlardan yaptığım çıkarım olduğu için dikkat ederek yazmaya çalışıyorum, asla kaygı yaratmak gibi bir amacım yok. Deniz, “o da Deniz, olsun, bir tane daha Deniz olsun, Deniz mutlaka olsun.” vurgusunu bir sonraki aşamada ne olacağını bilmediğinden – yani bebek geldiğinde- kendi varlığı ile ilgili kafa karışıklığından dolayı dillendiriyor olabilir mi? “Bak ben de buradayım, Deniz bebek de burada” gibi.

    Ebeveynler olarak eminim ki bu konu da çok endişe edilen bir konu. Çocukların bilinmezliğin verdiği durumla alakalı olarak kardeş konusu hakkında kurguları başka olabiliyor. Böyle bir ihtiyacı belki olabilir diye yazmak istedim. Ki, siz ebeveynler olarak bunu varsa zaten anlamışsınızdır, ben sadece dikkat çekmek istediğim için yazdım.

    Dilerim keyifli günler olur,
    Sevgilerimle