2 Yorum

Bir Zamanlar Üstün Güçlerim Varmış

Biliyorsunuz, sosyal medyada bir TBT furyası var. İngilizcedeki Throw Back Thursday kelimelerinin baş harfinden oluşan bu kısaltma, Perşembe günleri, geçmişten fotoğraflar paylaşmak şeklinde hayat buluyor. Bir nevi “Hey gidi günler” bahanesi…

Ben bunu blog boyutuna taşımak istedim. Mümkün olduğunca, Perşembe günleri geçmişten bir yazımı paylaşacağım burada… Bu ara düzen namına çok şey devam ettiremiyorum, o yüzden “Her Perşembe” demekten imtina ediyorum ama niyetim bu…

An itibarıyla 28 Nisan 2009 tarihinden bu yana yayınlanmış 11.018 yazı var bu blogda. Yazıyla ON BİR BİN ON SEKİZ. Bunlardan 500 tanesi konuk yazar yazısıdır desek, ne bileyim, 2000 tanesi Gebelik Günlüğü desek, eh, bayağı bir kaynağım var.

Blog yazmaya başladığım 8 seneden beri çok şey değişti: Tek çocukluydum, üç çocuklu oldum. 32 yaşındaydım, 40 yaşında oldum. Bebe annesiydim, ergen annesi olmak üzereyim. Henüz anaokulu bile yoktu hayatımızda, şimdi ortaokul velisiyim. Ve tabii ki ben değiştim, düşüncelerim değişti, bakış açılarım değişti, bu değişimler yazılarıma da yansıdı, yansıyor.

Bazı yazılarım var ki, geçmişe dönüp baktığımda “Bunu ben mi yazmışım?” diyorum. Bazılarını blogun karanlık köşelerine kaldırıp saklamak istiyorum. Bazılarını yeniden okuduğumda “Şimdiki aklım/hissim/hayatım olsa daha farklı yazardım” diyorum. Bazı şeyler ise hiç değişmiyor.

İşte bu yazıları yad edeceğim buralarda… Bu blogu eskiden beri takip edenler eskiye dönecekler; yeni takibe alanlar eskiyi de bilecekler belki bu sayede…

O zaman, bundan 5 sene öncesinin bir yazısıyla başlayalım. (Orijinali burada.)

Annelerin Üstün Güçleri
1 Mart 2012

Deniz benim üstün güçlerim olduğuna inanıyor. Daha doğrusu ben onu öyle inandırdım. Bir şekilde…

Bir zaman, şimdi hatırlamadığım ama ne olduğunu tahmin edebildiğim bir sebepten ona “Anneler her şeyi görür” demiştim. Hani, benim onaylamadığım bir şeyi yapmasın diye. İyi mi ettim, kötü mü bilmem, ama bir süre böyle devam ettik.

Eh tabii ki her güzel şey gibi bu da son bulmaya başladı ve Deniz akıllandıkça benim bu üstün yeteneğimi sorgulamaya başladı. “Anne sen çoooook çok çok uzakta da olsan benim ne yaptığımı görebilir misin yani?” şeklinde sorular almaya başlayınca bu beyaz yalanı biraz değiştirmeye karar verdim, ve şöyle dedim: “Göremesem bile hissedebilirim. Anneler her şeyi hisseder.”

Sen misin bunu diyen? Geçen gün ben malum yerde -hani şu anneler her kaçtığında mutlaka kapısında dikilinen- yani kısaca tuvalette (artık gizlimiz saklımız kalmadı şükür) iken Deniz’in o an yaptığı bir resmi bana aniden göstermesi gerekti! Ona her ne kadar birazdan çıkacağımı söylesem de olmazdı, bekleyemezdi! Kapının diğer tarafına yasladığını fark ettiğim resmi görüp göremediğimi sordu. Göremediğimi söyledim. O da sorusunu yenilemeyi uygun gördü: “Peki hissedebiliyor musun?”

Ne diyeceğimi bilemedim… Saçmaladım sadece. “Ha ha ha… kikir kikir kikir” falan şeklinde sesler çıkarırken o çekti gitti zaten.

Korkarım üstün güçlerim konusundaki inandırıcılığım ciddi darbe yedi.

Bu yazının üstünden 5 sene geçti. Artık Deniz üstün güçlerim olduğuna falan inanmıyor; ona göre gayet kusurlu, yeri gelince gıcık olunacak bir insanım. Derin, eeeeeh, belki, birazcık süper zannediyordur beni… O zamanlar portakalda C vitamini olan Derya oğlumsa beni hala bu evrenin yaratıcısı falan zannediyor. Şimdilik çaktırmayın, öyle bilsin. Nasıl olsa gün gelecek, foyam ortaya çıkacak…

 

2 yorum

  1. Şimdiki aklınla ne derdin merak ettim?Her şeyi hisseder der miydin yine?Acaba hangisi doğru?

  2. okurken yüzümde bir tebessüm çok tatlısınız …