7 Yorum

Baba, Evin Direği (!)

Yazar Hakkında

Dinçer K. – Ezgi’nin kocası, mutluluğu yerde ailesiyle bulan havacı. İki kız babası pilotumuz.

Beni tanısaydınız, henüz çocuk sahibi olmadığım dönemlerde beni en çok sevindirecek şeyin eşimden alacağım hamilelik haberi olacağını düşünebilirdiniz. Çocuklarla aramın çok iyi olması, çocukla çocuk olmam, hep insanların çocuk sahibi olmasını desteklemem kolayca gözlemleyebileceğiniz şeyler. Şimdi bakınca hamilelik haberini aldığım o ana gidiyorum da…

Gündüz. Evdeyim, uyuyorum. Ezgi beni uyandırıyor. Salona geçiyoruz. Bir şeyler normal değil… Ezgi neşeli, Ezgi heyecanlı, Ezgi’nin karnında kelebekler uçuşuyor. Bana, içinde test sonucu Beta HCG değerleri olan bir zarf gösteriyor. O zamana kadar bilmediğim betaHCG en yakın arkadaşım olmuş. Tanışalı iki saniye olmamış, ama betaHCG istesin, her şeyi yaparım onun için. BetaHCG ile halay çekeceğim tam, Ezgi hemen anlatıyor, “Bak aşkım, her gebelik doğumla sonuçlanacak diye bir şey yok, biliyorsun şu kadar hafta geçene kadar şöyle olabilir şu kadar haftaya kadar şöyle riskli.” Sakin sakin betaHCG ile aramıza giriyor. Birisiyle çok yakın arkadaş olacakken eşim araya giriyor ama öyle mantıkla öyle bilgiyle giriyor ki arkadaşla aramıza mesafe koyuyoruz. Gebelik haberi benim için böyle bir şey, neredeyse ağlayacaktım, bırakın sevinmeyi…

Anne adayı. Artık aramızda bir hamile var ve bu hamile o zamana kadar biraz talepkar bir insan olmuş, hep en iyiyi isteyen, zamanı boşa geçirmeyen, enerjik, tutkulu ve neşeli birisiydi. Bu Ezgi hamilelikte nasıl değişimler yaşayacak, hormonlar nasıl bastıracak, olaylar nereye varacak?

Karikatür Özer Aydoğan’a aittir.

Bilgi güçtür, bilgi sakinlik verir, bilgi güven verir, kendine güven… Her an bir şeyler okuyor gebemiz, kendine iyi bakmaya çalışıyor, beslenme, uyku çok önemli, yoga yapıyor. İşe devam ediyor, sosyallik deseniz tırmanışta, kaygılar da yaşıyor, daha çok okuyor, öğreniyor ve benimle paylaşıyor. Maddi kaygılar da var onları aşıyoruz, kafa olarak rahatlıyoruz. Yapılacak şeyler var ve alınacaklar. Her şeyi birlikte hallediyoruz, elimizdekiyle mutlu olacak kadar.

Şüphe. Bizim insanımızın bir huyu var, huyu çıksın, hamileye bunlar iyi günlerin diyorlar. “O” bir doğsun gününü göreceksin. Hormonlar almış Ezgi’yi, Ezgi de etkileniyor tabi. Ezgi olmuş hormon. Şüphe ve ardından kaygı başlıyor. Diyorum ki; “insanlar o şekilde yaşadığı için öyle söylüyor. Senin durumunda, bizim için öyle olmayacak. Bekardık, evlenince işlerin kötü olacağını söyleyenler vardı, bizim için işler söyledikleri gibi olmadı. Hamilelikte de sonrasında da kendi tarzımızı koruruz sakin sakin mutlu mutlu yaşarız beee…” Ezgi rahatlıyor, biraz daha az etkiliyor onu insanların uykusuzluk gibi şeyler hakkında söyledikleri.

