35 Yorum

Dımdızlak Kalmak ve Diğer Şeyler

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Bu yazı aşk üzerine, terk edilmek ve öylece dımdızlak kalmak gibi şeyler üzerine.

Ebrar ben, yazılarımdan tanıyorsunuz, çoğunuzla da daha da yakından tanışırız. Kişisel tarihimi, hatalarımı, kırgınlıklarımı, mutluluklarımı bilirsiniz az çok, benim hayatla akma yöntemim yazmak.

Bu yazı insan olmak, edepli olmak, yetişkin olmak ya da üç yaşında olmayı seçmek üzerine…

Geçenlerde çoluk çocuk, kadınlar, bir sürüyüz, toplaşmışız. Çocuklara bakıyoruz, gerçekten kafayı yemiş gibi davranıyorlar. Bir ağlayıp bir gülüyorlar, az önce verdikleri oyuncağı sonra geri istiyorlar, acayip işler gerçekten. Fakat 3-6 yaş arasında değişen, neredeyse tamamen dürtüsel bu insanlar bile, birbirleri üzerinden davranış geliştirmeyi öğrenmişler. Dur onun gözünü çıkarmayayım, daha fazla bağırırsam korkar gibi bazı sosyal davranışları beceriyorlar. Sanırım yetişkin olmak biraz da bu demek…

Ben bir süre önce, hayatımdaki en cesurca hareketlerden birini yaptım. Yaptığım herşey gibi de, bunu anlatmanın bir yolunu buldum, kendimce. Şimdi de yazmak istiyorum çünkü Instagram’daki canlı yayında pijamalarıyla hayatından kesitler anlatan ben, elbette bunu da anlatabilirim… Evet, aşık oldum. Bilinçli bir tercihle, hesaplar yaparak değil… Göktaşı düşmüş gibi, birdenbire ve mis gibi. Ardından karşımdaki “yetişkin”le bir mevsim başladı.

Güven duygusu olmayan bir kadın için, bunun ne anlama geldiğini anlayacaktır çoğunuz. Yorgun, yanılmaktan bıkıp usanmış biri olarak. Güvenip bırakmak gerçekten çok zor bir şey. Tüm kartlarınızı açmak… Açtığı tüm (olduğunu sandığınız) kartlara bakmak. Bunu hayatımın burasında, kendime rağmen başarabildiğim için memnunum…

Ve gerçekten güvenmeyecek tek bir şey bulamamak. Dümdüz, tıkır tıkır ilerleyen ve berrak bir su. Ve nasıl susamış durumdasın… Elbette hayat bu, “sonsuza dek mutlu mutlu yaşadılar” yok ama “makul bir süre, güven içinde, birbirlerinin gözünü oymadan yaşadılar” neden olmasın diyorsun.

Çok acayipmiş bu işler… Aptallaşıyorsun bir kere. Acemi hareketler. Aşık olduğun müddetçe aşk hayattaki en şahane şey oluyor. Dolmalar sarmak, şarkılar, yazılar yazmak, anılar biriktirmek, duvarlar dolusu fotoğraf edinmek tüm telaşın, özlemek en büyük derdin haline geliyor. Arkadaşları arkadaşların oluyor, seninkiler de ona karışıyor ve dev bir ailenin içinde yerini bulmuş gibi hissediyorsun. Sokağa çıkıp gördüğün herkesi durdurup “aşığım ben” demek istiyorsun. Onun yönettiği dansa adım uydurabilmek en gurur duyduğun şey oluveriyor. Aldığı tüm hediyeler, verdiği tüm sözler, yaptığı tüm jestler baş köşeye konuyor ve sana kendini gerçek bir prenses gibi hissettiriyor. “İliğin kemiğin ısınsın sevilmekten” demişti bir arkadaşım, sahiden öyle hissediyorsun. Bir yandan iki “yetişkin” olarak -en azından sen ikinizin de yetişkin olduğunuza inanmışsın- bazı taşları dizmeye başlıyorsunuz. Zaman alıyor elbette ve hiç de kolay şeyler değil ama oluyor. Gözünün önünde büyüyor o çiçek, gerçekten, inanamıyorsun.

