5 Yorum

Okul Seçmek ve Deli Sorular

Yazar Hakkında

EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Benim için de o kritik karar zamanı başladı kaç aydır. Devlet mi özel mi? Okullarla, öğretmenlerle görüşmek, fikrine güvendiğim insanlara danışmak derken mesele giderek büyüdü ve dev oldu. Süreçte bu konuda bir yazıyı kafamda defalarca yazdım, sildim, yazdım ve sildim. Olmadı, kimsenin işine yarayacak bir yazıya dönüşmedi. Gerçekten düşünmekten aklım ve kalbim yoruldu, bir karara vardım fakat hala kesinliğinden emin olmadığım anlar var. Yaşayıp göreceğim ama anne olmakla ilgili bence en ciddi yük onlar adına karar vermek.

Elif’in bu ve bu yazısını tekrar tekrar okudum ve yorumları da. Bazı konular eskimiyor, değişmiyor ve hiç gündemden düşmüyor. Benim için mükemmel tbt bu, tekrar hatırlayalım, üzerine konuşalım ve umarım en doğru kararı verelim.

***

Devlet okulu mu, özel okul mu?
7 Aralık 2010

Uzun ve biraz karışık bir yazı bu. Çünkü kafam çok karışık.

Bazı konular var, aklımı sürekli kurcalayan. Ve buna rağmen bir türlü yazamadığım. Yazsam, konuyu aklımın diplerinde gömdüğüm yerlerden çıkararak çözülmesi gereken bir hale getirmiş olacağım.

Bakıcı konusu bunlardan biri. Vazo kırılmıştı ya, yapıştırdım, izi de var, öyle devam ediyoruz. Ne zamana kadar, nasıl, bilemem. Belki bir gün onu da yazarım.

Ama asıl başka bir konu var ki, gün geçtikçe, bu konunun olduğu dosyayı beynimin derinliklerinden çekip çıkarmadıkça dosya kalınlaşıyor, ağırlaşıyor ve altından kalkılmaz bir hale geliyor sanki. İşte Deniz’i hangi okula göndereceğim konusu bu!

Etrafımdaki onca insan, çocukları 2 yaşında olduğundan beri o kolejin, bu okulun bekleme listesine adını yazdırmış. Bir tek ben varım henüz kılını kıpırdatmayan. Ve bu “treni kaçırıyor muyum?” korkusu aklımı fena çeliyor.

O kadar çetrefilli ki… Nitekim, “hangi okula göndereceğim” sorusunu yanıtlamam için önce iki soruyu daha yanıtlamam lazım:

(1) Deniz Kasım sonu doğumlu. Ne zaman okula gitmeli? Büyüklerin küçüğü mü, küçüklerin büyüğü mü olmalı?

(2) Deniz özel okula mı gitmeli, devlet okuluna mı gitmeli?

Bu yazının konusu ikinci soru: devlet okulu mu, özel okul mu?

Birçok insana göre, böyle bir soruya gerek bile yok. Maddi imkanın el veriyorsa, çocuğun özel okula gitmeli. NOKTA.

Hatta, maddi imkanın yoksa bile çocuğun özel okula gitmeli.

Ama ben ÇOCUĞUMU DEVLET OKULUNA GÖNDERMEK İSTİYORUM. Daha doğrusu, çocuğumu sırf devlet okuluna gitmesin diye herhangi bir özel okula göndermek istemiyorum.

Robert Koleji’ne mi gidecek? Üsküdar Amerikan Koleji’nin kurasını mı kazandı? Oh, daha ne isterim. Ben de Amerikan Koleji’nde okudum. Deniz de okusun isterim. Helal olsun verdiğim paralara da.

Ama sırf özel okula gitsin diye, daha doğrusu devlet okuluna gitmesin diye, X Kolejine ya da Y Vakfı Özel Okullarına göndermek is-te-mi-yo-rum.

