7 Yorum

Sevgi Sorumluluktan Bağımsız Değil

İlk köpeğimiz Polit ailemize katıldığında 16 yaşındaydım. Bir köpeğimiz olması için 9 yaşımdan beri mücadele veriyordum, annem hep annelerin o (haklı) “Siz bakmazsınız, bana kalır” refleksiyle karşı koyuyordu.

Köpek bakmanın nasıl bir şey olduğu hakkında çok bir fikrim yoktu o zamana kadar. Annem köpeği gezdirirken kaka yaptığında kakasını poşetle alıp çöpe atacağımızı söylediğinde dehşete düşmüştüm. “Yok daha neler! Hay-yat-ta yapmam! Bana ne yaa?”

Sonra tabii ki toplamıştım her seferinde, önce annemden korktuğum, sonra da kakayı ortalıkta bırakmamın mümkün olamayacağını gördüğüm için.

Dün sabah Derya’yla sahil yolunda yürürken bir adama rastladık, mastiff köpeğini gezdiriyordu. Tasmasız. Mastiff’in nasıl bir cins olduğunu bilmeyenler Google’dan arayabilir, kocaman, ağır, hantal, aşırı tatlı bir köpek. Adama da söyledim: Sarılıp yerde güreşme isteği uyandırıyor insanda…

Ama tasmasız gezdirilecek bir köpek değil. Kimseye zarar verecek olmasa bile her an koşup birini korkutma ihtimali olan cüsseli bir hayvanı açık alanda tasmasız gezdirmenin mantığını, hayatının 16 senesini köpekle geçirmiş biri olarak anlamış değilim. Ki oldukça heyecanlı bu arkadaşımız bir sağa bir sola koştururken, bankta oturan evsiz bir adamın üstüne atladı, tamamen oyun niyetiyle. Adam korktu tabii, ben olsam ben de korkarım, koca hayvan, neyse sonra sahibi gel dedi, bizimki yoluna devam etti.

Bir süre sonra adamla yan yana yürür olduk, konu köpeklerden açıldı falan, derken köpek kaka yaptı. Adam yürümeye devam ediyor. Dedim “Kaka yaptı köpeğiniz?” Evet?, dedi adam. “Toplamayacak mısınız?” Laga luga bir şeyler söyledi, işte kaldırımda olunca topluyormuş da, burası doğal alanmış da, zaten her yer sokak köpeği doluymuş da asıl onlar kirletiyormuş. “İyi de” dedim, “buraya insanlar oturuyor, çocuklar koşuyor. Siz kendi köpeğinizin kakasını toplayın. Sokak köpekleri kirletiyor diye ev köpekleri de mi ortalığı batırsın? O zaman herkes parklara yapsın?” Son cümleyi söylemedim bu arada, içimden geçirdim. Eminim toplamadı o kakayı ve umarım bir dahaki sefere kendisi üzerine basar.

Bu tür insanlar “şekilci”ler. Aslında “hayvan”ı değil, kendi hayvanlarını seviyorlar. Kendi hayvanına baksın, sevsin, onu beslesin, ama dışarıda onun pisliğiyle uğraşmasın. Bunların ebeveyn karşılığı, çocuğunun sınıfında kaynaştırma öğrencisi istemeyen, çocuğuyla bir yere gittiğinde orayı dağıtıp kirletmesine ses çıkarmayan, kendi çocuğunun en kıymetli ve üstün olduğunu düşünen anne babalar.

Bir de bırak hayvan sevgisini, insanlıktan nasip alamamış olanlar var.

Ne ilginçtir ki, yukarıdaki, köpeğinin kakasını toplamayan adama“Köpeğinizin kaka yaptığı yere oturuyor” dediğim insanlar, Cumartesi-Pazar günlerini adeta bir çekirdek şenliğine dönüştürüyorlar. “Kim daha fazla çekirdek yiyip etrafı kirletebilir?” Gerçekten dehşet verici bir boyutu var bu çekirdek olayının, sanki tüm İstanbul seferber olmuş, “Haydi Moda sahiline gidip çekirge sürüsü gibi davranalım!” diyorlar. Sadece çekirdek de değil, Pazartesi sabahı sahile bir çıkın, bira şişeleri, cips paketleri, her türlü abur cubur artıkları gırla. Utanç verici.

