9 Yorum

Herkes Fark Yaratabilir

Çocuğunuzun okul hayatıyla ilgili ne gibi beklentileriniz var?

“Başarı”yı nasıl tanımlıyorsunuz? Okulda iyi notlar almak olarak mı? TEOG’da iyi bir puan tutturmak mı? Ne işle uğraştığından bağımsız olarak, hayatı tatminkâr bir şekilde yaşamak mı?

“Empati” sizce ne? Son zamanlarda moda olan bir kelime mi? Yoksa gerekli bir beceri mi?

Çocuğunuz duygularının ne kadar farkında? Siz ne kadar farkındasınız?

Okul, çocuğunuzun, kendi duygularının farkında, başkalarının da duygularını önemseyen, empatiye önem veren, düşünceli bir birey olması için neler yapıyor? Yapması yönünde beklentiniz ya da talebiniz var mı?

Bu konular sizin için önemli mi? Yoksa okul sizce sadece akademik başarıyı mı önemsemeli?

Kendi adıma ben, okulda akademik başarıyı tek başına ilk planda tutmuyorum. Bence bir çocuğun karnesinin “hepsi pekiyi” olması, TEOG sınavında Türkiye birincisi olması, eğer o çocuk yaşadığı ülkenin ve dünyanın gerçeklerinden uzaksa, etrafında olan bitenle bağ kuramıyorsa, kazanımlarını sadece kendisi için değil, yaşadığı dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kullanmayacaksa, çok fazla bir şey ifade etmiyor.

Bu bakış açısının bir adı varmış: Farkyaratan Ebeveynlik. Ben de yakın zamanda öğrendim.

Adını bir Hint imparatorundan alan ve 1980’de kurulan Ashoka, sosyal değişimi hedefleyen ve bu yolda çalışan sosyal girişimcilere destek olan bir vakıf.

Kurulduğu yıldan bu yana gerek yerel, gerek global boyutta “farkyaratan” bireylere ve onların girişimlerine destek olan Ashoka, Türkiye’de de Farkyaratan Sınıflar projesiyle “başta ilkokullar olmak üzere eğitim ortamlarında çocukların sahip olmaları gereken becerileri edinmeleri ve yaşama geçirmeleri için öğretmenleri desteklemek amacıyla, yenilikçi ve güçlendirici uygulama örneklerini” geçtiğimiz aylarda YouTube kanalında paylaşmaya başladı. Bu videolardan biri, benim de konuk olduğum “Farkyaratan Sınıflar için Farkyaratan Ebeveynlik” videosuydu.

Açık söyleyeyim, Ashoka’nın Farkyaratan Eğitim Programı’ndan Melda Akbaş bana “Farkyaratan” ebeveynlikle ilgili bir video çekmek istediğini söylediğinde önce bir durdum. Kendimi öyle bir misyona hizmet edermiş gibi düşünmüyordum hiç.

Oysa Ashoka’ya göre “Herkes fark yaratabilir”miş.

Herkes geleceği şekillendirebilir. Yaptığımız her şeyin bir sonucu, her sonucun da bir karşılığı var. Herkes kendi potansiyelini, dünyayı iyileştirmek için kullanmayı keşfetmeli…

Richard Bach’ın Aforizmalar kitabından. April Yayıncılık

Bunun için de bireylerin “farkyaratan beceriler”le donatılması gerektiğini söylüyor Ashoka.

Ashoka “herkes fark yaratabilir” ilkesinden yola çıkarak, empati, ekip çalışması, liderlik, problem çözme, yaratıcılık becerilerini “farkyaratanbeceriler” olarak tanımlıyor.

Psikoloji disiplininde “sosyal ve duygusal öğrenme”, eğitim alanında farklı kaynaklarda “21. yüzyıl becerileri” ya da “yaşam becerileri” olarak da karşımıza çıkan bu yetkinlikleri Ashoka, farkyaratan beceriler olarak tanımlıyor. Ashoka için farkyaratan beceriler, yalnızca bu beceriyi edinmiş olmayı değil, bu becerileri toplumsal dönüşüme katkı sağlamak için kullanmayı da kapsıyor.

İşte bu farkyaratan becerilerin, en az akademik beceriler kadar önemli olduğu bilincinin oluşturulması için “fikir liderleri, öğretmenler, ebeveynler, okul yöneticileri, (kamu otoriteleri), üniversiteler, okullar ve sivil toplum kuruluşları ile işbirlikleri kuruyor, yeni ağlar örüyor ve projeler geliştiriyor” Ashoka.

Bu projelerden biri de Küresel Değişim Liderleri (Global Change Leaders) projesi.

Günümüzde 3 milyar genç insan, gittikçe zorlaşan bir dünyada yaşıyor.

Orta çağlardan bu yana değişmeyen eğitim sistemleri ise bu genç insanları geleceğe hazırlamaktan çok uzak.

Gençlerin geleceğini şekillendiren birçok aktör var: aileler, arkadaşlar, sağlık çalışanları, eğitimciler, işverenler, politikacılar, medya, reklamcılar, … Ve bu aktörlerin arasındaki ilişki oldukça kopuk.

İşte Değişim Liderleri, genç insanları, toplumun iyiliği için yaşamak üzere güçlendirmeyi hedefliyor ve bu yolda öğrenme ekosistemleri yaratmayı amaçlıyor.

Bu alıntılar, 31 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Lyon’da gerçekleştirilecek olan Küresel Değişim Liderleri toplantısının sunum dosyasından… Bir süredir büyük bir heyecanla, altını çize çize okuyorum.

“Eğitim herkesin işi olmalı” diyerek herkesi bu misyona ortak olmaya davet eden Ashoka, “eğitim ambar”larını, “öğrenme ekosistemleri”ne dönüştürmeyi hedefliyor.

