11 Yorum

Mutluluk

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Derdim mutluluk. Böylece yazıp bırakınca garip biliyorum. Ama öyle… Uzun zamanların mücadeleler, koşmalar, yetişememeler, terk etmeler, edilmeler, faturalar, ödemeler, iş stresleri, uykusuzluklar, kolikler, diş çıkarmalarla geçtiği koca ve bana sonsuz gibi görünen bir mevsimin sonunda, sakin düzlüklere vardığım günlerdeyim. Üstelik biliyorum, ben bunu kesinlikle hak ettim.

Sevdiğim işleri yapıyorum, sevdiğim işleri iyi yapıyorum. Ülkemiz şartları ve genel akış düşünüldüğünde bunun çok ciddi bir şans olduğunun farkındayım. Zor elde ettim evet, ama geldiğim noktadan gerçekten mutluyum. Günün sonunda hep çok yorgunum ama sonuçtan mutmain olduğum bir yorgunluk bu ve geri dönüşü geliyor. Haliyle yorgunluğumu dahi seviyorum.

Çocuklarım büyüdüler. Sahiden ve benim bile inanamadığım bir şekilde büyüdüler. Önümde hala çok uzun bir yol olduğunun farkındayım ama sürüş kabiliyetim arttı ve zor günlerin geride kaldığını biliyorum. Sorunlar korkutmuyor, karar almakta daha hızlıyım, aramızdaki ilişkinin artık beni de beslediğini hissediyorum. Anneliğin keyifli günleri… Sohbet ediyoruz, anlıyorlar, sadece almıyor, artık veriyorlar da, bebek bakımı dönemi geride kaldı, birlikte büyüyoruz ve bu çok güzel. Dahası bebek bakımının bile vız geleceğini hissediyorum, en zoru araları on bir ay iki bebekti çünkü.

Hayatı ittirerek, zaman zaman kendime rağmen, zor zamanların üstesinden gelerek, seans için gerekli finansı sağlamakta dahi zorlanarak gittiğim uzun terapiler bir noktaya vardı. Karşılıklı emeklerimize değdi. Hep olacak hayatımda, ama mezuniyetimi kutladığım günler şimdi… Tünelin sonunda minicik bir ışık gördüğüme sevinmekten, ışıl ışıl günlere ulaştım ve nadir karanlıklar da rahatsız etmiyor, onlar da bana ait çünkü. Durup düşünüyorum, sorularımın yanıtlarını çoğu zaman buluyorum, bulamadığımda cevabın zamanla geleceğini biliyorum. Kızgınlıklarım geçti, onay beklentim bitti, kendime sürekli not vermelerim sona erdi, kafamda dönüp duran ve ram yiyen çok pencere kapanıverdi. 

IMG_20170214_113720_328

Yalnızlığımla barıştım. “Evlerin ışıkları birbir yanarken” günlerimi gülümseyerek anıyorum. Kendi evim, kendi ışığım, kendi balkonum en sevdiğim… Yine yalnız hissettiğim oluyor ama bunun bağımsızlıkla aynı pakette geldiğini biliyorum. Memnunum. Dahası bununla barışmak, yalnızlığımın da dönüşmesine sebep oldu. İkili ilişkiler hiç becerebildiğim bir şey değilken, şimdi gözlerimden taşan bir mutluluk hissediyorum kalbimde…

Fakat sorun şu ki; şimdi bu duyguyla ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum. Brene Brown’ın kitabında okumuştum, hani o çocuklarımızın uyuduğu, onlara sımsıkı sarılıp, içimizin titrediği ve dünyadaki felaketleri düşünüp burnumuzun direğinin sızladığı o anlar. Herkeste olurmuş ama o anlardan bende epeyce çok var.

O sızı benimle her yere geliyor işte. İçimde o vesveseli sesiyle; “çok güldün, çok ağlayacaksın” diyen kadına; “zamanında çok ağlamıştım zaten,” diyesim geliyor, sonra onu da saçma buluyorum, “böyle bir matematik yok” diyorum. Sadece diyorum. Mutluluğa kendini bırakmak nedir hiç bilmiyorum ve öğreniyorum. 

İçim kıyılıyor bazen. Huzura alışmak, huzursuzlukla baş etmekten daha zormuş. Çünkü bu tamamen yeni bir dil. Şımarıklık değil bu, sadece gerçekten bu sakinlikle ne yapacağımı bilmiyorum. Mario gibi zıplaya zıplaya engellerden atlamaya öyle alışmışım ki, engelsiz yürüdüğüm yolda tökezliyorum. O kadar “alarmda” bir halde sorun beklemeyi biliyorum ki, o kulaklarını dikmiş kedi halim bitmiyor. Henüz…

Elbette biliyorum, bu da geçecek. Hayat pürüzsüz değil, mutluluğun içinde de zor anlar, inişler çıkışlar muhakkak var. Ama huzurun tadına varmayı öğrenmek, sürekli şükrederek bozulmamasını ummak yerine tamamen anda kalmak ve sahip olduğum mucizelerin hakkını verebilmek istiyorum. Çok şey mi istiyorum?

