12 Yorum

I am Legend… (Ben Efsaneyim…)

Yazar Hakkında

 BÜŞRA ALTINTAŞ– 31 yaşında, iki çocuk annesi. Öğretmen. Şu anda ücresiz izinde ve kafasını dağıtmak için www.facebook.com/pg/anadiyo sayfasında annelikle ilgili perde arkası yazılar yazıyor.

Bu yazıda kendimi ayna tutarak, iki çocuklu bir kadından bahsedeceğim.”Sen kendine içecek bir şeyler al,ben üzerime hafif bir şeyler giyip geleyim.” 

Demek isterdim ama “Bihter” bizim evden göçeli çok oldu. (Bihter demişken ruhuna fatiha) Yerine, evde dizi çıkmış eşofmanlarıyla dolaşan, şişman ve efsane bir kadın geldi.

On sekiz aydır ücretsiz izindeyim tam bir “anne” kişisi oldum. Ellerim yumuk, bir gün karnıbahar kokuyorum, bir gün köfte.

“Eve gelen yardımcı zalımlığı”na maruz kalıp, kendini “vip mod”a çeken yardımcımızla yollarımızı ayırdığımdan,her şeye kendim yetişmeye çalışıyorum. Özellikle ütü şenlikleri üç gün sürüyor. Bu arada buharı tüten ütü fotoğrafı paylaşan, hatta nirvanaya erip, ütü yaparken kitap okuyorum fotoğrafı paylaşan annelere hayret ediyorum. (bknz. İnsan gerçekten hayret ediyor.)

Evde temizlik yaptığım gün kocama çekirdek yedirtmiyorum. Hayır altı yaşına kadar her şeyi annesi yedirdiği için, her şeyi döke saça yer kendisi. Bu da blw’ye inanma sebebimdir bu arada.

Ev işlerinden arda kalan zamanımda “Nasıl bu kadar çok çamaşır birikir?” isimli bir çözümleme kitabı yazıyorum. Onca bestsellerın arasında bence çok satmayı hak edecek eminim.

Ev yetmiyor, arabayı yıkatmaya verdiğimin ertesi günü gene aynı pislikte bulunca, “arabayı da mı süpürsem?” diye düşünüyorum.

Dışarıda bir yerde yemek yediğimizde,en son ıslak mendille “S” çizerek masadaki kırıntıları toplattırıyorum, tabakları, çatalları iç içe geçirip, garsona “al canım” diye uzatıyorum.

Tahammül gücüm ciddi oranda azaldı. Trafikte,çarşıda, pazarda sinirlendiğimde “Allah cezanızı verecek!” deyip aniden İbrahim Tatlıses’e dönüşüyorum, bıyığım, kol kıllarım ve kıvırcık saçlarım çıkıyor birdenbire. Bilemiyorum ama sanırım bir çeşit HULK hastalığına yakalandım.

Ev bütün kötülüklerin anası olduğu gibi fazla kilolarımın da sebebi aynı zamanda. On sekiz ayda sıkıntı, stres ve nasıl olsa diyete başlarım sebebiyle, züccaciyeden, şarküteriye dev bir marketi yedim. Neyse bu ara diyetisyene başladım hayırlısı.

Lohusa topuzundan sıkılıp, bir değişiklik saçlarımı kızıla boyuyorum. Sonuç… Kızıl lohusa topuzu… Bir sabah ansızın makası elime alıp, cart diye saçlarımı kesiyorum. Topuz da kurtuluyor, ben de…

Her sabah pencereyi açıp,güne ayılmaya çalışıyorum.“Rapunzel gibi saçlarımı uzatma şansım bile yok!” diye düşünüyorum.

Ekran Resmi 2017-03-31 08.52.48

Kızımın saçının lülesinde hapsoluyorum, oğlumun nefesinde zerre olup, özgürlüğü hayal ediyorum. Özgürlüğü soludukları havaya şükretmekle buluyorum. Şükrediyorum.

Anneleri izliyorum. Herkeste bir yetersizlik hissi, bir vicdan. Zeka geliştirici oyuncak, ahşap bloklar, beyin lobları, süper oyunlar, etkinlikler, organikler…

Kendi harcanmışlıklarımızdan yola çıkarak,çocuğumuzun harcanmasını istemiyoruz. Çocuğumuzun var olan potansiyelini daha da artırmak derdimiz.

