10 Yorum

40 bin bakımı

Derya’yı doğuralı 6 hafta ya olmuştu, ya olmamıştı. Lohusalığın literatüre göre sona erdiği, ancak duygusal olarak tam gaz devam ettiği dönemdi yani… “Eh, artık yavaş yavaş kilo versen iyi olur” demişti sevgilim bana… “Ağır ol, molla desinler!” demiştim ben de…

Bence bir annenin doğum sonrası kilo verişi ile ilgili konuşmaması gereken insanların başında, hayatında hiç doğum yapmamış ve yapmayacak olan erkekler, o annenin o an nasıl bir ruh hali içinde olduğunu bilmeyenler ve bunu anlayamayacak olanlar, kısacası herkes geliyor. Aceleniz ne yahu?!

Pamela Druckerman, Bringing up Bebe‘de, Fransız kadınların, doğumu takip eden üç ayda nasıl da formlarına döndüklerini, bunu yapmamanın oldukça ters karşılandığını anlatıyordu. Hoş, zaten gebelik sırasında tam da almaları gereken kadar kilo aldıkları için bunu yapmaları kolay oluyormuş ancak hem kadınlar, hem de toplum buna çok önem veriyor ve talep ediyormuş.

Eh, biz Fransız değiliz, Fransa’da da yaşamıyoruz diyerek ben kendimi zora sokmadım. Özellikle son 6 aydır benim için kilo vermekten çok daha önemli bir konu vardı: UYUYABİLMEK.

Taa ki geçen hafta üzerimi giyinirken aynada karnımı görene kadar… Daha doğrusu karnımın içindeki yağ dokusunun aynadaki yansımasını… “Yoooo” dedim, “bu kadar da değil!”

Screen Shot 2017-01-24 at 9.38.32 AM

Benim hayatımdaki değişimler hep böyle bir an ile başlar, ki zaten değişimin kendisi böyle bir şey aslında… Yani öyle uzun uzun hazırlanarak, düşünerek, etraftan başkalarının söylemesiyle olacak şeyler değil bunlar. İçinden gelecek; benim de geçen hafta geldi işte…

Kimi insan uyuyamadığı zamanlarda yemeden içmeden kesilir; avurtları çöker, ne bileyim zayıflar, kilo verir falan. Ben onlardan değilim. Gözlerimin etrafı iskeletor gibi içe çökse, panda gibi kararsa da çok şükür yediklerim yaramaya devam ediyor, hem de fazlasıyla… Nasılsa zamanı gelince kilo vereceğim diyerek dikkatli beslenmeyi bir öncelik yapmadım son zamanlarda… “Uyuyamıyoruz, bari yiyelim!”

Derin’i doğurduktan sonra diyetisyenim kuzenim canım Yasemin’e -yine- kilo vermeye gittiğimde hayatımda ilk kez karnımın çıktığından bahsetmiştim. “Eh, artık 35 yaşındasın canımcım, bu yaştan sonra karın olur ve spor yapmazsan biraz zor kurtulursun” demişti bana… Şimdi onun üzerine bir çocuk ve 5 sene daha koyarsak geldiğim noktayı biraz daha net anlatabilirim.

Artık yediklerim daha da bir yarıyor. Daha doğrusu üzerime yapışıyor. Sadece üzerime değil, içime de yapışıyor sanki. Boğazıma, iç organlarıma… Uykusuzluğun verdiği boşvermişlikle kendimi teslim ettiğim ölçüsüz porsiyonlar beni ele geçirmiş gibi hissetmeye başladım. Sanki içim kirlendi, ıyk. Temizlenmem lazım. Öyle detoks karışımları, bitki suları falan içebilen bir insan da değilim. Tek ihtiyacım, ölçülü, dengeli beslenmek. Bu da yine aynı kürkçü dükkanına dönmem anlamına geliyor: Yasemin.

