18 Yorum

Sosyal Medyada Anneliğin Kutsallaştırılması (ve Ardından Yerden Yere Vurulması)

Geçtiğimiz Mart ayında, evinin odasından BBC’ye demeç vermekte olan bir (Amerikalı) akademisyen, çocuklarının baskınına uğramış, önce 5 yaşındaki kızı, ardından yürüteçteki bebeği ve onların arkasından içeriye ninja gibi dalan karısının görüntülerinin olduğu video sosyal medyada izlenme rekorları kırmıştı.

Ancak videodan daha fazla konuşulan bir şey varsa, o da bu ebeveynlerin tutumuydu.

Öncelikle birçok insan (ben dahil), anneyi bakıcı sanmıştı. Kimileri videonun ardından bakıcının işten çıkarılacağını öne sürdü. Sonrasında kadının, adamın karısı olduğunu anlayınca böyle bir genelleme yaptığı için utananlar -ve videoyu daha da komik bulanlar- arasında ben de vardım.

Kadının bakıcı değil, anne olduğunun anlaşılmasından sonra eleştiriler daha da yükseldi. Çocuklarını ne biçim çekiştiriyordu, sağa sola çarparak çocuklara adeta şiddet uyguluyordu, nasıl bir anneydi o?! Odaya güle oynaya giren kız çocuğu, ağlayarak dışarı çıkartılıyordu, yazık değil miydi ona?

Ya babanın tutumu? Kızını nasıl da iteliyordu öyle?! Bir baba, çocuğuna nasıl öyle davranabilirdi?! Ne kadar kaba ve sevgisizdi! Yazıktı o adamın çocuklarına!

Özetle, yazıklar olsundu öyle anneye de, babaya da!

Ben bu tür yorumları fazla abartılı buldum. Tek bir an üzerinden ebeveynlik analizi yapmak, işi, o anne-babanın çocuklarına acımaya kadar vardırmak oldukça saçma geldi bana… Bunları yazanların hepsi hiç hata yapmayan, çocuklarına sürekli sevgi pıtırcığı gibi davranan ebeveynler miydi ki bir başkasını -tek bir kare üzerinden üstelik- acımasızda eleştirme hakkını kendilerinde kolaylıkla buluyorlardı? Bence olay gayet komik, eğlenceli bir canlı yayın kazasıydı. Bundan 30 sene sonra o çocukların yeniden BBC ekranına çıkıp olay anını anlatmalarını bekliyorum ben…

Gözlemlediğim kadarıyla sosyal medyada bu tür genelleme ve acımasızlıklardan en çok nasibi alan ebeveynler, çoğunlukla da anneler oluyor (aslında öyle değil, benim algıda seçiciliğimden dolayı bana öyle geliyor herhalde). Son iki haftadır sosyal medyada müthiş bir tartışma var: Çocuklarının fotoğraflarını paylaşarak (onları istismar eden ve bunu yaparken de) para kazanan anneler…

Bu, yeni bir konu değil aslında… Geçen sene de bu konuda tartışmalar dönmüş, ben de kendi durduğum yerden düşüncelerimi paylaşmıştım

Ve bu konu sadece Türkiye’de de tartışılan bir konu da değil. İngilizcede ebeveynliğini sosyal medyadaki paylaşımların üzerine kurgulamaya verilen bir isim bile var: Sharenting. Share (paylaşmak) ve Parenting (ebeveynlik) kelimelerinin türetilmesiyle ortaya çıkıyor.

Ben de bunun masaya yatırılmaya değer bir konu olduğunu düşünüyorum. Bir içerik üreticisi olarak, annelik üzerine yapılan paylaşımları önemsiyorum, hem de çok… Yalnızlığı giderici paylaşımların iyileştirici etkisine çok inanıyorum (şahsen tecrübe de ettim), anneliği alışılagelmiş kalıplara sığdırmayı kabul etmeyen başkaldırışları da çok önemli buluyorum.

