4 Yorum

Hafiflik

Geçenlerde Instagram’da paylaştığım bir fotoğrafıma, alt metninden bağımsız olarak, ne kadar zayıfladığıma dair birçok yorum geldi.

Evet, zayıfladım. Şubat’ta başladığım #40binbakımı‘nda yavaş ama istikrarlı adımlarla bugüne kadar toplamda 5 kilo verdim. (Şimdi biraz daha geçmiş olabilir).

Ama daha da önemlisi, hafifledim. Ve kendimi çok uzun zamandır hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.

Zaten bu yola çıkmamın amacı da buydu. Bu yaştan sonra (!) 36 beden olmak değildi hedefim, iyi hissetmekti. Şu an 38 bedenin sınırındayım, herhalde 38’e iner orada da kalırım diye düşünüyorum.

Ama mesele beden değil. O bedenin içinde nasıl hissettiğin.

Ben daha önce de kilo verdim (hepsi de doğumlarımdan sonra ve Yasemin‘leydi) ama bu seferki kadar iyi gelmemişti hiçbiri… Ferhan da şu ara benzer bir bakım içinde (o kendi kendine ilerliyor) ama bu dayanışma bize çok iyi geldi, sürekli birbirimize mesaj gönderip “Kızım, baklava ikram ettiler, yemedim”, “Dondurmanın tadına baktım, çok şekerli geldi, yiyemedim” falan diyoruz.

Baktığında bir insanın 66 kilodan 60+ kiloya inmiş olması çok da şey değil diyeceğim ama nereden baksan vücudunda %10’luk bir değişim hiç fena değil. Her gören bana “Ne kadar zayıflamışsın/küçülmüşsün/sönmüşsün” diyor (yakın arkadaşlarım popon gitmiş! de diyor) ve evet, zayıfladım ama daha da önemlisi gerçekten şişliğim indi. Sosyal medyada kullandığım profil fotoğrafıma baktık da geçen gün Ferhan’la, Mart sonunda çekmişiz onu ve suratım patates gibi (ki, kilo vermeye başlamıştım o sırada).

Sanırım bunun sebebi ve hayatımdaki en büyük değişiklik şeker tüketimini bırakmış olmam. Gerçekten de indim. Hafifledim. Merdiven iniş çıkışlarım, bir şeyi almak için yere eğilişlerim falan kolaylaştı. En son randevumuzda vücut yaşımın 41.5’tan 40’a düştüğünü söylemişti Yasemin, gençleştim anlayacağın! 

Ve öyle sıradışı bir şey hiç yapmıyorum. Acayip şeyler yiyor değilim (şu sıra kendi normalimin dışına çıkıp kahvaltıda yulaf tüketiyorum), yediğim şeylerin tek ortak noktası SAĞLIKLI olmaları. Bol su, bol yeşillik tüketiyorum, pirinç/makarna yemiyorum, beyaz ekmek zaten yemezdim, ekmek tüketimimi çok azalttım, ve ta-taaaa merhaba yeni ben.

Neler keşfettim bu dönemde?

Yediklerim kıymetlendi. Şimdilik her şeyi liste üzerinden tüketiyorum ve diyelim 3 tam cevizim var, o 3 tam ceviz yenilecek arkadaş! Gerekirse puzzle gibi birleştiriyorum hepsini, 3 tam ceviz olana kadar… Çok kıymetli kızım onlar, vermem kimseye!

Yediklerimin lezzeti arttı. Meğer meyvelerin tadı güzelmiş. Meğer bir portakal, bir elma, bir armut insanını şeker ihtiyacını karşılamaya yetermiş. “Devir değişti, yiyecekler bozuldu, artık meyvelerin tadı tuzu yok” diyordum, meğer benim tatlı eşiğim çok yüksekmiş. Şekeri kesince yeniden tat almaya başladım.

Yemeğe bakışım değişti. İnsan dolabındaki yiyeceklerle envai çeşit salata ve sebze yemeği yapabilirmiş. Meğer yaratıcılık denilen şey dolabındaki taze yeşilliklerle başlıyormuş. Farklı şeyleri karıştırarak her seferinde yeni bir tat keşfediyorum ve bu çok heyecan verici!

