13 Yorum

Elveda Memeler

Bundan tam 6 sene (ve bir ay) önce Güle Güle Memeler diye yazarken yeniden bu kapsam bir yazı yazacağımı hiç düşünmüyordum ama işte, hayat…

Acısıyla tatlısıyla bir emzirme macerasının daha sonuna geldik. Aslında bu sefer pek acı bir şey yaşamadık çok şükür. Bütün zorluklarımızı uykuya sığdırdığımızdan olacak, emzirme faslı oldukça yumuşak ve sorunsuz geçti bu sefer…

Bunda sanırım artık üçüncü bebeğim olmasının ve tecrübenin de ötesinde, gerçekten rahat olabilmemin de etkisi vardı. Doğumdan başlayarak, ne saat tuttum ne not ettim bu kez… Ne zaman istediyse emzirdim, ne kadar istediyse emzirdim. Emzik de verdim çok geciktirmeden, bir ara onu bırakıp parmağına geçecek gibi olduysa da her ikisini birden bıraktı (ve bu da uyku maceramızın zorluğuna katkıda bulundu).

Canım anneler “Nasıl bıraktın, nasıl, nasıl?” diye soruyorlar, bu yazı onlara yanıt vermeye çalışacak biraz… Aslında söylememe gerek yok, ama beni tanımayan, bilmeyen, Google’la falan bu yazıyı bulup okuyacak olanlar için not düşeyim: Bu bir tavsiye ya da yol gösterme yazısı değildir. Kendi tecrübemi paylaşıyorum, bu sefer böyle oldu, başka bir sefer bambaşka bir türlü olabilirdi. Yazdıklarım herhangi bir sebepten dolayı size iyi gelecekse ne mutlu bana, ama aşağıdakilerin doğru ya da yanlış olmadan, sadece bir annenin tecrübeleri olarak okursanız sevinirim.

Her şey bir gece ansızın delirip gece emzirmesini bırakmaya karar vermemle başladı. Aslında çok geç kalmıştım bu işte, 6. aydan sonra giderek azaltmış ve çok gecikmeden bırakmış olmam gerekirdi (bence). Ama işte olmadı, neden olmadı, bunu hiç bilemeyeceğim.

Gece emzirmesini bırakırken kendime bir söz verdim: Bundan böyle uykudan önce emzirmeyeceğim. Çünkü ne yapıp edip, bu çocuğun uykuya dalarken bana bağımlı olmasını kırmam lazım ki, ne gündüz ne gece uyandığında meme istesin.

Bundan önceki bebeklerimi 13 ay ve 11 ay emzirdim. 13. ayda karşılıklı istişareden sonra sorunsuz olarak bırakmıştım, üstelik o zaman sadece yatmadan önce, uyku rutininin bir parçası olarak emziriyordum, bir kere bile kalkıp meme istemiyordu geceleri… Diğeri ise 10. ayın sonlarına doğru önce tek memeyi bıraktı, sonra diğerini istemez oldu, 11. ayın sonuna kadardı sanırım, tabir-i caizse memeyi ağzına tıkıştırıyordum az daha emsin diye, sonuçta 1 yaşına gelmeden bırakmış oldu.

İşte, her çocuk farklı olayı tam da böyle bir şey.

Daha ilk annelik tecrübemde doktorum “2 yaşına kadar emzirmeyi öneriyoruz” demişti. Not ediniz, bu, 10 sene önceydi. Ve benim tepkim “Delirmiş galiba, 2 yaşında, yürüyen, konuşan çocuğu niye emzireyim, yok artık!” şeklinde olmuş ama tabii ki doktoruma bir şey dememiştim.

Çünkü o zamanlar öyleydi. En azından ben öyleydim. Etrafımda değil iki sene, bir sene bile emziren kimse yoktu ki! Annem bizleri iki ay emzirmiş -bizim generasyondan çoğu çocuk öyle olmuş, eh, sosyal medya yok gibi bir şeydi, blog tutmaya başlayıp başka annelerin tecrübelerini okuyup ufkumu genişletmeye başladığımda artık çok geç olmuş, Deniz 2 buçuk yaşına gelmişti.