Bunun devamında da, tek odağı “sevimli çocuk fotoğrafları” olan hesaplarda, rengarenk fonda çekilen kurgu fotoğraflar üzerinden anneliğin sahte bir şekilde yüceltilmesini çok itici bulduğum gibi, genel olarak kadınların toplumdaki konumunu da güçsüzleştirdiğini düşünüyorum. Bir yandan kendimize bu eril dünyada yer edinmeye çalışırken, bir çamaşır deterjanını “Annelerin dostu” olarak nitelendirerek reklamını yapmayı çok yanlış buluyorum. Hiçbir deterjan annelerin/kadınların dostu olmamalı, ne kadar iyi leke çıkarırsa çıkarsın (ya da üreticisi, o paylaşım için ne kadar para verirse versin).

Çocukların, bu tür hesapların konu mankeni olması da tartışmaya değer bir konu… Bunun yasal boyutlarının nasıl çizileceği konusunun belirsiz ve bizimki gibi sansüre meyilli toplumlarda tehlikeli olabileceğini düşünmekle birlikte, genel olarak ebeveynlerin, çocuklarını paylaşırken dikkat etmeleri gerekenler konusunda bilgi eksikliği yaşadığını düşünüyorum. “Büyükler konuşurken çocuklar susar” diye büyütülen bir nesil olarak çocuk hakları konusunda yetersiz kalabiliyoruz bazen; değil mi ki “dijital çocuk hakları”nı bilelim.

Ancak bu konunun son birkaç haftadır gündeme gelmesinin sebebi, çocuk hakları meselesi değil… Kadın hakları konusu da değil. Sosyal medyada kazanılan paraların vergilendirilmesi hiç değil. İki haftadır bu meselenin alevlenmesinin çıkış noktası, çocuklarının annesine açtığı boşanma davası için koz toplamaya çalışan bir babanın, “çocuklarının istismar edildiğine” yönelik iddiası ve bu iddiayı takiben mahkemenin aldığı geçici tedbir kararı…

Ne hukuk bilgim, ne de olaya dahiliyetim olmadığı için olayın iç yüzünü yorumlabilecek donanıma sahip değilim. Zaten böyle bir niyetim de yok, beni ilgilendirmez. Ancak beni rahatsız eden, olayın gerek geleneksel, gerek sosyal medyada ele alınış biçimi…

Bu konuda çıkan haberler hep anneyi ayıplayan, onu yüz kızartıcı bir suç işlemiş pozisyonuna sokan, bir yandan da ismini ve fotoğraflarını çarşaf çarşaf gözler önüne seren nitelikteydi. Herkes tutturmuş bir “emsal karar”, sözüm ona çocukların iyiliğinin düşünüldüğü tartışmaları güçlendirmek adına, çocuklarını istismar etmekle suçladıkları kadını ismi, cismi, hesap adresiyle birlikte defalarca paylaşıyordu. O çocuklar, bu haberden öncekinden daha da fazla biliniyorlar şimdi, emeği geçen herkesi tebrik ederim.

İlk haberi yapan gazeteci, haberin dilindeki cinsiyetçiliğe dikkat çektiğim beni “işin ucu bana dokunacağı için” itiraz etmekle suçlamış, yanlı durduğunu söylediğimde “Mahkeme kararını yazdık, bana işimi öğretmeyin!” demiş, ben “Tarafsız haberciliğin ne olduğunu bilmesek inanacağız, aklımıza hakaret etmeyin” deyince de bloklamıştı. Sadece beni değil, benzer itirazlarda bulunan herkese karşı aynı tavrı benimsemişti. Gerçekten müthiş, tarafsız, yaptığının arkasında duran bir gazetecilik (!) örneği…

Sonrasında sosyal medyada yapılan yorumlar da yine annelik ve kadınlık üzerinden saldırılar şeklindeydi. Ve yine benim algıda seçiciliğimden olabilir, bu saldırıları gerçekleştirenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı. Bunların arasında henüz çocuk sahibi olmayan gençler de ciddi bir orandaydı.

