10 Yorum

“Ailenizi Tamamladınız mı?”

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Aslınur Yalınkılıç tarafından kaleme alındı.

Yazar Hakkında

Aslınur YALINKILIÇ – Bilim insanı yumurtası, doğa aşığı, mutfak delisi. Doktorasını bitirip küçük bir pastane açmayı hayal ediyor. Patili evlatlarıyla mutlu ve tüylü bir hayat sürüyor. 

Aile ne kadar da esnek bir terim değil mi? Bazen bir anne bir baba bir de çocuk, bazen iki çocuk, bazen babaanneler ve büyükbabaların da dahil olduğu, bazen tek anne ya da tek babanın olduğu, bazen iki anne veya iki babanın olduğu koskocaman bir terim. Ama içinde ne kadar az veya çok yetişkin olursa olsun, mutlaka bir çocuğun olduğu bir terim…mi?

Eşimle çocuk istemediğimize karar verdiğimizden beri sterilizasyon seçeneklerini araştırıyorum. Sterilizasyon, bir insanın çocuk sahibi olmasının tıbbi müdahale sonucu engellenmesi olarak tanımlanabilir. Kadınlar için konuşursak, fallop tüplerinin bağlanması veya tamamen çıkarılması ile kalıcı doğum kontrolünün sağlanması diyebiliriz. Uzun süren araştırmalarım sonucunda hayatımın bu noktasında tam da ihtiyacım olan şeyin bu olduğuna karar verdim. Evet, sterilize olmak istiyordum. Kararım kesindi, otuz yaşıma gelmiştim, hormonal doğum kontrol yöntemleri sağlığımı kötü etkiliyordu ve aksilikle hamile kalma ihtimalini düşünerek streslerden stres beğeniyordum. Artık kontrolü ele alma vaktiydi. Kadın doğum doktorumdan randevu alıp hemen bu işi halletmeyi kafaya koydum. Her şeyin hızlı ve kolay ilerleyeceğini düşünüyordum.

Yanılmışım.

Randevu almak için aradığımda sevecen bir hemşire bilgilerimi aldı ve geliş nedenimi sordu.
“Sterilizasyon seçenekleriyle ilgili doktorla konuşmak istiyorum.”
Bunu söyler söylemez telefonun buz kestiğini hissettim. Sevecen hemşirenin gergin yüz ifadesini neredeyse görebiliyordum.
“Ama tatlım sen daha otuz yaşındasın ve çocuğunun olmadığını söyledin…Biraz sert bir karar olmamış mı? Ya ileride fikir değiştirirsen? Ya eşin fikir değiştirirse?”

Sakin ol Aslı, sakin ol… Sevecen hemşiremin söylediklerinde beni rahatsız eden o kadar şey vardı ki. Birincisi, ben onun “tatlı”sı değildim. Bana tatlım diyerek kendini annem rolüne koymaya hakkı yoktu. İkincisi, sterilizasyon kararını dün almış değildim. Aylarca araştırıp okumuş, tecrübeli insanlarla konuşmuş, doktor arkadaşlarıma danışmıştım. Kararımın doğasının sert olduğunu biliyor ve buna rağmen doktorla konuşmak istiyordum. Üçüncüsü, eşimin fikrinin değişmesi durumunda zaten onunla birlikte olmaya devam edemeyeceğimiz kesindi. Kendi vücudumla ilgili bir karara neden eşim dahil ediliyordu? Aklımdan bu düşünceler şimşek hızıyla geçerken hemşireye yine de randevuyu istediğimi söyledim ve sonunda bir tarih koparabildim. Daha randevu alırken bu kadar zorlanıyorsam tanrı bilir doktor görüşmesi nasıl geçecekti.

Doktorla görüşeceğim gün o kadar gergindim ki, bütün evin ışıklarını yakacak kadar statik elektrik biriktirmiştim. Kadın sterilizasyon forumlarında doktorların sorabileceği potansiyel soruları okuyup cevaplar hazırlamıştım. Çantamı alıp arabama bindim ve doktorun yolunu tuttum. Resepsiyonda telefonda konuştuğum hemşireyi görmemeyi umuyordum, neyse ki şansım yaver gitti ve başka bir hemşire benimle ilgilendi. Bir süre sonra doktorum beni çağırdı.

Doktorum otuz beş yaşlarında, esmer, bakımlı ve ufak tefek bir kadındı. Ofisindeki bütün duvarlar çocuklarının fotoğrafları ve onların yaptığı belli olan resimlerle kaplıydı. Ofisin cicili bicili halini görünce mideme bir taş oturdu. Acaba derdimi anlatabilecek miydim?

