9 Yorum

Aradığınız Yetersiz Ebeveyne Pek Güzel Ulaşılabiliyor

Veli toplantıları oldum olası korkulu rüyadım benim. Ortaokul ve lisedeyken her dönem, ara karnenin ardından yaklaşan veli toplantılarını karın ağrısı eşliğinde bekler, annemin Mersin’den Tarsus’a gidip, hocalardan “Derslerde ne kadar çok konuştuğumu, yeterince çabalamadığımı, aslında çok akıllı olduğumu ancak çalışmadığımı” dinlemesini dinlerdim. Annem genelde sinirli dönerdi bu toplantılardan, çok az hoca benden memnun olduğunu söylerdi, onlar da matematik, fen gibi “istenen” dersler değil, beden eğitimi, müzik falan gibi “üvey” dersler olurdu.

Yaşım büyüdükçe bu veli toplantılarının ardından stres yaşadık annemle (babam genelde resmin dışındaydı çünkü “velim” annemdi. O zamanlar ergenliğin de verdiği isyan duygusu ve öfkeyle ilerde çocuğum olduğunda “annem gibi bir anne olmayacağıma”, çocuğumu anlayacağıma, dinleyeceğime falan filan söz verirdim kendi kendime…

Aradan yıllar geçti ve ben anne oldum ve veli toplantıları yine kâbusum. Ancak bu kez -en azından şimdilik- başka bir sebepten: Yetememekten.

Üç çocuğumdan ikisinin aynı okulda olmaları aslında çok güzel bir şey. Ben de küçükken kardeşimle aynı okulda olmayı istemiştim hep -ve olamadık, çok içimde kalmıştır.

Veli toplantıları söz konusu olduğunda bunun hem avantajı, hem dezavantajı var. Avantajı, veli toplantıları aynı gün ya da üst üste olabiliyor ve sen bir taşla iki kuş vurabiliyorsun. Dezavantajı, aynı anda görüşmen gereken bir sürü öğretmen oluyor ve hepsine yetişemeyebiliyorsun.

Geçen sene veli toplantılarına yetişmeye çalışırken ay o öğretmenin sırasına gireyim, amanın evde bebek bekliyor sizin önünüze geçebilir miyim diye bin dereden su getirdikten sonra bu sene başında dedim ki “Bu böyle gitmez! Ye-ti-şe-mi-yo-rum!” Olay sadece veli toplantısı da değil, biri ilkokulda, biri ortaokulda olan iki çocuğun da velisi olmaya yetişemiyorum. SMS’leri kaçıyorum, gezileri takip edemiyorum, okula göndermem gereken şeyleri unutuyorum falan derken bu sene başında dedim ki sevgilime “Bana bak Doğan! Bu çocuklardan birinin velisi sen olacan, ben ikisini yürütemiyorum!” (Biraz daha kibar söylemiş olabilirim). Neticede Fide’deki ikinci senemiz itibarıyla çocuklar tabir-i caizse bölüştük ve artık herkes “kendi çocuğundan” mesul, oh be dünya varmış!

Dün ve bugün veli toplantıları var okulda, dün “Doğan’ın çocuğu”nunkinin günüydü, o gitti. Bugün de “benim çocuğum”un toplantıları var, ben gideceğim.

Şekerim bu veli toplantılarında çok stratejik davranmak gerekiyor, sınıf öğretmenleri ile görüşmeler uzun olduğundan önce ona girmek lazım ama belli başlı branş öğretmenlerinde de çok uzun kuyruklar falan oluyor dolayısıyla hazırlıklı gitmeli… Aslında en güzeli iki kişi gidip dört bir koldan ablukaya almak öğretmenleri, önceden bir harita falan çıkartıp “Sen şu öğretmene gir, ben bunu takip ediyorum!” şeklinde bir iş bölümü çok verimli olur, ancak bizim, okul sonrası antrenmana götürülmesi gereken ve ayrıca evde yatırılmayı bekleyen çocuklarımız da olduğundan ancak tek tabanca olarak katılabiliyoruz bu toplantılara…