Bu eleştiriler öyle bir noktaya geldi ki, herhangi bir şekilde çocuğunun fotoğrafını çekiyor olmak istismara giriyormuş gibi yansıtılmaya, anneliğin herhangi bir şekilde paylaşılıyor olması çocuğunu teşhir ediyor olmaya sığdırılmaya başlandı. Tartışmaların altında okuduğum yorumlardan birinde birisi “Geçenlerde çocuk parkında bir anne gördüm… Bebeğinin emziği ağzından düşmüş… Yamuk duran boynunu düzelteceğine fotoğrafını çekiyordu… Nasıl anne bunlar?!” diyordu… Belki bebeğin boynunun yamuk durmasında bir şey yoktu? Belki o anne fotoğrafı kocasına göndermek için çekiyordu, “Bak ne tatlı uyuyor bebeğimiz…” diye?.. Biraz çizgiyi aşmıyor mu bu genellemeler?

Bu son tartışmada beni rahatsız eden, odak noktası çocukların iyiliğiymiş gibi görünen tartışmaların bile gayet eril bir bakış açısıyla, kadını hedef gösteren bir şekilde ele alınıyor olması… Çocuğun iyiliği tartışılsın elbette, peki ya kadının iyiliği? Kadına şiddetin sürekli üçüncü sayfa haberi olduğu bir ülkede yaşadığımızı unutuyor muyuz da, bir adamın, karısına açtığı boşanma davasında, daha önce rıza gösterdiği bir konuyu şimdi koz olarak kullanmasının üzerine bu şekilde, kadını bu kadar açık bir şekilde hedef göstererek atlıyoruz?

Sosyal medyada çocukların kullanılıyor olması önemsenmesi ve tartışılması gereken bir konu… Çocuk odaklı hesaplar neden bu kadar çok takip ediliyor? Bu hesapları takip edenlerin, o çocuklara “fan club” açacak kadar ileri gitmesinin sebebi ne olabilir? Bunları masaya yatıralım. Bence bir o kadar önemli bir konu da sosyal medyada anneliğin kutsallaştırılması… Ve ardından, bu “kutsallığa sürülen en ufak bir lekede”, kadınların ve annelerin genelleştirilerek yerden yere vurulması. Anneliğin pastel tonlarda, sürekli mutlu ve şükran dolu bir olguymuş gibi kurgulanması kadının toplumdaki yerine neler yapıyor? Bunları tartışalım.

Ancak bunları tartışırken dikkat edelim de, o haklarını savunduğumuz çocukları daha fazla afişe etmeyelim… Veya bir kadının anneliğini eleştireceğiz derken, kadını ezen eril zihniyete prim vermeyelim. Ki zaten tanımadığımız bir insanın ebeveynliğini tek bir an ya da tek bir cepheden değerlendirme cüretini göstermeden önce bir durup düşünelim… Ancak o zaman gerçekten yapıcı bir tartışma olur; ancak o zaman gerçekten yol kat ederiz. Yoksa havanda su dövmenin ötesine gitmez bu konu, bugüne kadar hep olduğu gibi…

18 yorum

  1. Bir anne olarak sosyal medya hesabım yok ve çocuğumun fotoğraflarını paylaşmıyorum. Ancak, babası paylaşıyor. Bu paylaşımları da önceden birlikte aldığımız karar doğrultusunda yapıyor ve her an bana sormuyor. Bloggerlık gibi bir durum da yok. Yani bunu her zaman anneler yapıyor diye genellemek de ayrı bir durum bence. Nedense, biz milletçe suçlayacak bir şey bulmayı ve ona yüklenmeyi çok seviyoruz. Bir de bu kadınsa, anneyse vay haline…
    Medyada kadın ve çocuk hakları üzerine, toplumsal farkındalık ve değerler geliştirme üzerine neler yapabiliriz? Medyanın bu konuda (digital vd.) rolü, sorumluluğu, ve sınırları ne olmalı? Bu mecralarda üretenler ne yapabilir? gibi sorulara cevap üretilse keşke… Bir de gazeteciler benzer hassasiyetlerle haber içeriği üretebilse…
    Not: Ayrıca ben de reklam boğmayan anne bloglarını (ve diğer blogları) okumayı ve burada yorumlar paylaşmayı seviyorum. Paylaşmak değerlidir.