IMAG8635-01

Tüm bunlar olurken, bir gün, bir noktada, üstelik bir telefon konuşmasında hani; “ben çok eşli yaşamak istiyorum, ilişkiyi yürütemiyorum”  kadar bazal, ilkel ve gayri insani bir cümleyi duyacağını elbette öngörmemiş oluyorsun. Bu noktada hiç ipucu vermemiş ki, hiçbir veri yok. En baştan tüm temelleri sağlamca o atmış ve zaten bu yüzden birçok ihtimali düşünmüş olmanın içinde bu olmamış haliyle.

Sonrası zaten film replikleri,: “üzülmeni istemem”/evet, aşağılık bir insanım ama iyi insan-kötü sevgili kılıfından yürüyeceğim mümkünse. “Her zaman görüşelim, dost kalalım isterim”/sen orada dur, arada bir dönüp bakmak egoma iyi gelecek. “Senin bir suçun yok”/benim derdim kendimle ve bunu cool bir şey zannediyorum- “Seni aldatamıyorum, tanıdığım herkesten farklısın”/4.5 yaşındayım ve erişimim olan her yere kaka yapabileceğimi düşünüyordum, ezberim bozuldu. “Aslında her şey yolundaydı, o yüzden fazla geldi”/döner istiyorum ama dönmesin istiyorum. Öyle zekadan yoksun cümleler ki, başta zekasına aşık olduğun insan “bu adama mı dokundum ben, yok artık!” hissi uyandırıyor.

İnsan hallerini anlıyorum, herkesin hayatının bir yerinde herhangi başka birine aşık olmasını/sevişmek istemesini/bilmem ne yapmak istemesini elbette anlıyorum. Ben insan söz konusu olunca, vicdan temeli üzerinden her durumu anlayabilirim, sorun yok. Ama edep denen şeye tüm kalbimle inanıyorum. Babun olmadığımız için dürtü kontrolü, ne istediğini bilmek, ne istemediğini bilmek gibi şeyler bizde var. En azından bir kısmımızda. Oyun oynarken birbirinin gözünü çıkarmamayı gözeten küçük insanların, 40 yaş üzerine vardığında bunları da gözetebileceğine, karşısındakinin ciğerini oymaya falan kalkmayacağına inanıyorum, haliyle. Dünyanın en kısa fıkralarından biri. Seni biliyor, hikayeni, yorgunluklarını biliyor ve tüm ciddiyeti, ağırlığı ve kallavi halleriyle dünyana girmiş. Ve işte hepsi bu kadar, buraya kadar. Bir insanı öldürmüş kadar suçlu, üstelik sen ona kızamıyorsun bile ama farkında değil.

Çok utanıyorum. Benim de anlamadığım şekilde klasik refleksim bu oluyor. Nedense kızamıyorum bile… Öyle çok utanıyorum ki, bir noktada bu utancı başka kadınların utancından tanıdık buluyorum. Tecavüzden farkı yok, duygusal hali sadece, orada da analiz edersin ya kıyafetini, hareketini. Aynen öyle gözden geçiriyorsun “nerede hata yaptım?” Önce bulamıyorsun, sonra seninle ilgisi olmadığını fark ediyorsun. Ardından başkası adına utanmak süreci başlıyor…

Bir adamı kaybetmek değil sadece üzüldüğün. Peşinde o koca keyifli masa, yeni dostlar, yeni sıfatlar, “yenge”likler, güvenmenin konforu, ortak anılar, bir ilişki içinde olmanın tüm o artıları, heyecanı, özeni, günaydın’ları ve iyi geceler’i, “ben artık sahiden yalnız değilim” hissi… Hepsi gidiveriyor elinden, bir anda. Ve gerçekten geç bulduğunuz bu şansı korumaya karşılıklı söz vermişken, anlayamıyorsun.

