0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 29. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Kar tatili kalp ben. Fakat hafta sonu ile birleşip beş gün süren bu tatilde ailecek evde olmamız pek çok cinnet hallerini de beraberinde getirmiş olabilir. Karın lapa lapa yağdığı ilk gün dışarıya çıkarken Deniz’ in kalın giyinmeyi reddetmesi, karda hunharca oynaması ve soğuktan donup ağlayarak eve dönmesiyle daha ilk gün hasta olması, bu kar tatilini tadından yenmez hale getirmiş olabilir. Ayrıca tatil dönüşünde sekiz yazılı yapmam gerektiğinden bu yazılıları hazırlayamama stresi ise beni stres topuna dönüştürmüş olabilir. Perşembe, cuma yazılılarımı yaptım ama bunları bir de okuması var! Neyse aldığım yardımlar sayesinde Deniz benden uzaklaştı bir müddet, ben de okudum. Peki okuyunca iş bitiyor mu? Tabii ki hayır! Haftasonu yine Deniz ile aktiviteler, etkinlikler… Desenize ‘Deniz uyuduktan sonra ne yapıyorsun?’ Sızıyorum.

Bu arada kar tatili dönüşü bizi nasıl bir sürpriz bekliyordu? Suçiçeği salgını! Sınıflardan beşer onar kişi suçiçeği raporu ile geliyordu idareye. Ve bu sayı gittikçe artıyordu. Daha hamileliğimin başında doktorum eğer okulda suçiçeği ya da başka bir salgın olursa hemen rapor alıp okula gitmemem gerektiğini söylemişti. Bir de ben suçiçeği geçirmediğim için durum daha da riskli hale geliyor. Pazartesi gittim aile hekimime, aldım beş günlük raporumu. Bu rapor aynı zamanda dönemi kapattığımın kanıtıdır. Yarı yıl tatili dönüşünde de hemen doğum iznine çıkacağım için resmi olmasa da DOĞUM İZNİM BAŞLADI a dostlar!!!

Bu güzel haberden sonra tekrar yazılı konusuna dönüyorum. Dedim ki ‘’Oh ne güzel! Deniz okula, ben evde yazılı okurum ve e-okul işlerimi hallederim.’’ Ne mümkün! Deniz bir uyandı, yanıyor. Ateş, öksürük, burundan hiç nefes alamıyor. Önce doktor ardından okul yerine eve dönüş. Çocuğun varsa hiçbir şey planladığın gibi gitmiyor işte. Neyse uzun lafın kısası ben yine tüm işlerimi son anda bitirdim. Bu benim tarzım biraz da. Her işi son anda bitirmek. Hastane çantamı, sancılarım başladığında ‘’Artık şu çantayı hazırlayayım bari’’ diyerek 38+5’ i 38+6’ ya bağlayan gece hazırlamıştım. O günün gecesi Deniz doğmuştu.

Gebemizin vücudunda neler oluyor? Cücüğüm kıpır kıpır. Hiç durmuyor! Hep mesaneye tekmeler, yumruklar, bağırsakları dürtmeler. Oflaya poflaya nefes alıyorum. Bir yerden kalkarken hep destek almaya çalışıyorum. Hatta mümkünse kalkmamanın yollarını bulmaya çalışıyorum. Bacaklarımı ayırarak oturma ihtiyacı hissediyorum. Paytak paytak yürüme dönemim başladı. Hele kalça ağrım varsa hepten paytaklıyorum. Yere bir şey düştüğünde bakışıyoruz. Genelde almamayı tercih ediyorum. Geçen gün denedim, ellemediğim ekmek kırıntısı yerde üç gün kaldı. Ben hariç bu durumdan rahatsız olan olmadığı için, ben de ancak üç gün tahammül edebildim. Yediklerim, içtiklerim ağzıma girmeden önce mutlaka göbeğime dökülüyor. Göbüşte sürekli bir leke oluyor.

1485962433280

Deniz’e ise artık inceden söylüyoruz. Ben oyun oynarken aralara sıkıştırıyorum. ‘’Kardeşin olduğunda beraber altını değiştirir miyiz? Çoraplarını sen giydirir misin? Beraber yıkar mıyız?’’ sorularına hep gülerek ve olumlu cevaplar veriyor. Bunun yanında kardeşinin bebek olacağı için isteklerini ağlayarak dile getireceğini, dişleri olmadığı için yemek yiyemeyeceğini ve benim mememden süt içeceğini anlatıyorum. Kardeş=oyun arkadaşı algısı yaratmadan kardeşinin büyüdüğü zaman beraber oyun oynayacaklarını anlatıyorum. Çevremizdeki kardeşleri sayıyoruz. Büyük kardeşler ve bebek kardeşlerle ilgili konuşuyoruz. Şimdilik ılımlı görünüyor. Ama biliyorum ki hiçbir şey konuştuğumuz gibi olmayacak. Zor günler geçireceğiz. Ama hiç değilse göbek yokmuş gibi konuşmuyoruz. Hele bu dev göbek artık göz ardı edilemiyor. Konuşmak, korktuğum kadar zor değilmiş. Deniz’in yerine ben travma geçiriyor gibiyim. Çocuğum benden daha olgun ve daha sakin yaklaşıyor konuya. Her zamanki gibi…

Haftaya tantunilerime kavuşuyorum. Görüşmek üzere.