11 Yorum

Paralel evrenlerde annelik

İnsanın, kendi zorlandığı konuları bir başkasının ağzından duyması, o sorunların sadece kendine ait olmadığını görünür kılmak adına çok iyi gelen bir şey…

Ve bu görünürlük, hiç ummadığınız yerlerde karşınıza çıkabiliyor bazen…

“Üç çocuklu hayat nasıl?” diye soranlara “İki çocuklu hayattan beş kat daha zor” diyorum ama neden böyle olduğunun adını koyamıyordum — birkaç gün öncesine kadar. Evet, Derya’nın uyku yolculuğunun sıkıntılı başlaması olayı tabii ki zorlaştırdı ancak genel anlamda zor bir çocuk değil kendisi. Tam tersi, üçüncü olmasının etkisiyle oldukça bağımsız ve eğlenceli bir tip. Dolayısıyla şu andaki hayatımızın zorluğunun faturasını ona kesmek büyük haksızlık olur.

“İkinci çocuk kolay, iki çocuk zor” demiştim bundan yedi sene önce, henüz ikinci anneliğimin üçüncü ayındayken. Şimdi de diyorum ki “Üçüncü çocuk zor değil ama gel de üç çocuklu hayatı bana sor!” Üçüncü hamilelik haberimi paylaştığımda “Elif, ben seni yeterince uyarmadım mı?!” demişti bana, üçüncü oğlunu sürpriz bir şekilde doğuran arkadaşım Özge. Haklıymış. Zormuş. Çok hem de…

Ama işte neden BU KADAR ZOR olduğunun adını koyamıyordum bir türlü… Ben mi yanlış bir şey yapıyorum? Ben mi çok şeyi aynı anda becermeye çalışıyorum. Nedir beni böyle kamyon çarpmışa döndüren?

“Paralel evrenlerde annelik yapmaya çalışmak”mış.

En büyük çocuğunuzla en küçük çocuğunuzun arasında yaş farkının fazla (8-10 yaş) olmasının hayatınıza kolaylaştırıcı bir etkisi olacağını düşünebilirsiniz; ne de olsa büyük olan küçük kardeşiyle ilgilenebilir ya da en azından kendi işini yapabilir. Bu, bir yere kadar doğrudur; ancak unutulmamalıdır ki aralarında bu kadar yaş farkı olan çocukların lojistik, akademik ve duygusal ihtiyaçları da çok farklıdır. Günün sonunda kendinizi, paralel evrenler arasında denge bulmaya çalışıyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz.

Kim West’in, (Türkçeye İyi Uykular, Tatlı Rüyalar olarak da çevrilen The Sleep Lady’s Good Night Sleep Tight kitabından bu alıntı…

En minnak bebeğimin (şimdi “aşırı erken kalma”ya evrilen) uyku sorunu için okuduğum bu kitabın bende bir kişisel gelişim kitabı etkisi yapacağını bilseydim çok daha önceden okurdum. Nitekim gerçekten de bu paralel evrenler arasında gidip gelme hissidir benim son 14 aydır yaşayıp da adını koyamadığım şey!

Ve hakikaten de o kadar ama o kadar farklı ki tüm ihtiyaçları… İşin lojistik kısmına bu hafta sonundan tek bir örnek verecek olursam eğer: Birinin antrenmanı varken diğerinin doğum gününe gitmesi lazım ve tam o saatler bebeğin uyku saatine geliyor. Buyrun size 135 bilinmeyenli denklem.

Bir yandan bebeğe yemek yedirir ve havada uçuşan bulgur tanelerini yakalamaya çalışırken en büyüğü Rocky Balboa seyrediyor, ortanca olan filmi biraz “kavgalı” bulduğundan sıkılıp evrenin ortaya çıkışı hakkında soruları peş peşe soruyor ve sen bulguru mu yakalamalısın, ortancanın kozmik sorularına mı yanıt vermelisin yoksa kardeşine “Susar mısın, hiçbir şey duyamıyorum!” diye çıkışan büyüğü mü sakinleştirmelisin karar veremiyorsun.

Bir de her birinin ayrı ayrı duygusal ihtiyaçları var… Ve bunları karşılayabilmek için önce sen iyi olmalısın ama aylardır uyumadığın ve insanlıktan çıktığın için bir de bakıyorsun ki sen salya sümük ağlıyorsun ve onlar sana “Ağlama anne” diyorlar. Fazla jileti olan var mı, bileklerimi kesicem de…

20170307_ParalelEvren

Gelişimlerinin ayrı dönemlerinde, çok farklı ihtiyaçları olan bunca çocuk, aynı ortak ihtiyacın etrafında toplanıyor: Anne. Sorun şu ki, anne’den bir tane var ve bilim ne yazık ki henüz insan klonlamayı başaramadı.