İkinci emzirme sürecime de “Madem ilkini bir sene emzirdim, ikincisini de öyle yapayım” diye başladım (Çünkü o zamanlar kardeşlere eşit davranılması gerektiğini sanıyordum). Neticede ikinci bebeğim, birincisi kadar bile emmedi çünkü hayat, sen her şeyi bildiğini zannederken el kadar bebenin sana ders vermesidir.

Üçüncü bebeğimde “Bu kez gittiği yere kadar” diye çıktım yola… Benden tam bir sene önce kızkardeşim anne olmuştu, ondan çok fazla şey öğrendim bu süreçte, özellikle olayları akışına -ve daha da çok bebeğine- bırakmak konusunda… Ben de öyle yapacaktım, gittiği yere kadar emzirecektim ve o gittiği yer 15,5 aymış.

Emzirmenin karşılıklı yapılan bir dans olduğunu düşünüyorum ben ve bir taraf dans etmeyi devam ettirmek istemezse o zaman çok da şey etmemek lazım. Bu söylediğim belli bir zamandan sonra tabii ki, bebeğim 6. aydan önce memeyi bırakmaya kalkışsa ne yapar eder emzirmeye çalışırdım mutlaka (ki 11. aylık bebeyi “Ben bitti demeden bitmez!” diyerek ağzına tıkıştırmışlığım var). Emzirmeyi çok seven anneler var, hiç sevmeyen anneler de var, ben ikisinin ortasında bir yerde duruyorum. Emzirmek bence öncelikle bebeğin karnını ve hemen ardından ruhunu doyurmak için gerekli olan ve dünyanın en pratik, en kolay besleme, uyutma, susturma yöntemi… Ve 15 ay boyunca da bizi çok güzel idare etti.

14. ayın sonlarına doğru bırakmaya yeltenmiştim. İki hafta boyunca hiç emzirmemiş, sonradan bir operasyona girmesi gerektiğinde yeniden sunmuştum, o da hiç reddetmemişti tabii ki… Operasyon sürecinde ve sonrasında da hayat kurtarıcı oldu bizim için meme… Hemen ardından hastalandım, “Ona da geçerse?” diyerek emzirmeye devam ettim, nitekim geçti ama bence anne sütü desteğiyle kolay atlattı bu süreci…

Niyetim bu grip sezonunun sonuna kadar emzirmeye devam etmekti, aslında öyle de oldu sayılır.

Buraya kadar okuyan ve emzirmeyi bırakmaya çalışan anneler “Bacım, iyi anlatıyorsun da, nasıl yaptığını da bi deyiversen hele???” diyor olabilirler. Ve bundan sonra yazacaklarım sizi hayal kırıklığına uğratabilir, çünkü bir şey yapmadım. Sadece bıraktım. Vermekten vazgeçtim.

Dediğim gibi, önce gece emzirmesini kestim. (Nasıl olduğunu burada ayrıntılı anlatmıştım).

Aynı anda, gündüzleri uykudan önce ve hatta odadayken emzirmeyi bıraktım. Uyandığı zaman, salonda emzirmeye başladım.

Sonra, o istemedikçe vermemeye başladım (“Ağlamayana meme yok” diye boşuna dememişler. Gerçi ağlamasına gerek yoktu, istemesi yeterliydi)

Eğer o an herhangi bir sebeple uygun değilse ya da vermek istemiyorsam o meme istediğinde “Meme yok.” dedim. “Nasıl yok ya, duruyor işte orada?” diye baktı bana… Ben de “Yani var ama, meme emmek yok” demeye başladım.

Giderek bu, onun memeyi göstermesi, benim de “Evet, orada meme var” diye onaylamam, onun da kendisinde de meme olduğu, o an gözle görülebilir yakınlıkta kim varsa -baba, Deniz/Derin, anneanne…- onlarda da meme olduğunu onaylamamız şeklinde bir oyuna dönüştü: Meme? Meme burda. Evet, sende de var. Evet, babanda da var. Anneannende de var. Herkeste var! 

