7 Yorum

Ebeveynler mutsuz

Bringing Up Bebe‘nin yazarı Pamela Druckerman kitabında, Amerika’da yapılan ve günümüz ebeveynlerinin, ebeveyn olmayanlara göre daha mutsuz olduklarını ortaya koyan bir araştırmadan bahsediyordu. Ebeveynlerde, ebeveyn olmayanlara göre depresyona daha fazla rastlanıyormuş ve ebeveynlerin mutsuzlukları her çocukla birlikte daha fazla artıyormuş.

Araştırmaya göre: (1) Evli çiftlerin ilişkilerindeki tatmin seviyesi giderek düşüyormuş ve (2) Anneler, çocuklarıyla ilgilenmektense temizlik yapmayı daha eğlenceli buluyormuş.

Bu araştırmanın Amerika’da yapılmış olduğunun altını tekrar çizmek isterim ancak Türkiye’de yapılacak olsa sonuçları nasıl olur, meraktayım açıkçası…

Orta sınıf Kanadalı çiftlerin konu olduğu bir araştırma ise, çiftlerin birlikte vakit geçirmelerinin onlara hem kişisel hem de çift olarak iyi geldiğini, ancak çoğu çiftin nadiren buna vakit bulabildiklerini ortaya koymuş. Araştırmaya katılanların çoğu, etraftan gelen “çocuğunuzun ihtiyaçlarını, ilişkinizin ihtiyaçlarından daha öncelikli tutmalısınız” baskısına yenik düşüyormuş.

Bu “ilişkinin önceliği” kavramıyla ben ilk Stan Tatkin’in seminerinde tanışmıştım. Yani, tabii ki birbirimize önem vermemiz gerektiğini biliyorduk, ancak bu kadar net bir şekilde ilk kez önümüze serilmişti bu konu…

Ve ilişkileri iyileştirmenin tek değil ama en önemli yollarından biri de seks tabii ki… İnsanın üremesi için gerekli olan seks, ne ilginçtir ki insan üredikten sonra, tam da ürediği için, sekteye uğrayabiliyor. “Bir doğum kontrol yöntemi olarak çocuk sahibi olmak.” 

Bunun birçok sebebi var; bazen kadın erkekten, bazen erkek kadından, bazen ikisi birbirinden uzaklaşabiliyor. Çocuklu hayata geçiş yapınca gün içindeki spontan buluşmalar rafa kalkıyor; çocukların sayısı arttıkça geceleri bile buluşmak zorlaşabiliyor (o öksürdü, bu uyandı, beriki hasta oldu vs.) ama çocuklu hayata geçtikten sonra seksin geri plana atılmasının bence en sık rastlanan sebebini, bir itirafçı anne özetlemiş:

Aslında bu işe tam olarak ayna tutabilmek için bir de “Baba itirafları” olması lazım. Belki onlar da “Uykuyu seviyorum ama seksi daha fazla seviyorum” diyecekler. “Her şeye vakit ayırıyor, bana gelince zamanı kalmıyor” diye sitem edecekler belki… Eminim bu madalyonun bir de öbür yüzü var, “Sen de haklısın” dedirten…

Özetlemek gerekirse:

Çocuğun dünyaya gelebilmesi için seks şart
Çocuklu hayat, seksi (geçici bir süreliğine de olsa) yıpratıyor
Oysa çocuklu hayata geçtikten sonra da ilişkiyi iyileştirmek için seks elzem

Tam bir yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan durumu…

Nasreddin Hoca’nın da dediği gibi, herkes haklı…

Kitap: Arkadaşım Nasreddin Hoca, Süleyman Bulut / Can Çocuk

Peki çözüm ne? Pamela Druckerman’a göre, Fransızlar bu işi iyi kotarmışlar.

Fransızlar, bebek sahibi olmanın en azından başlangıçta işleri değiştireceğini biliyorlar. Çiftler, doğumdan sonra, herkesin bebekle ilgilenmesi gereken zorlu bir dönem olacağını kabul ediyorlar. Bu zorlu ve kısa dönemden sonra, anne ve babanın, çift olarak yeniden dengelerini bulmaları bekleniyor.