Neyse, bunu buraya sokuşturdum ama asıl olayım bu değildi. Bu yazıyı “hayvan sevgisi ve sorumluluğu” üzerinden ilerletmek istiyorum.

Moda’da çok ciddi bir sokak hayvanı popülasyonu ve bunun üzerinden dönen tartışmalar var. Moda’da hayvan konusunun hassas bir konu olduğunu biliyordum, bilmediğim şey bunun kimilerince faşizm boyutunda yaşandığıydı, bunu da taşındıktan çok kısa bir süre sonra öğrendim.

İlk taşındığımızda evdeki yemek artıklarını biriktiriyordum ben de, çöpün kenarına, ne bileyim, kedilerin toplaştıkları yerlere falan koyuyordum. Sonra fark ettim ki ciddi bir pislik yaratıyor bu. Birincisi sinekler geliyor her yere, ikincisi hangi kabın içinde verdiysen o kap ortalıkta kalıyor -ki burada çok fazla bodrum katında ev var, bu “ortalık”, genellikle birinin evinin önü oluyor- ve tabii ki hayvanların kaka olayı… Moda’da çok ciddi ama pek de konuşulduğuna tanık olmadığım bir kaka problemi var, var; çünkü hayvanların kakalarını yapabilecekleri toprak alan yok denilecek kadar az.

Ve ben sokak hayvanlarına düzenli olarak yemek vermekten vazgeçtim. Çünkü baktım ki onlara yemek verdiğim zaman, kakalarını temizlemediğim için, sorumluluğu tam almamış oluyorum. Elbette aç bir hayvan gördüğümde beslemekten geri durmuyorum, yazın çok sıcakta, kışın çok soğukta su veriyorum, ancak düzenli kedi/köpek besleyicisi olmadım. Yine de, karşıma çıkan hayvanı sevmekten geri kalmam, kucağıma oturan kediyi mıncırmasını da bilirim icabında!

Karın ağrısına bir doz sıcak kedi

Moda’daki sokak hayvanlarının bu derece sahipleniliyor olması çok güzel dediğim gibi, ama eksik. Çünkü o hayvanların sorumluluğunu almak demek, onlara sadece yemek vermek demek olmamalı. Ki onunla da kalmıyor, kimi zaman Kadıköy Belediyesi’nin de öncülüğünde kedi evi yapma atölyesi falan düzenleniyor, bu da harika. Soğukta açıkta kalmıyor hayvanlar. Ve kimse de dokunmuyor o evlere, paylaşıp, yaşayıp gidiyorlar. Hatta kediseverler düzenli bakımını yapıyorlar o evlerin.

Ama işte hâlâ eksik. Çünkü bu hayvanların kaka sorunu var. Kedilerin, kakalarını yapıp kuma gömecekleri -Moda Parkı’ndanki çocuk oyun alanından başka!- doğru dürüst bir alanları yok ve her yer ama her yer AMA HER YER KAKA. Sokak köpekleri aynı şekilde… Ki onların kediler gibi kakayı gömme gibi bir alışkanlıkları da yok. Bakın çiş de demiyorum, kaka. Bok. Pislik, mikrop, hastalık. Sokakta yürürken gözlerinizi kaldırımdan ayırmamanız lazım çünkü her an kakaya basabilirsiniz. Pusetin tekerleklerini taze yapılmış kakanın üzerinden geçirebilirsiniz. Bunların hepsi, her an başınıza gelebilir, bizim geliyor. Eve girmeden önce kakalı ayakkabıyı temizlemek ciddi bir mesai.

Bu konuda bir şey yapmak lazım. Hayvan popülasyonunun artmasının önüne geçmek uzun vadeli bir çözüm. Onlara daha fazla toprak alan açmak bir diğer çare olabilir, ki bu da bugünden yarına olacak bir şey değil. Kısa vadeli çözüm ise sorumluluk almak: O hayvanları beslemek kadar, kakalarını da temizlemek. Belediye bu konuda yeterli olmayabilir, olamayabilir, onun insan gücünü aşacak boyutta bir kedi nüfusu olabilir. Bilmiyorum bu konuda bir “kaka toplama atölyesi” mi düzenlenir, kedileri besleyen işletmelere kedi kum kutusu mu verilir, ama bir çözüm bulmak lazım. Hayvanları sevmek, onları sadece beslemekten, işin kolay ya da duygusal tatmin sağlayan kısmını üzerine almaktan ibaret değil, olmamalı.