Aylardır şikayetlendiğim sırt ağrılarım, son zamanlarda aldığım bir tür omega takviyesinin de yardımıyla olsa gerek, bana sonunda nefes aldırmaya başladı. Ancak uzun oturduğum/yattığım zamanlardaki bel ağrılarım, yerden bir şey almak için eğildikten sonra kalkarken zorlanmam, çabuk yorulmam… Bunlar bence 40 yaşa ait değil, olmamalı… Adrenal yorgunluk belki, ama 40 yaş değil. Nereden baksan en az bir 10, hatta 20 senesi daha olmalı bu şikayetlerin. 40 yaş -tamam üç çocuk- ama yaşlı hissetmek için çok erken. İstemiyorum. Dinç hissetmek istiyorum.

Ferhan bu girişimimi “40 bin bakımı” olarak adlandırdı. Nasıl arabalar her on binde bakıma girer, eh, ben de 40 yaşında bir elden geçeceğim işte… Amacım 36 bedene dönmek değil, ki -eğri oturup doğru konuşalım- artık sanırım mümkün de değil. Yarın Yasemin’le randevum var, bakalım o söyleyecek artık benim olmam gereken/olabileceğim ideal kiloyu. Fakat içimden bir ses 55’in çoktaaan geride kaldığını söylüyor (Halbuki çok değil, 6 sene önce 54.7’ymişim, ühü…). Olsun varsın, ben “Belki bir gün yeniden giyerim” dediğim giysilerimle vedalaşmaya hazırım. 40 yaşındaysam eğer, haddimi de bilirim icabında… Ama iyi hissetmek istiyorum. Artık zamanı geldi.

Bugün, kendimi daha iyi hissetmeye ve bunun için adım atmaya hazır olduğuma karar verdim. #40binbakimi

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Yarın itibarıyla #40binbakımı’na giriyorum. Bunu, kısa süreli bir kilo verme macerasından çok, Yasemin’in dediği gibi kaliteli beslenmek, porsiyon ayarı yapabilmek, sağlıklı olmak, ideal kiloda KALMAK için yapıyorum. Çikolatalarla, tatlılara, makarnalarla eğlendik bitti, artık önümüze bakalım. Ve önümde ne kadar olduğunu bilemesem de, arkamda bıraktığım 40 sene, bundan sonra iyi hissetmemek için çok çok az.

10 yorum

  1. Ben de benzer bir aydinlanmayla gectigimiz ay bir profesyonel yardimiyla kendimi bakima aldim. Destekliyorum Elif’cigim, umarim en kisa zamanda daha saglikli ve dinc hissedecegiz 🙂

  2. 2017 yılı başlayana kadar yaşıyla dalga geçen bir insandım 🙂 2017 1 Ocak’ta kendimi göz çevresi kremi ararken buldum 😛 40 (yazı ile kırk) fenaymış onu anladım 🙂 🙂

  3. Selam;hiç çocuk yapmamış vs geçen sene evlenmiş bir hatun olarak destek atmak istedim. Bu bel ve hatta çeşit çeşit vücut ağrılarımın ve göbeklenmenin çocuktan ziyade kötü beslenme ve hareketsizlikle çook ilgisi var. İşlenmemiş kötü karbonhidratlar vücut ağrılarını tetikleyebiliyor tarafımca tecrübe edildi.ve kesinlikle spor şart haftada 1gun de olsa plates ya da ağırlık vs ile kas güçlendirme.kaldı ki başarısız bir tüp bebe tedavisinden kalan artı bir gereksiz göbek olayım da eklendi geçen ay. Düşükle biten hamilelikle yiyecekte coştum ama geri duzene döneceğim.bi de böyle 40da ağrılarla doğurmaya çalışanlar var:))) takipçisiyiz blogun(bu arada IVF anılarımı yazmak istiyorummmmm)

  4. Ben de istiyorum o aydınlanmadan!

    40’a 5 ay kala gözlerimin altını ve beyazlayan saçları değiştiremesem de göbek ve yağlardan kurtulmak istiyorum. Lütfen bizle de paylaş devamını
    Spor bir de, ne yapsak en güzel göbek eritir, bele-sırta iyi gelir?

