32 Yorum

Nerede o eski bloglar?

Bir okurum bana bir makale göndermiş, “Bunu görünce aklıma sen geldin” demiş. İdeal blog yazısı ne uzunlukta olmalı, ne kadar zamanda yazılıyor, ne sıklıkta yazmalısınız gibi soruların yanıtları var yazıda…

Yazar, bu soruların yanıtına yazının girişinde yer vermiş, ancak yazının ayrıntıları, bence çok daha tatmin edici…

1,000 kelime

3 saat 16 dakika

Haftada bir

Aynı yazıda, blog yazılarının sıklığının azaldığı ancak uzunluklarının arttığı, çünkü yazmak için daha çok şey biriktiği de anlatılıyor. Sanırım beni tarif eden durum bu…

Aslında çok daha sık yazmak istiyorum, daha doğrusu çok daha sık yazacak malzemem var ama zaman bulamıyorum şu sıralar! Eskiden haftada en az beş yazı yazardım; uyku güzel bi şeydi o zamanlar…

Ve o zamanlar sosyal medya yoktu. Bu kadar çabuk tüketilmiyordu duygular… Şimdi Twitter’da bir paylaşım, Instagram’da bir fotoğrafa sığdırmaya çalışıyoruz birçok şeyi; yazanlar da, okuyanlar da…

Geçen seneydi yanlış hatırlamıyorsam, bir çamaşır suyu markası, Anneler Günü için hazırladığı basın bültenine yer vermemi istemişti. Ben de hazır bültenlere yer vermediğimi söylemiş ve beni dağıtım listelerinden çıkarmalarını rica etmiştim.

Mesajı yazan kişi bu yanıtımdan hiç hoşlanmamış olsa gerek, “Beni daha fazla üzmek istemediklerini, adımı PR listelerinden çıkardıklarını” söylemiş ve minik de bir tehdit eklemişti: “Bundan sonra ‘bütçeli’ çalışmalarımızda da sizinle iletişime geçmeyeceğiz.” 

Çok ayıplamıştım bu tutumu, hatta cik cik ötmüştüm Twitter’da da… Emeğime çok büyük saygısızlık olduğunu düşünmüş, “Benim bir blog yazısını yazmam ne kadar sürüyor, sen biliyor musun? Neden senin hazır reklam bültenini yayınlayacakmışım?!” demiştim. İçimden demiştim bunu tabii… Onlara sadece “İsabet olur” diye yanıt vermiştim.

Gerçekten de şu ara istediğim kadar yazacak vakti bulamıyorum ve bazen bu yüzden şiştiğimi hissediyorum. Blog yazmak bana çok iyi gelen, beni iyileştiren bir şey…

FullSizeRender (7)

Kendim de blog yazarak para kazanan bir insan olarak, blog yazarak para kazanmaya elbette karşı değilim, ancak son zamanlarda blogların büyük bir kısmı tamamen ve yalnızca buna odaklanmış gibi geliyor. Anne bloglarından bahsediyorum, çünkü ilk ilgi alanım bu…

Sosyal mecralarda en fazla takip edilen anne blogger’ların bloglarına baktım, ilk iki sayfadaki yazıların yarısından fazlası (bazılarının neredeyse tamamı):

  • Ya basın bülteni
  • Ya STK duyurusu
  • Ya, kopyala-yapıştır içerik
  • Ya “çocuğumla şuraya gittik, bunu yaptık”
  • Ya en son yazısını bir buçuk ay önce yazmış
  • Ve hemen HEPSİ fikir içermeyen yazılar.

Basın bültenlerine yer verilmesin demiyorum (en azından hazır basın bültenleri kopyala-yapıştır olmasın ya!), STK’ların duyuruları da elbette önemli, ve tabii ki herkes kendi blogunda katıldığı etkinlikleri yazar AMA… Ben annelerin fikirlerini çok merak ediyor ve bulamıyorum.

Annelik hakkında ne düşünüyorsun? Nasıl bir anne olmaya çalışıyorsun? Ne hissediyor, neyi kolay yapıyor, neyin altından kalkamıyorsun? Yorgunlukla nasıl başa çıkıyorsun? Kendine nasıl bakıyorsun, vakit ayırabiliyor musun? Çocuğuna hangi okulu, neden, nasıl seçtin? Ekran bağımlılığı konusunda ne yapıyorsun? Seninki ergenliğe girdi mi? TEOG’u ne yapacaksın? Ülkede olan bitenler sana ne hissettiriyor?