***

Ben, ait olduğum nesildeki hemen bütün çocuklar gibi, ilkokulu devlet okulunda okudum. Hem de babamın okuduğu okulda. İlk senemizde 67 kişiydik sınıfta. Üç kişilik sıralarda otururduk.

Her türlü aileden çocuklar vardı sınıfımızda. Durumu iyi olanlar da, şimdinin popüler terimiyle “kapıcı çocukları” da. Ben, durumu iyi olanlardandım. Hatta annem sınıf arkadaşlarımdan birini daha okutmuş beş sene boyunca. Kitaplarını almış, benden gizli kaplamış. Birkaç sene önce söyledi bana.

Durumu iyi olanlardandım ama, beş sene boyunca aynı çantayı kullandım diye öğretmenim örnek göstermişti beni sınıfta. Durumu iyi olanlardandım ama, ne şoförle giderdim okula, ne de parıldayan ayakkabılarla. Ailemin maddi durumu daha elverişliydi başkalarına göre, o kadar. Kimse de bunun böyle olduğunu söyleyemezdi, çünkü caka satacak bir ortam olmadığı gibi ailemin yapısı da buna uygun değildi.

Ve ben, 67 kişi başlayıp 50 küsur kişi olarak sonlandırdığımız sınıfımızda en başarılı 10-15 öğrencinin arasına girerek Tarsus Amerikan Koleji’ni (TAC) kazandım.

80’li senelerde devlet okulu da, özel okul da bugünkülerden çok daha farklıydı. Çoğunluk devlet okuluna gidiyordu. Özel okulların çoğuna ise, şimdi olduğu gibi parayı bastırıp giremiyordun. Akademik olarak da başarılı olacaktın. Hele de üstün başarı gösterirsen, ailenin durumu elverişli olmasa bile burs kontenjanından girerdin.

Tarsus Amerikan’a girdiğimiz sene 120 öğrenci alındı okula. 120’si de asil listeden girdi. Kısacası, yedi sene boyunca Çukurova bölgesinin en parlak öğrencileriyle okudum. İnanılmaz değerler, dostluklar kazandım. Hayatımda en gurur duyduğum şeylerden biridir TAC mezunu olmak.

TAC’nin özelliği özel okul olmasından ziyade köklü bir okul olmasıydı. Çocuklarımın da, özel ya da değil, benzer bir okulda okumaları hayatımda en çok isteyeceğim şeylerden biridir. Deniz bir Galatasaray gibi, İstanbul Erkek Lisesi gibi bir okula kapağı atsın, zil takıp oynarım.

Konuyu dağıttım. Dedim ya, kafam karışık. Ne diyordum? Çocuğumu sırf devlet okuluna gitmesin diye özel okula göndermek istemiyorum.

Birçok insan da bunun tam tersini düşünüyor: Herhangi bir özel okul da olsa, yeter ki devlet okuluna gitmesin çocuk.

Bundan dört sene önce Türkiye’ye dönüş yaptığımızda, Deniz’in okul hayatı konusunda hiçbir fikir sahibi olmasam da, gayet idealisttim: Deniz, benim de, babasının da yaptığı gibi devlet okuluna gidecekti.

Deniz’i devlet okuluna gönderme niyetimi Deniz’den iki yaş büyük bir çocuğu olan (ve kendisi de benim gibi ilkokulu devlet okulunda, ortaokul ve liseyi özel okulda (ve hatta Tarsus Amerikan Koleji’nde) okuyan bir arkadaşıma anlattığımda “Zaman çok değişti, Elif. Devlet okulları bitti artık. Özel okulların imkanları çok farklı. Yoga falan yaptırıyorlar. Devlet okulunda çok geri kalıyor çocuklar” demişti.

“Aman ne var canım, yogayı da sonradan öğrensin” diye geçirmiştim içimden.

Ancak sonrasında kimle konuşsam, yoga olmasa da zırt, o olmasa da pırt yüzünden “okula göndermezsen çocuğunu geri bırakırsın” mesajı almaya başladım.

