7 Yorum

Cesaret

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Hayatı filmlerle, kitaplarla anımsayan, kaydeden biriyim galiba… Yıllar önce “Büyük Umutlar” filminden bir sahne aklıma kazınmıştı her nedense. Esas kız diyordu ki; “diyelim ki, kendini bildi bileli korkması öğretilmiş bir kız var. Mesela gün ışığından korkuyor. Işığın onun düşmanı olduğu, onu inciteceği öğretilmiş ona. Ve sonra sen geliyorsun, güneşli bir günde ona dışarı çıkıp oyun oynamayı teklif ediyorsun. Hayır dedi diye kızamazsın ona, öyle değil mi?”

İşte tam da bu. Mesela düşün ki; didişmeyi, güvenmemeyi, kavga etmeyi, kapıları çarpmayı, basıp gitmeyi çok iyi öğrenmişsin. Bilek güreşini biliyorsun, üstelik en ala rakipleri yenebiliyorsun, ama el ele yürümek konusunda hiçbir fikrin yok. Hikayenin bir yerinde senin bile unuttuğun bir sebeple başlangıç noktan bu olmuş ve bilinçdışı seçimlerin, yolculuğun ve karşılaştıkların da bunu desteklemiş. O zırhı giymişsin artık bir kere; hatta ikinci derin olmuş… Demirden kadın!

Sonra biri geliyor, o buzdan heykelinin bir noktasına dokunuveriyor. Çıt. Çıt diye bir ses… O ses yankılanarak büyüyor ve hayretle bakakalıyorsun. Kocaman ördüğün duvarlar, o sert zırhın, gardın, koruma kalkanların… Bir bakıyorsun ki, hiçbirine gerek kalmamış, çünkü zarar yok. Kavga etmediğine şaşıyorsun, aynada gördüğün o munis, sakin kadını tanımaya çalışıyorsun. Sana o güneşli günde “dışarı çıkalım” diyor, çıkıyorsun da…

IMG_20170307_082140_294_1

Uzun cümlelerin yok orada. “Bikbikbik” anlatmak yok, kelimeler az… Bambaşka bir dil bu. Daha önce konuşmadığın türden. Eşit, saygılı, sevecen. Sormadan söylemek var, konuşmadan anlatmak var, açıklamadan bilmek var. Pırıl pırıl bir güneş var ve tek yapman gereken kendini bırakmak… Korkacak bir şey arıyorsun o bildik refleksle; yok. Sorun bulmanın peşindesin; yok. Kavga bile edemiyorsun, edemediğine şaşıyorsun. Kendi kendine deniyorsun, her defasında yanılmaktan delice korkarak, yanılmıyorsun da. İmdat dediğinde duyulmamasına öyle alışıksın ki, sesinin aksi seda bulmasına şaşıyorsun gözlerini kocaman açarak. Gitmek bildiğin şey, hiç gitmek istemeyişin en çok seni korkutuyor.

Ben şu yaşımda öğreniyorum ki, güvenmek çok daha zormuş güvenmemekten. Güvenmek süreci değil, güvenmenin ta kendisi. Hesapsız, koşulsuz ve sahici. Çünkü güvenmemek öyle tanıdık ki, biliyorsun ve dimdik duruyorsun, başına bir şey geleceğini tahmin ediyorsun zaten ve her ihtimale hazırlıklı oluyorsun. Üstelik genellikle tahmininden daha büyük bir derdin oluyor ama olsun antrenmanlısın ve hop atlayıveriyorsun engelden. Bitti bu kadar! Bir çentik daha, Mavi Sakalın odasına bir ceset daha.

Ama güvenmek öyle mi? Ben yalnız olmak cesaret zannederdim, tek başıma dağları devirmenin hayatta gurur duyulacak yegane şey olduğunu sanırdım. Bağlanmamak zor, köksüz olmak dünyanın en zor şeyi, emindim. Oysa asıl cesaret bir ilişki içinde olmak, ona sahip çıkmak ve risk almakmış. Güvenip bırakmak, içinde tek bir endişe olmadan koyvermekmiş zor olan. Kalbini avuçlarının içine bırakmak ve sonra her ne yapacaksa sahiden saygı duymak ve beklemekmiş. Yaşayıp görmek… Suyun akışına müdahale etmeden. Kendini bütün o kötü deneyimlerden azade kılıp, tüm acemiliğinle bakıvermek önündeki yola… İçtenlikle, saygıyla ve eğip bükmeden-eğilip bükülmeden.

Cesaret işte o günışığından korkan kızdan, koca bir kadına evrilip güneşin keyfine varmak galiba. Yağmur yağdığında da korkmamak, yeniden güneş açacağını, mevsimlerin devrinin daim olduğunu bilmek.

 

7 yorum

  1. harika yazı !
    Musmutlu olman dileğiyle 🙂

  2. Ne güzel ifade etmişsiniz.

    Mutluluğunuz daim olur umarım.

  3. Muhteşem bir yazı olmuş, ellerinize sağlık.

  4. İçimi alıp kelimelere döken bir yazı olmuş. Katılmadığım, taa derinden onaylamadığım tek bir cümle yok. Ben ki yazmadan düşünemeyenlerdenim, benim adıma düşünmüşsün sanki ben daha kağıda kaleme sarılamadan. Eline, diline, yüreğine sağlık.

  5. Ebrar Hanım, çok mutlu oldum sizin için. Siz bunu hak ediyorsunuz, keyfini çıkarın 🙂

  6. Daha güzel anlatılamazdı. Kaleminize fikrinize sağlık. Mutluluğunuz daim olsun.

  7. Çok güzel bir yazıydı. Teşekkürler.kendimi ve evliliğimi gördüğum gibi bir sürü kadınıda gördüm.Ve evet cesaret gitmemek devam etmek sürdürmek.