“Merhaba Aslı, bugün sana nasıl yardımcı olabilirim?”
“Sizinle sterilizasyon ile ilgili konuşmak istiyorum. Çocuk sahibi olmak istemiyorum ve kalıcı bir doğum kontrol yöntemi istiyorum.”
Doktorum duraksadı… beni kırmamak için doğru kelimeleri aradığını görebiliyordum.
“Anlıyorum…peki ailenizi tamamladınız mı?”
Bu sefer ben duraksadım. Böyle bir soruyu beklemiyordum. Ailemi tamamlamış olmak ne demekti?
“Öyle sanıyorum. Ben, eşim, hayvanlarımız, mutlu bir yaşantımız var.”
“Yani çocuk istemiyorsunuz. Prosedür gereği çocuğu olmayan kadınlara otuz beş yaş öncesi sterilizasyon yapamam. Ama eşiniz vazektomi operasyonu geçirebilir.”
“Ama eşim de otuz yaşında. Erkekler için bir yaş sınırı yok mu?”
“Hayır, erkekler on sekiz yaşından itibaren istedikleri zaman sterilize olabilirler.”

Doktorum bunları bana söylerken kendi cümlelerindeki çelişkiyi ya fark etmiyordu, ya da bu duruma o kadar alışmıştı ki eşitsizliği sorgulamak aklına bile gelmiyordu. Doktorum henüz son darbeyi indirmemişti:
“Zaten kadın sterilizasyonu sigorta tarafından karşılanmıyor…cebinizden ödemeniz gerekecek.”
Erkek sterilizasyonunun sigorta tarafından güle oynaya karşılandığını sormama gerek kalmamıştı zaten. Doktorumla bu eşitsizlik konusunda tartışabilirdim, ama onun da yapabileceği bir şey yoktu. Daha fazla zamanını almadan kendisine teşekkür edip ofisinden ayrıldım. Tek hissettiğim şey yenilgiydi.

Doktorumla görüşmemden bir hafta sonra, sevecen hemşire beni arayıp kararımı öğrenmek istedi:
“Ee tatlım, ne yapmaya karar verdin? Umarım fikrini değiştirmişsindir çünkü çok gençsin ve eşini mutlu etme fırsatını tepmemelisin.”
Dilimin ucuna kadar gelen acı sözleri yutmayı başardım. Anlıyordum, bu kadın muhtemelen bir anneydi, çocuk sevgisinin dünyadaki en saf sevgi olduğuna yürekten inanıyordu ve aynı sevgiyi benim de tatmamı istiyordu. Ona yüklenmemin anlamı yoktu.
“Kararım değişmedi, ama operasyonu cebimden karşılayamadığım için şimdilik beklemem gerekiyor. Yine de aradığınız için teşekkür ederim.”
“Öyle mi…olsun, üzülme. Belki beklerken fikrin değişir ve güzel bebeklerin olur ve…”
Artık sabrım kalmadığı için telefonu yavaşca yerine bıraktım. İyi niyetle söylenmiş şeyler bazen ne kadar boğucu oluyordu.

Maalesef yaşadığım durum sadece bana özgü değil. Binlerce kadın sterilizasyon isteğiyle doktoruna başvuruyor fakat türlü nedenlerle geri çevriliyor. Bazen sigorta karşılamadığı için, bazen çok genç oldukları için, bazen de doktorun etik anlayışına uymadığı için. Ama yetişkin hiçbir kadının doktorundan şu cümleleri işitmediğinden eminim: “Hamile kalmak için çok gençsin! Bunu yapmak istediğinden emin misin? Bak yol yakınken bebeği alalım!”