Peki soruyorum… Bu kadar zekayla gidip Mars’a koloni mi kursun? Özleriz biz?

Omzumda uyuyakalan, yanağıma aniden bir öpücük konduran, korktuğunda, canı yandığında “anneee” diye ağlayan, beni deli gibi birbirlerinden kıskanan, ayrı kaldıklarında birbirlerini özleyip sarmaş dolaş olan çocuklarım var. Mükemmel değilim ama efsaneyim…

Canı yandığında öpüveriyorum geçiyor. Ne kadar süper değil mi? Hangi yöntem bunu vaad eder?

Tüm bu tükenmişliğimin içinde, kendime sevgim kalmamışken, çocuklarıma sevgi kaynağı olabiliyorsam ve karşılığını alabiliyorsam efsaneyim..

Bugün veledin birinden öpücüğü kaptıysan sen de efsanesin!

12 yorum

  1. Harika bir yazi! Cok guzel ve dogal anlatmissiniz!

  2. Efsane olmak çok güzel :)

  3. Eskiden “oğlum okusun doktor olsun da yaşlanınca bana baksın” derlerdi. Biz “oğlum okusun bizi fezaya çıkarsın” mı diyeceğiz acaba :)

  4. Efsane bir yazı olmuş,çok doğal biraz iğneli ,dalgacı ve çok gerçekçi, güldürdünüz beni şahsen ben devamını bekliyorum :)

  5. “Kendi harcanmışlıklarımızdan yola çıkarak çocuğumuzun harcanmasını istemiyoruz.” Buna bayıldım kaleminize sağlık. Bize harcandığımızı düşündürenler utansın. Sevgiler :)

  6. Bu sabah daginik sacim, yerlerde surunen pijamam, yari kapali gozlerim ve henuz ayilamamis fit olmayi ozleyen bedenim ile kahvalti telasi yaparken, 4 yasindaki minik adamim – Anne, prenses gibisin, seni coook seviyorum dediyse… vardir bir hikmeti, efsane takimina yedek olabilirim belki:) Cok eglenerek okudum, ustelik pek cok detayda kendimi buldugum ve henuz bu duruma cozum bulamadigim hald, sesli gulmekten kendimi alikoyamadim. Asiri beklentiler, tahammul esigi, sonsuz temizlik ve utu sorunsali, yok mu bir cozumu Tanriiiiiim – fakat insanin kendiyle eglenebilmesi de onemli bir yetenek di mi? Ee, belki duble efsane mertebesine de erisiriz, kimbilir…

  7. Çok güldüm bece sizde efsanesiniz

  8. 4 yillik meslek hayatinin 1,5 yilini calisarak gecirebilmis (ucretsiz izin gerisi) 2 cocuklu bir anne olarak iste tam buyum diyorum diger yazilari sabirsizlikla bekliyorum

  9. “Lohusa topuzundan sıkılıp, bir değişiklik saçlarımı kızıla boyuyorum. Sonuç… Kızıl lohusa topuzu”

    Ahahaha kısır döngü..11 ayın sonunda artık saç diplerim ağırmaya başlamıştı lohusa topuzu yüzünden

  10. Bebekli annelikten okullu anneliğe terfi etmiş bir anne olarak yazdıklarınızın hepsini fazlasıyla yaşadığımı söyleyebilirim. Şimdilerde okullu anne olarak velilerin nasıl öğrenci olduklarını görmek, öğretmenlerinin gözünde puan toplamalarını seyretmek ve en önemlisi de oğlumun yaptığı etkinliklerle velilerin etkinliklerini aynı zamanda gözlerim pörtlemiş olarak seyretme devrindeyim. Hele çocuklar okuldayken annelerin bir araya gelme istekleri beni benden alıyor. Öyle bir zamandayız ki herkes herşeyi mükemmel kılmaya uğrasıyor. Sadece hayretler içersinde izliyorum olup biteni.

  11. Ya ne güldüm okurken. Anneler muhteşemsiniz. Bak kendimi es geçtim yine. Muhteşemiz :-) 😉