İşin daha da kötüsü, benden daha kıdemli anneler “Elif’çiğim, ben de aynen senin gibi devlet okuluna vermeyi düşünüyordum, ama merak etme, yumurta kapıya dayanınca yapamıyorsun, tıpış tıpış gönderiyorsun özel okula” diyorlar.

Şimdi… Eğer siz de benim gibi bu konudan bihaber ebeveynlerseniz size bomba haberlerim var. “Benim” diyen özel okulun senelik ücretleri ne kadar biliyor musunuz? En azından İstanbul ücretlerini söyleyeyim: 18 binden başlıyor, 25 bine kadar yolu var. İki çocuk, çarpı 25 bin, ne etti? Senede elli bin. Ben senede elli bin lirayı bir kenara koysam çocuklarımın her birine ev alırım yahu!

Bir de şu var: Devir değişti, devlet okulları aynı değil, blaa blaa blaa. Evet ama, özel okullar da aynı değil ki. Diyelim parana kıydın, gönderdin. O okullarda birbiriyle yarışan öğrenciler, daha da fenası gösteriş meraklısı veliler yok mu? İş okul ücretiyle bitecek mi sanıyorsunuz? Cep telefonu, iPhone, iPad, ıvır zıvır  — bunları ölçüt alıyor artık çocuklar. Bir de bunlarla uğraşacaksın.

Şöyle bir düşüncemiz var anne-baba olarak: Deniz, yaklaşık üç senedir çok iyi bir anaokuluna gidiyor. Gayet de iyi bir “eğitim” alıyor. Eh, biz de öyle boş insanlar değiliz Allah’a şükür, kafası çalışan ebeveynleriz. Deniz’i, en azından ilk beş sene boyunca bir devlet okuluna göndersek, ya da belki tüm sekiz seneyi, bilemiyorum; o sırada da sosyal açıdan dışarıdan desteklesek… Gitar dersiyse gitar dersi, basketbol okuluysa basketbol okulu. Ne yapmış oluruz çocuğumuza? Harcamış mı oluruz geleceğini?

Bütün bunları okuyanlar arasında, hele de eğitimciler varsa benim Türkiye’deki eğitim sistemi hakkında fikir sahibi olmadığımı düşünebilir. Doğrudur! Sekiz senenin bir bütün olduğu yeni sistemde ilk beş seneyi devlet okulunda, sonraki üç seneyi özel okulda okutmak gerek akademik olarak, gerekse pedagojik olarak fiyasko bir karar olabilir. Öyleyse n’olur söyleyin.

Bütün bunları yazdım ama, teorik konuşuyorum. Bahsi geçen “sıradan” özel okulların kapısından girmiş değilim henüz. Devlet okullarına ise oy kullanmak için gittim, o kadar.

İşte bu yüzden de çocuğunu -özellikle de- devlet okuluna gönderen anne-babalardan destek istiyorum. Lütfen paylaşın düşüncelerinizi, deneyimlerinizi.

N’olur yani? Çocuğumu devlet okuluna göndersem n’olur? Ona kötülük mü etmiş olurum?

***

 

Devlet okulu mu, özel okul mu II
27 Aralık 2010

Devlet okulu mu, özel okul mu? diye yazdıktan sonra araya bir sürü şey girdi, kafamı toparlayıp yazamadım bir türlü.

Bu süreçte birçok insandan fikir almaya devam ettim. Ve şunu anladım: Uzun sürecek bir karar sürecinin başındayız.

Yakın çevremde, daha doğrusu Deniz’in arkadaş çevresinde çocuğunu devlet okuluna göndermeyi düşünenlerin sayısı sıfır. Rakamla 0, yazıyla SI-FIR.

Deniz’in şu an gittiği okulu da -ki Deniz’ler bu sene üçüncü mezunları olacak- şimdiye kadar hep özel okula göndermiş mezun ettiği çocukları. Oradan da referans alamadık.