  2. elif hanım esas sorunumuz bence birilerine öfkelenmek, ezmek, kendimizce düşene (?) bir tekme de biz atalım hissiyatımızdan geliyor. gerçekten kindar, kıskanç ve linç etmeye hazır bir toplumuz. öfke patlamaları yaşamaya , anlamadan dinlemeden taraf olmaya ve karşı tarafı lanetlere, beddualara boğmaya bayılıyoruz. bunun psikolojik ve sosyolojik gerekçelerini tanımlayacak donanıma sahip değilim ama naçizane etrafımda pek çok olayda hep aynı tavrı gözlemliyorum. çok cüretkar bir biçimde herkesi teşhirci, fırsatçı veya daha ileri giderek terörist ilan edebiliyoruz. bu ağır ithamlarda o kadar kolay bulunuyoruz ki !
    çok üzücü. çünkü her şey bir tarafa bu toplumda bir insan yetiştirmeye çalışıyoruz ve ileride ondan bu toplumda yaşamasını bekliyoruz.

  3. Elif Hanım merhaba, gerçekçi bir bakış açısıyla yazdığınız ve benim de başından beri böyle düşündüğüm yazınız için teşekkür ederim. Sevgiler..

  4. Bence bu kötü yorumların ve tepkinin sebebi çocukların fotoğraflarının paylaşılması değil, bu şekilde para kazanılıyor olması. Yeni nesil servet düşmanı bir kesim var, neden bu kadınlar böyle (kolay yoldan!) para kazanıyorlar ben çalışıyorum bunlar gezip tozup para alıyorlar diye deliriyor..
    Yoksa çocuklar o kesimin umurunda değil, paylaşımın bedava olduğuna ikna olsa hiç sesi çıkmaz eminim.

    • Kesinlikle katılıyorum. Mesele başkasının çocuğunun ruhsal halini düşünmek değil. Mesele neden ben sabah 8 de iş başı yapıyorum da o gezip tozup eğlenip para kazanıyor. Çok basit aslında cevap, risk almış bu yolu denemiş başarılı olmuş. Sen de risk al sen de dene.

  5. açık açık söylemiyoruz ama içimizde büyütüp palazladığımız bir ‘nefret’ cücesi yaşıyor.

    biz eleştirmiyoruz, yanlış bulmuyoruz, prensiplerimize ters geldiği filan da yok. basbaya nefret ediyoruz. bugün çocuklarının fotoğraflarını paylaşan annelerden, yarın sevgilisiyle selfie çeken gençlerden, öteki gün tatilden kareler post’layanlardan.

    sosyal medya da nefret etmek için geniş bir katalog gibi. istediğin kategoriyi seç.

    kişisel not: ben de çocuklarıyla ‘kusursuz yaşam’ tabloları çizen annelere atarlıyım örneğin. bana da malzeme var sosyal medyada yani 🙂

  6. valla kimse kusura bakmasın ama sosyal medyanın da bokunu çıkardık iyice. ne facebookta ne de instagramda çok aktif bir kullanıcı sayılmam. çocuklarımın resimlerini fazla paylaşmam. ya bir ya iki fotoğrafları vardır. twitter hesabım yok bile. takip etmekten hoşlandığım kişiler var, bir de mecburen takip ettiklerim(akrabalar, arkadaşların bazıları vs.)… bazıları(gözlemlediğime göre malesef çoğunlukla kadınlar) o kadar saçmalamaya başladı ki artık… içi boş, hiçbir olumlu mesaj barındırmayan saçmasapan paylaşımlar aldı başını gitti. bazı hesaplar var ki annemlerin altın günü kıvamında muhabbetler dönüyor. küçümsemek mi bu bilmiyorum ama bu tipler azalarak bitsinler istiyorum.

