0 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 33. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Huzur dolu günlerden merhaba!

Çok mutluyum kızlar bildiğiniz gibi değil. Okula gitmiyorum ve okulla ilgili hiçbir angarya işim yok. Üstelik Deniz’i 10-11 gibi yuvaya bırakıp 16-17 gibi alıyorum. Kızımla gülerek uyanıp şarkılar söyleyerek kahvaltı yapıyoruz. Okula girmeden son bir şarkısını arabanın içinde çılgınca dans ederek dinleyip, güle oynaya ayrılıyoruz. Okuldan eve geldiğinde de, gün içinde onun için hazırladığım etkinlikleri yapıyoruz. Sadece Deniz ile ilgileniyorum. Dinçer’e karşı da pek bir sabırlı ve yumuş yumuşum. Ailecek pek mutluyuz yani. Cücüğün de bu mutluluktan nasibini aldığını düşünüyorum.

Yalnız göbüşü sürekli bir yerlere çarpmam, bir yerlere sıkıştırmam ve oraya buraya sürtmem cücüğümü kötü etkilemiyorsa ne mutlu bana! Fizyolojik darbeler haricinde psikolojik olarak benden aldığı sinyaller gayet olumlu. Elim hep karnımda. Uyuyorsa, hareket etmiyorsa dürtüyorum. O içimdeki kayışlarının hastasıyım. Yuvarlak çıkıntılarını hissetmeye bayılıyorum. Cücüğüm biliyorum ki bunların acısını benden çıkaracaksın. “Sen misin beni uykumdan dürterek uyandıran? Al sana uykusuz geceler!’” deyip vereceksin coşkuyu. Gerçi şimdi de uyuyabildiğim pek söylenemez. Geçen hafta yazmıştım ne işkenceler çektiğimi. Artık bunların yanına reflü de eklendi. Midemdeki her şey ağzımda. Bu yüzden kafamın altındaki yastık sayıma bir tane daha ekleyerek üçlemiş oldum. Yakında oturarak uyuyacağım. Efendim hamilelik sırasında yaşanan uykusuzluk, uykusuz geçecek geceler için alıştırmaymış. Ben bebek doğduktan sonraki uykusuzluğu tercih ediyorum. Hiç değilse kafayı koydun mu yastığa –ki yastığa bile gerek yok. Yatak bulsan yeter. Ya da kıvrılabilecek bir yer, fosur fosur uyuyorsun. Reflü yok, sıcak basması yok, tuvalet derdi yok, aman sola yatmıyormuşum acaba bebeğe oksijen az mı gitti derdi yok. Kafayı koyduğun gibi bayıl. ‘’ik-vik’’ sesi duydun mu ayıl. (Bu düşüncemi doğumdan sonra yaşadığım uykusuz zamanlarımda tekrar okuyacağım. Bakalım gerçekten hangisi iyiymiş?)

Bir kahve tiryakisi olarak günde sadece bir fincan Türk kahvesi içmekten çok şikayetçiyim sevgili dostlar. Ama Eminönü’ndeki o meşhur kahvecinin vitrininde KAFEİNSİZ TÜRK KAHVESİ paketini görünce, atladım tezgaha, ver abicim 6 paket. Ama eve gelip de içince tam bir hüsran! İki yudum aldım, sonrası gitmedi. Birkaç kez daha denedim. I-ıh olmuyor. Böylece günde bir kahveye devam. Hem de emzirme bitene kadar. Sağlık olsun.Sonuçta isyan etsem ne fayda…

1487767022165_1

İnternet bilgilerimizde bu hafta;

-Bu hafta itibariyle 12 kg almam bekleniyormuş. Tabi tabi diyor, gülüp geçiyorum. Siz beni anladınız.

-Kız bebek taşıyan anne adayları, erkek bebek taşıyan anne adaylarına göre daha unutkan oluyormuş. Cinsiyetin unutkanlığa etkisini ilk defa okudum. İlginç!

