1 Yorum

Ezgi K’nın İkinci Gebelik Günlüğü, 34. Hafta

Yazar Hakkında

Ezgi K. – 31 yaşında, matematik öğretmeni. Tantuni aşığı, deniz sevdalısı bir Mersinli. 6 yıldır evli. Deniz adında bir kızı var. Deniz’den önceki hareketli ve renkli hayatı Deniz ile birlikte ‘ tek keyfim kahve içip güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak’ şeklinde değişim geçirdi. İçinde yeni bir ‘cücük’ büyüyor. Büyüyen ailesiyle yeni ülkeler gezip yeni tatlar keşfetmek istiyor.

Herkese merhaba!

Ne hayallerim vardı… Evde olduğum iki ay süresince ilk haftalarda cücükle ilgili tüm hazırlıkları bitirecektim. Ardından aklımdaki projeleri hayata geçirecektim. Kocaman bir kahkaha patlatıyorum. Zaman su gibi geçiyor ayol ve ben cücükle ilgili hiçbir hazırlığa başlamadım. Anca gezme, tozma, yoga. Artık başlayacağım. Ama önümüzdeki günlerde. (Yok anacım bu herhalde yine son zamana bırakacak!) Dur ya daha 2 hafta geçti. Bu ne karamsarlık?

Şimdi bizim bu cücük-bu arada hala isim konusunda netleşemedik-öyle bir haftaya ulaşmış ki doğum olsa bile akciğerleri tamammış. Yani gelişmiş. Yaşama oranı %99 imiş. Erken doğuma bağlı komplikasyonlar yokmuş. Bütün sınırlar geçilmiş olurmuş. Yani şimdi doğsa, her şeyi tamam bebek! Ben bunu okuyunca bir fena oldum mu? Çünkü yazının sonunda diyor ki; artık hastane çantanız hazır olsun. Haydaaa. Bence yine de birkaç hafta bekleyebilir. Paniğe kapılmama mahal vermeyiniz lütfen!

Cücüğün boyunu, kilosunu soranlara “Kilosu yaklaşık 1500gr, boyu da 40cm civarındadır” diyordum. Meğerse yaklaşık 2200gr, 45cm imiş. E anladık tamam çok da ilgilenmiyorsun boyutlarla da bu kadar da cahil kalma be gebem!

Efendim tırnakları bile varmış. Uyku zamanları düzene girmiş. Ama ben bu bölüme şahit olmuyorum. Sanki hiç uyumuyormuş gibi. Kıpır kıpır, fıkır fıkır. Bir sağa yığılıyor, bir sola. Arada açma-germe hareketleri de yapıyor. Çapraz köşelerde itişler hissediyorum. Hele gece yattığımdaki “Uyuma be kadın!’’tekmelerini yazıyorum çocuk! Elbet birgün intikam alacağım.

Artık Braxton Hicks kasılmalarını daha sık hisseder oldum. Deniz’e gebeliğimde ne olduğunu bir türlü anlayamadığım şu olay, yaşadığım doğumla birlikte anlam kazandı. Braxton Hicks kasılmaları (yalancı doğum ağrıları), rahmin doğumda normal olarak bebeği itecek olan gerçek kasılmalara hazırlık olarak kaslarını germesidir. Yani bir nevi antreman yapıyor kaslar. Eğer bu kasılmalar oluyorsa pozisyon değiştirilmesi öneriliyor. Yani yatıyorsan kalk, ayaktaysan otur. Ya da ılık bir duş al, bol bol su iç diyorlar. Baktın kasılmalarda bir değişme yok, hemen doktorunu ara. Aman aman cücüğüm daha erken. Bence içeride eğlenebileceğin daha çok vaktin var. Annenin biraz daha sakinliğe ihtiyacı var.

1488373079412

34.haftanın son gününde doktor kontrolüne gittik. Aramızdaki konuşma:

“Var mı şikayetin?”

“Kalçam ağrıyor her zamanki gibi. Bir de kaşıntım çoğaldı.”

“Gebelerin son zamanlarda en çok şikayet ettiği iki şey vardır: biri kalça ağrısı, diğeri kaşıntı. Bunlar normal. Kalça ağrısını geçirecek tek şey istirahat. Kaşıntıya da bol bol nemlendirici sür.”

“Peki Deniz 15kg ve ben onu hala kucağıma alıyorum. Dans bile ediyoruz. Bu durum baskı yapar mı bebeğe? Zararlı mıdır? Ya da kordonda sıkıntı filan olur mu yani kucağıma almaya devam edeyim mi keseyim mi?”

“Nenelerimiz sırtında bile taşırmış. Hiçbir şey olmaz! Devam edebilirsin kucağına almaya.”

Tansiyon normal. Kilomu tartmadı bile. Umutsuz galiba. Ultrasonla muayenede her şey normal. Son kontrolde kafası yukarıdaydı. Bu sefer kafası aşağı pozisyonda duruyor cücüğün. Kafası aşağıda, doğum öncesi duruş şekline ‘fleksiyon postürü’ deniyormuş. Suyum iyiymiş. Her şey yolunda görünüyor dedi. Üç hafta sonra yani 37.hafta biterken tekrar görüşmek üzere ayrıldık. Bunlar son kontroller gebeşim farkındasın değil mi?

Geçen gün Dinçer, Deniz’e bakarak dedi ki “bundan daha güzeli olabilir mi? Mümkün değil!” Aynı şeyi ben de düşünüyorum. Deniz’i çok seviyorum ve eşsiz olduğunu düşünüyorum. Cücüğü Deniz kadar sevebilecek miyim? Herkes tüm çocuklarının ayrı yeri olduğunu ve mutlaka cücüğü de Deniz kadar sonsuz sevebileceğimi söylüyor. Hatta ne kadar çok çocuğun olursa, hepsine kalbinde ayrı bir oda açtığını söylüyorlar. Deniz’ in doğumuna çok az kala bir arkadaşıma şunu sormuştum: ‘’ Hani genelde kadınlar rahme düştüğü andan itibaren çok sevdiklerini söylüyorlar ya bebeklerini, ben bırak rahme düştüğü anı, doğumuna çok az kalmış bu bebeye karşı merak, endişe, korku dışında hiçbir şey hissetmiyorum! Acaba doğum anında ‘anneeeem, yavruuum’ diye birden içime sevgi mi düşecek?’’ O da sevginin zamanla oluştuğunu, hatta ilk zamanlarda ‘of ya naptık biz?’ düşüncesinin bile oluşabileceğini, hislerimin çok normal olduğunu söylemişti de içim rahatlamıştı. Cücüğe karşı sevgim de zamanla gelişecek, kalbime yerleşecek biliyorum. Çok seveceğimi ve onun için de çıldıracağımı biliyorum. Ama hepsi zamanla olacak.

Haftaya görüşmek üzere.

 

 

Bir yorum

  1. Kurban olurum ya çok tatlı olmuş 🙂