  5. Bel sırt ağrıları için en iyi çözüm yüzme sporudur. Bizzat uygulayarak deneyimledim. 30 dakika kesintisiz yüzme (stilli olursa daha iyi) ne kilo bırakıyor ne ağrı.

    Sevgiler.

  6. Daha bebeğim 1 haftalikken ukala nefret ettiğim ama görmek zorunda olduğum bi insan bana karninda bi bebek daha var heralde demişti halbuki 54 le hamile kaldim 69 la doguma gittim 60 la ciktim dogumdan ama sezeryandan dolayi karnim sisti baya ay nasıl sinir olmuştum ama hiç gaza gelipte işte dikkat edeyim durumları olmadı bende aşırı tatlıya düştüm şimdi bebito 5 aylik ve artık benimde o yollara girmem lazım sanırım….

  7. Daha bebeğim 1 haftalikken ukala sevmediğim ama görmek zorunda olduğum bi insan karninda bi bebek daha var heralde demişti oysa 54 le hamile kaldim 69 la doguma gittim çıktığımda 60 kiloydum tabi sezeryan olduğu için biraz Şişlik vardı karnimda haliyle ama hiç öyle kilo vereyim durumu olmadı bende 5 aylik oldu bebegm daha hala 60 la 61 arası oynuyorm ama benimde o aşamaya gelmem lazım artık yoksa ipin ucu kacacak

  8. Bel ve sırt ağrılarını küçümsemeyin. Emziren annelerde süt yapımında annenin kalsiyum depoları kullanılıyor. Bu sebeple kemik erimesi başlangıcında ilk omurga boyun gibi yerlerdeki ufak kemikler deforme oluyor. Kemik dansitesi ölçümü yaptırıp gerekiyorsa osteocare gibi bir destek kullababilirsiniz. Eczaciyim, anneyim, takipçinizim. Şimdiden geçmiş olsun. Yazının asıl konusuna gelince ben de aynı durumdayim. Tavsiyelerinizi bekliyorum.

  9. İki saattir telefon elimde, bel çevresi nasıl inceliyor, göbek yaglarindan nasıl kurtulunur diye araştırma yaparken hadi bir de blogcu anneye bakayım dedim, başlıgi görünce de şaşırdım. İyi denk geldi:) 8 buçuk ay önce doğum yaptım ve bel çevremden sikayetciyim. Benim de okuduklarimdan anladigim karbonhidratı azaltmak, protein arttırmak ve Kardiyo egzersizler yapmak. Ha bu arada 11 ocaktan beri squata devam bodytr.com onerebilecegim bir site.

  10. 2013’teki ilk hamileliğimde aldığım 30 (evet evet otuz) kiloyu vermek için 1 yıl uğraştım ve eski kiloma döndüm. Sonra tahmin edin ne oldu 🙂 Tekrar hamile kaldım ve tıpkı bir yoyo gibi verdiğim tüm kiloları 9 ayda tekrar aldım. Doğum yapalı 8 ay oldu ama sanırım artık 38 yaşında olmamın da etkisiyle çok ama çok zor kilo veriyorum 🙁 Ama şu da bir gerçek ki, uykusuzluk tüm vücudun dengesini bozuyor ve kesinlikle kilo vermeyi zorlaştırıyor. Günde ortalama 3 saat (o da kesintisiz değil) uyuyan biri olarak bu süre ne zaman 6-7 saati bulur, ben de o zaman daha rahat kilo veririm diye düşünüyorum. Özetle diyeceğim şu ki, yaşam kalitesi artmadan kilo vermek çok zor ama kilo vermek yaşam kalitesini artırıyor. Zinciri kırmak zorundayız…