En çok aldığım sorulardan biri “Kardeşler arasındaki yaş farkı kaç olmalı?” Bunun ideal bir yanıtının olmadığını düşünüyorum çünkü hepsinin artıları, eksiler var… Arada bu kadar yaş farkının olması elbette çok zorlaştırıyor birçok şeyi, ancak bir yandan da gerek abilerin bebeğe şefkatli yaklaşımlarını görmek, gerekse onlara bırakıp duşa girivermek çok güzel…

Derya’ya hamileyken bir gün Kadıköy Çarşı’dan geçiyorduk Doğan’la, güzel bir sonbahar akşamıydı, haftasonu… Millet rakı sofralarına kurulmuş keyif yapıyor, kimileri tiyatro kuyruğunda bekliyor; bir onlara baktık, bir yuvarlak karnıma; aynı anda aynı şeyi geçirdik aklımızdan: “Ulen, tammmm da çocukları büyütüp rahata ermek üzereydik, biz de böyle rakı keyfi yapacaktık hafta sonları, şimdi yine bebek yatağı kuruyoruz!” Hemen ardından yine ikimizin de aklından aynı hin fikir geçmiş: “Neyse canım, abileri büyüyor, birkaç sene sonra onlara bırakıp çıkarız, şimdi onlar düşünsün!”

İşte, birkaç sene sonraki o günün hayaliyle yaşıyorum ben şu sıralar…

O zamana kadar paralel evrenler arasında denge çalışması yapmaya devam…

11 yorum

  1. Kolay gelsin. İki idare etmeye çalışırken üçü hiç düşünemiyorum. Sevgili kocam bazen 3? dese anında olay mahallinden kaçıyorum. Çünkü çok zor annelik, çocuklar çok doyumsuz, verdikçe istiyorlar maksimum yok! Birine 2 dakika fazla zaman ayırınca diğeri 3 dakika istiyor. Anne-nin yerini de hiç kimse dolduramıyor. Ve 40’ına gelirken kendi hayatını da yaşamak istiyorsun bir yandan. Tam rahata ermeye vakit var, ama zaman da çabuk geçiyor özellikle ikinci çocuk ardından 🙂 3’te süper hızlıdır sanıyorum…

  2. Aynen arada 9 yaş var büyük ne zaman araba kullanır hesapladım şimdiden küçüğü baleye götürmesi için .tünelin ucunda ışık var beklemedeyim .

  3. Blogcu anne ellerine sağlık. bir anneye ancak başka bir anne iyi gelebiliyor bu derin mevzularda. Hep yaz hep yaz.sevgiler.

  4. bu yazı tam beni anlatıyor. sizinde dediğiniz gibi baska anneleri dinleyince mutlu oluyorum sadece ben değilmişim diyorum. Bizde 5 yaş fark var kızımın sorularına cevap vermekten bazen bunaliyorum. Ve hic bebege sesli sevgi sözcükleri söylemeye hakkimiz yok. hemeb kıskançlık basliyor.

  5. Bir sey söyleyeyim mi? Iyi ki varsınız! Sizi takip etmek iyi hissettiriyor ♡

  6. İşte buAnlatmak isteyipte anlatamadığım olay demekki buymuş.3çocuklu hayat zor ama nasıl niye zor anlatamıyordum.Birde eğlenceli yarafı da var.3 numara gençlik iksiri gibi yaaa

  7. Aralari 3 yas iki cocugum var, ikincisi daha 5 aylik ve blogumda halimi anlattigimda bana ‘dogum kontrol yontemi olarak seni okuyoruz’ diyen oldu :))) O kadar da degil, ama yine egri oturakim dogru konusalim, gercekten sevgi katlaniyor ama zorluk kat kat katlaniyor. Fakat ben yas farkinin az olusunun da ozellikle Turk teyzelerini cok rahatsiz ettigini ve bana ‘anaaam yavrun daha kucucukmus niye hemen ikinciyi yaptin’ dediklerini de gordum! Ayni teyzeler senin yasina da ariza verip ‘yasin gecmeden hemen ikinciyi dogur’ diye tutturmamis olan teyzeler olmasa..

  8. Ayni aksamki durumum. Ben durum daha karisik. Buyuk 7 yasinda , kucukler 18 aylik ikiz. Tum aksamim cocuk uyutmakla geciyor. Dun gece en son camdan ucuvermeyi bile dusundum. Bugun Emzirmeyi birakiyorum yoksa kafayi yiyecegim

  9. Üç çocukluya ‘üç çocuklu hayat nasıl?’ diye sormakta sakınca yok. Bu soruyu hemen sormakta sakınca var bence. Geçsin şöyle bi 5-10 sene, o zaman fıstık o zaman lokum.

    Öyledir heralde değil mi?

  10. Merhabalar . Oğlum var 8 yaşında. İnanılmaz şekilde kardeş istiyor . Tamda dediğiniz gibi herşeyi yoluna koymuşken nerden çıktı bu şimdi derken….yazınıza denk geldim. Sanırım zorlukları olucak olmasına rağmen bende artık istiyorum. Bazı satırlarınız bu ikilemde ilaç gibi geldiSevgiler

  11. Elif hanım, öncelikle duygu ve düşüncelerime her zaman tercüman olduğunuz için teşekkür ediyorum…12 ve 8 yaşında iki oğlum ve 5 aylık kızımla yaşadıklarıma daha güzel bir tanımlama olamazdı…