Kısacası, senin yaşadıkların, paylaştıklarından ne alabilirim, bana iyi gelecek?..

Bu soruların yanıtlarını -Türkçe- anne bloglarının çok büyük bir kısmında artık bulamıyorum.

Eskiden -10 sene bile olmadı- sayfalarca blog yazardık. Bir konuyu alır, evirir, çevirir, orasından tutar, burasından bakar, yorum yapardık. Birbirimizi etiketler, “Elim sende” der, “Sen ne düşünüyorsun?” diye sorar, birbirimizin yazılarından ilham alır, birbirimize ilham verirdik. Bloglarımızın yan tarafında “en sevdiğimiz” blogları listeler, son yazılarına link verirdik.

Pratik Anne benim ilk keşfettiğim bloglardandı. Kitubi ve Özgür Anne ise yokluklarını en çok hissettiklerim. Özgür’ün babalıkla ilgili yazılarını çok severdim. Derya’nın yazmasını çok özledim. Başkaları da vardı şimdi ilk etapta aklıma gelmeyen, sosyal medyanın ağırlık kazanması ve çocuklarının büyümeleriyle birlikte ellerini eteklerini çektiler yazmaktan… Hepsinden çok şey öğrendim. Bu da geçmiş ve gecikmiş bir teşekkür ve selam olsun onlara…

Hâlâ düşünerek, kafa patlatarak, vakit ayırarak yazı yazan bir avuç blog yazarını tenzih ederim. Ben gerçekten anne bloglarının o eski, dolu dolu hallerini çok özledim.

32 yorum

  1. Nasıl duygulandım okurken, öte taraftan içim sızladı. 1yıla geliyor hiçbir şey yazmadım, yazmak istemedim. Hem ülkenin durumu, hem sosyal medyayı kullananların hoyratlığı motivasyonumu yerle bir etti sanki. Uzak kalmak istedim sanırım kendi adıma ama orada bir yerde blogumun durması, arada açıp çocuklarımla, fi tarihindeki ruh halimle ilgili okumak da iyi geliyor. Kendimi, ona ihanet ediyormuş gibi hissetmemek için belki de yüzümü bloguma dönüyorum. Sevip, okşayıp kapatıyorum. Hala da yazasım yok, oysa içimi oraya dökmek istediğim onca şey var ama elim gitmiyor. Haklısın Elif.

  2. Merhaba, çok içten bir yazı olmuş:) Sanırım artık önemli olan sizin de dediginiz gibi “bütçeli” bir etkinliğe katılabilmek sadece.
    Ben elimden geldiğince tariflerimin arasına kızımla ilgili yaşadıklarımızı da sıkıştırmaya çalışıyorum ama ne kadar yeterli tartışılır tabi ki. Sevgiler 🙂

  3. Çocuklarım daha küçükken daha sık yazıyordum. Bunaldıkça, kendimi köşeye sıkışmış hissettikçe yazıyor, yazdıkça rahatlıyordum. Halbuki çocuklar büyüdükçe paylaşacağım daha çok şey varken paylaşımlarım azaldı. Kendime bu konuda fena kızıyorum. Halbuki paylaşmak, yorum yapmak, ilham alıp-vermek insana kendini gerçekten iyi hissettiriyor. Instagramda paylaşım yapmak iyi hoş da, blog yazmanın tadını kesinlikle vermiyor. Ama bir çeki düzen verme vakti geldi gayrı. İnstagram tatlandırıcıysa blog kristal şekerdir. Yaptığın bu paylaşım için benden de sana bir kalpli teşekkür 🙂

  4. Ben de blogdaki son yazımda özellikle “Falanca Anne”lerden bahsettim. Siz öncüsünüz ama maalesef sizin yolunuzdan gidenlerin çoğu özgün değil. Artık ne tarafıma baksam bi “Falanca Anne” var. Özgün ve özel yazan herkese saygım sonsuz ama birileri bu olayı abarttı diye düşünüyorum. Ben mesela, Google’da anneyi ve çocuğu ilgilendiren birşeyi ararken, arama motoruna bir de blogcu anne’yi ekliyorum. Çünkü sizin tecrübeleriniz ve anlatımınız daha gerçekçi.

