5 Yorum

Biz Üç Kişiydik; Uyku, Terör ve Ben

Yazar Hakkında

89 Ankara doğumlu; evli ve iki çocuklu… Birceylan adında blogu var. Herkese beyaz gelinliğinde başarılar diliyor, çünkü önemli olan yarışmaktır.

     Sekiz senelik anne insanım. Şu noktada dertleri derya olmuş tüm prenseslere sandal olma dersleri verebilecek kadar meslekî birikimim var. Alanım bilhassa uykusuzluk. Çok şükür. Yaş olmuş 27 buçuktan 28, geldim gidiyorum sayın; hâlâ ama hâlâ uykuya ihtiyaç duymam bence biraz saçma. Bu işler bir noktadan sonra bitmeliydi. Katlanarak artmak da nedir?

     Gebeliğin son ayını kapsayan koca göbek uykusuzluğu, doğumu takip eden yenidoğan uykusuzluğu, gaz sancısı, diş sancısı, canım istedi ağladım, pışpışlamazsan uyumuyorum derken derken ömrümden yine iki sene aktı uykusuz hâlde. Bunlar benim evvelinde de duyduğum, bildiğim, tecrübe ettiğim şeylerdi. Fakat hayat bana daha muazzam şakalar da yaptı. Terörlü merörlü şakalar.

***

     Aylar aylar önce bir gece Deniz kızım, hiç adeti olmadığı üzere korku çığlıklarıyla uyandı. Henüz çok küçük olduğu için rüya görüyor mu, görmüyor mu bilmiyorum. Yani bence o kadar da görmüyordur. Telaşla yanına gidip kucağıma almak istediğim an, gözleri yarı açık olduğu için hâlâ uykuda olduğunu anlayamadım. Çünkü ilk tecrübede bunu anlamak imkansız.

     Sarılıp sakinleştirmek isterken daha fazla korkuttum. Sonra uyandırmaya çalıştım. Kaldırıp yüzünü yıkadım. Aynı korku hâli banyoda da sürdü. Sanki onu yatağından hiç kaldırmamışım, sarılmamışım, uyandırmamışım; hâlâ ilk anki gibi çıldırırcasına ağlıyor.Bir süre sonra ise kendi kendine sakinleşip uyudu. Hayretle yanından ayrıldım.

     İkinci gece yine aynı vaziyette uyandı ve yine elim ayağıma dolanarak birebir aynı müdahalede bulundum. Sonuç dünkünün aynısı. Ve üçüncü gün ve beşinci gün…

     Allah’ım çocuğuma neler oluyor?!

     Sanki feci bir kabusun içinde. Hatta kabus bile değil, karabasan. Ne yapsam tesir etmediği gibi tam tersi daha fazla heyecanlandırıyor. Sonsuz bir korku ve endişe duyarak okuyup üflüyorum; çünkü elimden hiçbir şey gelmiyor. Durum hakkında herhangi bir bilgim ve fikrim yok. Bebeğim sakinleşmiyor ve bilinci açılmıyor bile. Yattığı yerde delirmiş gibi çırpınıp duruyor. Dokunsam iyice kuduruyor, dokunmasan gönül razı değil. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi sakinleşip dalıveriyor uykuya. Allah biliyor, acayip acayip şeyler geldi aklıma. Yani çünkü bu nedir?!

     Sonra dur dedim, Instagram’da bir sorayım. Belki bilen, tecrübe eden vardır. Bu gibi durumlarda cidden güzel çünkü kalabalık olmak. Ve peşpeşe bir sürü yorum birikti. Hepsi aynı şeyi söylüyor; ama ben böyle bir şeyi daha evvel ne duydum ne gördüm!

Screenshot_2017-03-25-01-25-30-1 (1)

     Uyku terörü.

     O ne demek yahu?

     Sonra bir sürü yazı okuyup bir yaşıma daha girerek, durumlara aydım. Bebeklerde ve çocuklarda hatta yetişkinlerde bile görülen bir durummuş bu. Tam olarak kestirilemiyor sanırım; ama bir çok şey varmış buna neden olan. Bir travma, gün içinde yaşanan üzücü bir olay… Hatta ağır antibiyotikler de buna sebep olabiliyor diye okumuştum; ama net bir şey söyleyemem elbette. Çünkü neden söyleyeyim? Daha bir sürüsü var, aklıma gelmiyor şu an.

     Bir de cidden çok mühim noktalar var bilinmesi gereken. Onları unutmadım.

Öncelikle en zor olan şey: mutlaka sakin kalmak gerekiyor. Yaşanan şeyin ne olduğunu bildikten sonra bu biraz daha mümkün gibi. Bilmezken eller ayaklar feci titriyor çünkü.

Sonra, dokunup sarılmaya çalışmak durumu daha kötü etkiliyormuş, evet. Temas yok.