Druckerman’ın konuştuğu Fransız anneler “Bence çift, çocuklardan önce gelmeli” diyormuş. Ebru Şallı mıydı, seneler önce “Benim için koca çocuklarımdan önce gelir” dediydi de topa tutmuşlardı kadını? Ben bile, anne olmayan halimle, kınamıştım o zaman!

Fransız ebeveynler için, soru, eski romantik hayatlarına dönüp dönmeyecekleri değil, ne zaman dönecekleriymiş. 

Çocuk, çiftin hayatını işgal etmemeli. Ailenin dengeli olabilmesi için ebeveynlerin de kişisel alana ihtiyaçları var.

şeklinde tespitlerini ortaya koyuyor ve her sene çocuklarını bırakıp mutlaka 10 günlük tatile giden çiftlerden örnek veriyor Druckerman kitabında…

Yine dönüp dolaşıp kadın olarak, birey olarak kendimiz için bir şey istemeye hakkımız olmasına geliyor konu… Ve bu hakkı siz istemezseniz kimse size vermiyor çünkü “Hak verilmez, alınır.” 

Teşekkürler, iyi günler.

7 yorum

  1. Fransızlar tekrar eskiye nasıl dönüyormuş onu bi söyleselermiş? Ama onların bebeleri daha 3. aydan sabaha kadar mışıl mışıl uyuyordu değil mi? Bence çocuktan sonra seksin anahtarı: güzel güzel uyuyan,gündüz de ana babanın haşatını çıkarmayan bebek. Var mı öyle modeller?

  2. Baba itirafları nasıl olurdu merak ettim . Kocamın itiraflarını daha çok merak ettim !

  3. almanlar, çinliler falan derken şimdi de fransızlar’a iç çektik iyi mi! ruşen amca’nın oğlu sedat’a bakmak gerek yok valla! çocuk falan çok etkiliyor ama başka faktörler de var. örneğin; vücut bozuluyor, ekonomik problemler, aldatmalar… aynı evde yaşaya yaşaya insanlar birbirinden bir süre sonra soğuyor. eskiye oranla kadınla erkeğin birbirine yaklaşımı değişti. kocama evine ekmek getirsin, ben aileme aileme saçımı süpürge edeyim durumları yok artık. eskiden insanlar mutlu olsa da olmasa da başka bir ihtimalin mümkün olacağını düşünmüyordu ya da cesaret edemiyordu. herkes konumuyla barışıktı. yavaş yavaş aile, sadakat, evlilik kavramlarını yeniden tanımlamak lazım diyeceğim ama zaten o tanımları biraz bilinçli biraz bilinçsiz biz değiştirdik. yine de mutsuzuz. en azından ben mutsuzum. öyle işte…

  4. Kaleminize saglik! Aslinda guncel seks arastirmalari bu sureci The Dual Control Model diye bilinen bir biopsikososyal ve iliskisel modelle biraz daha farkli bir sekilde acikliyor.Bu modele gore cinsel istek, libido ya da genel anlamda cinsel aktivite kisisel oncelik olmanin otesinde daha kompleks bir surec. Cinsel aktivite merkezi sinir sistemi tarafindan yonetilen ve psikolojik sureclerden etkilenen norofiziksel bir surec aslinda. Bunu soyle dusunelim: bir arabamiz var ve hem gaz pedali hem de fren var bu arabada. Her ikisine de ihtiyacimiz var arabanin duzgun calisabilmesi icin, ancak arabayi bizim icin islevsel hale getiren de ne zaman gazi ne zaman da freni kullanmamiz gerektigini bilmek. Merkezi sinir sistemiyle yurutulen bu surec de tipki araba analojisi gibi; her nasil ki seks isteyen yanimiz (hadi simdilik buna libido diyelim) var; bir de turlu sebeplerden istemeyen yanimiz var. Bazen beynimiz biz fark etmeden hem gaza hem de frene basinca aslinda bizler bunu seks istemiyoruz ya da buradaki orneginizdeki haliyle uykuyu sekse tercih ediyoruz gibi yorumlariz. Ancak bunun libidoyla ya da gaz pedaliyla ilgisi yoktur, daha cok frenlerimizle ilgilidir. Mesela hem cok sevismek isteyen hem de dogum kontrol surecinin sorumlulugunu kendisi tasiyan bir kadin dusunun. Hamile olma korkusu bir frene donusur merkezi sinir sistemi icin. Ornek olarak psikolojik surecleri kullandim ama bu frenlerin pek cogu fiziksel sureclerden de olabilir. Erkeklerdeki frenler biraz daha farkli calisir, ancak burayi kadinlar okuduguna gore o kismi bosversem de olur 😛

