2 Yorum

“Her Şey Harika Ama Kimse Mutlu Değil”

Bu aralar podcast’lere taktım ya hani, hem çocukları bıraktıktan sonra ya da almaya giderken, hem de yürüyüşümü yaparken sürekli bir şeyler dinliyorum. Freakonomics adlı bir radyonun bölümlerinden biri “Why is My Life So hard?” — “Hayatım neden bu kadar zor?” başlığını taşıyordu. Çok ilginç geldi bana, dinledim. Çünkü son bir-bir buçuk senedir hayat bana -şükredecek çok şeyim olmakla birlikte- zor geliyor gerçekten…

İki psikologdu yayının konukları ve insanların hayatta neden zorlandıkları sorusunu iki şekilde açıklıyorlardı:

(1) Sahip oldukları değerlerin farkında olmamaları ve bunlar için şükretmemeleri, ve

(2) Hayatın kendilerine cömert davrandığı ve yardım ettiği alanları görmezden gelip, zorluklara odaklanmaları

Yaptıkları araştırmada, günün sonunda, o güne dair şükredecek şeylerin listesini yapan insanların daha mutlu olduğunu gözlemlemişler. Gerçekten de oturup “Bugün şunlar şunlar için şükrediyorum” diyen insanlar, bunu yapmayanlara göre daha mutlularmış.

Burada bir güce (Tanrı’ya) şükür duymaktan da bahsetmiyorlar aslında… Bahsettikleri şey, sahip olduklarımızın farkında olmak ve sadece bunun için mutluluk duymak. Çok da zor değil. Yani, eğri oturup doğru konuşalım, hayatımızda hiç mi düzgün giden bir şey yok?

Bu tezlerini, komedyen Louis CK’in, Connan O’Brien’a konuk olduğu bir bölümdeki konuşmasıyla destekliyorlar. Aşağıda yer verdiğim -ne yazık ki alt yazısı yok- konuşmasında Louis CK özetle, en büyük teknolojik gelişmelerin yaşandığı, çevirmeli telefonlardan uçağın içinde kablosuz internete geldiğimiz günümüzde insanların sürekli şikayet edecek bir şeyler bulduklarından bahsediyor.

Adam komedyen, haliyle bahsettiği şeyler de komik… Cep telefonundan göndermeye çalıştığı mesaj gitmiyor diye söylenen insanı ti’ye alıyor: “Azıcık bekleyebilir misin?! UZAYA gidiyor!” Uçağı rötar yaptı diye şikayetlenen insanlarla dalga geçiyor: “N’olmuş 20 dakika rötar yaptıysa? N’apalım yani 40 dakika uçağın içinde beklediysen? Sonra n’oldu? Bir kuş gibi uçmadın mı? Sıfır katkıda bulunduğun bir mucizeye ortak olmadın mı?!”

Gerçekten de hayatta şikayet edecek çok şey var. Bir yerden bir yere gitmek üzere plan program yapmışsın ve kontrolün olmayan bir şekilde bu program sarkıyor ve işlerin aksıyor ve evet çok zor ve… İyi de, şikayet etmek neyi değiştiriyor?

Ben bu satırları yazarken pencere açık ve içeriye mis gibi bahar havasıyla birlikte matkap sesleri giriyor. Çünkü sokağımızda ikisi aktif, biri başlamak üzere olan üç tane inşaat var. Moda’nın halihazırdaki sıkışmışlığına bir de bu gürültü, toz, pislik ve hafriyat kamyonu eklendi, tadından yenmiyor.

Evet, gerçekten de sinirlenecek, tedirgin olacak, endişe duyacak çok şey var bu hayatta, hele de şimdi bu ülkede… Dün oğlanın arkadaşının doğum gününde annelerle kısır yiyip çay içerken 16 Nisan’dan sonra hayatımızın nasıl olacağını konuştuk. Hepimiz tedirginiz.

Öte yandan, az önce sahil şeridinde bir saat yürüdüm bebeğimle… Tarihi yarımadaya karşı… Evet, Sultanahmet’in arkasından fırlayan o üç zıpçıktı bina çok sinir bozucuydu ama onları ben yapmadım ve ben yıkamayacağım. O yüzden onlara bakıp sinirlenmek yerine, Topkapı Sarayı’na bakmaya çalıştım. Yüzyıllardır orada duruyor ve neler gördü ve şimdi beni görüyor.