    Dedikleriniz çok doğru. Bana da SEO firmalarından teklif geliyor ama ne hikmetse hazır metin paylaşmamızı daha cazip buluyorlar. Yıllardır emek verdiğim bir bloğumun olduğunu ve tarzımdan ödün vermemek adına markaların tanıtım yazılarını kendim yazmak istediğimi söylediğimde ise hızla uzaklaşıyorlar.

    Uzun yıllardır özgün blog yazanların son zamanlardaki serzenişleri hep bu yönde olsa gerek. Ben de yaklaşık 10 yıldır blog yazıyorum. Ama ne instagramda ne de sosyal medyanın farklı bir platformunda bloglardaki samimiyeti göremiyorum. Ve hep diyorum “Herkesin bir sosyal medya hesabı vardır ama herkesin bir bloğu yoktur”

  5. 2 çocukla hem çalışıp hemde güncel bir şekilde bloğuma yayın girmeye çalışan bir anne blogger olarak söyleyebilirim ki buralar iyice ticaret kapısına döndü. Takipçi sayısını arttıran instagramda yolunu buluyor. Bloglara artık eskisi gibi kimse uğramıyor. Yine de yazmaya devammmm 😉 Sevgiler

  6. Siz yazmaya devam edin ,yazılarınızı okurken kendimi buluyorum orda 2 çocukla yaşadıklarımı başkalarınında yaşadığını görünce tek olmadığımı farkediyorum

  7. işin içine para girdimi duygu kalmıyor. zaten ben şahsen blogger olarak adlandıramıyorum onları, onlarınki bir nevi basın bülteni ya da duyuru panosu…

    ben “arin okursa” diye yazıyorum. belki büyüdükçe okumamasını isteyeceğim şeyler olacak bilemem ama özellikle gündem ile ilgili yazdıklarımı ve “arin’e sesleniş” yazılarımı okusun istiyorum. zira bu ülkede çocuğumuza bırakabileceğimiz en güzel miras “doğru ve dürüst bir şekilde anlatılmış yazılı geçmiş”

  8. Çok haklısınız. Sanırım 1-2 sene önce takip ettiğim blog yazan annelerin, aynı gün aynı saatlerde, aynı cümlelerle bir tavuk markası hakkında yazmalarıyla benim için bu iş bitmişti. Elbette blog yazmak profesyonel bir iş de aynı zamanda ama bu kadarı da biz okuyuculara saygısızlıktı her şeyden önce. Çünkü reklam izlemek istediğimde televizyonu açıp reklam kuşağını beklerim. Kolay gelsin size, iyi ki varsınız.

  9. “Ben gerçekten anne bloglarının o eski, dolu dolu hallerini çok özledim.”
    Ben de, ben de…

    İlk takip etmeye başladığım ve hala takip ettiğim blog yazarlarından birisiniz.

    Dediğiniz gibi, tek amaç okuyucuya bir şey öğretmek değil; ama sizin annelik tecrübelerinizden yararlanabildiğim ya da annelikle ilgili çıkar yol bulmaya çalışırken karşılıklı fikir paylaşabildiğimiz sürece, dolayısıyla benim anneliğime de bir faydası olabildiği için takip ediyorum/ediyordum blog yazılarını.

    Yoksa, herkes zaten çocuğuyla oraya buraya gidiyor, bir şekilde eğleniyor, vs.
    Bana bir şey katma çabası olmadıktan sonra, zaten çok kısıtlı olan zamanımı neden o fikir içermeyen blog yazılarını okuyarak heba edeyim ki… Çoğu Türk blog yazarını takip etmeyi bıraktım bu yüzden. Yabancı blogger’ları takip etmeye çalışıyorum zaman buldukça.

    Ama siz arada sırada olsa da yazmaya devam edin lütfen 🙂 Ben çok şey öğrendim eski yazılarınızdan sizin…

    Sevgiler.

  10. Oğlunuz Deniz ile arası bir gün olan oğlum 4+4+4 eğitim sistemiyle okula başladığında aynı sıkıntıları aynı çaresizliği yaşadığımızda sizinle, oh be dedim yalnız değilim, böyle düşünen tek ben değilim…o zaman bir rehber oldu bloğunuz bana. içimi ferahlattınız. bence siz layığıyla yapıyorsunuz blogger-lık işini. üç çocukla hem de, daha ne olsun.

