8 Yorum

Boş sorular, boş bakışlar

Bir anneye sorulabilecek en anlamsız sorular listesi yapılsaydı eğer, “Neden ağlıyor?” sorusu açık ara birinci sırada olurdu.

Ben de vakti zamanında bu soruya kendimce uygun yanıtı vermiştim. (Bkz. Eşekler sorsun diye…)

Hemen ardından “Hasta mı ettiniz çocuğu” sorusu gelirdi.

Bu soruların kendisinden daha sinir bozucu olan bir şey varsa, o da bu ve benzeri soruların baba kişisi tarafından sorulması… 

Çocuklar olmuş üç tane, sene olmuş 2017, hâlâ bebek söz konusu olunca “Ne giysin?”, “Ne yesin?”, “Ne kadar yesin?” türünden sorular alıyorum.

Bunlar neden oluyor, biliyor musunuz? Oğlan çocukları küçükken oyuncak bebeklerle oynamadıkları için… Evcilik oynarken bile oğlanlar baba olurdu, sabah işe gider akşam gelirdi de yine evin işi bize kalırdı. EVCİLİKTE BİLE! İsyeeaaaan!

Bu sorulara kalıcı bir yanıt vermem gerekirse…

Ne giysin?
Şekerim, çok şükür bebemizin kılığı kıyafeti var. Hepsi çekmecesinde dizili… Eh, günün hangi saatinde pijama, hangi saatinde giysi giydiği de malum ortada… Oradan alıver bir dal, hadi koçum, hadi aslanım.

Ne yesin?
Ne vereyim abime? E çocuk bir yaşını geçti, her şeyi yiyor. Buzdolabında yemekler de var. Bu iki veriyi birleştirmek çok da zor olmamalı…

Ne kadar yesin?
Bilmem ki? Onu bebeye sormak lazım. Midemizin büyüklüğü yumruğumuz kadarmış. Bebenin midesinin de onun yumruğu kadar olduğundan hareketle, çok fazla yemesini beklememek lazım. Ama basit bir kural olarak, yemeyi bıraktığı, ağzını kilitlediği, başını çevirdiği, kollarını kalkmak üzere uzattığı noktada daha fazla yemek istemediğini düşünmek çok da yanlış olmaz.

Nesi var?
Bebemiz az uyuduğu ya da sık uyandığı zamanlarda karşılaştığım ve beni kahkahalarla gülmekle cinnet getirmek arasında gidip getiren bir soru bu… Nesi olduğunu ben de bilmiyorum canım benim. Bilsem, çözerdim herhalde, değil mi?

Neden bu kadar çok uyanıyor?
İşte zaten ben de bunu bilmiyorum… Yani bilsem, zombi gibi gezmezdim aylardır.

Karar verdim, bundan böyle bu tür boş sorulara, hak ettikleri boş bakışları vereceğim.

20170220_BosBakis

Bir anne arkadaşım bana seneler önce “Aman Elif, ne uğraşıyorsun? Koy önüne yemekleri, giysileri; ‘Bunları yiyecek, bunları da giyecek’ de, bitsin gitsin” demişti. Evet, o kolay bir çözüm. Ve risksiz. Her seferinde imalı yanıtlar vermekten, “Bu kadar basit bir şeyi neden öğrenemiyorlar ki?” diye sinirlenmektense verirsin önüne kullanma talimatını, her şey senin istediğin gibi olur.

Ancak sorun şu: Kimse bana kullanma talimatı vermedi… Çünkü bebeler kullanma talimatıyla gelmiyorlar. Sen tek tek, ilmek ilmek öğreniyorsun her şeyi… Evet, ebeveyn kitapları var; evet, uzman görüşleri var; evet, tecrübe aktarımı var ama bunların hepsi bir yere kadar ışık tutuyor sana… Geri kalanların hepsini sen buluyorsun, el yordamıyla hem de… Ve bunun için de kimse madalya vermiyor sana…

Dolayısıyla bir başkası senin binbir emek öğrendiğin şeyleri kısa yoldan öğrenmek istediğinde, kendini kötü hissediyorsun. Sınava sen çalışmışsın da arkandaki senden kopya istiyormuş gibi… “Yek yea!” diyorsun, “sen de çalışsaydın dersine?! Ben o kadar kitap okudum, annelere sordum, uykusuz kaldım, çaresiz kaldım, yanlış yaptım… Şimdi sen hazıra konacaksın, öyle mi? Pışıııık!”

Kim koydu şu feminen öfkeyi içimize Allah aşkına, biri alsın şunu şuradan!