  7. Ne güzel yazmışsın gene… her cümlene katılıyorum…. ❤

  8. Her zamanki güzel üslubunuzla yazmışsınız🌼 Çocuk haklarıyla birebir ilgilenen bir hukukçu olarak söyleyebileceğim şu; ortada çocuğun kişisel alanının ihlali varsa evet bu yanlıştır. Çocuğu rencide edici fotoğraf paylaşmak veya rencide edici olmasa da çocuğun fotoğrafı üzerinden gelir elde etmek tabiki yanlış burda zaten hemfikiriz. Ama daha büyük ve bilinçli olan yanlış ise annelerin veya babaların bilerek, bilmeyerek, düşünmeden, düşünerek yaptığı bu paylasimlari teşhir etmek. #çocuğunuteshiretme etiketiyle teşhir etmek hem de. Belki 300 hesabın gördüğü çocuğu 100bin çift göze çıkarmak. Hem çocuk hem ailesinin daha da büyük kitlelere teşhir edilmesinden başka bir yapıcılığı olmayan “sözde farkındalık” tan başka bir şey olmadığına inanmıyorum. Bence ilk yanlış bilinçsizlik egitimsizlikle çok ilgili ve aynı şekilde giderilebilir farkındalik yaratılır. Ailelerin bu konudaki duyarlılığına inanıyorum. Ama bahsettiğim 2.yanlış yani etiketle 2.kez teşhir etme büyük bir kitlenin nefreti ve ailelerle daha çok inatlasmaktan başka bir işe yaramaz.Bu yüzden üslup önemlidir. Tartıştığımız meseleden ziyade n şekilde tartıştığımız çok çok çok daha önemli. Güzel yumuşak tatlı üslubunuz için tekrar teşekkürler. Sevgilerimle

  9. Kelimesi kelimesine katılıyorum yüreğine sağlık

  10. Boyle hassas bir konuyu cok guzel ifade etmissiniz Elif Hanim bir kez daha hayran kaldim kaleminize

  11. Benim ilk takip ettiğim bloggersın. Sonra blogun, twitter hesabın sayesinde çok güzel anneler tanıdım. Bahsi geçen annede onlardan biriydi. Öyle mutlu anlarına, endişeli hallerine, heyecanlı hallerine şahitlik ettim ki. O yüzden yakınımmışcasına üzülüyorum onu ve çocuklarını üzebilecek haberleri okuduğumda. Cezalandırılan aynı zamanda çocuklar 🙁Bir kadın ve bir anne olarak dileğim çocuklarıyla bir an önce kavuşması… 💕

  12. Gerçekten kaleminize sağlık daha iyi anlatılamazdı…

  13. Özür dileyerek biraz uzun yazacağım, umarım mahsuru olmaz:)

    Çocukların resimlerinin paylaşılması noktasında açıkçası son derece tutucuyum. Bu durum en başta çocuğun unutulma hakkını ihlal ediyor. Uyurken, yemek yerken, tuvalette otururken… Anne, babalar ileride bu resimlerin çocuğa neler hissettireceğini ve karşısına ne gibi hallerde çıkacağını düşünerek paylaşımda bulunmalı bence. Hele anne, baba bu durumdan ticari kazanç elde ediyorsa (doğru bulmamakla beraber, karşı da değilim) muhakkak yasal düzenlemeler yapılarak bir çerçeve çizilmeli diye düşünüyorum. En azından elde gelirin bir kısmının çocuğun kendi hesabına aktarılması gibi…