Çok acı çekiyorum, çok üzgünüm ve içim paramparça. En ilkel, en olağan haliyle; canım yanıyor. Çok. Öfkeli bile değilim… Küçücük kaldım. Bir hayale inanıp peşinden gittim ben ve evet bunu söylemek benim için şu anda çok ağır ama yıkıldı. Çok özlüyorum, nefes aldığımda iğneler batıyor, henüz fotoğraflara bakamıyorum, ortak insanlarla konuşamıyorum, eve dönerken camdan görüp neşelendiğim çiçeği camdan atamıyorum, aynada kendi yüzüme bakamıyorum. Sağa çektim bekliyorum. Öyle sessizce oturuyorum. Boş boş tavana bakmak, ağlamak, uyumak uyanmak, yine ağlamak, karbonhidratla ve Sezen dinleyerek intihar etmek ve hepsi bitinceye dek ağlamak istiyorum.

O düz kafam anlamıyor mesela. Şimdi merak ettiğim bazı şeyler var. Ben daha önce hiç aşıkken, hala seviyor ve özlüyorken öylece kalmamıştım, dımdızlak. Bu his geçiyor mu? Geçmesi için tam olarak ne yapılıyor? Ne kadar sürüyor? Elbette bir zaman aşımı vardır ama ne kadar sürüyor bilmek ve ileri sarmak isterdim. Bir kullanma klavuzu var mı? Çok fazla konuda okumuşum, bunu atlamışım. Ne yapılır hiçbir fikrim yok, fotoğraflar mı yakılır, hediyeler kargoya mı verilir, vodoo bebeklere iğneler mi batırılır?

Durup düşünüyorum, sahiden ne isterdim… Zamanı geri almak dışında yani. Gerçekten birkaç gün hiç kimsenin beni tanımadığı bir adada kalmak, kafamı ve kalbimi toplamak istiyorum. Kitaplar okumak, kızgın kadın şarkıları dinlemek, denize bakıp yürümek, dilediğimce bağıra bağıra ağlamak. Şu anda böylesi bir şey bir benim başıma gelmiş gibi geliyor. Tüm o yorumlardan, tebriklerden, benim adıma mutlu olanlardan, “sana çok yakıştı aşk” cümlelerinden, o koca masada bedenen ve manen var olan her kalpten ve en çok kendimden özür diliyorum.

Sahi, bu geçiyor mu?

35 yorum

  1. Sarildim sana biz yanindayiz ebrar

  2. iki insan karşılıklı bu kadar güzel bir sevgi yaşarken, bunun aslında iki taraflı olmadığını böyle manasız bir şekilde öğrenmek.. tabiki tamir olacaksın, tabiki geçecek..

  3. Geçiyor, merak etme.

  4. Geçiyor Ebrar,geçmesi gerekiyor. Çok değil daha bir ay önce “çocukların benim çocuklarım olmalıydı” diyen bir çocuğu terkettim. Çok acıdı ama geçiyor. Şöyle düşün kışın çok üşüdün ama bak bahar geldi. Bahar hep gelecek. Düştün dizlerini kanattın. Şarapla yıka dizlerini ve devam et yoluna. Sevgiler

  5. Offf…Bütün tüylerim diken diken oldu. Geçiyor elbette geçiyor. İnkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul yas sürecindeki aşamalar. Yani geçecek canım.

    Çocukları bir hafta sonu için bırakıp sakin bir yere çekilsen , yanında da bir kadın arkadaşın olsa, o saydıklarının hepsini yapsan (karbonhidrat, sezen, ağlamak) belki daha çabuk geçerdi.

    O az gelişmiş organizmanın da Allah belasını versin. Net.

