5 Yorum

Özür Dilerim Oğlum

Yazar Hakkında

SELEN BARANOĞLU -İngilizce okutmanı. İki çocuk annesi. Şikayeti sevmez. Çok hayal kurar, okur, yazar, yapar, bozar. Basitvemutluyasam adında bir blogu var. Bir de kitabı var.

 

Lafı dolandırmayacağım; senden özür dilerim oğlum…

Seni ne kadar iyi tanırsam tanıyayım, içinde bulunduğumuz eğitim sisteminin asıl eksikliklerini göremediğim ve seni, “senin için” hiç de uygun olmayan bir okula başlattığım için, özel okullara karşı önyargılı olduğum ve bunun bedelini sen de ödemek zorunda kaldığın için, her şeyi akademik boyutta düşünüp geri kalan asıl ihtiyaçlarının doğal olarak karşılanacağını düşündüğüm için özür dilerim.

Oysa ki ben, tüm çocukluğumu mahalle arkadaşları ve oyunları ile geçirmiştim. Ve aynı şeyin devam edebileceğini sanıyordum saflıkla. Oysa ki görüyorum ki, şimdiki çocukların hepsi mahalleye, sokağa çıkarılamayacak kadar kıymetli(!) ve meşgul. Ve bu çocukların aileleri de, çocuklarını başka çocuklarla oynasın diye sokağa atamayacak kadar bilinçli(!). Bir yandan da görmezden gelemiyorum elbet, benim mahallemdeki güven ortamı artık yok mahallelerimizde. Hem sonra, şimdiki çocukların okul sonrası tüm zamanı ödev, ders, etüt, sınav, kurs gibi çok önemli mevzularla dolmuş durumda. Kimsenin spora, resme, müziğe, çamurda kirlenmeye, eğlenmeye, top peşinde boş boş koşturmaya, kovalamaca oynamaya ihtiyacı yok. Bunları önceden düşünemediğim için özür dilerim.

Özür dilerim, seni yanlış bir eğitim ortamına bıraktığım için. Senin “Çok Üstün Zekalı Çocuk” tanısı almana güvendiğim ve bunu yanlış yorumladığım için. Yaygınca yapılan hatalardan kaçınmak istediğimden, aldığın bu tanıyı hiç önemsemediğim için. Senin akademik olarak her koşulda başarılı olacağını düşündüğüm, ama aslında bunun olması için okulda, başka noktalardan doyurulman gerektiğini anlayamadığım için.

Özür dilerim, yıllardır eğitim sektörünün tam içinde olsam bile, konu sen olunca kendi söküğümü dikemediğim için.

Ama biliyor musun, kendime de çok yüklenmiyorum çünkü her konuda olduğu gibi bu konuda da seninle büyüyor, seninle öğreniyorum bazı şeyleri. Seni ne kadar iyi tanısam da, senin sayende her geçen gün kendimi de daha iyi tanıyorum. Üstüme koyuyorum yere düşen hatalarımı toplayıp ve bu sayede çoğalıyorum.

Ama yine de özür dilerim, iki seneni zorluklarla geçirmene sebep olduğum için. İnsan hayatında nedir ki iki sene? Ama bir annenin gözünde çocuğunun zorluklarla geçen iki senesi, bir ömür gibidir yavrum.

Bitmedi, ben sana kocaman bir teşekkür de borçluyum bu konuda; kafamdaki tüm önyargıları kırdığın için ama en önemlisi de, gerçek ve doğru bir eğitim için nelere ihtiyacın olduğunu bana açıkça gösterdiğin ve pes edip sinmek yerine mücadele edip kendin için en iyi ortamı yaratmaya çalıştığın ve kendini mutlu kılmak için emek verdiğin için.

Akıtmana sebep olduğum tüm gözyaşlarınla seviyorum seni.

Teşekkürler!

5 yorum

  1. Çok üzgünüm yavrum,
    haftanın altı günü sabah sekiz akşam yedide eve gelebildiğim için ,ve geldikten sonra da senin ve
    evimizin ihtiyaçlarını karşılamak için evde koşturup seninle ilgilenemediğim için,
    üzgünüm, senin üstün zekalı olup olmadığını kanıtlamak için bir sertifika alamadığım için.
    ama bunlar, sadece senin bir gün devlet okulu da olsa gittiğinde ihtiyaçlarını karşılayabilmek için.
    ne yapalım yavrum bizim imkanlarımızda bu işçi bir annenin kızı olmakta böyle bir şey.
    ama unutma !
    Bu imkanlara bile sahip olamayan anneler ve yavruları var…

    • Yazdıklarınız birçok annenin yaşadığı durum aslında ama ben ‘üstün zekalı olup olmadığını kanıtlamak için’ sertifika alamadığınız kısmına takıldım. Birincisi bu tanı, bir şeyleri kanıtlamak için alınmıyor, çocukta ortaya çıkan belli problemlerin, değişik davranışların ya da dikkat çeken durumların şüphesi ile bir psikolog ya da eğitimci tarafından yönlendirilerek alınıyor (en azından ben de böyle oldu).İkincisi çocuğunuz gerçekten böyle bir durum içindeyse devlet hastaneleri tarafından ücretsiz olarak da bu testler çocuğunuza uygulanabiliyor. Bilginiz olsun. Sevgiyle kalın…

  2. Necla BİNİCİ

    Selen hanımı bir süredir takip ediyorum. Kitabını da okudum geçen hafta bitti hatta. Kitabı okuyunca beni anlatıyor -hatta ben yazmışım- gibi bir hisse kapıldım. Biz kadınlar -anneler- aslında ne kadar benzer şeyler yaşıyor(muş)uz. Ancak bakış açılarımız bambaşka. Yaşadığımız kaygılar, umutlarımız, kendimize/çocuğumuza yetemediğimizi düşündüğümüz anlar, çocuklarımız ile ilgili verdiğimiz/vereceğimiz kararlar… Paylaşmak ne kadar kıymetli öte yandan. Yazınız bir yumruk gibi oturdu boğazıma. Umarım çok güzel yarınlar bizi bekliyordur çocuklarımızla.

  3. Oyun parklari bile dogru duzgun degil ki tabani plastikten olabildigine manasiz bir yer oldular..zaten mahalle kulturu diye birseyde kalmadi..site insanlari olduk bitti heryer olabildigine beton olabildigine samimiyetsiz.keske cocularimiz bizim yasadigimiz cocuklugu yasayabilseler..yani bizim sucumuz degil aslina bakarsan hicbirsey toplum bu hale geldi