    Ben sosyal medyayı önemli ve aynı zamanda aldatıcı buluyorum. Her konuda verilen tepkiler, yazılanlar, çizilenler aşırı. Politik meseleler de böyle. Hele etkileşimde halinde olduklarınız homojen bir kitleyse ki genelde öyle oluyor yanılgıya düşebilir; ülkenin ve hayatın gerçeklerinden kopabilirsiniz. E haliyle, paylaşımda bulunan anneler de bundan nasibini alıyor.. Hele hele motivasyonları ticariyse ya da yazdıklarına gelen tepkiler o kişi için gündelik hayatta görmediği bir ilgiye neden oluyorsa! Sosyal medyayı tüketen yetişkinlerin bu durumun bilincinde olmasını bekliyorum. Bence annelerin birbirleriyle bu tarz alanlarda yalnızlıklarını ve deneyimlerini paylaşması; çocukları için aldıkları kararlar sorgulaması harika! Ancak içerikleri üretenlerin de tüketenlerin de sıradan insanlar olduğumuzun bilincinde olmamız lazım. O nedenle “mükemmel anneleri” okuyup depresyona girenlere de şaşırıyorum; bunlara sizden öğrendiklerim sayesinde annelik yapıyorum diyerek methiye düzenlere de…

    Çünkü; uzmanlığın, yol gösterici olmanın asıl marifeti böyle iddialı büyük lafları törpülemesi, yaklaşımlarını inceltmesidir; başka bir değişle şüpheci ve mütevazı olabilmektir. Amatör kitap okuyucusu yol gösterici olamaz hanımlar. Bir de bu ne neyi belirler tartışmalarının çoğu oldukça teoriktir. Hele iddialar tıp, beslenme, çocuk psikolojisi alanlarındaysa… Son kertede x ülkesinde y zamanında neyin başat belirleyici olduğunun ampirik ve tarihsel bir yanı var. Geçen arkadaşlarla aramızda bazı insanlar okudukları alan ne ise veya eğitim aldıkları alan ne ise onun her kapıyı açan kilit olduğunu sanıyor demiştik. Sanırım annelik de böyle. Çocuklarımız üzerinde etkili olan tek faktörün kendimiz olduğuna inanıyoruz. Yok öyle bir şey. İyi ki de yok! Annelik en başta kendi annenizle ve toplumla olan ilişkinizden öğrendiğiniz, dnamızda saklı reflekslerle hareket ettiğiniz bir şey. Tıbbi konularda hali hazırda gidebileceğimiz doktorlar mevcut hem de bedava! Bloglarda yazılan sorunların çözümü için kendi aile hekiminize başvurduğunuz an bu işin eğitimini almış ve sizi yanlış yönlendirmesi halinde idari ve adli cezalarla karşı karşıya gelecek uzmanlarla muhatap olabilirsiniz. Siz de uyandırdığı duygular aksi yönde bir öfke veya hayranlıksa konu annelik falan değildir muhtemelen. Böyle bir anda iyi bir uzmana bizzat sizin başvurmanızda faydalı olur diye düşünüyorum. Ancak; içeriği üretenlerin de madem böyle bir durum var; okuyucu kitlesinin ergen mi, lohusa mı, hamile mi olduğunu dikkate alarak hareket etmesi muhtemelen ahlaki olan davranıştır diye düşünüyorum.

    Son olarak dün gece yaşadığımız bir olayı anlatarak bitirmek istiyorum. Anneanne evinde gece altını ıslatan oğlum, üstünü değiştirirken bana sessizce “bu bizim sırrımız olsun, tamam mı?” dedi. Öyle işte, 4 yaşındaki çocuk altını ıslattığını anneannesi, dedesi ve babasıyla paylaşmamı utanıp istemedi. Bunu da belki pay çıkaran olur diye eklemek istedim.