  6. nasıl yazdınız böyle. en derinden hissettim acınızı. bu kadar iyi hissedebiliyor olmak hem kalemin gücünden hem de insanların ortak olan duygularından sebep. yani bu yollardan az çok herkes geçiyor. herkesin başına geliyor aşk acısı ve geçiyor. asla yalnız değilsiniz. fakat bu acıyla baş başasınız, iyileşmek için beklemeniz gerekiyor, sizi oradan kimse çıkaramaz.
    ama size sarılırsak belki biraz iyi hissetmenizi sağlayabiliriz. o yüzden saçlarınızı okşuyor, sonra ellerimi sırtınıza indirim sıkıca göğsünüzü göğüsüne bastırıyorum. ve “geçecek” demek istiyorum.
    en derinden sevgilerimle..
    Damla

  7. Kocaeli’de yaşıyorum. Gelmek isterseniz seve seve misafir ederim. Başka şeylerden konuşuruz.Söyleyecek çok şey var ya da hiç bir şey yok. Boş verin geçecek.

  8. Ebrar (böyle hitap etmek istedim) Mersin’e gel!!! Çocukları da al gel! Duygu, sen, ben dağıtırız! Elimiz hep üzerinde bunu hisset lütfen. Geçecek tabi ki, acıtacak ama geçecek. Sadece lütfen kapatma kendini! Seni çok ama çok seviyorum….

  9. Zeynep inan çam

    Geçecek,tüm kalbimle emin olarak söylüyorum geçecek,işte bu acılar kalemi böyle besliyor ,nasıl hissettim her duygunuzu,zerresine kadar ,kocaman sarılıyorum size ,

  10. “Ben” önceliği herşeyin önüne geçmiş biri ne paylaşmış olursan ol aslında kendini paylaşmış olman anlamını çıkaramaz…ağla öfkelen pişman ol bütün ayrılık klasiklerini yaşa sonra zaten her duygu hakkını alıp oradan gitmek istediği yere gidecek…hatırlamak baki ama asla aynı hislerle değil…bu bir son da olmayacak “sen” “ben” değil “biz” diye nefes aldığın sürece…

  11. Selam Ebrar,
    Aşka cesaret etmene, seni sarmasına izin vermene, bunu iliklerine kadar yaşamana hayran kaldım. Bu senle ilgili. Evet bitmesi, bitiş şekli, sebebi sonucu çok acı belki. ama inan geçer. Geçicek. Neler geçmiyor ki.
    Hep denedin, hep yenildin
    Yine dene, yine yenil. ama daha güzel yenil .
    sevgiyle kucaklıyorum.

  12. Sayfalarca yazabilirim şu an.. Ama hiç bir cümlenin şu an içinde yaşadığın acıyı hafifletmeyeceğini de biliyorum. Anlık iyi hissetmeler olacak ama yine yerini o derin acıya bırakacak.

    Bırak, yaşa acını.. Ama asla kendini suçlamadan, nerde hata yaptım diye sormadan, yargılamadan.. Ve şunu da biliyorsun ki geçecek.. Bir izi kalacak belki.. O izi de zamanı geldiğinde ya hüzünle ya da aman bu muymuş üzüldüğüm yara izi diye gülerek anacaksın..
    Üzülme diyemeyeceğim bu mümkün değil ama kendini hırpalamadan üzül lütfen..

    Ve lütfen o kocaman aşkını, o kocaman duygularını, o paha biçilemez emeklerini karşı tarafın kurduğu iki satırlık hançer gibi cümleyle heba etme. Sen kendine yakışan bir aşkla yaşadın duygularını.. Bırak herkes kendine yakıştığı gibi davransın..

    Böyle kalbin sıkışırken bile bunları yazabiliyorsan ne kadar asil ve değerli bir kadın olduğunu göstermiş oldun kendine.

    Öpüyorum kalbinden..

