18 Yorum

Dış mihrakların kandırıkçı oyunları

Instagram’da canlı yayın yaparken bazen “Eşinizle tartışıyor musunuz?” soruları geliyor, diyorum ki “Tartışmaz mıyız? En çok da çocuklar üzerinden.”

Ben kendine sınırlar çizen, örneğin akşam belli bir saatten sonra artık koltuğa oturup kimsenin dişiyle, çişiyle uğraşmak istemeyen ve bunu dile getiren bir anneyim. O ise çoğunlukla dışarıda olmasını telafi etmeye çalışan bir baba. Ve tabii ki tartışıyoruz çünkü kendine sınır çizmek kötü bir şey değil ve çünkü nasıl ki annelerin saçı süpürge değilse babaların da sakalı öyle olmamalı… 

Günümüz babalarının, en az anneler kadar sıkıştığını ve zorlandığını anlatan birçok yazı okudum. Onların rollerinin, kendi babalarına göre çok daha farklı olduğunu, kendi babalıklarını, babalarının babalıklarından ayrı tutmaya çalıştıklarını, ancak önlerinde rol model olmadığı için biraz kayıp hissettiklerini falan çok okudum… “Annelik yapmaya çalışan babalar” diye bir şey varmış, “annelik yapmak” kime göre tanımlanıyorsa? Birilerinin işine geldiği gibi oluşturulmuş bazı roller, anneler şunu yapar, babalar bunu yapar diye kuyuya atmışlar taşları, şimdi çıkar çıkarabilirsen…

Ben kendime sınırlar çizen bir anneyim, belki hep öyleydim belki de sonradan evrildim, bilmiyorum. Ama bence akşamları 8’den sonra artık kimsenin dişiyle çişiyle uğraşmak istememek, hatta mümkünse 10 yaşın altında kimseyi görmek istememek beni kötü bir anne yapmıyor. Sadece sabah 6’dan beri ayakta olup artık gerçekten yorulan ve kendi kendine kalmak isteyen bir insan yapıyor.

Sabah çocuklar uyandığında resim yapıyorlar, ne bileyim, kitap okuyorlar, ve biz onları kahvaltıya çağırıyoruz sofra hazır olunca… Aslında baba varken bu böyle; onun seyahatte olduğu zamanlarda -ben tek başıma yetişemediğim için- bana yardım ediyorlar mutfakta… Tamam, mutfağın içinde o kadar kalabalığın hareket etmesi de kolay değil  ama dün akşam çocukları sofraya çağırdığımda -ki her seferinde en az 3 kere seslenmemiz gerekiyor- “Ama daha çorbayı tabağa koymamışsınız?” deyince beynimde şimşekler çaktı. “Koyalım, bir de istediğiniz dereceye gelene kadar üfleyelim paşam, ne dersin?!”  Bu sabah resti çektim: Bundan böyle sabah uyandığınızda yatakları topluyor, mutfağa geliyor, yardım ediyorsunuz! 

Ama onlar 9 saat okulda kalıyormuş da ama sonra 2 saat antrenman yapıyorlarmış da, sanırsın toplama kampında çalıştırıyoruz zavallıları… Tek istediğim yemeğe çağrıldığında zamanında gelin kardeşim, hafta içi sizden bir şey isteyen yok ki? Hafta sonu bulaşık makinesini boşaltıyorsunuz, evet, vah ki ne vah!

Geçen akşam tepemizin tasını attırdılar, yataklarına gönderdik bunları. Dedik ki “Size kitap da yok, bi şey de yok, kendi kendinize ne yapıyorsanız yapın!” Amanın kıyametler koptu, ne biçim anne babaymışız da onları yalnız bırakıyormuşuz da nasıl yapsınlarmış tek başlarına? Eş-şek gibi de yaptılar, sanki bilmiyoz. Sonrasında bize bir not yazmışlar, babam dedi ki “Resmen 13 Mart muhtırası olmuş bu.” 

Screen Shot 2017-03-15 at 11.54.47 AM

Bizim neslimizin anne-babalarıyla arasında çok daha fazla mesafe vardı. Oturma odası denilen bir kavram vardı mesela, eve misafir geldiğinde salona girmezdik biz. Ya da ben ne annemin, ne babamın benimle yatma rutinime eşlik ettiğini falan hatırlamıyorum, iyi geceler der, tıpış tıpış giderdik odamıza. Annem gelip öperdi sadece, o kadar, daha küçükken masal anlatırdı. Çocuk kitapları falan yoktu zaten o zamanlar. Öyle yataktan su isteyeceğiz, yok gözüme ışık girdi diye çıkacağız falan, babam bizi ışık hızıyla uzaya fırlatırdı valla böyle bir şeye kalkışsaydık.