  11. yazacak zaman yok 🙂 calisiyoruz

  12. Ben yazmaya yeni basladim! Bizim gibi yeni yazmaya baslayanlari kesfe cikip bizden bir yazi mi yazsaniz acaba 🙂 Iyi kotu ciziktiriyorum kendi adima. Vakit bulmak cok kolay olmasa da ve bir oturusta yazamasam da yazmak hosuma gidiyor. kimsenin okumadigi blog
    https://kimseninokumadigiblog.wordpress.com/

  13. Elif resmen hislerimi okumuşsun. Sırf bu yüzden takibi (üzülerek) bıraktığım öyle çok blog var ki.

  14. Canimcim,
    Bu vesile ile benim halihazirda takip etmeye deger buldugum nadir Turk “Anne bloglari”nin en basinda oldugunu ben de buraya yazayim. Hatta bir sen, bir Gunun Corbasi Yeliz, bir de Deli Anne Mumine kaldi bende. Baska kalmadi. Ben de hala okyanusun ote yakasinda yazmaya vakit bulmaya calisiyorum. Ergenlige girdik bile. Bloga yazdim bizim maceralari. 🙂 Bunun bir dengesi olmasi lazim. Sevdigim Gary V nin lafi ile “jab, jab, jab, right hook”. Yani 3 tane hakikaten faydali birsey sunacaksin ki, 4. sunde birsey istemeye hak kazanacaksin. Ben hala o dengeyi tutturmaya calisiyorum ve yazdigin gibi gercekten elle tutulur icerigi olan 1000 kelimeyi yazmak emek ve vakit istiyor. Bunun yaninda hic birsey vermeden devamli alan kor saticiya da kizmamak lazim, cunku kor alicilar halinden memnun gibi gozukuyor. Ben diyorum ki, kor saticiya kafayi takmaktansa iyi icerik uretmeye devam. Birden yukselip parlayanlar bir yerde eleniyorlar zaten, geriye kaliteliler kaliyor. En azindan bizim icimiz rahat.

    • Kocaman sarıldım:) Çıkış noktam blogger-anne değildi, çocuk fikri bile yokken yazardım ama ciddi bir süre konu tabii ki çocuk oldu ve anne blogları ile çok şey öğrendim. sen beniim hala ara ara dönüp yazılarını okuduğum eski ve önemli bloglardan birisin pratik annem:) kendime yakın hissetmemin de etkisi var tabii ki:)

      • Hiçbir zaman blogum olmadı ve yazmaya da yeltendim denilemez ama hep iyi bir okur oldum ve hepinizi çok severek uzun yıllar takip ettim. Bu vesileyle söylemeliyim ki Günün Çorbası Yelizin yeri benim için ayrıdır zira sanırım aranızda aynı çizgide kalarak düzenli yazan bir o oldu. Bu arada OIP, Günebakan Tarlası ve Alışveriş Danışmanını da çok özlediğimi ve keşke yazsalar diye dilediğimi de eklemeden geçmeyeyim.

      • Yeliz sen hep yaz 🙂

        Benim de hala hala takip ettigim Yeliz, sen, mumine, gorkem var. Ama hep sunu diyorum iyi ki ben anne olmadan anne bloglarini okumusum. Hakikaten anneligime dair en buyuk mutluluklarimdan biri bu. Cunku o bilgilerin paylasildigi zamanlari yakalayabildim. Hayir neden o vakit oturup incik cincik o bilgileri okuyormusum, ilginc tabi. Ama iste varmis bir hikmeti 🙂

  15. Merhaba, açıkçası ben de sizin gibi düşünenlerdenim, hatta blogger annelerin git gide sadece sosyal medya üzerinden paylaşım yaptıkları , genelde marka hikayeleri barındıran paylaşımlardan sıkıldık. Takip etmekten vazgeçtiğim çok blogger anne var. küçücük bir dünyaya herşeyi sığdırmaya çalışmak bana zor geliyor yine de yazılarıma devam ediyorum kendi adıma , sizin yazılarınızı da severek okuyor çoğunda kendimi görüyor ay benden bir tane daha varmış diyorum. Yazmaktan hiç vazgeçmeyin , sevgilerle …