Devlet okulu mu, özel okul mu yazısına 80 tane yorum geldi. Hepsini okudum. Hatta okudum-anlattım-özetini yazdım. Yorumların genel olarak ana fikirlerine aşağıda yer verdim:

  • Çocuğumu devlet okuluna mı, özel okula mı göndermeliyim? sorusuna yanıt ararken çocuğun karakterini de göz önünde bulundurmalı. Kalabalıklar içinde kaybolmak onu kötü etkileyecekse devlet çok da iyi bir seçenek olmayabilir. Ya da ona özel ilgi gösterilmesi onu rahatsız edecekse bu sefer de özel okullar doğru seçenek değil.
  • Evet, bizim neslin hepsi devlet okullarında okudu, ama devir aynı devir değil.
  • Asıl önemli olan okuldan ziyade iyi bir öğretmen bulmak.
  • Devlet okulları da, özel okullar da (yabancı kökenliler hariç) aynı müfredatı takip ediyor. Ancak “çocuğum sınava girmesin” diyorsanız ilk sekiz yıldan sonra devam edebileceği bir özel okul seçebilirsiniz.
  • Devlet okulundan devlet okuluna, özel okuldan özel okula fark var. Devlet okulları genel olarak imkân olarak özel okulların çok gerisinde olsa da her özel okul da kendinden bekleneni vermiyor.
  • İlk beş sene devlet okuluna göndermekle [sıradan bir] özel okula göndermek arasında fark yok. (Hatta özel okula ilk beş sene boyunca verilen parayı “çöpe atmakla” eş değer tutanlar var)

Tabii ki farklı görüşlere sahip herkes. Dolayısıyla, “özel okulun bana tek olumlu katkısı İngilizce olmuştur” diyen de var, “Özel okul, devlet okulunun veremediği bir özgüven aşılıyor çocuklara” diyen de.  “Özel okullar, ders yanında sosyal aktivite değil sadece sosyal aktivitenin yapıldığı yerlere dönüştü son yıllarda” diyen de var, “Devlet okulları zaten çok fazla ödev veriyor. Bir de sosyal aktiviteyle desteklemek istediğinizde çocuğun kendine vakti kalmıyor” diyen de.

Dedim ya, 80 tane yorum geldi. Hepsi de çok aydınlatıcıydı. Ancak kendisi de İngilizce öğretmeni olan Nur İbrahim’in şu yorumunu ayrıca öne çıkarmak istedim:

Eğer bir çocukta potansiyel varsa ve ailesi onu destekliyorsa, her an çocuğuyla her konuda ilgileniyorsa, özel okula gitmesine hiç gerek yok. Artık devlet okulunda öğretmen olmak bile çok zor. KPSS ne halde görüyoruz. Devlet okullarına çok iyi öğretmenler geliyor. Siz de araştırarak evinize yakın olan iyi bir devlet okuluna çocuklarınızı gönderebilirsiniz. Çok ihtiyaç duyarsanız bir etüd merkezinden destek alabilirsiniz. Onlar gerçekten çocuklarla birebir ilgileniyorlar ve çocukların ikinci evleri gibi oluyor o merkezler.

Ama o çocuğun desteğe ihtiyacı varsa (bazı çocuklarla sınıf (grup) anlatımı dışında, özel olarak sürekli ilgilenmek gerekiyor, daha fazla tekrar etmesi gerekiyor öğrenebilmesi için) o zaman butik özel okul olarak adlandırılan fiyatları hiç de korkunç olmayan ve gerçekten eğitime gönül vermiş bireylerin okullarına çocuklarınızı gönderebilirsiniz. (Bir çocuğun potansiyelinin ne olduğu anaokulu hazırlık sınıfından belli oluyor.) Benim kardeşim böyle bir okula gidiyor ve biz çok memnunuz.

