2 Yorum

Meltem’in Gebelik Günlüğü, 17. Hafta

Yazar Hakkında

Meltem D. – Danışmanlık sektöründe yöneticilik yapmış, evlendikten bir süre sonra İsviçre’ye taşınmış,  38 yaşında, lezzetle uğraşmayı yemek yapmayı çok seven, eşiyle seyahat etmekten ve keşiflerden keyif alan, ilgilendiği alanlarda daha çok bilgi için okumayı seven, çocuk sevdalısı ve şimdi gebe. 

Hissedilen duyguların karşılıklı sonsuzluğunu, tam olarak yaşamaya başladığımız hafta işte bu hafta. Bu cümle o kadar çok şey barındırıyor ki, benim gibi ilk üç ayında, pardon nerdeyse dört ayında aynı sıkıntıları çekmiş olanlar anlar beni. Sevgilimin güzel sözlerine cevap veremeyecek kadar tepkisiz bir halde, yaşamıyor gibi bebişimle zamanın geçmesini bekledik hep. Bebişim bana zımbalı, ben ona teslim aşkımızı artık sevgilimize babamıza aktarabiliyor ve yaşayamaya başlıyorduk.

Enerji yüzde yüz değil öyle düşünmeyin, gel gitler çok. Tansiyon problemim de var, “gebelikte normal” diyor bizim net konuşan doktorumuz. Ne yapalım ödemden korkan bedenim mecburen tuza “hayır” diyemiyor henüz, ama azaltmayı başardı.

Uyku düzenimden çok şikayet edemem. Benim düzenim şöyle, daha önce bahsetmiştim eşim öğle yemeğine eve geliyor, yemek sonrası net 20-25 dk’lık enerji uykusuna yatıyor, ben de bu dakikayı bir o kadar da ekleyerek bir saate yakın olarak tamamlıyorum. Dolayısıyla, öğle uykusuyla daha enerjiğim. Tek negatif noktası hafta sonu bedenim yine istiyor bu enerji uykusunu dışarıda olsak da. Eh o zaman da  plan yapıyoruz artık. Gece uykularım şöyle böyle, bazen çok iyi bazen berbat. Uyku pozisyonu ve tuvalet ihtiyacı beni yoruyor. Eşim endişe ediyor, vücudunda su kalmayacak diye, bu tür konularda bazen birbirimize yaptığımız esprilerle çok keyifleniyoruz, bu da güzel tarafı. Bu noktada, (gebelik kitaplarında denk gelmiş olabilirsiniz) şunu hatırlamalıyız belki, beden doğum sonrası için aslında bizi yavaş yavaş hazırlıyor. Ne kadar acayip etkileyici bir durum değil mi? Nasıl bir mekanizmayla bağlanıyoruz, zımbalanıyoruz, paylaşıyoruz, birbirimize verip-alıyoruz, besliyoruz bedenlerimizi bebişimizle…

Günler nasıl geçti, neler yapıldı. “Var mıydı değişiklik” derseniz, vardı vardı. Küçük ama önemli, önemsiz ama mutluluk verici, mutluluk verici ama dikkatlice…

Arkadaşlarımızla buluştuk bir çok defa, rahat rahat konuşabilmenin huzurunu yaşadım ben bu hafta. İsviçre Ulusal Bayramı kutlaması sebebiyle güneşin batmasının hemen ardından havai fişek gösterileri yapıyorlarmış, geçen sene izleme fırsatım olmamıştı. Bir çift arkadaşımız ve minik kızlarıyla gittik. Neden bu kadar önemli bu an, sadece hava fişeklerin büyüleyici etkisi değil, sadece o kadar kalabalığın verdiği güzel enerji değil, aynı zamanda ayakta vücudum sızlanmadan kalabildim, sevgilime sarılarak. Bayıldım o ana. Yine de yorulmadan, vücudumuzun isteklerine cevap vererek dikkat etmek her zaman önemli. Bu arada, izlediğimiz yer 3,5 ay sonra taşınacağımız yeni evimizin olduğu yerdi. Yani Allah kısmet ederse gelecek yıl evimizden izleme fırsatımız olacaktı. Ayrıntılı mutluluklarla kafamın meşgul olması çok heyecanlı, ihtiyacı varmış bedenimin…

İlklerden bir diğeri, ilk defa arabayı alıp tek başıma arkadaşıma ziyarete gittim. Aslında, arabayla yakın olarak kabul edilmeyecek o yolu kat etmekten daha fazla, endişem tansiyon düşüklüğü yaşamaktı. Ama arkadaşım gebelik tecrübesini yaşamış biri olduğu için rahat geçti, desteğiyle. Koyu ve güzel sohbet sonrası rahat bir şekilde evime döndüm.

Bunu söylemekten utanıyoruz eşimle, ama gülümseyerek, evde dehşet film izleriz ama İsviçre’de sinemaya gidecek zamanımız olmadı. Bu hafta bir ilk daha yaşandı, açık hava sinemasına gittik, eşimin 3 erkek kardeşi ve kız arkadaşlarıyla.

Ve evet galiba bebeğimizi hissettim! Ama “evet bu sefer” diyene kadar, kesin kesin olamayacak. (tekrar okudum bu cümleyi, ne kuvvetli anlatmışım öyle çok komik, ama ilk gebeler için abartılı bir cümle değil anlayamıyoruz ki tam anlamıyla napalım, o yüzden değiştirmiyorum.) Ama olsun bu his bile beni benden alıyor ya, yanlış sinyal olsa da zamanı yakındır!

Birkaç gün sonra kendi doktorumuz için 3. Randevumuz var, genel kontrol ve serviks kontrolü. Sonrasında diğer doktorumuzda detaylı ultrason. Zamanı kovalıyoruz, biz geçiyoruz o bizi kovalıyor ve zaman keyifle geçiyor.

Bu zaman parkurunda heyecanlı taraf, yavaş yavaş nelere ihtiyaç duyacağınızı düşünmeniz. Hala erken ama zaman bize ayrıcalık tanıyor bu noktada, öyle bir sektöre davet ediliyoruz ki, dur demeyi iyi bilen tarafınızı kaybetmemek lazım. O ne öyle yarabbim, “gel beni al” diyor herşey, özellikle ilk 6 aylık ihtiyaçlar yenilesi cici tarafından. Ama hepimizin duyduğu ve gözlemlediği gibi zaman çok hızlı geçiyor ve çok hızlı büyüyor minikler. Bu sebeple, dur demenin keyifli eğitim süreci bu zamanlar! Allahım o günleri sağlıkla doğumu, sağlıklı bebişimizi ve ailelerimizle birlikte nasip etsin… Tüm gebelere..

Ey muhteşem varoluş duygusu, ey muhteşem döngü; sen ne güzelsin, sen ne güzel geldin bize, ne güzel geldin bana…

Hey 9 ay, başlangıcınla tebessümü başucumdan ayırmayan tarifsiz dönem, ah ne güzelsin sen öyle …

Sağlıkla ve huzurla olsun günlerimiz,

Haftaya görüşmek üzere

Çok sevgiler,

2 yorum

  1. Maşallah. Böyle hisseden gebeleri duyunca ben de çok mutlu oluyorum. Mutluluğunuz bana da geçti teşekkürler

    • Çok teşekkür ediyorumm içtenliğiniz için, duygulandım çokk…Bende paylaşınca tarifsiz mutlu oluyorum:)