Bu, bakımından sorumlu olduğumuz her türlü canlı için geçerli, insan yavruları dahil. Hatta belki de en çok insan yavruları için! Bakılıp, şımartılıp, hiçbir sınır çizilmeden, bakımının gerektirdiği sorumluluklar alınmadan/verilmeden büyütülen insan yavrularının ileride toplumun başına nasıl dert olduğunu hepimiz biliyoruz. Engelli park yerine park etmekten çekinmeyen, temizliği evin içine ayakkabıyla girmemekten ibaret sanıp yediği yemeğin çöpünü sokağa atan insanlar bunlar işte…

Sevgi, sorumluluktan bağımsız değil.

7 yorum

  1. Oh be! Bi ben olmadığımı biliyodum da,rahatsızlığını dile getiren de görmüyordum. Moda’daki enn büyük sorunum budur, başım yerde yürümekten ve çocuklara “aman dikkat!” demekten, canım Moda’nın keyfi defolu bi keyif, benim için.Park yeri bulamamak ve sokaktaki sevimsiz kalabalık bile bu kadar rahatsız etmiyor. Moda, belediyesi tarafından da duyarlı ahalisi tarafından da çok ihmal ediliyor, özensiz davranılıyor…

  2. Kelimesi kelimesine katılıyorum. Hayvan sevgisi çok eksik anlaşılıyor ülkede. Bir de hayvanlara yemek verirken hangi akla hizmetse verdiği şeyi savuranlar var. Örneğin kuru ekmekleri parkın yanındaki muhtelif köşelere savusturuyorlar. Elbette ki kedi koca somun kuru ekmeği yiyemeceği için o ekmekler veya diğer yemek artıkları çimenlere yayılmış halde pislikten başka bir şey olmuyor. Severken sorumluluğunu da almak gerek..

  3. Düşünüyorumda dünyadaki herkes kendi sorumluluklarını yerine getirseydi.. offf ya ne müthiş bi yer olurdu. yapmamak için sebepler aramaktan bıkmadı. Bıkmaz!! Hayatta sadece kendini önemseyen insanlardan sıkıldım ve etraf onlarla dolu.. bu kaka olur, otopark olur, engelliye saygı olur, sınıfı olur, işyeri olur, doğaya saygı olur.. sevgiler🌻

  4. Herkesin kendine ait bahcesinin okdugu bir sitede oturuyoruz isteyenler hayvan besleyebiliyor kimse jimseye karismiyor bu konuda..ama kendi bahcemde kedi kooek diskisi gornek istemiyorum oglumun iki tane yeni ayakkabisi heder oldu sirf bu yuzden..bahcesinde baktiklari hayvanlarin sorumlulugunu almiyir daha insanlar..bu fikrimi dile getirsem eminim ki hayvan dusmani olur birsuru laf isitirimm.

  5. Medeniyetin beşiği, Avrupa şehri Roma’da yaşadım. Çok güzel zamanlar geçirdim ama kafam yere eğik gözüm hep yollarda yürümekten kafami kaldırıp da güzelliklerine bakamadım şehrin. Mubalaga değil, gerçek. Çünkü
    pusetli ve çocukluyduk! Roma’da köpeği olmayanı vatandaşlıktan çıkariyorlar zannedeceginiz kadar köpek besleyen var.Ama kakalari ortalikta. Üstelik onlar eve ayakkabı ile giriyorlar düşünebiliyor musunuz?!! Bence yaşamadan anlasilamayacak
    bir dert bu kaka sorunu. Sizi
    cok iyi anlıyorum.

  6. Cok begeniyorum yazilarinizi..cok onemsiyorum!

  7. çekirdek konusunu kapatmayalım,nedir hakikaten bu ülkenin çekirdek çitleme sevgisi!! İstanbulda yaşamıyorum ama her geldiğimde gene şaşırıyorum,mesela Singapur da sakız çiğnemek hatta ülkeye sokmak yasak ya aynı şey bence bu ülkede çekirdeğe uygulanmalı,,bırak sokağı evlerinde bile yemesinler…