  16. Facebook’um yok. Twitter’im yok. Instagram ‘im da.hızlı tüketmeyi reddediyorum ondan sanırım. Ama bloğum var!!!Yazmak hep hayatımda vardı. Şimdi kızıma bırakacağım anılar şekle girdi sanki. Çok mutluyum. Icimdeki enerjiyi tutamadim. Ahkam kesebilecegim özgür bir alan bana göre. Konusamayinca içine tıkanıp kalıyor çünkü hersey. Yazmak iyidir. Blogerlik anlaminda ilham ve cesaret kaynagimsin Blogcu anne. Tesekkurler.Kalite başka birşey…

  17. Merhaba Elif,
    Ben de epeydir sizin blogunuz için bu yazdıklarınıza benzer şeyler düşünüyordum. Eskiden içerik dolu doluydu, orijinal yazılar sık sık yayınlanıyordu. Belki de artık düşündüklerinizi hissettiklerinizi Twitter’da yazıyorsunuz diyedir. Ama blogda yazıların içeriği reklâm gibi. Bu konudaki hasssiyetiniz üstteki reklâm başlığı altındaki açıklamada görülüyor, bu da çok güzel bir şey. Zaten reklâm hiç olmasın demiyorum. Çalışmanızın karşılığını almalısınız. (Bu cümlemin altını çizemedim, bence çok önemli). Ama sizin gibi yabancı ülkede yaşamış biri olarak ve dürüst olduğunuzu düşündüğümden, marka adı düşürülmüş içeriklerde para yahut herhangi başka bir kazanç varsa, altta bir not görmek iyi olacağına inanıyorum. (Yabancı bloglardaki c/o veya #ad gibi). Örneğin bebek bezi promosyonlu röportajlarda reklâm açık seçik belliydi. Orada da zaten anneler başka konulardan konuşuyor, “ben X bezini kullanıyorum,” demiyordu. Ama direk tanıttığınız bir markayı “paramla aldım, kullandım, sizin de işinize yarar,” diye mi yazıyorsunuz, yoksa onlar size yaklaşıp “Bir bakın, beğenirseniz tanıtın, bu da harcadığınız emek için ücret” mi diyor? Bu belli değil. “Türkiye’de bu yasal olarak şart değil,” demeyeceğinizi biliyorum, çünkü siz de hepimiz gibi ülkenin halinden şikayet edenin önce kendi örnek olmalı diyorsunuz. Bu eleştirimi iyi bir blog yazarı olduğunuzu düşündüğüm için, uzun zamandır takip etmeyi bıraktığım blogu yeniden kazanmak için yazıyorum. Sizin değindiğiniz başka bloglarla ilgili bir şey yazmadım, çünkü su-i misal emsal olmaz. Bunlar yalnızca sizin blogunuza dair düşüncelerim. Muhtemelen bu görüşüm azınlıktadır. Yine de dikkate alacağınızı umarım.
    Sevgiler.

    • Bu yorumunuzu ne kadar önemsediğimin de ben altını çizemem… Görüşünüzün azınlık olduğuna ben de katılsam da, tüm prensiplerimi tam da bu görüş üzerine oturtmaya çalışıyorum aslında…

      Sitemin “reklam” bölümündeki açıklamamı genişletme sürecindeyim şu sıralar, tam da sizin dediğiniz noktaların karşılığını verebilmek için… Örneğin, Instagram’da bir tanıtım yapıyorsam eğer, yanına #tanıtım ibaresi ekliyorum ki gören kişi, o paylaşımın bende ticari bir karşılığı olduğunu bilsin. Benzer şekilde, uzun vadeli işbirliği yaptığım markaların (sizin verdiğiniz örnekteki gibi) tanıtım amaçlı yazılarının sonunda bunu belirtiyorum. Ancak blogdaki diğer, bağımsız marka tanıtımlarında, sizin de dediğiniz gibi bir belirsizlik olduğunun farkındayım ve bu konudaki yorumunuzu dikkate alacağım.

      Blog yazarak, sosyal medyada tanıtım yaparak para kazanmak, yeni bir iş şekli. Ticari ve etik kuralları henüz tam oturmadı, herkes “kafasına göre takılıyor.” Ben -işin huhuki ve ticari kısmını başından beri kitabına uygun yapmakla birlikte, etik boyutu söz konusu olduğunda yurtdışını yakından takip etmeye ve onları örnek almaya çalışıyorum; örneğin Amerika’da bu işin nasıl yapılacağının yasal tanımları var. Dijital Topuklar’ın ortaya çıkış sebeplerinden biri de buydu: dijital dünyada yapılan nitelikli işleri ön plana çıkartırken, bu işin ticari ve etik kurallarını da belirli bir standardın etrafında toplamak…

      Bahsettiğiniz konu benim şu ara en çok önem ve öncelik verdiğim konulardan biri… Yakın zamanda daha da belirgin çizgilerle ifade edeceğim net ilkeler sayesinde, bundan böyle bu blogda tanıtım içeren bir yazı okuduğunuz zaman, belirtmiş olduğunuz gibi belirsizlik hissini çok daha az yaşayacağınızı (ve hatta yaşamayacağınızı) umuyorum.