Ben demiyorum ebeveynlerimizle aramızdaki mesafeyi çocuklarımızla da koruyalım, çünkü bence bu yakınlık daha güzel. Ama “Mutfağa patenle girme” dediğimde (çünkü burası dar ve kayıp düşebilirsin ve çaydanlık üzerine devrilebilir) “Ama burası benim de evim!” deme be çocuğum. Senin de evin olduğunu salona bir bakışta anlıyoruz zaten. Hatta o kadar senin ve kardeşlerinin evi ki biz bu evin neresindeyiz, biz neyiz, neydik, kimdik, ne olduk unuttuk gitti.

Haklarını bilen, haklarını savunan çocuklar yetiştirmek iyi bi şey diye bizi kandırdılar arkadaşlar. Muhtemelen dış mihrakların işi bu. Telekinezi yoluyla falan bi şeyler yapmaya çalışıyor olabilirler. Uyanık olun.

18 yorum

  1. Bayılıyorum size tavrınıza dışa dönüklüğünüze ah bende şu uykusuzluk yüzünden mutsuzluğu bırakıp bir kendime gelebilsem omuzlarımdaki yükü atıp bir oh diyebilsem

  2. evet ya üste çıkıyorlar birde hadsizler ..

  3. Tam şuan deli olmadıkça yeterliyiz, gelin biraz da anneliğimizi övelim çağrısı yapmıştım bloğumdan. Buradan da yapayım aynı çağrıyı okurlara ve sevgili Elif sana…

    Ben de sıkıldım haddimi aşan ebeveynlik çabasından. Biraz da oğlum kafa yorsun. Ben her malzemeyi ortaya koydum. Hadi oğlum!

  4. Bayildim bu yaziya. Uzun zamandir eski yazilarinizin tadini ozluyordum, bu cok iyi geldi 🙂 Guzel bir durum degerlendirmesi olmus; yani evet, eskinin mesafe anlayisini biraz asmis olmasi cok iyi simdiki ebeveynlerin. Ama bazilari vicik vicik. Sizin onlardan olmadiginizi biliyorum, ki olsaniz simdikinin kac kati burnunuzdan getirirlerdi, bilemiyorum :/ Cocuk milletiyle bas etmek zor ama bu sekildeki sertliklerin de onlarin gelisimine, karakter olusumuna iyi yonde katki sagladigini dusunuyorum.
    Allah kolaylik versin.

  5. Evet ya kesinlikle katılıyorum. Oğlum ile Deniz aynı yaştalar ve ben oldukça cadaloz olarak bilinirim. Fakat oğlumla başa çıkamıyorum. Aynen dediğiniz gibi bu kadar da değil ama.

  6. 2 yaşındaki kızım babasıyla oynarken salona girip beni koltukta uzanırken görünce resmen şoka girdi ve anne sen burda naaapıyorsun bensiz bensiz dedi! Bi an ben bile şaştım sahi ne yapıyorum diye. Değil zamanımı beynimi bile ele geçirilmiş hissediyorum. Oysaki sadece tavana bakıyordum, kötü bi niyetim yoktu:)

  7. bayildim ve harika. gece 1 e kadar yok su süt oyun vs ugrasmak zorunda mıyız ya? bir gariplik var. duyduğuma göre almanlar böyle değilmiş. En geç 8 de çocuklar yatağa giriyormuş.

    • Evet elif tamamen katılıyorum en çokta burası bizimde evimiz kısmına salonda oturuyoruz ailecek beş kişi ortak alanımız,banyo,tuvalet ortak alanımız,onlarin birer odaları var biz karı koca aynı odayı paylaşıyoruz hatta iki ufaklık inatla bizim yatakta bizi ittire kaktira yatıyor,ustelik odanın birinde koca bir trambolin,cadir,salonda masanın altına carsaftan hamak ve geçen gün arkadaşlara diyorum ki çocukların evinde bi çeşit sığınmacı olarak kenarda köşede yaşamaya çalışıyoruz

  8. Mükemmel anlatmışınız duygularıma tercüman olmuşsunuz hele de sosyal medyadaki evlatlarımla şunu yaptık bunu ettik şöyle vakit geçirdik böyle eğlendik diye postlar yazan sevgi pıtırcıkları annelerden sonra siz o kafar gerçeksiniz ki…

  9. Ohh ya yalniz degilmisim,”biz kimdik ” aynen devamli onceki halime donebilecegimi zanneden donemedikce , isyannnn eden kadin..