Üzerimden uçan martılara, çocuklar gelmeden önce çocuk parkında güneşlenen sokak köpeklerine baktım. EVET-HAYIR pankartları onları hiç ilgilendirmiyor. Pusetinde, kargaları görünce heyecanlanan bebeğime baktım. Sabahları erken uyanmakta kargalarla yarıştığının farkında değil, umurunda da değil.

Louis CK, “Her şey harika ama kimse mutlu değil” derken komedyen olarak abartı hakkını kullanıyor ve bu haliyle çok akılda kalıcı bir şey söylemiş oluyor.

Bunu biraz daha gündelik hayata uyarlamak gerekirse, “Her şey harika değil belki ama mutlu olacak çok şey var” aslında…

Mutluluk

Alıntı, Terapi Defteri‘nden…

2 yorum

  1. Doğru bir bakıma. Sahip olduğumuz şeylerin değerini kaybedince anlıyoruz maalesef. Ancak kimse halinden pek bir mutlu değil. En azından ben. Çocuklarım elden ayaktan çıktı. Uykusuz gecelerim bitti, uyayabiliyorum. Ama bu sefer eşime taktım. Evet dünyanın en harika insanı benim eşim. Kötü hiç değil. Ama evliliğimiz çok monoton gidiyor. İsten gelince haklı olarak dinlenmek istiyor. Cep telefonundan oyun filan oynuyor. Ama ben yetinmiyorum haftada bir günü ayırmasından bana. Akşamları sohbet etmek istiyorum mesela. Aşk dolu gözlerle bakmasını, bana kendimi değerli hissettirmesini istiyorum. Tamam ayaklarım aşktan yerden kesmesin 10 yıllık evlilik. Ama çokta sıradan olmayalım. Yani ilk evlendiğimiz anlardaki sihirin bozulmasına hatta tamamen kaybolmasına sinir oluyorum. Çok şey istiyorum galiba. O ise ne istediğimi bilmediğimi söylüyor. Pek bir ifade edemedim kendimi de neysee anlayan anlamıştır. Aşk geçmişte ve şarkılarda kalmasın. Yolun yarısını bizden geçtiye getirmeyelim. Kısacası aşk olsun.

  2. sitem henüz hazır değil … bakmayın :)
    ben de iki kız annesiyim ve sürekli bir koşturmaca içerisindeyim. çocuklar, ev, is, alışveriş,
    46 yaşıma gelmişim , ülkenin halinden şikayet ediyorum, işlerin bir süredir olmadığından şikayet ediyorum, her gün taşımak zorunda olduğun 25 kiloluk valizden şikayet ediyorum, ediyorum da ediyorum… Bir gün durdum ve ben bu kişi değilim ve böyle devam etmek istemiyorum dedim. ve bundan bir kaç ay önce kendimi, seçimlerimi (eşim ile birlikte) yaşadığım hayatı değerlendirmeye başladım. Sürekli yarını düşünmek değil bugünü güzel yaşamak lazım. Teslimiyet gerekiyor muş.
    çok ta radikal kararlar aldık. ve bu kararları almak bile bizi rahatlattı.
    1.bizim için gereksiz büyüklükte bir evde yaşıyoruz, evimiz maddi manevi enerjimizi sülük gibi emdiğinde satılığa çıkarttık (8oda + 2 salon) , daha küçük fakat
    2.ben sınav odaklı bir anne değilim, kızımın gittiği özel okulu yarı fiyatlı bir okul ile değiştirdik
    3. bel fıtığımdan dolayı iş yerimi kapattım
    ve şükrediyorum allaha ki sağlıklıyız ve bir aile olarak birlikte çok mutluyuz, çalışkanız, umutluyuz. Hayatı bizim için bazen kendi seçimlerimiz zorlaştırıyor fakat farkında değiliz.
    bir duralım, ve kendimize soralım sağlıklı mıyım, ailem sağlıklı mı, eşim ile iyi anlaşıyor muyum, çocuklarım evde bizim ile olmaktan mutlu mu? Bunlar kocaman bir EVET ise gerisi olur.