    • Günay hanım size katılıyorum. Emek için para almak kesinlikle yazarın hakkı fakat bir heves okuduğum yazının bir ürünün tanıtımına bağlanmasından rahatsızım. Fide okullarından bahsedilmesi bile (Ali KOç’a , işlerine, felsefesine hayranım) pek çok okul işletmecisine haksızlık gibi geliyor bana.

      Ayıp değil para kazanmak, başına tanıtım densin, biz de ona göre açalım ya da açmayalım diyorum nacizane.

      • Fide Okulları, benim çocuklarımın okuduğu, sizin gibi felsefesine, işletmesine hayran olduğum bir yer… Ve tutkuyla, coşkuyla bahsediyorum; herhangi bir ticari karşılık alarak değil… Nasıl ki bana çok iyi gelen bir kitabı, çok sevdiğim bir filmi paylaşıyorum, bunu da aynı niyetle yapıyorum.

        • Merhaba Elif. Cevabını şimdi gördüm. Vakit ayırıp yazdığın için teşekkürler. 25 martta Bodruma geleceğini okudum, umarım karşılaşırız. Sevgiler.

  18. Bence biz şansliyiz (size göre) çünkü keyifle okuyacağımız ve ufkumuzu açacak olan “blogcuanne”miz var. Bir blog yazma fikri çok uzun zamandan beri var ve hakkını verememektedir korktuğum için kalkışamadım henüz. Size tamamen katılıyorum bloglar konusunda ve ek olarak da o “bloggeranneler”in yazım-noktalama konusundaki durumlarına, anlatim bozukluklarına tahammül edemiyorum. Bazılarının ne demek istediklerini anlayamıyorum çoğu zaman ve zaten artık okumuyorum da. Bir burası var düzenli takip ettiğim… Bir kez daha teşekkürler…

  19. Instagram’da çok ufak bir giriş yapmıştım, yazını dahi okumadan:) Şimdi biraz daha farklı bir yorum bırakacağım.
    Şöyle bir tespitim var. Bundan 8-9 yıl evvel mecralar fazla değildi, bir facebook grubu filan bilmezdik, bloglar üzerinden paylaşılan tecrübeler değerliydi, hatta okunan kitaplar ve makaleler paylaşıldıkça değer daha da artıyordu. Kendini iyi eğiten çok okuyan annelerdik bence ve öğrendiklerimizi paylaşmak hepimize iyi geliyordu. Zaman içerisinde bunları yazanların çocukları büyürken, anneler annelik kimliğinden biraz sıyrıldı. Çoğu kendine, işine döndü. Çocuk odak noktası olmaktan uzaklaştı. Evvelden takip ettiğin blog yazarları elbet bir yerlerde bir paylaşımda bulunuyordur, belki başka bir mecrada belki farklı konu başlıklarıyla…

    Kendinden pay biç bence. Mesela Deniz ile ilgili, onun yaşı sorunları vs ile ilgili ne sıklıkta yazıyorsun artık? Biraz daha Derin’e ve Derya’ya daha doğrusu onların yaşlarına kaymadı mı yazıların? Belki bana öyle denk gelmiştir.

    Diğer taraftan mecralar çeşitlendi. Blogların motivasyonu paylaşımdı, şimdi motivasyon biraz da maddiyata ve görünüme döndü. Üstelik bazı iyi çeviriler yapan, çocuk-eğitim yazıları hazırlayan güzel siteler var, kimi eski şahsi blog yazarları bu çatılar altında toplanıyor, bakkaldık, hipermarket olduk mu demeli:)