Okullar bunda önemli bir rol oynayacaklar, ancak bunu tek başlarına yapamazlar. İçinde bulundukları toplumla çok daha fazla bütünleşmiş olmaya ihtiyaçları var.

Eğitimciler, ebeveynlerle ve diğer katılımcılarla el ele çalışmalılar.

Gençlerle yüz yüze gelmeseler de onların tecrübelerini etkileyen politikacılar, sendikacılar, öğretmen eğitimcileri, medya gibi aktörler de bu değişime ortak olmalılar.

Bunun nasıl olacağı ve Küresel Değişim Liderleri’nin, bu ekosistemlerin oluşumunda ne gibi rol alabileceğini 30’dan fazla ülkeden 200’den fazla katılımcıyla Lyon’da masaya yatırılacak.

“Siz bu satırları okurken ben Lyon’a doğru yolda olacağım.” — Böyle demeye bayılıyorum, çok esrarengiz bir boyutu var. “Sen bu satırları okuduğunda ben çok uzaklarda olacağım…”

Blog yazılarını döndükten sonraya saklayacağım. Oradayken başta Instagram olmak üzere Twitter ve Facebook hesaplarımdan paylaşımlar yapacağım. Bu dört gün boyunca en aktif kullanacağım mecra Instagram olacak; sadece fotoğraf paylaşımı değil, canlı yayınlar da yapacağım. Hindistan’daki “Riverside School”un kurucusu Kiran Bir Sethi, bu canlı yayınların konuklarından olacak. Saati henüz kesinleşmemekle birlikte 2 Şubat akşamı Instagram’da canlı yayın konuğum olacan Kiran. Kendisini aylar önce Ashoka’nın Farkyaratan Sınıflar lansmanında dinleme şansım olduğunda şöyle seslenmişti katılımcılara:

Hanginiz çocuğunuzu, yanlış tedavi eden bir doktora tekrar götürürsünüz? Peki ya hizmetinden memnun kalmadığınız bir otele? Peki neden hepimiz çocuklarımızı eski, günü yakalayamayan okullara gönderiyoruz?”

Kiran bu soruyu sormakla kalmamış, kendi adına yanıtını da vermiş. Önce bir okul kurmuş, ardından da “Her çocuğun içinde bir başkahraman yatar” diyerek, Hindistan’daki şehirleri “çocuk dostu” yapmayı hedefleyen AProCh‘u başlatmış. Kiran’ın tüm bunları anlatan bir (İngilizce) TED konuşması var: Kids, take charge (Çocuklar, harekete geçin)

TED konuşması demişken, TED tarihinin en çok izlenen konuşması da eğitim üzerine… Ken Robinson’ın, Türkçeye “Okullar Yaratıcılığı Öldürüyor” olarak çevrilen “Do Schools Kill Creativity?” başlıklı konuşmasının sayacının 49 milyonu geçmesinde katkım büyüktür, kaç kez izledim bilmiyorum. Hala izlemediyseniz büyük kayıptasınız. Ve evet, Ken Robinson da Lyon’da olacak! Ondan da bi canlı yayın koparsak neg’zel olur! Olmasa da canı sağ olsun, kitabımı imzalatırım ben de!

Ashoka’nın Lyon’daki toplantı için gönderdiği davet mektubu, “Paylaşmaya, öğrenmeye ve eğlenmeye gelin!”  diye bitiyordu. Hem de koşa koşa gidiyorum. Bugüne kadar katıldığım en “farkyaratan” buluşma olacak, kesin.

9 yorum

  1. Hep düşünüyorum bunu. Okulda çocuğum hiç mutlu değil. Ama bizim bir Fide’miz yok.

    Ne yazık ki 🙁

  2. Off harika bir etkinlikmis Elif. Hele bir de Robinson’dan roportaj yakalarsan ne guzel olur. Dun onun kitabina basladim. Salman Khan’in Dunya Okulu kitabindan sonra heyecanliyim 🙂 Sirada da Tony Wagner “Creating Innovators : The Making of Young People Who Will Change the World ” var. Takipteyim seni 🙂

  3. Çocuklara duygularıyla baş edebilmeyi, onlarla yaşamayı öğrenmeyi öğretmeliyiz ama nasıl bununla ilgili bir yazı sevindirir bizi sevgiler 🙂

  4. Aslında fark yaratıyorsunuz söylemeden geçemeyeceğim. Hamileliğimden çok önce keşfetmiştim buraları. Arşivinizin tamamını okudum. Düzenli takip ediyorum. Hem ebeveyn hem çocuk kitapları önerilerinizden çok fazla faydalanıyorum. Tüm dünyayı bilmem de benim anneliğimde fark yarattığınız kesin 🙂

  5. gözde güneş tezcan

    Sizin adınıza ve sizin sayesinde bilgi sahibi olacağım içinde kendi adı a çok mutlu oldum umarım farkındalıklarım gün be gün değişir ve gelişir.sevgiler…

  6. Ken Robinson’un bu konuşmasını Türkçe’ye ben çevirmiştim 9 sene önce. Bu kadar ilgi göreceğinin farkında bile değildim. 😊 İki küçük kızım var şimdi. Büyük olan Derya’dan iki gün küçük. Ona olan hamileliğimde keşfetmiştim sizi ve o zamandan beri de hayranlıkla ve keyifle takip ediyorum. Sevgiler…

  7. Çok umut veren bir yazı olmuş ne güzel:)

  8. Nilüfer Akyol

    Çok güzel, çok anlamlı bir yazı olmuş, umarım ulaşması gereken herkese ulaşır:)

  9. Bende bu yazinizin altini cize cize, not ala ala okudum. Heyecanla bekliyorum dönüşünüzü ve paylaşımlarinizi.Iyi eğlenceler.