8 yorum

  1. Valla sonuna kadar katılıyorum.

  2. Elifcim şu yazılarına bir beğenme butonu eklemelisin. Gerçekten yine harika bir yazı olmuş. Bam teline dokunmuşsun. 🙂

  3. Offf aynısını düşünüyorum. Bebek bekliyoruz, çok da kalmadı esasında yarı yolu geçtik. Evde bir grup kitap var, ben tabi ki hepsini okudum, ya da en azından ilgimi çeken yerlerini okudum. Bazı kitapları ayırdım. Mesela kendim de çok keyif almadım Emzirme Sanatı’nı okurken, bunu eşim okumaz dedim.(Zaten neden okusun, neredeyse bütün kitap emzirmek üzerine) Ama bazı kitapları da okuyabilir değil mi? Şunları sen de oku dedim. Özellikle uyutmakla falan ilgili olanlar. Yemin ederim kapaklarını açmadı.

    Bir de mesela hafta sonu şöyle bir durum yaşadık, trajikomik. Kedimiz çok tüylü. Hafta sonu ben de şehir dışındaydım, kediyi traşa götürmek lazım. Veterinerden istediğimiz bir kaç şey var, tüyleri çok kısa olmasın, kuyruğunun ucunu ponpon gibi bırakmayın bütün kuyruk kalsın, yani hayvan temelde kısa tüylü bir kedi olsun, çıplak bir kediye dönüşmesin. Kedi resmen çırılçıplak kalmış. E ben kısa tüylü olmasın dedim böyle yapmışlar, sen olmayınca unutuyorum sen takip ediyorsun böyle işleri dedi bana. Bir de mamaları bitti dedi. Neden almadın dedim. Ben bilmiyorum sen ne alıyorsun diyor. Kedi ya, kaç çeşit mama var ve ne kadar zor olabilir değil mi? Daha kedide bu durumdayız. Nasıl büyüyecek bu bebek? Anne kişisi baba kişisini nasıl boğazlamayacak?

  4. Bir de sormadan kendi kararina gore giydirip yediren modeller var. Kis gunu montsuz, yaz gunu ceketle gezdiren, butun gun gezdirdigi bebeciklere ne yedirdigini sorunca yanit: Simit. Aradan 3 ana 2 ara ögün gecmis. Tarif etmek daha kolay bazen 😉
    Bir de alakasiz ama : Benim tecrubeme gore bebekle birlikte uyuyunca, her istediginde emzirince sanirim gece uyanmalari daha sik oluyor. Olsun napalim Yine de benim tercihim degismezdi.

    • Evet, bizde de böyle 🙂 Bir de nasıl olduğunu anlamıyorum ama dolabın, çekmecelerin en diplerinde yer alan, aylardır giyilmeyen küçülmüş kıyafetleri bulup giydirebiliyor. Ya da uyumsuz renkleri, tarzları bir arada kullanıyor. Ne noktalardan bu aşamaya geldiğimiz için artık sesimi çıkarmıyorum. Çünkü “tamam giydiriyorsun ama azıcık özenli, zevkli giydir” talebi, bu tür için dile getirmeye değmeyecek çok ileri bir seviye talebi bence. Bana sormasın da varsın çocuk kolu kısalmış tişört, paçası kısa eşofman altı giysin ya da altı kaval üstü şişhane olsun 🙂

  5. Benim hazir bilgiyi verme konusunda bir sikintim yok, alip tepe tepe kullanabilirler. Benim sorunum bir cok alanda salaga yatiyorlar diye dusunuyorum. Muhendis adamsin, cozmedigin alet yok, camasir makinasi calistirmak mi zor geliyo! Bebekle ilgili de ogrencek temel 2-3 sey var, kapasiten yetinde, niye ogrenemiyorsun. Ben onu bunu bilmem, salaga yatiyolar, ve de yanlarina kaliyor!

  6. her sabah oğlanı babası okula götürüyor. ve ben her akşam hem giyeceklerini, hem çantasını hem de olur da onları giymek de sorun çıkarırsa diye bir takım da yedek giysiyi hazır ediyorum. sadece bir kere, bezi bırakmaya çalıştığı dönemde, çocuk altına yapmış ve ben o ara yedek hazırlamıyordum, ortalık karıştı! o nerde? bu nerde? on telefon konuşması sonucu giydirilebildi. tuvalet konusu şu an rafta, beze döndük. artık bezini ve ıslak mendilini de koyuyorum kıyafetlerin üzerine, çünkü hiç olmazsa serviste uyumak istiyorum! o nerde bu nerde diye aramasınlar beni ben 40 dk kesintisiz uyucam! 😉

  7. Süper olmuş Elifcim…Cinnet haliyle yasadigim durumları burada bu ifadelerinle okuyunca cok hoşuma gitti cok güldüm…Allah iyiligimizi versin hepimizin de .Daha ne diyeyim: )