  13. acınızı o kadar içimde hissettim ki, ne söylesem boş biliyorum ama insan bir şey söylemek istiyor. Zaman herşeyin ilacı… ne acılar geçmedi ki bu da geçecek… zor olacak ,acıtacak hiç geçmeyecek gibi gelecek ama gececek. Dilerim cabuk geçer. Her şerde bir hayır vardır Ebrar hanım. Sabır diliyorum size..

  14. Geçmeyip te ne yapacak 🙁 bu acı ömür boyu seninle mi yaşayacak Ebrar 🙁

  15. Acisi geciyor evet ama tam da gecmiyor ogrettikleri kaliyor ne yazik ki/ iyi ki.. Boylece bir daha ask diye boyle yilanlara sarilmamayi ogretiyor insana.

  16. Vayy herife bak ya, tam bir gerizekali, tam bir odun, tam bir epdepsiz. Yol yakinken donmussun, gercek yuzunu gostermis neyse ki. Kurtulmussun… Hic degmez! Senin kiymetini bilmeyene sen de zerre kadar deger verme. Hayat boylesi icin vakit harcamayacak kadar kisa.
    Ne kadar surer demissin ya, ne zaman kalple degil akilla olan bitene bakabileceksin, o zamana kadar… (Soylemi duygu dilinden mantik diline dondurmek de bu yolu kisaltabilir diyerek ben de mantik diliyle yazdim bu yorumu… Duygu dili seni sarip sarmalar, basta yaralarina iyi gelir ama uzun surerse ve cevren de hep bu soyleme canak tutarsa iyilesme gecikir. Bandajlari bir an once acmak gerek 🙂 )

    • Kesinlikle katılıyorum. Ayrıca böylesine güçlü bir kadın olup yazılarınızla başkalarına yardimci olurken bence bunun üstesinden de geleceksiniz. Ne mutlu size ki adını sanini bilmediğiniz ama sizi tanıyan pek çok kadının duasindasiniz, kişi hiçbir zaman yalnız değildir aslında zaten kalpte Allah hissi varken.

  17. Bu noktada durmak ve nokta koymak. Ve bu yazıyı yazabilmek.
    Ne büyük güç.
    Gurur duy kendinle.
    Bol bol yürü temiz havalarda. Çocuklarınla gül, eğlen, dondurma ye. Şarap iç

    Ağla! Doya doya
    Yıkansın kalbin gözyaşlarınla…

    Ne güzel aşkı tadına vardın, hala kalbin bunu hissedebilecek tazelikte.

    Şükret.
    Şükret ki anlattıklarını gözlerinle görmediğin için.

    Ne demiş usta güzelliğin para etmez şu bendeki aşk olmasa…

    Çarçabuk geçmesi dileğiyle…

    Yasemin

  18. Ya…

    O kadar üzülüyorum ki böyle durumlarda… Az da değil hem, birçok kadın arkadaşım arka arkaya bu rezil yaratıkların maskelerine kanıp hançerlerini yedi. Onlara söylediğimi size de yazayım çünkü sizi de çok seviyorum:

    Hiçbir suçunuz yok. Lütfen kendinizi paralamayın. Üzülmek kaçınılmaz belki ama zamanla elinizde tek gerçek kalacak. Şöyle ki; siz temiz yürekli, sözünün eri, gözlerinde umut taşıyan, dokunduğu yeri güzelleştiren harika bir insansınız. Yazık ki kötü kalpli, belki de kalpsiz, düşüncesiz, hayata dâir güzel şeylerin kıymetini asla bilemeyecek, hırsında ve açgözlülüğünde boğulmaya mahkûm, rezil bir yaratığa denk gelmişsiniz. Yolun başında ne olduğunu anladığınız için şanslı bile sayılırsınız. Başınıza gelenleri böyle sağlam bir dille anlatıp destek görüyorsunuz. O mahluk ise icraatlarını anasına anlatsa evlatlıktan kovulur.