Bir dönem, çok erken kalkınca yanıma alıp emziriyordum. Bunu rutine bindirmesin ve gece de aynı beklentiyle uyanmasın diye salonda emzirdim bir süre… Sonra baktım bu yine meme emmek için erken uyanmaya başlayacak, vazgeçtim. Uyanınca -erken de olsa- kalkıp salona gelip oyalamaya çalıştım. Doğan ilgilenebilecek durumdaysa ona pasladım, çünkü bazen benimle olup emmemeyi kabul etmiyordu. Eğer Doğan yoksa, meme istediğinde “Evet, meme orada” deyip dikkatini başka şeye çekmeye çalıştım. Kahvaltı için çok erkense biraz kuru üzüm, azıcık peynir vs. ile oyalamaya uğraştım.

Şimdi artık istemiyor. İstemiyor derken, ben teklif etsem kesinlikle geri çevirmeyecek. Ama talep etmiyor. Sabah erken uyandığında yanımıza gelince bir iki orada olup olmadıklarını kontrol ediyor, eğer üzerimde V-yaka bir şey varsa yine bir teftiş yapıyor ama artık sanırım bu faslın bittiğini kabul etti.

17 Aralık 2015’te başlayan emzirme dönemimiz, tam tarihini kesin bilmediğim bir Nisan gününde sona erdi. Helâli hoş olsun.

IMG_1580

Fotoğraf: Ferhan Saral

Tüm bunlar, kendimi daha iyi hissetmeye hazır hissetmem, 40 bin bakımı, evi temizleyip topluyor olmam falan aynı zamana denk düşüyor ve tesadüf değil. Artık hayatımın kontrolünü geri almak istiyorum. Vücudum bana ait olsun, yediğim içtiğimden kendim için sorumlu olayım (ki 40 bin bakımına başladığımdan beri, hiçbir dönemde olmadığı kadar sağlıklı besleniyorum).

Geçen hafta emzirme sutyenlerimi kaldırırken eski, normal sutyenlerimi buldum. Neye benzediklerini bile unutmuşum, çekmecenin o kadar gerisinde kalmışlar… Gerçi emzirme sutyeninden de çok emzirme atletleriyle geçirdim bu dönemi çünkü çok rahatlar. Zaten sutyen denilen şey niye var ki?.. Eve gelir gelmez çıkarmak için değil mi?

Önceden, dışarıdan vücuda yapılan herhangi bir operasyona müthiş karşıydım. “Herkes ve her şey çok doğal olmalı ve doğal akışına bırakılmalı ve doğal doğal yaşlanmalı” diye düşünürdüm. Bu, üç çocuk doğurup emzirmeden önceydi. Üç emzirme sürecinin ardından memelerim, doğum günü partisinin üzerinden iki hafta geçtikten sonra salonun köşesinde unutulan inik balonlara benziyorlar. Ve ben artık “meme estetiği” konusunda eskisi kadar katı değilim. Belki de bu blogda “Hoş geldiniz yeni memeler” diye bir yazı olur ilerde? Bilmem ki?… Kısmet…

13 yorum

  1. Emzirme konusu ile ilgili olarak yazdıklarınız çok güzel ama bunun dışında 1-2 soru sormama izin vardır umarım. Emzirme sütyeni ile memelerin sarktığı doğru mu acaba ayrıca sütyen eve gelince çıkarılan birşey yazmışınız da göğüslerin dikleşmesi ve belli olması gelen insanlar olacağı için sıkıntı oluşturmaz mı?

  2. Öncelikle gözünüz aydın Şunun şurasında 3 aydır emziriyorun ama şimdiden düşünmeye başladım 2 yaşa kadar dayanabilecek miyim diye

  3. Estetik, müdahale, vs. Her şey mutluluk için değil mi? Tek bir hayatımız var ve mutlu olmayı, kendimizi beğenmeyi, başkalarının bizi beğendiğini görmeyi hak ediyoruz. Bu illa düzgün, dik ve güzel gözüken memeler ile mi olacak, hayır tabi ki. Ama ben de artık insanın kendisi için yapacağı her şeyi bir bütünün parçası olarak görüyorum. O bütün mutluluğumuzu oluşturacak. Kendimiz için, bizi mutlu edecek şeylerden önyargılar ve statik doğrular yüzünden vazgeçmeyelim, kaskatı değil, esnek olalım. Mutlu olalım 🙂

  4. Ben memeyi her istediğinde meme yok demek yerine birazdan veririm diyerek hemen şekersiz sakızdan küçük bir parça vererek ve karnını tok tutarak basardim. Çünkü benim çocuğum yok diyice inat edip etmiyordu.

