1 Yorum

“2 Ay Yatar, Çıkarım!”

Aşağıdaki yazı ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Yaklaşık dört ay önce erkek arkadaşımdan ayrıldım. Bir yıllık ilişkimiz çok inişli çıkışlı bir ilişki idi. Bu dört ay içinde defalarca barışmak için girişimlerde bulundu. Son iki aydır da gerek telefon gerekse e-mail yoluyla barışmaya çalıştı. Ben geri çevirdikçe barışma çabası şekil değiştirdi. Taciz,hakaret ve iftira boyutuna kadar geldi. Hatta, son iki aydır öyle bir hal aldı ki, bana, “etrafımdaki bütün erkeklerle beraber oldun, senin yüzünden kimsenin yüzüne bakamıyorum” diyecek kadar ileri gitti.

Bir süre sonra farkettim ki, bu söylediklerine kendisi de inanıyordu. Ben sessiz durdukça o tacizini, hakaretini ve iftiralarını abartıyor ve benim asla telafuz edemeyeceğim cümlelerle bana e-mail yazıyordu. Telefonla bana ulaşamadığı için e-mail ile ulaşıyordu. Bir yandan aile üyelerimin e-mail adreslerine hakkımda çok çirkin ithamlarda bulunduğu e-mailler atıyordu. Ben, ailesinde yaşadığı travmaları bildiğim için işin insani boyutundan sebep sakinleşmesini bekledim. Ama gün geçtikçe sakinleşeceğine çok daha çirkinleşti.

“Seni şikayet edeceğim” dediğimde bana “2 ay yatar çıkarım” demesini de bu ülke erkeklerine, yasaların verdiği ödül olarak bakıyorum maalesef. En son 23 Mayıs Salı günü, bir gün içinde yaklaşık 100 tane hakaret dolu e-mail alınca dayanamadım ve karakola gitmeye karar verdim. Küçükyalı karakoluna gittiğimde öğrendim ki, İstanbul’da her ilçede aile içi şiddet ve kadına şiddet ile ilgili bir bir birim varmış. Beni Maltepe’deki birime sevk ettiler. Yaklaşık bir saat süren ifadem sırasında da şikayetimden vazgeçemeyeceğimi ve bu konulardaki şikayetlerin direk savcıya gittiğini ve mahkeme açıldığını öğrendim. Bu yasa, darp edilen kadınların ertesi gün korkularından şikayetlerini geri çekmemeleri için çıkarılmış. Bunun da kadına şiddetin caydırıcı hiçbir cezası bulunmayan Türkiye için ne kadar ironik bir yasa olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Ben tam ifade verirken tanımadığım bir numaradan beni aradı. “Şu an karakolda ifade veriyorum” dedim ve yüzüne kapadım. Dakikasında bana e-mail attı. “Polis abilerine ne kadar büyük bir orospu olduğunu da söyleyeceksin değil mi” diye yazmış. Yaklaşık bir buçuk saat süren ifadem sırasında sanırım 30 e-mail almışımdır. Hepsini de kayıt etti görevli memurlar.

Yasa gereği siz karakoldan ayrıldıktan sonra ilgili şahsa telefon açılıp 24 saat içinde ifade vermeye gelmesi isteniyormuş. Gelmez ise GBT kontrollerinde “kaçak, aranıyor” durumuna düşüyormuş.

Merkezden ayrıldıktan yarım saat sonra telefonum yine çaldı. Karşımda “Yalvarırım kapama, ben çok ileri gittim, işimden gücümden olacağım yalvarırım şikayetini geri çek. Bir daha asla rahatsız etmeyeceğim,” diyen biri vardı. Biraz önceye kadar o e-mailleri atan başkasıymış gibi!

O gece, annesi de ulaştı bana. “Kızım sen de annesin” ile başlayan bir sürü cümle kurdu! Ama ben “Peki, siz de annesiniz madem öyle” diye başlayan cümleler kuramadım. Kuramadım, çünkü her şeyin çok büyük bir cehaletten kaynaklandığını fark edecek bilinçteyim. Desem ne olacaktı ki?!

Yaklaşık 2 aydır çantamda biber gazı ile dolaşıyorum. Geçenlerde oğlumla AVM’ye girerken çantamdaki biber gazını güvenliğe teslim etmem istendi. Oğlum, güvenlikteki diğer 3-5 biber gazını gördüğünde ülkesindeki kadınların biber gazı ile gezmesinin çok normal olduğunu düşünmedi mi? Bir erkek olarak ne hissetti? Düşünsenize bir kadın olarak kadına/insana değer veren, saygı duyan erkek bir birey yetiştirmeye çalışıyorken başınıza bunlar geliyor. Yorum dahi yapamadım ona…

Ülke gerçeklerine hangi gözle bakmak istersiniz?

Oturduğunuz ilçeye açılan “Aile içi kadına şiddet birimi” duyarlılığına mı? Yoksa, Türk erkeğinin kadına şiddet konusunda, karşısına çıkacak hiçbir caydırıcı yasa olmamasına mı? Ülke bizim gerçekler bizim. Yaşadıklarımı bir ben bilirim.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bir yorum

  1. Yakın bir arkadaşım şu anda eski erkek arkadaşıyla uğraşıyor. Çok da benzer bir hikaye. Baksan, bu adan bir firmada müdür olarak çalışıyor, oldukça geniş bir sosyal çevresi ve aktif bir hayatı var. Çok konuşkan, iyiliksever, kültürlü falan filan diye görünüyor. Ama ilişki konusunda nasıl bir embesil, kelimelerle tarif edemiyorum. Bu adamın yaptıkları fiziksel taciz boyutunda artık ve polisin söylediği; darp olmadığı için işlem yapılsa bile bir şey çıkmayacağı. Yani üstü kapalı bir şekilde diyorlar ki, adam senin ağzını burnunu kırmadıkça, seni öldürmeye teşebbüs etmediyse- ya da öldürmediyse- hukuk hiçbir şey yapamıyor. Biz de kime emanet yaşıyoruz belli değil.