Dün Doğan öğretmenlerle görüştükten sonra bana mesajlar attı, “Müzik öğretmeniyle ikisi için de görüştüm, senin görüşmene gerek yok. Kodlama öğretmeniyle görüşemedim, o sende…” falan gibi, bugüne dair antrenmanlı olmam konusunda beni hazırladı. Ben de o bilgiler ışığında (!) hazırlıklı olarak gideceğim bugünkü toplantıya…

Yine de hepsiyle görüşemediğimiz öğretmenler oluyor, çünkü belli bir saatte çıkıp eve gelmemiz gerekiyor. Dün, Deniz’i almış antrenmana yetiştirmek üzere okuldan çıkıp Doğan’a “Toplantıda başarılar” dilerken, tek çocuğunun veli toplantısına çift tabanca olarak gelen velileri görünce imrenmedim değil. Ooooh, iki kişi giriyorlar sıraya, bizim iki buçuk saate sığdıramadığımız görüşmeleri belki 1 saatte bitirip dönüyorlar evlerine…

Hem-mencecik kendimi eleştirecek bir şeyler aradım ve buldum! Kişi başına düşen çocuk sayısının fazlalığı nedeniyle çocuklara yeterince ilgi gösteremiyordum. GösteremiyorduK. Yetersizdim işte, yetersizdik.

Fotoğraf Moda Caddesi’nden.

Kalabalık bir aile olmanın farklı avantajları ve eğlencesi ve bir sürü şeyi var ama ister istemez çocuklarıma, benden görmek istedikleri ilginin çok daha azını verebildiğimi düşünüyorum. Benden alamadıkları ilgiyi birbirlerinden alıyorlar evet -Harvey Karp da öyle demişti ya: “İlk çocuğunuzu siz, sonradan gelenleri ilk çocuğunuz/çocuklarınız büyütür”- ama işte tek ya da daha az çocuklu ebeveynlerin rahatlığına da imrenmiyor değilim zaman zaman. Daha çok “kaliteli zaman” geçiriyorlar, daha doğrusu az da olsa geçirdikleri zaman daha kaliteliymiş gibi geliyor, bizim bir yerden bir yere gitmemiz bile uzun vadeli lojistik planlar gerektirirken daha büyük ve az sayıda çocuklu evlerin az dağınıklığına imreniyorum, bizim o düzene geçmemize nereden baksan en az 7-8 sene var.

Kimileri buna insanın nankör olması ve elindekiyle hiçbir zaman yetinmemesi ve hep daha fazlasını istemesi diyor, kimileri geçmişten gelen onay ihtiyacının karşılanmaması sebebiyle kendine dönük bir yargılama ve sürekli yetersiz hissetme duygusu diyor, bense -sebebi ne olursa olsun- düz saçlıların kıvırcık, kıvırcık saçlıların düz saç istemesine benzetiyorum bunu… Bir nevi “Kıvırcık Saç Sendromu.” Başkasının elinde (kafasında?) ne varsa o kıymetli…

Yine de, çok çocuklu hayatın getirdiği karmaşa ve yük bende, insan klonlamayı hâlâ keşfetmemiş olan “İsviçreli bilimadamları”na karşı müthiş bir öfke yaratıyor. Neden birine kitap okurken diğerine banyo yaptıramıyor ve o sırada ötekiyle sinemada olamıyorum ki?..

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

9 yorum

  1. 🙂
    Dün ben de “annee” kelimesini duymaktan ne kadar sıkıldığımı farkettim. İkisi bir anda ayrı ayrı yerlerden anneee diye sesleniyor. Biri soru okuyor, biri istediği videoyu açamıyor, anne makineye çamaşır depmenin derdinde.
    Çığlıkkk.
    Yetememek sendromu. Akşam olmuş 10 daha kıçımız yer görmemiş.
    Biz de bekliyoruz bakalım ne zaman evimiz düzene girecek.

