11 Yorum

Kendin İçin, Kendine Rağmen

40 bin bakımına başlayalı yaklaşık bir ay oldu.

Yaklaşık üç buçuk kilo verdim bu süreçte… Çaktırmıyordum ama daha fazla vermeyi planlıyordum. Yasemin’in söylediği kadarıyla, spor yapmadığımı göz önüne alınca, verebileceğimin en iyisini vermişim. Spor yapıyor olsaymışım (daha önceki diyet süreçlerimde ya bir yüzme, ya bir crosstrainer, bir şey yapıyordum) bunun bir buçuk hatta iki katına yakınını verebilirmişim.

“Zamanım yok” dedim Yase’ye. “Çocukları okula bıraktığım günler 3 buçuk, 4 saatim yolda geçiyor. Eve geldiğimde Derya’yla ilgileniyorum. Eh, bi işim bi gücüm var. Ne zaman yapayım?”

“Valla Elif’çim, yapmak zorundasın. Yoksa valla çok güzel kilo verirsin ama bedenin hiç değişmez” dedi. (Yasemin’le beslenme üzerine ettiğimiz sohbetin kaydını Facebook’tan izleyebilirsiniz)

Ne demekmiş bedenin değişmez?! Sevmedim ben bunu! Bunca uğraşıyorum, yediğime içtiğime dikkat ediyorum, niyeymiş değişmezmiş?! Tamam, 40 yaşından sonra 34 beden olma niyetim yok ama bedenim değişsin lütfen!

Degisim

Resim: Derin Doğan

“Yürüyeceksin, başka yapacak bir şey yok” dedi. Bir sonraki görüşmemize kadar en az 4 kere yürümüş olmam gerekiyor. Yapacağım bu sefer, çocukları okula bıraktıktan sonra Maltepe sahilde yürüyeceğim. Bakalım bu kez ne değişecek?

Trafikte bunca zaman geçirmeye harcamaya başladıktan sonra kendimi Podcast’lere verdim. Sosyal medya üzerine, blog yazmak üzerine, yazı yazmak üzerine podcast dinliyorum sürekli (başka önerileriniz varsa yorumlarda alırım bir dal). Hayat kurtarıcı oluyor gerçekten, yoksa geçmek bilmiyor yol.

Avusturalyalı bir blog yazarı var, ProBlogger. Blog yazmaya başladığımda ilk keşfettiğim isimlerdendi. Onun da podcast’lerini dinliyorum. Ay çok konuşuyor. Amanın ne kadar çok konuşuyor, bir bölüm 50 dakika falan sürüyor. Müzik de yok, sadece kendisi konuşuyor. Bir de zaten çok yoğun bir aksanı var, ay fenalık geliyor. Diyeceksin “Deli misin, neden dinliyorsun?” Çünkü arada güzel şeyler söylüyor.

İşte o güzel şeylerden biri, değişim üzerineydi. Son iki senede mi üç senede mi ne günde 10 bin adım yürümeye başlamış adam, öncesinde sporla bir ilişkisi yokmuş. Ama kolay olmamış. Ve bunu KENDİNE RAĞMEN yapmış.

Hangi bölümde anlatıyordu bilmiyorum (çünkü yüzlerce bölüm var!) ama özetle diyordu ki: “Değişmek istiyorsanız, içinizdeki dirence rağmen yapacaksınız. Spor yapmak yerine size cazip gelen bir sürü şey olabilir, işiniz gücünüz olabilir, onların olduğunu bile bile, istemeye istemeye başlayacaksınız. Bir süre sonra hoşunuza gitmeye başlayacak, alışkanlığa dönüşecek ve hayatınızın içine oturtacaksınız.”

Ben hep mucizevi bir an bekliyorum. “Pazartesi günü spora başlıyorum” mesela… Ya da reglim bitsin, öyleDerya bi uyumaya başlasın, ben de spor yapmaya başlayacağım. İşlerimi azıcık toparlayayım, sonra vakit ayıracağım. Hep bir erteleme, hep bir şey…

E yok, gelmiyor o mükemmel zaman. Pazartesi olsa regl oluyorum, işim az olsa Derya uyumamış oluyor. Gelmeyecek. Olmayacak. Bütün bu kaosun içine sığdırmalı o değişimi…

“Spor yapmayı sevsen zaten her gün yaparsın. Önemli olan sevmediğin halde yapmak” dedi Yase geçen gün. Aynı şey… İstemediğin ama yapman gereken bir şeyi yapmaya kendini ikna etmek… Hem kim bilir, belki de yapmaya başladıktan sonra isteyeceğim?

Bu sadece sporla ilgili değil aslında… Beslenmede de böyle… Huylarımızda de böyle… Alışkanlıklarımızda da böyle…

Kendimizle ilgili “Değiştiremiyorum” dediğimiz şeylerin çoğu gerçekten değiştirmeye çalışmamamızdan dolayı değişmiyor. Çünkü beyin sadece davranışı ciddiye alıyor.

Çünkü değişmek kolay bir şey olsaydı herkes değişirdi.