    Velhâsıl, lütfen kendinizde hata aramayın, çocuklarınıza sarılın ve sevdiğiniz/size iyi gelen şeyler yapın.

    İyi-kötü hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor nasılsa. En uzun ömürlü olansa güzelliğinizdir.

    Sevgi ve saygıyla…

  19. Bu yaşanılanın filmini de izlemiştik değil mi? ” ıssız adam “.

    bunlar böyle şekerim. ıssızca farkettirmeden sokulurlar, canevinden vururlar, sana şahdamarından yakın olurlar, nefesin olurlar ve sonra da bana müsaade yapamıyorum derler. virüs gibi bir şey.

    aşkın ömrü 17 ay. yani doya doya yaşarsan.
    yaşayamadığın durumda beynin kendi kimyasına dönmesi ise 3 yıl.

    geçecek hiç merak etme.

  20. Geçiyor Ebrar.. İnan bana geçiyor.. Sonra hayat karşına birini çıkarıyor ve sen şükrediyorsun bir zamanlar iyi ki gitmiş diyorsun.. bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum.. Allaha havale ettim gitti…

  21. Geçecek, tüm acılar gibi. Geçecek ama elbette ki delerek. İz bırakarak. Olsun. İyi tarafından bak. Böyle bir adamla ortak bir hayata adım atmış olsan, daha büyük bir enkazın altında bırakacakmış seni demek. Boşver. Değmezmiş de. Ama kendine kızarak, kendini tekmeleyerek değil. Kollarını gelecek yeni güzel günlere açarak de.

  22. Sanki Issız Adam filmini yeniden izledim.

  23. Geçiyor Ebrar hanım,inanın geçiyor.ve gerçekten çok klişe ama sorun sizde değil. bu böyle işte.oyun sanıyorlar,ne istediklerini bilmiyorlar ve hep kendilerinin olmayanı istiyorlar.ama inanın sorun siz değilsiniz. o kafa kiminle beraber olursa olsun eninde sonunda bunu yapacaktı. ve cidden kimine huzur ve mutluluk batıyor. kimi insanlar böyle: didişince ,terk edince veya her an gidecekmiş gibi kapının önünde durunca daha rahat ediyorlar.öylesi kıymetli oluyor.

    gerçekten geçiyor ama emin olun.

  24. Ebrar…
    Geçeceğinin kanıtı yine aynadaki yansıman değil mi ? Bir insan hayatı inşa ediyorsun tek başına ! dimdik.. hatalarınla yüzleşerek, bazen ağlayarak ve bazen de gülerek.. Bal gibi biliyorsun geçeceğini.. En kötü aşk acısı 6 ay sürer eğer nedeni ölüm değilse..

    Aşk acısı çekebiliyor olmak bile güzel biliyor musun. Duygusuz bir beton blok gibi olmaktansa yeşeren bir ağaç olmak, bazen çiçeklenip bazen solmak evladır.

    Göz yaşından öperim.

  25. birebir aynısını yaşamış olabiliriz zira okudukça benim duygularım depreşti.
    3 ay boyunca sabahları uyandığında ilk yaptığım şey ağlamaktı deyim, anla.

    ama sana güzel haber ! GEÇİYOR.
    inan bana…

    dikkat dağıtıcı şeyler yaptım düşünmemek için, dikkati o kişi ve birlikte yaptıklarımızdan başka yöne çekmem gerekti.
    fotoğrafları göz önünden kaldırmak, ortak şarkıları dinlememek, filmleri seyretmemek…
    ve en önemlisi,
    başka uğraşlar, meşgul edecek mümkünse beyni düşünme eyleminden uzaklaştıracak uğraşlar ve başka arkadaş ortamlarına girerek atlattım diyebilirim.