Korku. Hamileliğin bir döneminde ayrı şehirlerdeyiz. Kızcağız tek başına evde ben ise yokum. O kızcağız öyle sağlam duruyor ki tek başına ayakta, ne kadar takdir ediyorum, ne kadar mutluyum anlatamam. Geriye bakınca o günleri zor ama huzurlu ve mutlu günler olarak gördüğümü söyleyebilirim. İki doğum yapmış eşime bakınca şunu söyleyebilirim ki, annenin mutluluğu bebeğe yansıyor. Hamilelik huzurlu geçerse o bebekler de huzurlu oluyor.

Sessizlik. Bir akşam Ezgi bana doğum sancıları olabilecek sancıları yaşadığından bahsediyor. Sancının saatini ve süresini not ediyor kağıda. Sıklaşınca doktora haber vereceğiz, ben konuya biraz Fransızım ama ilgiyle izliyorum. Sancılar hala doğum için az, diyorum ki “Aşkım ben yatıyorum.”Ezgi şok oluyor, nasıl olur, böyle bir anda nasıl uyurum? Uyuyacağız ki gündüz yardımcı olacağımız zaman enerjimiz olsun. Erkek. Düz. Şu an yapabileceğim bir şey var mı? Yok. O zaman uyku. Bu konuya Ezgi’nin hala şaşırdığını görüyorum, geriye dönüp bakınca bazen bana da garip geliyor… Ezgi tüm gece uyanık kalmış sabah hastaneye gidiyoruz yorgun, enerjiye ihtiyacı olacak ama nasıl uyusun o haldeyken.

Heyecan. Bekleyiş.

Korku. Olasılıklar. İnsan her zaman en iyisini ister ama doğanın kanunları ve bununla beraber insanların tuttuğu istatistikler var. Doğuma girilen her seferinde aynı sonuçla çıkılmıyor. Hepsi ayrı hikâye. İçinde bir yerde insan çok korkuyor. Bir sürü faktör var sonucu etkileyecek, genlerden beslenmeye, bebeğin pozisyonundan hastanenin sterillik seviyesine, annenin inancından doktorun yorgunluğuna sayısız değişken ve değişmeyen şey hiçbir şey yapamayacak baba. Bu sefer yapabileceğim bir şey yok deyip uyuyabileceğiniz bir konum da yok. İstatistikler var, korkular, kaygılar. Biliyorum ki istatistikler bireyler için hiçbir şey ifade etmez, istatistik toplumdaki ya da ilgili gruptaki sonuçları ortaya koyar ama birey her şeyi yaşayabilir. Korkmak için haklı sebep çok ama o güzel anneye bunları yansıtmak yok.

Güven… Nefes al aşkım, yapabileceğini biliyorum. Eğer bir bebek dünyaya gelecekse kimse senden daha güzel getiremez onu. Normal doğum istiyorsun, yeni tabiriyle doğal doğum, nefes al aşkım, her şey çok normal. Canın yanıyor görüyorum nefes al aşkım doktorun işinin ehli. Pes etme riskin var evet, çok yorgunsun, nefes al aşkım yapabileceğini biliyorum. Odamız, koridor çok kalabalık üzerinde fazladan baskı var, nefes al aşkım hepsi sevdiğimiz insanlar ve bize destek olmaya geldiler. Artık dayanılmaz hale geldi sancılar, nefes al aşkım sık beni, sıkıca tut yapabilirsin. Bak doğumhaneye alıyorlar seni, sense akrabalarımıza gülümsüyorsun, ben iki adım arkadayım, içeri giriyorum. O koltuk, o ortam unutulacak gibi değil, değişik bir yer ama asıl unutulmaz olan şeye çok az kaldı, konsantre ol. Doktoru dinle, ıkınma derse tut kendini. Ikın dedi, ver coşkuyu. Korkma aşkım, iyi gidiyorsun. Ben görüyorum orada bir kafa var. Dinlen diyor bak doktor, bağır yahu içinden geliyorsa, sıkma kendini. Bu senin ve kızımızın günü, sahne sizin. Doktor ve ebe de dahil biz şahitlik etmeye geldik. Bu kadar kutsal, bu kadar harika bir şey yaşıyorsunuz, bizimle paylaştığınız için çok şanslıyız. Bak, geldi işte Deniz, kordonu kesiyor bile doktor.