11 yorum

  1. Yurumeye basladiktan bir sure sonra isteyerek yapicaksiniz Elif..Gercekten..O kadar iyi gelecek ki bir saat yurumek zaman yaratmak icin firsat kollayacaksiniz

  2. Ah o hep isteyip de değişememek 38 yaşındayım ama bazen kendimi 50 gibi hissediyorum

  3. Elif hanım padometre edinmenizi kesinlikle tavsiye diyorum. 10.000 adım hedef için insanı müthiş teşvik ediyor. ha gayret 3.000 kaldı gibi gaza geliyorsunuz 🙂

  4. Tam ben de dogum kilolarimi vermeye hazirdim ki ayak parmagin kirildi yine iki hafta atti kilo vermeler

  5. Bugünden itibaren bende başlıyorum 32 bin bakımına, iki küçük çocuğa rağmen ne olursa olsun her gün 10.000 adım atacağım. Hadi bakalım 😉

  6. Ben de kendine rağmen birşeyler yapmaya çalışan biriyim. Bir karar alıp uygulamaya karar verdiğimde mükemmel zamanı (çoğunlukla pazartesidir o) beklememem gerektiğini daha yeni öğrendim. O kararı aldığın an aslında en mükemmel andır. Çünkü heves istek enerji tavan yapmıştır. Hayaller bizi alıp uçurmuştur. Hemen adım atman gereken o andır. Bundandır gece tam yattığımız anda aklımıza bir fikir gelince uyuyamamamız. Hemen kalkıp kağıda (ya da dijital ortama) dökülmelidir fikirler. Yoksa sabaha uçup gitmiş olurlar ardından bakakalırız, bir rüyayı hatırlamaya çalışıp da asla hatırlayamadığımız gibi. Zaman da böyledir, bir an önce adım atılmalıdır yoksa o da uçup gider ve arkasından bakakalırız. Muhtemelen bir ayna karşısında yaşlı yıpranmış halimize bakarken neydi yapmak istediklerim diye hatırlamaya çalışırken buluruz kendimizi.
    Hemen bir adım atmalıyız, yapmak istediğimiz neyse ona doğru.

  7. Hani Yasemin H.’in yanina giderken arabada bir resim cektirip,gurultulu bir pazardan sonra araba kullanmanin, yagmur ve muzik esliginde ne iyi geldigini paylasmissiniz. Iste bu yurus,spor olayina da o sekilde bakin derim.Kilo vermek icin yurumeyilim dusuncesi insani sartlandirdigindan, bir engeli gecmek icin ugrasmak gibi zor geliyor.Su an hayatimda zor bir donemden geciyorum ve inanin yurumek o kadar iyi geliyor ki.Sahil kenarinda falan da degil hani,sehrin icinde uzun bir caddeye vuruyorum kendimi.Kendiniz icin,o zor buldugunuz zamani kendinize ayirmak icin,kafayi dagitmak icin.Sonuclari hersekilde guzel olacaktir.

  8. Bu hafta da lütfen hava yağmurlu diye güme gitmesin… Yağmurda da yürünür… Ben kendim evde pek beceremesem de söyliycem: Çeşitli evde sandalyede koltukta hareket videoları dolanıyor, onlar da kesinlikle iş görür bence;)
    Ben spor salonunda spor da yapıyorum, çok da seviyorum; ama ayda 3,5 kilo bir hayal benim için, kıskandım…Olmuyor da olmuyor, hatta düzenli spor salonuna giderken kilo almayı başarabilmişliğim de var. (O ara hem o pis iştah açan demir şurubunu içiyordum; hem de oğlanla ne yediğimi anlamadığımdan o yatınca çikolata falan yiyordum gece geç saatte.) Öyle abartı yediğim falan da yok; ama yeteri kadar motive değilim galiba…

  9. ben de basladım bugün yürüyüşlere.gecen hafta sadece diyet yapıyordum bu hafta yürüyüşü de ekledim ohh mis. 32 bın bakımı diyelim biz de.oğlum 20 aylık emmeye devam ediyor oradan da bonus olarak kalori yakıyorumdur diye düşünüyorum:)) ikinciye hamile kalmadan vücudumun biraz toparlanması lazım. yasemin hanımın dediğini çok doğru buluyorum belli bi kilodan sonra önemli kilo vermek değil vücudun sıklaşması.Mart ayı iyi geldi bana sizin ve ayse tolga hanımın da diyette olması benı daha bir kamçılıyor.her birlikte güzel geçireceğimiz bir bahar olsun insallah .)

  10. A bu yazı bana yazılmış!
    Tüm hafta sonumu benzer sorularla geçirdim. Çünkü değişmek sancılı bir dönem. Bir uçtan öbür uca sallanmalı, en sonunda dengeyi bulmalı… Dengeyi bulunca netleşiyor görüntü ama o zamana kadar o sarkacın üzerinde tepe sersemi oluyorsun. Olsun.

    Teşekkürler yine ilham için. İyi ki varsın Elif.

  11. “Prokrastineyşın” kitabı tam da bu durumu anlatıyor: Duyguların davranışını değil, davranışların duygularını değiştirir.