Kriz yaşayan kişiyi katiyen sarsmamak, uyandırmaya çalışmamak, yüzüne su çarpmamak, (nedense) bilhassa adını söylememek gerekiyormuş. Şansımı yiyeyim ki hepsini yaptım.

Krizin saatini belirleyip o saatten on dakika kadar önce kişiyi uyandırarak evin içinde gezdirin deniyor. Yani bilinci tamamen açılacak. O esnada kriz savulmuş oluyor. Ve evet, her gece aynı saatte başlıyor durumlar. On bir buçuk demek, korkunçluk demekti bizim için.

Kriz başlangıcından yaklaşık olarak yirmi dakika sonra, az evvel kriz geçiren o değilmiş gibi uykuya dalıp sabaha hiçbir şey hatırlamıyorlarmış.

Süreç bir haftadan bir aya uzanıyor; bazen, yani yetişkinlikte kalıcı bile olabiliyormuş.

Aman!

     İşte tüm bunları peşpeşe okuyunca, yok artık dedim. Ama böyle tam olarak Acun Ilıcalı gibi dedim, cep telefonumu 78 ay taksitle almış gibi değil de öyle gibi işte. Aslında Deniz’in durumu antibiyotik kullandığı döneme denk geliyor; ama dediğim gibi şu noktada net bir şey söyleyemem. Çünkü yılandan korkmam kulaktan dolma bilgiyle hüküm vermekten korktuğum kadar. İlaç bittikten sonra terör bitmemişti zaten. Durumlar tam yirmi güne kadar uzadı bizde. Sonra azalarak bitti şükür. Çekilin dedim, bunu kesin yazacağım; malumat hasbelkader birine isabet ederse benim gibi delirmez en azından.

     Yani işte böyle. Böyle yani, yapacak bir şey yok. Olmayınca olmuyor, uyuyamayınca uyuyamıyorsun. Ne diyordu büyük usta, ulu bilge Yalın; ”Alışmaya çalışmak diye bir şey yok, alışmak zorundayım.” Hı işte, aynısından.

     Sevgiler,

     Ceylan.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

5 yorum

  1. Benim kizimda oluuordu. Ben de hepsini yaptim. Uyandirmaya calistim falan. Hatta uyku teroru oldugunu da biliyordum ama yine de iste elim ayagima karisiyordu. Sonra gecti. Yurtdisinda yasiyoruz. Turkiye’ye geldigimizde de oldu. Annem sikintidan, ozlemden falan oldugunu dusundu.

  2. Merhaba Ceylan cim
    Benim de iki yaşındaki oglumda benzer bir durum yasadik. Alerji surubu ictigi donemdi ve ilacı biraktiktan sonra da bir ay kadar devam etti. Doktorumuza sorduğumda alerji ilacı ve antibiyotiklerin halusinasyon ve böyle yan etkilerinin olabileceğini söyledi. Ilaci bıraktıktan sonra devam etmesini de beyindeki o korku bilincinin açıldığı ve normale donmesinin zaman aldigi olarak açıkladı. Yani ben öyle anladım biraz tıbbi anlatmisti umarim yanlışım yoktur. Bu olayin ardindan uyku direnci basladi bizde de maalesef.
    Bol uykulu günler dilerim

  3. Keske daha once bilseydim yaklasik 2 ay gecirdik bu sekilde

  4. Aynı durumu ben de yaşamıştım. Acizliğin nirvanasına kulaç atmıştım. O zaman kaimvalidem de çocuk agladıkça yüksek sesle susturmaya çalışmış krizler devasa artmıştı. Sonra uyuduktan kısa bir süre sonra tekrar aynı krizle ağlamaya başlamıştı. Kucaklayıp sessiz bir odaya geçip istemsiz onunla ağlamaya basladım. Öyle birşey ki çocuğun ağlaması bıçak keser gibi kesildi. Sonra uyanıp bana baktı. Ertesi gün tekrar aynı seyi yaptı, senin de dediğin gibi aynı saatte.. Bu sefer ben ağlar gibi yaptım, tuhaf ki gine işe yaradı. Ertesi gün tekrar, sonra tekrar.. Bigün bi baktım bitti. Elhamdulillah bitti..

  5. hobaaa
    aynısının tıpkısından yaşadık ama şükür ki sadece 3-5 gün. Hani etrafa soracak kadar paniklememiştim. Şimdi okuyunca öğrendim terör saldırısına maruz kaldığımızı.
    Bir de ne demek yani yapılmaması gereken hareketler, insan gayri ihtiyari kucağına alıp pişpişliyor. Çocuk çırım çırım ağlarken “he dur dur bu uyku terörüdür bildim ben” deyip sakin kalıp, çocuğa uygun müdahaleyi yapan, fezaya eren anne var mıdır bilmiyorum ama kucağa almak, ismini söylemek, kızım demek pişpişlemek bence hepimiz yaptığımız şeyler, yalnız değilsin, karartma içini;)
    gelmiş geçmiş, bitmiş gitmiş olsun 😉