Baba. O minnoş çıktı ve doktorun çırpmasıyla ağladı ya o kart sesiyle. Galiba ben baba oldum. Sen de iyisin. Ama şu an boşluktayım. Hiçbir şey düşünmüyorum, galiba hiç bir şey hissetmiyorum. Bedenim yok, ben ruh olmuşum odada süzülüyorum. Gülümsediğimi anlayabiliyorum. Bu gülümseme tebessüm değil, içim dışıma vuruyor.

Ve üç yıl sonra şimdi yine hastanedeyiz. Bu sefer neredeyse kimseye haber vermedin, başka bir hastanede biz bizeyiz. Efsane doktorumuz da bizimle, yine iyi bir ebe var iş başında. Bu sefer daha mı sakiniz? Yapabileceğini biliyorum. Bu sefer en önemli fark evde bebeği bekleyen abla var. Kaygılarımız biraz da onun için. Duygular karmaşık ama mutluyuz. Sana güveniyorum, doktorun, ebe, herkes senden emin. Bu kadar güleryüzlü olman normal mi, ben mi hatırlamıyorum üç yıl önceyi? Bak doğum başladı, bu sefer doğumhaneye yürüyerek giriyorsun, ben yine arkandan geliyorum. Aşkım nefes, ıkın, aa doğdu.

Sevinç. Bebeği anneye verir misiniz? Bırakın çocuk doktoru sonra bakar, anneyle biraz görüşsün koklaşsınlar. Hem emer belki.

Boşluk. Güneş doğdu. Ben yine olmuşum haydar haydar. Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi kâh inerim yeryüzüne seyreder alem beni.

Birçok insan için dünyanın en güzel şeyi çocuksa diğer en güzel şey hamile kadın olabilir. Çocuğu vereceği için değil gerçekten çok güzel, çok özel olduğu için. Ve tabii ki anne. Kelimeler yetmez anneyi anlatmaya. Ben bir baba olarak aktarmaya çalıştım.

Orada olmak, bir parçası olmuş gibi hissettiriyor insana. Doğanın en büyük mucizesine şahitlik ettiğim için çok mutluyum. Hamilelik bitti, yaşasın lohusa…

***

Siz de Blogcu Anne’de Baba Yazar olmak isterseniz, değerlendirmemiz için göndereceğiniz bir örnek yazıyla mail adresimizden bize ulaşabilirsiniz: iletisim@blogcuanne.com

7 yorum

  1. Bir baba ancak bu kadar guzel anlatabilirdi yasanan sureci. Gözlerim dolu dolu okudum yazinizi tipko dogum hikayenizi okurken ki gibi. Aman Allahim yok daha degil sirf o ani tekrar tatmak icin 40 hafta hamilelik ve sonrasina henuz hazir degilim.
    .

  2. Muhteşem anlatmışsınız, çok etkilendim. Aşkınız ve mutluluğunuz daim olsun.

  3. Ne kadar güzel bir yazı, anlatıma bayıldım. Daha çok baba yazısı isteriz!

  4. gıpte ettim inanın…
    bir erkeğin bu kadar ince düşündüğüne ilk kez şahit oluyorum.

  5. Ne kadar tatlısınız 😃Keşke her baba sizin gibi düşünceli olsa

  6. Dincerimmm nefis yazmissin
    Deniz’in dogumunu haber verdiğin yaziyi unutamiyorum. O kadar guzeldi ki… iyiyi hak ediyorsunuz mutluluk sizinle olsun

  7. Süper ya 🙂 bayıldım. Özellikle o ilk doğumu anlatışınıza.
    Eşiniz çok şanslı gerçekten.
    Sevgiler..