    • Hmmm ve şimdi siz bu “sırrı” bizimle paylaştınız:)

      Onun dışında size tamamiyle katılıyorum, bana kalsa herkese açık hesaplarda tek fotoğraf bile paylaşılmamalı, çocuğa mahremiyeti öğretmeye çalışıp yüzbinlerce kişiyle poposunun fotoğrafını -her ne kadar çok masum ve sevimli bir görüntü de olsa- paylaşmak rezalet gibi rezalettir zira…

  14. Kadının iyiliği :// anne olduktan sonra kadın diye bir cinsiyet kalmıyor ki bir anne mükemmel, asla ama asla hata yapma lüksü olmayan, kendisini bile unutmak zorunda olan biri oluyor kadın. Etrafındaki diğer herkes de bütünü bilmeden anı yorumlayan, kafasına uymuyorsa istediği lafı söyleme hakkını kendinde gören, canının istediğini öven (ki bunda sıkıntı yok) istemediğini ayaklar altında ezmeye cüret edebilecek kadar kendinden geçen bir hal alıyor. Çünkü neden? çünkü annelik kutsal 🙁

  15. sosyal medyada çocuğunun üzerinden para kazanan bir kadın olsa olsa çocuğunu riske atar. yazık. asıl risk çalışma hayatında kadın ve anne olarak var olabilmektir. çünkü her an kadınlık ve annelik konularından birinden veya ikisinden dolayı gol yiyip kapı önüne konabilirsiniz.

    “güzel” bir çocuk doğurdu diye onun üzerinden gelir elde etmek inanılmaz saçma. toplumumuzda “güzel” çocuk hayranlığı diye bir şey var. ve ben bunu anlayamıyorum. bu kadar sığ insanlar olduğu sürece azıcık vizyonu olan da tabii ki kendinde bu insanlar üzerinden gelir elde etmeyi hak görüyor. elimde böyle bir fırsat olsa bile asla yapmayacağım bir şey. asla çocuğumu bir fenomene çevirmem çeviremem. ya da sadece bir çocuğa hayran olup saçma sapan sosyal medyadan takip etmem. neden çünkü bütün çocuklar güzeldir kara kuru olanlar da pis pasaklı olanlar da. sadece tombik pamuk gibi sarışın mavi gözlü çocuk hayranı olan toplumun bir kesimi var anneleri de oturdukları yerden doğurdukları çocuklar üzerinden para kazanıyor. tr de olmaz belki ama bu tarz çocukların gelecekte ailelerine dava açacağını düşünüyorum.

    Anneler ayrıca annelikle kafayı bozmasalar ne güzel olur. bütün analar rahat eder. Annelik dışında da bir var olma sebebi bulabilmeli kadınlar. Sadece annelik üzerine hayat kurarsan tek uğraşın o olursa mükemmel yapmak için her şeyi yaparsın ve yapamayanları ya da yapmayanları acımasızca eleştirme hakkını kendinde bulursun ki son derece gereksiz boş bir uğraş.

    facebook ve twitter hesabım yok. ig var o da gizli ve oğlumun fotoğrafı temelli bir hesap değil. babası daha çok paylaşır gizli hesaptan oğlumuzu ve ben ne tür resimler koyamayacağını kesinlikle söyledim. kendisi de dikkat eder.

  16. elif yazı harika. gayet açıklayıcı. boşanma davaları hassas konular ve bel altından vurma durumu var kesinlikle, o nedenle bu konuyu tenzih ederek genel olarak söylemek istediklerim var.

    bu aralar sürekli bu istismar ve haksız kazanç tartışmaları dönüyor. çocuklar adına açılan fan sayfaları, caps sayfaları…yani çok abartı olmadı mı artık? mesleği konusunda sahtecilik yapanlar bile aynı hızla devam edebiliyor. kendi halinde kadınken bir anda çocuğuyla fenomen olanlar bilirkişi edasıyla çok değişik konularda tavsiyeler verebiliyor. bence artık şapkalarını önlerine koyup düşünme vakitleri geldi.