Eğer çocuğunuz gerçekten potansiyeli yüksek ve kendi başına da rahat öğrenebilen bir çocuksa yine bu tarz bir okula gönderdiğinizde bütçeniz çok sarsılmaz. Benim şahsi görüşüm (ve şahit olduğum) gözünü para hırsı bürümüş karınca gibi sağda solda şubeleri olan okullara çocukların gönderilmemesi.

İlkokula başlayan bir çocuğun at binip, tarım dersi yapıp envai çeşit göz boyamalarla velileri tuzağına düşürülmesine gerek yok. O çocukların tek istedikleri şey oyun oluyor. Oyun çağı çocukları zaten onlar. Ders yaparken rahatça oyun da oynayıp enerjilerini atabilmeleri bence yeterli. Artık veliler çok bilinçli böyle farklı aktiviteleri aileleriyle de yapabilirler.

Yakın çevremde devlet okulunu araştırmayı bile düşünen bir tek insan olmaması benim cesaretimi kırmadığı gibi, daha da kamçıladı nedense. Her ne kadar henüz karar vermek için erken olsa da, gerek ailemizin maddi-manevi selameti için, gerekse idealist düşünerek devlet okulu seçeneğini en azından araştırmalı, elinin tersiyle itmemeli diye düşünüyorum. Bilmiyorum nereye varacak bu düşüncem.

Sonuç olarak geldiğimiz nokta şu: Araştıracağız. Çevremizdeki devlet okullarını da, özel okulları da araştıracağız. Mümkün olduğunca çok sayıda okula gidip, yöneticilerle, öğretmenlerle konuşmaya çalışacağım. Sonuçları paylaşıyor olacağım.

Oldukça sistematik ilerlemeye çalışacağım, bakalım becerebilecek miyim.

5 yorum

  1. Ebrar hanım merhaba
    zaten belli bir profildeki insanlar devlet okulunu hiç düşünmüyor ve küçümsüyorda okuduğum yazılara göre. herkes ister çocuğu özel okula gitsin ama imkanları da düşünmek lazım. genel olarak varılan kanı şu bence yani bence çünkü bir sürü blogda hep bu tarz yazıları çok okudum yıllardır. devlet okulları çok kötülenmiyor ama blog yazarlarının yani bu yazılarda destek isteyen insanların çocukları hep özel okula gidiyor.

  2. Merhaba cnm blogcu annem:)

    aynı karmaşa öyle bir hal aldı ki bende öncelik bir şeyi netleştirdim evet iyi bir devlet okuluna göndereceğim inşallah
    çünkü hem psikoloklarla hem devlett okulu öğretmenleri, hemde özel okul öğretmenleriyle görüştüm, çocuk gelişim üzerine daha geçen hafta bir seminere katıldım…
    biraz da maddi duruma güven oluşmasın diyerek öncelikle genel kitle açısından hepsini gören bilinçli bir çocuk olması için devlet okulu diyorum.
    ilk önce Galatasaray ilkokulunun kurasına katıldım, belki şansı yaver gider bu sıkıntıdan kolay geçeiz dedim, tabi ki 4918 kişi içinde şanslı 50 arasında olmak kolay değil,
    ikinci tercihimiz pilot okul olarak okul+etüdlü eğitim veren devlet okullarını incelemek oldu,
    tabi bunlara da önceden adres ikametgah müdür vs. ayarlayan hazırlıklı veliler çok 🙂
    maleseftir ki mahallemdeki devlet okulunu tercih edemiyorum,
    sosyal aktivitesi, görünüşü iyi olsun, modern bir okul olsun derseniz ha bu dönem milli eğitime devredilen bazı özel okullar var tavsiye ediliyor ama öğretmenleri yeni atandığı için başarı çıtası henüz risk belli olmuyor ?
    evet, ancak bunlarda yerleşme şansımız olmazsa özel okul olur diye düşünüyorum.