– Vücudumda progesteronun yanında “relaxin” denen başka bir hormon daha salgılanmaya başlamış. Böylece düz kaslarımdaki gevşemeye, eklemlerimde yumuşama ve gevşeme de eklenmiş. Eklemlerdeki bu yumuşama özellikle sabit kemiklerden oluşmuş ve doğum sırasında bebeğin içerisinden geçeceği leğen kemiklerini de (pelvis kemikleri) etkilemekteymiş. Böylece leğen kemikleri (pelvis kemikleri) bebek içerisinden geçerken bebeğe zarar vermeden esnemeye izin verecekmiş. Bunun yanında kemikler arasındaki bu gevşeme anne adaylarının yürüyüşlerinde de değişikliğe neden olurmuş. Halk arasında ördek benzeri bir yürüyüşten bahsedilirmiş. Anne adayı elleri belinde, karnını öne çıkararak ve bacaklarını normalden fazla açarak yürümeye başlarmış. Parmak kaldırıyorum o ördek benim. Penguen de diyebiliriz. O yürüyüş şekliyle, yüzüm ekşi, of-pof sesleri eşliğinde. Hele oturduğum yerden kalktıysam, kalçamı sandalyede bırakmışım gibi hissediyorum. Normal (ördek) yürüyüşüme zar zor geçebiliyorum.

-Doğum çantanı hazırla diyorlar. Haklılar. Deniz’de 38+5’te hazırlamıştım. 38+6’da Deniz doğmuştu. Demek ki neymiş? Son güne bırakmayacakmışsın! Doğum çantası ile ilgili ayrıntılar gelecek haftaların yazısı olabilir bence daha.

“Bebeğiniz artık duyuyor” bilgisini okuduktan sonra “sesli kitap okuyun, hikaye okuyun, şarkı söyleyin” tavsiyeleri geliyor. Deniz’e özel olarak müzik dinletiyordum. Cücüğe özel olarak yaptığım bir şey yok. Zaten gün içerisinde Deniz’le kitap okuyoruz, müzik dinliyoruz, boğuşuyoruz. Bunların hepsini cücük de duyuyor. Deniz’de gebelikle ilgili okuduğum kitaplara, makalelere elimi bile sürmüyorum. Deniz’de What To Expect, Baby Bump, Baby Center uygulamalarını takip ediyordum gün gün, hafta hafta. Yok efendim böğürtlen kadarmış, yok efendim ananas kadarmış filan diye. Şimdi sağlıklı mı sağlıklı. Kalan kısımları zaten biliyorsun, çok da ilgini çekmiyor. Şimdi o uygulamalar yine var telefonumda fakat çok nadir bakıyorum. Çünkü gebeliğin kitabını ben yazayım. Sen bana doğumu anlat! İnsan daha önce doğum yapmış olsa da hiçbir şey bilmiyormuş gibi geliyor. Sonuçta her gebelik ve her doğum kendine özgü. Doğal doğum ile ilgili okuyorum. Bol bol okuyorum. İlk sıraya, Deniz’de de okurken kendimden geçtiğim “Doğal Doğuma Doğru-Şebnem Susam-Sarajeve”yı koyuyorum. Kitapta 20 annenin normal doğum hikayesi var. İkinci kez okurken, içinde olduğum çok duygusal bir anda instagramda bu kitapla ilgili şöyle bir yazı paylaştım:

“Kendi doğum hikayemi yaşamadan önce bu kitaptan çok etkilenmiştim. Şimdi bambaşka bir gözle okuyorum…Benim için doğal doğumum eşsiz ve muhteşem bir deneyimdi. Beklediğim doğumun nasıl olacağını az buçuk tahmin etsem de endişe her daim mevcut… Fakat Deniz’in içimden çıktığı o anda ulaştığım o uç nokta, bana 10 çocuk yaptıracak türdendi. Şükrediyorum böyle bir deneyimi yaşayabildiğim için…”

Diğer kitaplar ise şunlar:

-HypnoBirthing Mongan Yöntemi- Marie F.Mongan

-Dr.Hakan Çoker’le 100 Soruda Doğal Doğum- Zuhal Eyüboğlu

-İçgüdüsel Doğum- Pam England –Rob Horowitz

Kitapların hepsini okumaya başladım. Tek tek okumuyorum. Dört kitabı birden okuyorum. İnternetten araştırmalar yapıyorum. İlk doğumda Blogcu Anne’deki Pozitif Doğum Hikayeleri de beni çok yüreklendirmişti. Yine okuyorum onları. Videolar izliyorum. Kendimi bu muhteşem olay için tekrar hazırlıyorum. Heyecanlıyım, meraklıyım, endişeliyim. Ama az buçuk başıma neler geleceğini bildiğim için endişelendiğimde kendimi çabucak sakinleştirebiliyorum. Bilgi güçtür! Okudukça güçleniyorum. Bedenime güveniyorum. Bebeğime güveniyorum.

Haftaya görüşmek üzere.