  5. Emzirme sütyenlerini “kaldırmak” değil vermek olacaktı galiba o! veriniz gitsinler, atınız gitsinler 🙂

  6. En az bi bir-iki sene ver memelere, kendilerini ancak toplarlar. Mudaheleye gerek var mi ondan sonra karar ver derim 🙂

  7. Emzirmeyi 2 yil sonunda biraktigimda, once az da olsa biriken sutten dolayi kaskati olmustu kahverengi kismi. Sonra da sonmus birer balona benzediler 😀 sporla toparlamaya calisiyorum ama coktan bir kup kuculduler bile.

  8. Çok keyifle okudum Benimde 2.kızım 13 aylık ve onun süt şişesi gibiyim. Gerçekten kendime ait olmayı özledim ama ikinci bebek ile ilk kızımında gözlerime ne kadar derin ve kırpmadan bakarak süt emdiğini hatırlayınca , bu güçlü bağlanma seanslarını özleyeceğimi biliyorum. Ve bu anları ancak yeniden emzirdiğimde hatırlayabildim tekrar.. emsin bebeler sönük balonlara çözüm var nasıl olsa ✌️

  9. Anneleri tarafından sütten kesilen bebeklere üzülüyorum ben. Oğlum 5 aylık. İlk ay neredeyse hiç emmediği için 4 aydır emziriyorum diyebilirim. Ve niyetim o istemeyene kadar emzirmek. İki yaşa kadar elimden gelen her şeyi yaparım emmesi için. Sonrasını kendi bilir. Tabi bu şu anki niyetim. Malum annelik insana hiç planlamadığı şeyleri yaptırabiliyor.

  10. Elif Canım üç çocuk doğurmus bir kadına ahkam kesmem hoş olmaz. Bir çocuğum var hâlâ emziriyorum. Spor da yapıyorum. Göğüslerim bayagi toparlandı.

  11. Merhaba Elif Hanım,
    Sizi çok iyi anlıyorum. Yazının tüm içeriği ile birlikte özellikle meme estetiği kısmında. Ben de kızımı 16 aydır emziriyorum. Daha devam ediyoruz. Gerçekten dışardan göründüğü kadar kolay değil.Sevgiler istanbulmom

  12. Ikizlerim var benim de… 25 ay emzirdim. Dogumdan sonra karin kaslarim eski haline donemedi. Fizik tedavi, spor falan da ise yaramadi, aralarindaki bosluk ancak 2 parmaga kadar inebildi. Ben hamilelikte degil de emzirme doneminde cok kilo aldim. Sutum iki cocuga yetmegi icin bol bol yedim. Hayatimda spor da yoktu. Ikizler iki yasina gelmeden, ben de 38 yasindayken spora basladim. Saglikli ve duzgun yiyerek ve de spor yaparak hayatim boyunca hic sahip olmadigim kasli bir vucuda kavustum 40 yas itibariyle 🙂 69 kilodan 52 kiloya indim (ideal kilom), hatta karin kaslarim bile cok belirgenlesti. Fakat karnimin ustundeki gevsek deri eski haline gelmedi. Bir de ustune gibek fitigi oldugumu ogrendim. Goguslerim de onca emzirmeye eski hallerine donemediler haliyle. Ben de bir cesaret ameliyat olmaya karar verdim. Hem goguslerimi diklestirdim, hem de karnimi duzelttirdim (gobek fitiginin giderilmesi, karin kaslarinin dikilmesi ve karnimin alt kisminin gerilmesi). Simdi halimden memnunum.