    Madem ki bu surec merkezi sinir sisteminin kontrol ettigi bir surec neden kisiden kisiye farklilik gosteriyor ? Bu modele gore cinsel arzuyu tanimlarken iki tip insan var; spontan tip (Spontaneous Desire) ve cevap veren tip (Responsive Desire). Spontan tip olan insanlar icin gaz pedali daha hassas, uyarilmak ve seksi baslatmak cok dogal gelisebiliyor. Cevap veren tip icin ise karsi taraftan ya da dis kaynaklardan uyarilmak ve neredeyse birisinin ondan once seksi baslatmasi cok daha oncelikli. Bu tipler tipki goz rengi ya da sac rengi gibi bizim secmedigimiz ama bize ait ve degistirilemeyen yapilar. Tahmin edersiniz ki kadinlarin pek cogu cevap veren tip ve o yuzden onsevisme bizim icin hep daha kritik 🙂

    Belki bu konudan muzdarip olan birileri burayi okur ve rahatlar diye kisacik da olsa yazmak istedim. Ozetle vermek istedigim mesaj su: (1) Sorun ne kadar az seks istediginizde degil ne kadar cok frene bastiginizda. (2) Esiniz sizin gibi cevap veren tipse ya da sizin cevap veren tip oldugunuzu bilmeden onun kadar istekli olmanizi bekliyor ve buna icerliyorsa; seksi erteliyor ve her iki tarafin da dusundugunden az sevisiliyorsa bunun suclusu beyninizdeki merkezi sinir sistemi 🙂

    Ingilizce bilmeyenlerden ozur dileyerek bu isi en iyi anlatan kisinin web sitesini de paylasayim;
    http://www.thedirtynormal.com/blog/2010/02/27/do-you-know-when-you-want-it/
    http://www.thedirtynormal.com/blog/2014/06/22/the-dual-control-model/
    http://www.thedirtynormal.com/blog/2014/06/16/i-drew-this-graph-about-sexual-desire-and-i-think-it-might-change-your-life/

    Sevgiler

  5. Kesinlikle her cumlesine katiliyorum. Peki turkiyede durum ne? ozeltle soyle soyleyebilirim bir anne cocugunu herhangi bir bahaneyle biraktiginda surekli kafa orda . Dolayisiyla gecirilen yalniz zamanin kalitesi tartışılır. Bu yuzden yalniz zaman geçirmek hayal oldu bnm icinde. Hep öncelik onun mutlu olabilecegi zamanlar ve etkinlikler planlamakla geçiyor. Hata yaptigimizi bile bile

  6. Bende öyle düşünüyorum hatta belki de hiç çocuk yapmamayı bile. Biz kendimize ne kadar vakit ayırabiliyoruz ki ? Kariyerim hedeflerim ve hayallerim var. Eşimle de vakit geçirmeyi seviyorum. Çocuk işi bana göre değil ☺

  7. Eş ile geçirilen özel zamanlar olmadığı sürece mutlu olması zor elbet. Baby Shower,diş buğdayı, yaş günleri vb. etkinliklerle hayat dolu dolu geçirilse çocuk mutlu edilse de; anne-baba arasında paylaşılan zaman kalmadığında bir anlamı yok.