    Biraz çıkış noktası da önemli. Eğer anne-çocuk blogu şeklinde bir kategorin varsa, içeriklerinin konusu bir yerde tıkanıp kalabilir. Ben Arca daha portakalda vitamin bile değilken kişisel blog olarak başlayıp sonra içerikler ve takipleştiğim bloglar sebebi ile anne-çocuk blogluğuna evrilip yeniden özüme döndüğüm için blog hep var ve var olacak. Çünkü benim için asıl olan yazmak eylemi. Kendimi bu şekilde ifade edebilmem (uzun yorumlarımdan da anlaşıldığı üzere:))) ve bana iyi gelmesi. Bugün çocuk yazarım yarın kocamı başka zaman gündemi. Fazlaca kişisel belki de bu sebepten hem rahatım hem fazla popüler değilim ama iyiyim, keyfim yerinde:) Blog sayesinde o kadar şahane insanlarla tanışma fırsatı buldum ki, benim için çok çok değerli.
    fakat bunun bir kötü tarafı içimi fazla yansıtıyorum ve son 1 yıldır başa çıkamadığım ülke koşulları ve gündem maalesef yazılarıma yansıyor, her gün 3 yazı yayınlayan ben, kendimi bilinçli olarak biraz çekiyorum son zamanlarda. bakalım nereye varacak…

    Beni kovalamazsam gitmeyeceğim:)
    Seni gerçekten çok seviyorum. Uykusuzluk yazılarını, Derya ile maceralarınızı pek okumuyorum çünkü ilgi alanım değil artık ama hemen her yazını okumaya gayret ediyorum.
    öyle işte… Tamam gittim:)

  20. Sevgili Elif,
    Ben de bu konudaki düşüncelerimi yazmak isterim hazır yeri gelmişken. Benim de çok muzdarip olduğum bir konu. Son zamanlarda yalnızca fotoğraflarıyla ya da reklam yazılarıyla öne çıkan bloglar var. Bir yazının nasıl emekle ve ne kadar zamanda yazıldığını çok iyi bilenlerdenim. Benim de 500e yakın yazım var blokta. Ancak kimi zaman hakettiginiz ilgi ve değeri görmeyince yazmaktan daha doğrusu yayınlamaktan soguyorsunuz . Evet yazmak bana da iyi geliyor. Yazılarımın sıklığınin azalma sebeplerinden biri isim dolayısıyla vakit bulamamaksa diğeri de bu. Çünkü o çok emek ve değer vererek yazdığınız yazıların okuyucu ve ilgililer tarafından da hakkinca değerlendirmesini istiyorsunuz.
    Bu sayede biraz içimi döktüm canım ben de.
    Sevgiler….

  21. Blog yazmayı çok seviyorum. Uzakta yaşamanın getirdiği bir güzel terapi benim için. Anne blogu değil benimki bahsettiğiniz türden anne nasıl olur yok ama yaşadığım ülkelerin farklı milletlerdeki anneleri çocukları var 🙂 eğitimi, sağlığı vs de…
    başım sıkışınca başvurduğum birkaç blog var genelde hepsi İngilizce. Düzenli okuduğum 3 Türkçe blogdan birisi de burasıdır.
    Kendi bloğumda da dediğim gibi çocuklar büyüdükçe blog da ben de onlarla büyüyoruz. Çünkü değişim çok büyük, gelişim de. Her döneminde farklı sorunlar çıkıyor ortaya. Ah bir de yazmaya tartışmaya zaman olsa:)
    Sevgiler…
    Deniz

  22. Herkesin söyleyeceği ne çok şey birikiyor,yazmak hepimize iyi geliyor.Blog ve blogger kelimeleri ile geç tanıştım ben.Benim dünyama çok yabancı kavramlardı,sizi de yeni keşfedenlerdenim,aslında hepimiz bir tık uzağımızdaki hayatların (özel-genel) günlüklerini okuyoruz.Eskiden sadece kendimize ait olan bu günlükler şimdi herkesin.Teknoloji çok garip, birbirini hiç görmemiş insanlar ortak veya farklı duygularını çok kolay paylaşıyor.Blog (benim tabirimle günlük) yazarı değilim,sadece beğendiğim yazıları okuyorum,arada kitap,mekan,etkinlik önerisi almak da ayrıca güzel oluyor.Geçen akşam instagramdaki canlı yayınınıza katılmıştım,oradaki birbirinden farklı soru yağmurunu da görünce anladım ki annelerin daha soracak çoook sorusu var,siz de iyi ki varsınız,sabırla,tekrar tekrar yazdığınız,anlattığınız ve aydınlattığınız için çok teşekkürler.