    • Şu risk konusunu belirginleştirmek istedim. Ben ilk görev yerim Erzurum’da 4 senelik branş öğretmeniyim. Gittiğim ilk sene çok acemilikler yaşadım ve diğer öğretmenlerin yani benden 1 sene daha fazla tecrübesi olan öğretmenlerin benden daha iyi oldukları bilinci içinde oldum hep. Bir gün o ilk sene bakanlık müfettişi geldi. Gelebilecek neredeyse en yetkili müfettiş ki sözü yaptırıma yetiyor. Öğretmenler masasında oturduk toplantı yapıyoruz ve bas köşede müfettiş oturuyor. Çok iyi hatırlıyorum dinlerken hep gözlerine bakıyordum. Dedi ki ‘sen, sen, sen yeni atandınız sanırım, içlerinde ben de varım. Biz hepimiz şok. Evet dedik. Ve dedi ki “bizim yeni zihinlere ihtiyacımız çok, tamam yeni olmanın dezavantajıdır meslekte tecrübe ancak kolaydır öğrenmesi. Motivasyon, istek, şevk, öğrenciye yakınlık, onların halinden daha iyi anlama, yeniliklere açık olma vb. bunlar tecrübe sahibi bir öğretmenin kaybettikten sonra bir daha geri kazanabilmesi çok zor meziyetlerdir.” Ve o günden sonra çok daha farklı bakıyordum kendime diğer öğretmenlerin yanında. O yüzden korkmayın. Çocuğunuza uygun bir öğretmen her zaman vardır. Hepimiz insanız ve aile olarak da öğretmenle ilişkinizde teşvik edici olursanız ve onun size ve çocuğunuza kattıklarına tanıklık ederseniz şayet özel okullardaki motivasyon kaynağı para mı ( ki ne kadar şaşırtıcı derecede düşük maas aldıklarını duyunca ?!), insan için her zaman daha güçlü bir motive gücü açığa çıkarmış olursunuz.

  3. Ben de ilkokul çocuklarının eğitiminde okuldan çok, öğretmenlerinin ve ailenin etkili olduğu kanaatindeyim… Okula başlayan çocuk öğretmenini seviyorsa, ders yaptıktan sonra oyununu oynayabiliyorsa, ailesi de bilinçli ve ilgiliyse geri kalma düşüncesi bana biraz mantıksız geliyor. Sosyal aktivite açısından devlet okullarında çok bir beklenti olmamalı bu arada…(Bu yönüyle geri kalınacağı düşünülüyorsa) Ama zaten bu ikilemde kalan aileler de çocuklarını rahatlıkla çocuğunun mutlu olabileceği aktiviteye yönlendirebilir/bunu karşılayabilir diye düşünüyorum… Benim kızım da bu yıl anaokuluna başlayacak… İlkokula başlayacağı okuldaki anasınıfına kaydını yaptırmayı planlıyorum şimdilik… Ama lise eğitimi için Elif Hanımın yazdıklarına tamamen katılıyorum, o zaman iş değişebilir ,-)

  4. Merhaba,

    Oğlum 10 yaşında ve seneye 5. sınıfa gidecek ve ben geçtiğimiz 4 sene boyunca 3 defa okul değiştirmiş biri olarak yine panik içerisindeyim, 1 sınıfı devlet okulunda diğer 3 yılı özel okulda okudu oğlum inanın özel okulun neredeyse hiç avantajını görmedik sadece daha güvenle çocuğu teslim etmek dışında. Şimdi siz sevgili anne ve öğretmen arkadaşlarımdan ricam Sancaktepe de oturuyoruz bu civarda veya Uğur Mumcu veya Çekmeköy bildiğiniz iyi bir devlet orta okulu var mıdır? Proje okulu veya içinde proje sınıfı barındıran bu defa da yanlış karar verip zor durumda kalmak ve herşeyden önemlisi yavrumu zor durumda bırakmak istemiyorum. Oğlumda dikkat dağınıklığı var dolayısı ile sınıf sayısı çok önemli…