2 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 32. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Merhaba Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Benim fıtık, yırtık sandığım acı halamın da dediği gibi cücüğün keyfen bir yerlerini karnıma dayamasından kaynaklıymış. Çok acı çekerken birden kesiliverdi ve benim de gözüm açıldı. Meğerse kalça ağrısı, sırtı ağrısı ne güzel bir şeymiş bu acının yanında! Cücüğün hareketlerine bağlı olarak arada bir acıyor ama artık nedenini biliyorum ve biraz dürterek pozisyon değiştirmesine yardımcı oluyorum, rahatlıyorum. Geçenlerde –omuzu mudur, dirseği midir, dizi midir- yuvarlak bir yerlerini göbeğimde tepecik yapmak suretiyle Deniz ve beni hayretler içinde bıraktı. Deniz’im o tepeyi görünce önce tutmaya çalıştı, ardından ‘’Kardeşim ayağını gösterdi.’ dedi. Deniz için bu hareketten sonra artık kardeşi gerçekti. Herkese anlattı. Bu arada Mersin’de olduğumuz süre boyunca kardeşiyle ilgili konuşuldu ve Deniz’de bunun kötü bir yansımasını görmedim. Arada bir göbeğime sarılıp “Kardeşim, canım kardeşim’’ deyip öpüyor. Hatta birinde yemek yedikten sonra yine karnıma yöneldi, “dur anne ellerimi yıkayıp geleyim, kardeşimi seveceğim’’ dedi. Bir gebe için fazla duygusal hareketler bunlar.

Düğünümüz çok güzel geçti. Deniz dayısının peşinden neredeyse hiç ayrılmadı diyebilirim. Dayısının hastası da. Ben de kah oynadım, kah oturdum. Elbisem çok şık, altına giydiğim beyaz spor ayakkabılarım ise pek uyumluydu. Ne yapayım? Rahatlık önceliğim! Düğün boyunca arkamdan “bu gece doğurur bu kız!’’ dedikoduları dönmüş, kulağıma geldi. Cücük de düğün boyunca duyduğu davul, zurna seslerinden ötürü içimde halay çekti. Herkes çok mutluydu. Düğünlerde yıllardır görmediğin insanları da görürsün ya o açıdan da çok güzeldi. Neyse doğurmadan atlattık. Ağabeyim ve eşi bir ömür sağlıklı, mutlu ve huzurlu olurlar umarım.

1487165949350

Deniz ve ben şubat tatili boyunca Mersin’deydik. O Mersin’in yavaşlığında her şeyi doya doya, sindire sindire yaşıyorduk. İstanbul’ un o koşturmacası yoktu. Stres yoktu. ‘’Hadi hadi’’ yoktu. Ama bir şey söyleyeyim mi? İstanbul vazgeçilmez benim için. Yeni atanmış bir öğretmen olarak geldiğim ve öğretmen maaşıyla tek başıma yaşadığım yıllarda bile ‘’Bir an önce küçük bir şehre gideyim.’’ diye düşünmedim. Seviyorum bu şehri.

Mersin’de kaldığım süre boyunca tartıya çıktığım her an ‘’Oooooo yooooo olamaaaaaz!!! Anneeeaaaa bu tartı bugün doğru tartıyor mu?’’ sorusuyla annemi bunalttım. Evet, tartı doğru tartıyordu. Eeeee dün yediğin tantuniler, lahmacunlar, biberli ekmekler….. Doktorum artık iyice gözlerini belertir. Bir de herkes mi aynı şeyi söyler yahu? ‘’Aaaa hiç kilo almamışsın. Sadece göbeğin var. Ne kadar güzel!’’ Onlara minik bir tebessümle karşılık veriyorum. Aynı şey Deniz’de de olmuştu. Aynı yorumları yapan insanlar, Deniz’i doğurduktan sonra geriye kalan içi boş koca göbeğim ve yağlı koca kalçamla ilgili “Ayyy Ezgi sen hep böyle mi kalacaksın? Yalnız iyi büyümüşsün.Yüzün ay parçası, kalçan da Dünya gibi olmuş!’’ yorumlarıyla ağza küreği hakediyorlardı! O insanlar her daim mevcut duruma uygun en kıl cümleleriyle hazır bekliyorlar. Sevimsizler. Hayır siz bir pilates kraliçesi gibi etrafta salınıyorsunuz da ben mi fark edemiyorum o muhteşem fiziğinizi?

Ne ilginç değil mi? Hamileyken insanlara çok şirin, sevimli görünüyorsun. Doğumdan sonra o sevimliliğin kalmıyor. Kocaman göbek, kalça ve memelerinle ortama ağırlık veriyormuşsun gibi hissediyorsun. Ne yapalım? Anne olmak biraz da ortama tüm ağırlığınla çökmeni gerektirir değil mi?

