9 Yorum

Analar çekmesin yükü, herkes paylaşsın

Sanırım beş yaşındaydım, anaokuluna gidiyordum. Anneler Günü’nde annelerimiz için “ront” hazırlamıştık.

Analar çeker yükü
Kimsenin bilesi yok
Gelin çiçek derelim
Yollarına serelim
Sevgilerle türkülerle annemize verelim

diye diye, öğretmenlerimizin öncesinde elimize tutuşturduğu, bizim de kıyafetlerimizin bir yerlerine gizlediğimiz papatyaları hakikaten de annelerimizin önlerine serdik. Annemin çok şaşırdığını ve sevindiğini hatırlıyorum. (Bir de bana çok kızdığını… Meğer o gün için özel bir kıyafet giymek gerekiyormuş ve ben anneme söylememişim ve katlı mavi elbisemle zıpçıktı olmuştım grubun içinde).

FullSizeRender (16)

Neyse, o zamandan beri aklımdadır bu Analar çeker yükü, kimsenin bilesi yok şarkısı…

Nereden bilebilirdim kendim anne olduğumda benim de yakamı bırakmayacağını?

Bugün geldiğim noktada fark ediyorum ki, herkes pekâlâ da çektiğimiz yükün farkında… Ama farkında değilmiş gibi yapıyorlar. İşlerine öyle geliyor çünkü! “Çaktırmayın, hazır yükü yüklenmişler götürüyorlarken hiç bulaşmayalım, valla bize kalır.” 

Farkında değilse de olsunlar kardeşim! Ömrümüzü bunu kanıtlamaya çalışmakla mı geçireceğiz? Anneliğin ne kadar zor bir şey olduğuna dair insanları ikna etmek zorunda mıyız? Eril düzenin “kutsal” diyerek sırtımıza yüklediği “fedakâr, cefakâr, vefakâr anne” tanımını sürdürmeye mecbur muyuz? Sürdürmüyorum, haydi bakalım!

Dün bir paylaşım yapmıştım Instagram’da… Aslında yavaşlamaya, hayata çocukların baktığı yerden bakabilmeye dair bir paylaşımdı.

Ancak her nasıl olduysa altındaki yorumlarda konu anne olmaya, “çalışan anne” olmanın mı yoksa “sadece ev kadını” olan anne olmanın mı daha zor olduğuna geldi.

Öncelikle bu yazıyı hiçbir kişiyi hedef almadan yazdığımı belirtmeliyim. Yapılan yorumların çıkış noktasıdır bana bu yazıyı yazdıran, yorumları yapan insanlar değil… Nitekim bu “Ev kadını olmakta ne var ki?” bakış açısı, benim tek bir kişiden, bir kereliğine duyduğum bir şey değil. Her yaş, her kesim, her cinsiyetten (kadınlar dahil) insanlarda oluyor bu bakış açısı…

Burada oturup ev kadınlığının ne kadar zor bir şey olduğunu, neden öyle olduğunu falan anlatmaya kalkmayacağım (Bunu daha önce bin kere anlattım). Evde çocuk bakmanın hak ettiği değeri görmediğini de ortaya koymayacağım (Bunu da daha önce çok yaptım).

Çalışmayan anne olmakla, çalışan anne olmayı da kıyaslamayacağım. Neden biliyor musunuz? Birincisi, ben işin “çalışmayan anne” ve “evden çalışan anne” boyutunu deneyimledim sadece, dolayısıyla “dışarıda tam zamanlı çalışan anne” olmak kısmıyla ilgili pek deneyimim yok. Ama kıyaslama yapmak istemememin asıl sebebi bu değil. Çalışmayan anne mi, çalışan anne mi olmak daha zor? sorusunu sormaktan ve yanıtlamaktan kaçınmamın asıl sebebi

Çünkü bu sorunun yanıtının hiçbir önemi yok!

Bugüne kadar hangi tür anneliğin diğerine kıyasla daha zor olduğunu değerlendiren ve sonunda altın madalya veren bir yarışma duymadım. Olsa bence kesin duyardım.

İster “sadece ev kadını” olsun, ister şirket patronu, Bihter Ziyagil ya da Hanım’ın Çiftliği gibi yaşayan kadınların yüzdesi kaç, biliyor musunuz? Ben bilmiyorum ama şöyle söyleyeyim: Türkiye’de özel okullarda okuyan çocukların oranı yüzde 3’ü geçmiyor (yazıyla ÜÇ). O yüzde üçün de çoğunluğu, güle oynaya değil, canını dişine takıp okutuyor çocuklarını… Düşünün ki o yüzde üçün de yüzde bin milyonda biri falan ancak Bihter Ziyagil performansında bir hayat sürüyor. O yüzden “sadece ev kadını” dediğimiz, çalışmadığı için küçümsediğimiz o kadınları nitelendirirken, kaçının fırsatı olsa çalışacağını, kaçının da haklı sebeplerden dolayı çalışmamayı tercih etmek zorunda bırakıldığını göz önünde bulundurmak lazım.