  2. Cocuklara bir sorun bakalim onlar da sikayetci mi? Yoksa zaten baska turlusunu de bilmediklerinden hallerinden memnunlar mi? Ayrica bunun calisan annesi var, onun durumu daha da vahim. Bence hicde yetersiz degilsiniz, eldekiyle yettigi kadarsiniz.

  3. cocuklari bolusme fikrini cok begendim! ben de yetisemiyorum ve sadece iki cocuk, buyudukce de okulla ilgili veliden beklentiler artiyor! ne gune ne yollanacakti, vs.
    amerikada veli toplantisi gunu oldugunda onceden rezerve ediyorlar, 15 dakikalik randevular oluyor ve veliler bu zamanlari onceden rezerve ediyor. Bazi ogretmen online yapiyor bazi ogretmen kagitla 3 zaman tercihi yollayin ben birine sizi yazacagim diye not yolluyor. Ben tabii yetisemedigim icin sona kalip dona kaliyor ve “istenmeyen” saatleri alabiliyorum ama yine de sira beklememek, ne zaman gidip donecegini bilmek guzel. Fide’ye de tavsiye ederim. Yeni ve yenilikci bir okul oldugu icin rahatlikla bu sistemi oturtabilir, teknoloji cok da fazla gerekmiyor. Sevgiler

  4. Biri 3bucuk diğeri 1 yasinda iki çocuk annesiyim. Ikisiyle tek basima ilgileniyorum ve eşim çok yoğun çalışıyor. Gerçekten çok zor ikisine birden yetebilmek. En çok da büyük oyun oynamak isterken küçüğü uyutmam gerektiğinde “anne lütfen lütfen oynayalım!” ların devamında ” napayım ben de biraz telefonla oynayayım.” lar gelince kendimi dünyanın en kötü annesi gibi hissediyorum… Büyük oğlum bazen anne senden keske 3 tane olsaydı diyor, sizin gibi

    • Sizinle tam aynı yaşlarda iki cocugum var. Bende küçüğü uyutmak için cizgi film açıyorum. İstediği zaman parka bile goturemiyorum. Nasıl bir vicdan azabı anlatamam. Bir çocuğu olanlara cok özeniyorum. Onlarinda iki cocugu olanlara ozendigini cok net goruyorum.Allah sağlık versin çocuklarıma ama ben bu ikiye bölünme halini bu duyguyu hiç sevmedim.

  5. İsviçreli bilim adamlarına öfke duymak 😛 çok şekersiniz 🙂 bir çocuğum var ama hala yetemediğimi düşünüyorum o yüzden kalabalık ailenizin keyfini çıkarın 3 çocukla gayet idolümsünüz

  6. Bu sene agustosta 3. cocugumu dunyaya getirdim diger 2 si okula gidiyorlar. Cogu zaman size sormak istiyorum bebegin kucuklugunde nasil evdeki duzeni kurdunuz diye cunku gurultu patirti uyku duzeni hersey cok zor…okul toplantilarina ise sonradan randevu alarak yetismeye calisiyorum simdilik..ama sosyallesmeler cok kisitlandi bu bir gercek cogunlukla evdeyiz ve kisa mesafelere gidebiliyoruz buyuklerle..Hastaliklari filan hic soylemiyorum..Aman diyim 3 cocuk dusunenler bir daha dusunsun..

    • Kuramadık zaten… O yüzden uyku sorunu yaşadık üçüncüyle de… Diğerlerine yetişmeye çalışırken onun uyku programını ihmal ettim, daha doğrusu dikkat etmedim, kalması gerekenden daha fazla uyanık kalınca birikmiş yorgunluk uykusuzluğa dönüştü…

      Ama düzeliyor. İki yaşında bizimki, ve yoluna girmeye başlıyor. Yine ihtiyaçları farklı, ancak geçen seneye göre çok daha rahatız, çok daha düzlükteyiz. Az sabredin siz de, kolaylaşacak.