Benden sürekli ‘’offf’’ sesi çıkıyor. Rahmetli babannem gibi her adımımda, her hareketimde of deyip duruyorum. Oturduğum yerden kalkarken Dinçer varsa kesin kaldırtıyorum kendimi. O yoksa o kadar komik oluyor ki kalkma çabalarım. Hele gece uyumak… Başımın altında iki yastık, sola dönüp yarı oturur vaziyette, göbeğimin altından sırtıma kadar hamile yastığı ile gece boyu debeleniyorum. 938 kez uyanıp tekrar uyumaya çalışıyorum. Bu arada yastıklardan dolayı da har har yanan vücudum hepten coşuyor. Gece uyanmalarıma sıcaktan soyunma seansları da eklendi. Bir an önce sabah olmasını dileyerek geçiriyorum geceleri.

Banyodan çıktıktan sonra vücuduma çatlak önleyici jeli sürerken meme ucundan kolostrum çıktığını fark ettim. Gördüğüm anda içim hop etti ama hemen bu konuyla ilgili bilgiler aklıma geldi ve içim rahatladı. Bu bilgiyi sizinle de paylaşıyorum:

Her hamilede görülmemesi sebebiyle, hamilelik sürecinde göğüsten süt gelmesi anne adayları tarafından anormal olarak görülmekte ve panikle karşılamaktadır. Oysa bu sıvının gelme sebebi sadece prolaktin hormonunun fazla salgılanmasıdır. Hamileliğin 8. haftası itibarı ile artış gösteren prolaktin hormonunda amaç bebeğin doğar doğmaz emzirileceği göz önünde bulundurularak memelerin buna hazırlanmasıdır. Meme dokusunun büyümesini de sağlayan bu hormon, halk arasında ağız sütü olarak da bilinen kolostrumun salgılanmasına neden olabilmektedir. Her kadında hamilelik süresince prolaktin hormonu salgılanıyor olsa da, her hamilede kolostrum sıvısı gelmeyebilmektedir. Bazı kadınlarda kolostrum salgılanıp bazılarında salgılanmamasının nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, kolostrum salgılanmasının tamamen normal olduğu ve bu durumla karşılaşıldığında panik yapılmaması gerektiği uzmanlar tarafından söylenmektedir.

Vücudum harıl harıl çalışıyor. Hem yeni bir canlıyı büyütüyor, hem beni hazırlıyor. Gerçekten hayranlık uyandıran bir biçimde ilerliyor her şey.

Veee artık resmi olarak doğum öncesi raporumu da aldım. Rapor olayı da şöyle:

“Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğum öncesi analık izninin başlaması gereken tarihten önce gerçekleşen doğumlarda ise doğum tarihi ile analık izninin başlaması gereken tarih arasındaki süre doğum sonrası analık iznine ilave edilir.’’

Bu arada doğum izni bazı söylentilerden dolayı insanlar tarafından 6 ay gibi biliniyor. ‘’Ooo hadi iyisin. Doğum izni de 6 ay değil mi?’’ diyorlar. Hayır. Değil! Doğum izni öncesi, sonrası toplam sadece 4 ay. Ben 32.haftamı doldurur doldurmaz izne ayrılıyorum. Çünkü doğum sonrası iznimle okullar tatil olmuş oluyor. Seminer döneminde de Deniz ve cücükle okula giderim. Ardından yaz tatili. Yani eylüle bağlıyorum iznimi. İşte öğretmenliğin ballı kaymaklı yönlerinden biriyle karşınızdayım. Deniz’de 37’ye kadar çalışmıştım ve ikinci dönem doğum iznine ayrılmıştım ama 32.haftadan sonra okula gitmek beni çok zorlamıştı. Bu gebeliğim iyi denk geldi de hemen 32’de ayrıldım izne. Çok mutlu oluyorum düşündükçe. Bir yandan çok zamanım varmış gibi geliyor. Yapılacakları düşününce de hiç zamanım yokmuş gibi geliyor ve paniğe kapılıyorum. Geri sayım başladı. Tek çocuklu özgür günlerimin tadını çıkarma zamanı.

Haftaya görüşmek üzere.

 

2 yorum

  1. Merhaba Ezgi,
    Oncelikle kardesinize sonsuz mutluluklar. Burda bahsi gecmisken sormak istedim cunku masallah daha onceki postunuzda ki fotograftan hic catlaginiz yok. Catlak kremi olarak ne kullaniyorsunuz? Sevgiler

    • Teşekkürler 🙂 Evet hiç çatlağım olmadı çok şükür. İlk gebeliğimde sabahları Lierac Çatlak Önleyici Jel, akşamları susam-kakao-badem yağını kendim karıştırarak yaptığım yağ karışımını sürüyordum. Doğumdan sonra Lierac sürmeye devam etmiştim bir müddet. Bu hamileliğimde yağ karışımını süremedim çünkü alerji yaptı. Onun yerine Bella B diye aşırı yağlı, organiğe yakın bir krem kullanıyorum geceleri. Sabahları yine Lierac. Ve bunun yanında da bol bol su içiyorum.Hem içten hem dıştan nemlendiriyorum derimi.