 

11 yorum

  1. her yazınızın altına yazmak istediğim-yazdığım şeyi yine yazıyorum…siz hep yazın..çok çok yazın…:)…”sadece almıyor, artık veriyorlar da” anneliğin en güzel zamanı:)

  2. Ebrar hanım,

    Varlığınıza ve burada olmanıza alıştık. Güzel ve derin yazılarınızla -ki bence her biri terapi seansını da içinde barındırıyor, hayatımızı güzelleştiriyorsunuz.
    Samimi paylaşımlarınız için sağolun, varolun.

  3. Asiksiniz di mi?..

  4. Sevgili Ebrar, Seninle benzer durumlardan geçtiğimizi ve mevcut durumda aynı noktalarda olduğumuzu hissediyorum. Senin gibi bekar ve yalnız bir anne olarak sana da kendime de harika bir can yoldaşı diliyorum.

  5. Sevgili Ebrar,
    Yazdıkların öyle içten ve hoş ki yorum bırakmadan geçmek haksızlık gibi geldi…bir yandan da aynı durumu yaşayan bir bekar anne olarak çok tanıdık duygular okudum yazında. Ve adeta ben yazıp rahatlamışım gibi tuhaf hislere kapıldım.

    Yaşamayanın anlamasına imkan yok bence bu yorgunlugu ve zaten allah kimseye de yaşatmasin.

    İmza : tünelin sonundaki ışığı hevesle bekleyen boşanması işkenceye dönmüş anne

  6. Merhaba, yazınızda bana dokunan cümlelerin altını çizmek ya da bir yerlere not etmek istedim. Ben sizin geçtiğiniz yolların daha çok başındayım. Çoğu zaman tünelin sonundaki ışığı bile göremiyorum. 11 aylık bir kızım var ve 11 haftalık hamileyim. Kızım gece gündüz deli gibi emiyor. Hamile kalmadan önce emzirmek benim için keyifliydi. Ama şimdilerde büyük eziyet halini aldı. Özellikle geceleri… Çünkü gece emmek için çok sık uyanıyor. Haliyle ben de bütün gün zombi gibi dolaşıyorum. Bu durumun diğer bebeğimin gelişimini etkilemesinden çok korkuyorum. Anladığınız üzre aslında bu yazdıklarım hem size hem de buradaki tüm annelere bir soru niteliğinde. Ya da bir yardım talebi… Çünkü kendimi çok ama çok çaresiz hissediyorum. Lütfen! Yardım edin!

  7. ay sonunu nasıl getireceğimizi, bitmek bilmeyen faturaları, nefes nefese eve yetişmeleri, uykusuz geceleri, mahkemeleri, dava dosyalarını vs. en iyi biz biliriz “yorgun anneler” ama işte tünelin ucundaki ışık var ya! dünyayı değiştirme gücü, iki çocuklu kadın olarak gücüne güç katmak, “sil baştan başlamak gerek bazen” en başta kendine güvenerek.
    ben baştan başladım, güçlenerek çıktım o dipsiz gecelerden, 10 yıllık evliliği bitirdim 2.5 senelik dava süreci sonunda, “öldürmeyene acı güçlendirir” dedim hep, ağustos’ta tekrar evlendim, masalları gerçek kılan bir adamla. çok mutluyuz çok huzurluyuz.
    çok mutlu oldum senin adına Ebrar. kirpiğin yere düşmesin.

  8. “Adamin biri ulu bir ağacın altında uyuyakalmış..uyandığında bir bakmış yanında bir yemek..çok açmış karnını doyurmuş..bir de tatlı olsaydı demiş..bir bakmış az ötede tatlı dolu bir masa..hepsinden tatmış..şimdi yumuşacık bir yatakta ne güzel uyunur demiş..hemen yanında kuş tüyünden bir yatak belirmis..yatmiş..tam uykuya dalacakken..şimdi bu ormanın ortasında bir kaplan gelip beni yerse demiş..aniden bir kaplan çıkıp adamı yutuvermis” kıssadan hisse 🙂 kyn: masal terapi

  9. Merhaba,

    Anda kalmak. Bütün yaşanan yorgunluklardan sonra anda kalıp mutluluğu dibine kadar yaşamak.

    Sevgiler

  10. Ne kadar içten, kalpten yazmışsın..Eline sağlık. Daralırsan burdayız.

  11. Sabır tohumunu kalbine ekip, şükür suyu ile sularsan, yetiştirdiğin çoğu şeyin adı ‘mutluluk’ olur.