  26. geciyor ebrar. gecicek. cok cok guclu bir kadinsin sen. cok zor bir durum ama inan gecicek. ama sunu unutma lutfen dibe vurmadan yukari cikamazsin. Tipki havuza civileme atlamis gibi hayal et kendini. boyle asagi indikce nefesi kesilir ya bu dip nerde diye panik olursun ama o dibe vurunca kendini oyle bir gucle yukari dogru iter ki insan ve sudan cikinca o yeni dogmus gibi akcigerlerine dolan hava. inan gecicek. sakin ama sakin acini erteleme sonuna kadar agla vur kir parcala. ama asla kendini suclama sen dogru olani yaptin. gene seviceksin ama sakin kendini sevmekten vazgecme. dibe vur ki yukari cik o guzel saclarini soyle bir savur o nefesi icine cek o isik kamastirsin gozlerini. kocaman sariliyorum sana.

  27. dun aksam ilk once sizin yazinizi okuyup hissettiklerinizi cok derinden icimde hissetmistim. Uzerine denk dustu okudugum kitapta bu satirlara rastladim. İki farkli durum ama mesaj ayni; gececek illa ki gececek …

    Elif Safak Ask romanindan alinti:
    ” Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü görmeden, yonunu bilemeden, sadece su ani kurtararak… Gonlunun kandili sönmüş zifiri gecede kalmissindir. Ama iste ancak böyle durumlarda yani iki göz birden karanlikta kalınca bir üçüncü göz açılır insanda. Kapanmayan bir göz… Ve ancak o zaman anlarsın ki bu elem sonsuza dek sürmeyecek. Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler gelecek….”

  28. Ne güçlü kadınsın sen Ebrar! Şu yazdığının çeyreğini kendi kendime bile söyleyemezdim; daha da ezilirdim kalkamam diye korkardım. İnsansın Ebrar, canın bir anda yanmış, hayal kırıklığı yaşamışsın dile getirdiğin duygular böyle durumlar için hazır olda bekliyor. Ölüm gibi aynı: önce çok acır, sonra sorgulanır, sonra tekrar tekrar açılıp kanatılır ama sonra bir durulur, kabullenilir en son bakmışsın yaşıyorsun. bu arada demeden geçemeyeceğim yazı bitmeden seni davet etmeyi düşündüm ve yorumlara bakınca birçoğu etmiş bile. Neden? sen bence bunu da düşün. mailim Elif de var

    • Elbette geçecek… Keşke bir gün oturup dertleşsek seninle sahi İzmir’e yolun düşerse beklerim Emre Aydın dinlemek çok iyi geliyor…

  29. Tamı tamına aynı duyguları hissediyorum. O his sağa çektim bekliyorum hissi ve utanmak bir başkasının adına 🙁
    Hayatımı, ülkemi herseyimi değiştirdiğim her haliyle kabullendiğim destek olduğum bir gün bile beni kırmayan 5 yıllık kocam… Aslında o melek adam değilmiş. Sanki bir cenaze kalktı ama beden bir yerlerde duruyor işte.

    Bu kadar acının bir nedeni olmalı. Hani diyorlar ya çok klişe ama geceden sonra bile gündüz geliyor. Karanlıktan sonra hep aydınlık var. Yine olmalı. Doğru biz olduktan sonra.
    Ateşlerde yanıyorum ama ölmüyorum her gün tekrar kalkıyorum. Demekki bir gün bu ateş de sönecek. Sadece zaman.

  30. Ah be canim taze yaralarin var ve bunu yeniden yasamak zordur evet ama cesaretine hayran kalmamak da mumkun degil.artik maria puder olmak zamanin gelmedi mi sence?

  31. Çok rica ediyorum bir başkasının yaptığı şeyden utanmayın.
    Ve özür dilemek neyin nesi?
    Geçecek, dilerim çabucak geçsin 🙂
    İlk emare sabah uyandığında aklına gelmemesi, esas emare gece onu düşünmeden uyuduğunu fark etmek.
    Acılar gitsin, geriye sadece yaşadığın hoşluklar kalsın, eskisinden de çok gülümse