Kimin, ne koşullarda nelerle başa çıkmak zorunda kaldığını bilemeyiz. Biz kadınlar birbirimize “Senin işin kolay tabii” diye başlayan cümleler kurdukça, “O da bir şey mi? Ben var ya…” şeklinde zorluk yarıştırdıkça kabak kimin başına patlıyor, biliyor musunuz?

Hepimizin!

O yüzden

Gelin çiçek derelim
Yollarına serelim
ve hep birlikte haykıralım:

Bütün anaların çektiği yükü artık herkes görsün, bilsin ve paylaşsın!

FullSizeRender (17)

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

9 yorum

  1. Cok iyi gelen bir yazı oldu,kaleminize saglık

  2. Bakım emeği denilen bir sey var ve bunun maalesef hic bir karsiligi yok. Ne emeklilik hakki, ne maas, ne de tatil. Oysa ki yapilan arastirmalara gore Turkiye’de 2 cocuklu bir kadinin ortalama olarak bu islere harcadigi zaman gunluk 5 saat 47 dakika. Erkeklerinse 51 dakika. Tartismaya evde calisan, disarida calisandan cikip bu duzleme gelsek ve ev islerine beyleri de dahil edebilsek keske. Bu bakim emegi denilen durumun maddi karsiligi ise insanlarin ilk anda duyup yok artik dedikleri cinsten. ACEV’in arastirmasina gore yaklasik 17 bin tl. ( yok artik demeden önce mesaili bir is gibi dusunun, kac farkli kisinin istihdam edilmesi gerekecegini) ve son istatistiki veri olarak turkiye ekonomisinin %30’unu bu bakim emegi denilen ve karsiliginda hicbir odeme almadiginiz birim olusturuyor.

  3. hem ev kadını anne hemde calısan anne oldum. ne guzel anlatmıssınız:) sonucta anneyiz ne farkı var ki!

  4. ben çalışan bir anneyim,ama 20 ay ücretsiz izin alarak ev hanımı anne modelini de deneyimleme şansım oldu . ve gerçekten ev hanımı deyince aklıma önceden rahat gelen ev kadını imajı şu an yerle yeksan 🙂 hatta çalışıyorken yapamadığım işleri tüm gün evde olup da yapamadığım için daha mahcup hissediyordum eşime ve çevreme karşı. aksine çalışıyorken ev kirlide olsa yemeğim olmasa da dert etmiyordum. üstelik ” ama ben çalışıyorum ” diye daha gür çıkıyordu sesim 🙂 en nihayetinde her türlüsü de gayet zor çünkü her ihtimalde de hem insan üstü bir fiziki güç hemde psikoloji gerekiyor

  5. Geçen gün bloğumda yazdığım bir yazıya bir anne “işe giderek çocuk bakmaktan kurtulduğun için çok şanslısın” diye bir yorum yazdı eskiden olsa oturur uzun uzun anlatır cevaplar açıklama yapardım ama artık gerek duymuyorum. Bize en çok zarar veren hem cinslerimiz olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum. Hepimiz aynı taraftayız hepimizin işi zor sadece önyargılarımızdan bir türlü kurtulamıyoruz.

  6. Çok tatlisin Elif. Kalemine sağlık.

  7. Sizi tebrik ederim. Çalışmayan / çalışamayan bir anne olarak , su çalışan kadinlarin bize “o da ne ki, evde bütün gün oturuyorsun”muamelesi yapmalarına resmen kıl oluyorum. Bu konuyu ele almanıza ve böylesine güzel bir şekilde islemenize bayildimmmm….

  8. Bu, benim cevremde artık neredeyse haykirdiklarimin yazılı hali. Elinize sağlık. Ben çalışmiyorum ki bebeğime 7 aylik hamile iken işten çıkarıldım. Atanamamis bir öğretmenim. Şimdi kızım 2.5 yaşında. Ben çalıyor olsam da en az 3 yasina kadar kendim bakmak istedigimi herkese söylemiştim. Tek basima hicbir destek almadam yapıyorum bunu. 1 saat bilr bırakacağım kimsem yokken. Bunun ne kadar zor ne kadat yipratici olduğunu BEN biliyorum. Söyleyecek çok söz var Elifcim uzatmayayim. ANALAR ÇEKER YÜKÜ. ..

  9. çok yerinde bir yazı olmuş.
    kaleminize, yüreğinize sağlık..