Şekerden uzaklaştım. Meğer gerçekten şeker bana iyi gelmiyormuş. Yorgunluğuma, şişliğime katkıda bulunuyormuş. Hayatım boyunca şeker yemeyeceğim demiyorum, ama önüme geleni yemeyeceğim kesin. Ben ki her kafeye çalışmaya gittiğimde tatlı bir şey yerdim, nasıl bir kötülük yapıyordum vücuduma?

Kendimi daha iyi tanıyorum. Canım hala tatlı istiyor ara sıra…  Aklıma gelmiyor ancak görünce canım çekiyor. Babam sigarayı bıraktığında “Keşke tek tük içebilseydim, ama bir tane içsem gerisi gelir” derdi. Ben de şu an öyle hissediyorum. Sanki bir pasta yersem kırılım yaşayacakmışım da önüne geçemeyecekmişim gibi. Kendimi durduruyorum. Gün gelecek, önceden program yapıp çocukları Çikolata Dükkanı’na götürüp ben de yiyeceğim onlarla… Ama henüz istemiyorum.

Hamur, yumuşak karnımmış. Annem hep “Ben tatlıya düşkün değilim ama hamura dayanamam” der, bense tatlısız yaşayamam sanırdım. Meğer böreğe, makarnaya, sıkmaya, simide karşı koymak daha zormuş. Asıl zorlandığım alan bu…

Yürüyüş bana iyi geldi. Sonunda o çarka girebildim. Haftada en az üç kere yürüyorum artık. Hafta sonları da bisiklete biniyoruz ailecek… Bu bana o kadar iyi geldi ki, yürümezsem kaşım gözüm oynuyor. Gün sonunda, ya da ertesi gün balon gibi şişirilmiş hissediyorum kendimi… Hatta geçenlerde yürürken, koşma ihtiyacı hissettim. Forrest Gump gibi, koşmaya başlamak istedim birden… Ve sonraki günlerde kısa aralıklarla da olsa koştum da… Ben… Koştum. BEN DİYORUM!

Ve hatta yürüyüşlerin sonunda “Eee, sırada ne var?” oluyorum. “Uzatın ablanıza oradan bir iki ağırlık, kaldırayım, bir şeyler yapayım, ne olacak bu enerji?!”

Henüz bitmedi bu yolculuk. İlk hedefimiz 58’e inmekti. Daha zayıf görünmek için değil, boyuma, yaşıma uygun kilo o olduğu için… İlk görüşmemizde “65’ten ne kadar uzak, 55’e ne kadar yakın olursan o kadar iyi” demişti Yasemin.

Kaldı ki, bu sefer bu yolculuk bitecekmiş gibi görünmüyor. Hedeflediğimiz kiloya insem bile, eski yeme alışkanlıklarıma dönmeyecekmişim gibi hissediyorum. Benim derdim hep kiloyu vermek değil, kilomu korumak oldu. Sanki bu sefer içimde gerçekten bir şeyler değişti. Sanırım artık “Ne yersen o’sun”u gerçekten anladım.

Galiba bu kez “oldum ben.”

4 yorum

  1. yazdıklarınız umut verdi. darısı bana.

  2. Yaş 27 boy 1.72 kilo 63. O kadar yorgun tembel hissediyorum ki kendimi. Ben de her defasında şeker yok diyorum kendime ama yapamıyorum. Öyle aman aman şeker tüketmiyorum tabi ama yiyince de vicdan azabı duyuyorum. Havalar da güzel artık bebeğimi de alıp yürüyeyim diyorum ama sadece diyorum. Hazırlanıp dışarı çıkmaya üşeniyorum. Bari evde ip atlayayım diyorum onu bile yapmak istemiyorum. 1 dk zor atlıyorum. Tebrik ederim sizi. Umarım yaşım 40 olmadan bende kendi kendime bakıma girebilirim.

  3. Tebrik ederim 🙂
    ben de hamdım, oluyorum 🙂
    kaleminize sağlık

  4. 8 haftadır diyet yapıyorum ben de… daha doğrusu sağlıklı besleniyorum. 64’ten 58.8’e indim. Doğum sonrası karnim toparlandi resmen ama tabii spor yapmadığım için yeterince sıkılaşmadı. Ama ben çok özlüyorum yahu pogacayi, su boregini, koca bir tabak makarna yemeyi 🙁 tamam saglikliyim, tamam doğru olan bu ama özlüyorum napıyım :'(