  10. Bir gün zeynep’in kreşin deki pedagog bana dedi ki, “sen sağlam duracaksın. Sen direksin.kendine dikkat ediceksin.”Ben de ondan sonra aldım tembelligimin bahanesini şimdi ben evde ücretsiz izindeyim.sabahtan başlasam oyun etkinlik üçgeninde akşamı edemem.çünkü çocuk milletine elini verince kolunu kaptırıyorsun. Ayrıca çocukla sürekli oynayınca anneden bağımsız oyun -etkinlik kuramaz hale geliyorlar ve yaraticiliklari, hayal güçleri torpuleniyor. Annelerimizin yaptığı da doğru değildi fakat annemizi sevmekten hiç vazgeçmiyoruz. Salonumuz yoktu ama sokagimiz vardı. Ne bilim aman her dönem çocuk yetiştirmek zor bence.

  11. Son günlerde bunu o kadar çok düşünüyorum ki (anneme komşu olduğumdan beri). Babamla 7 yaşındaki kızım sürekli tartışıyor daha doğrusu babam kızımın her şeyine kızıyor. Aslında ben de sürekli kendimi frenliyorum bağırmamak için. Düşünüyorum nerde yanlış yapıyoruz? Kızım bizi neden bu kadar çok kızdırıyor? Aslında cevabı çok basit: biz onu hep ayrı bir birey olarak kabul ettik, kendi kararlarını ve tabi ki sorumluluklarını alması için teşvik ettik, hayallerinin peşinden gitmesini öğütleyen kitaplar okuduk. Eee sonuç işte böyle çok bilmiş,her şeye cevap veren, dediğim dedik bir çocuk. Pişman mıyım? Olmak istemiyorum ama biraz evet 9 aylık oğlum var. Onu da aynı şekilde yetiştireceğime eminim. Sizin çözümünüz nedir bu konuda blogcuanne?

  12. Bir süredir ben de anlatıyorum sabahtan beri şunu yaptım bunu yaptım hiç oturmadım diye. 5 yaşındaki kızım anlıyor, o bile bu zıpırdaklıkta benden çok oturuyor gün içinde. Fakat iki yaşındaki oğlum anlamıyor. Dün kanepeye uzandım deden yattıııın diye sordu eşek sıpası. Hayır yatmayacakmışım

  13. 11 haftalık gebeyim. Ve gerçek anlamda bebeklerden, çocuklardan korkuyorum. Şaka değil. Yeni nesil ebeveynler mi verdiler onlara bu gücü, teknolojinin getirdiği bir şey mi bu bilemiyorum ama şundan eminim. Her şekilde bazen de olsa başa çıkamayacağım bir çocuğum olacak. Annem de benimle bazen başa çıkamıyordu, anneannem de annemle başa çıkamıyordu falan filan.
    Keşke yeni sürümler “daha çok yetişkin” güncellemesiyle doğsalar.
    Zor işler bunlar, zor.

  14. Her şey iyi hoş da, şu sıklıkla kullandığınız “ne…ne” bağlacından sonra olumsuzluk eki almış fiilleri kullanmasanız…

  15. Muhtesem bir yazı. sanki beni ve benimkileri anlatıyor:))))

  16. Çok güzel bir yazı olmuş :). Ne çekiyoruz bu veletlerin bu hazır cevaplılıklarından.
    Biz çok arada kaldık nesil olarak. Çocukken yapamadığımız tüm nazları çekmek bize kaldı 🙂

    Sevgiler…

  17. Bir gün kızım 22.30 da uyudu ve ben salona geçip kendi kendime çıldırdım. “İşte bu çocuk böyle geç yatınca hiç bir şey yapamıyorum” dedim. Kayınvalidem de vardı. ” annesin sen anne ne yapmayı bekliyodun bütün akşam çocuğunla ilgilendin işte daha ne olsun’ dedi. Sert bi dille insan olduğumu zaten işten gelip bu saate kadar 2 dk oturmadığımı biraz erken uyusa en kötü 1 saat kitap falan okuyacağımı söyledim.
    Böyle bi anne olmak toplumda hoş karşılanmıyor. İstiyorlar ki saç yetmez vücudumuzdaki bütün kılları süpürge yapalım.