Sterilizasyon isteğimi şimdilik başarıya ulaştıramamış olabilirim, ama vazgeçmek yok. Bir gün steril bir kadın olacağım, inanıyorum. Ben, eşim, hayvanlarımız, mutlu hayatımızla…

Aslınur Yalınkılıç’ın diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz. Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

10 yorum

  1. hangi ulkedesiniz bilmiyorum ve tabii ki isteginize saygim buyuk. Fakat bahsettiginiz bu esitsizlik aslinda kadin erkek esitsizligi degil gibi gorundu bana: yani erkeklerin vazektomisi karsilaniyor ama kadinlarin tup baglama ameliyatinda daha cok zorluk cikariyorlar diyorsunuz. Bunun sebebini sadece esitsizlik olarak degil de her iki operasyonun risk/fayda analizi ve muhtemelen de fiyati ile de ilgili oldugunu dusundum. Turkiye’de ise tam tersi yasaniyor. Erkekler asla boyle bir islemi asla aklina bile getirmezken, tartismazken, kadinlara hep bu tup baglama (genellikle cocuk sahibi olduktan sonra) sunuluyor, hatta sezaryenle aradan cikaralim vs deniyor. Eminim ki su an Turkiyede steril kadin sayisi erkeklerden kat kat fazla. Halbuki, kadinlarda tup baglama, erkeklerdeki vazektomiden cok daha buyuk ve riskleri daha fazla bir ameliyat tibbi olarak. Yani aslinda sterilizasyon tercih eden ciftler arasinda erkeklerde daha yaygin olmasi gereken sey vazektomi. Hormonal yontemlerden de bahsetmissiniz, bu yontemleri de hep kadin kullaniyor yillarca. Dogum kontrolu ortak bir konu olmali ve erkek de sorumluluk almali. Turkiyede bu konunun tam tersi olmasi esitsizlik gibi geliyor bana. Benim Amerikadaki deneyimime gore ise sterilizasyon erkeklerde cok daha yaygin. Hem daha ufak bir prosedur, saglik acisindan daha az riskli, hem de geri donus ihtimali ufak da olsa gerekirse biraz daha yapilabilir durumda kadina nazaran.

    • “Ailenizi tamamladiniz mi?” tabii ki sinir bozucu. Fakat yine tek bildigim amerika- Turkiye karsilastirmasina girersem, ingilizcede gordugum kadariyla “aile” “family” kavrami her zaman cocuk iceriyor. Turkiyede ve Turkce kullanimda ise karikoca aile sayilir, evlenmek aile kurmak anlamina gelir. Burada evli ciftler aileden bahsedince ya cocuk ya da cocuk yoksa onlarin anababalari anlasiliyor, esi degil. Ingilizcede “starting a family” diye bir kavram var, evli ciftlerin cocuk yapma karari anlamina geliyor, ve dilde esitsizlik acisindan bakilabilir, ama kullanan kisinin cocuk yapin fikrini empoze etmesinden ziyade dile boyle yerlesmis.

  2. Vazektominin; kadın korunma yöntemlerinden daha çok yaygınlaşması taraftarıyım. Ama her zaman da, çocuk istemeyen tarafın korunması gerektiğini düşünüyorum.

  3. Bu kararı esinizle birlikte aldıysaniz ve bu amelyat için esinizden ücret talep edilmeyecek se neden ısrarla siz bu işlemi yaptırmak zorundasınız. Böyle bir seçenek varken Neden bu karari ortak almanıza rağmen siz veya esiniz bu seçeneği hiç düşünmüyorsunuz anlayamadım.

  4. Cocuk istememe kararina nasil vardiginizi merak ediyorum. Yargilama olarak algilamayin lutfen, yalnizca empati yapmak icin. Yazinizda buna deginmemissiniz. Doktora yapan bir anneyim. sizin de bu konuya bakisinizi ogrenmek isterim.siz paylasmak isterseniz ben de okumak isterim. Iyi dileklerimle

    • Bionuzda doktora yaptiginizi yazmissiniz. Akademi bu konuda bir etken oldu mu diye sorumu ozellestireyim.

  5. İyi niyetle söylendigini bildiğiniz sözlere bile tahammülünüz yokken, tüm sınırlarınızı zorlayacak çelik gibi sinirleriniz olmasini gerektiren bir bebek sahibi olmak istememekle çok doğru bir karar vermişsiniz.
    Sizi olumsuz elestirmek için söylemiyorum bunu. İnsanlar düşünmeden çocuk sahibi oluyor ve sonuç mutsuz çocuklar mutsuz ebeveynler.

  6. Bugün sayenizde bir şey daha öğrendim.Teşekkür ederim. ne kadar saçma yasalarımız var. sanırsın yasalar bizi bizden iyi tanıyor ve koruyor. Eğer bir erkek istediği yaşta sigorta kapsamında ( burada sigorta ssk mı özel mi bilmiyorum ama) bu işi yapabiliyorsa kadında yapabilmeli.

    ayrıca o hemşireye sinir oldum insanlarda hiç sınır duygusu kalmadı herkes her konuda fikir beyan edebiliyor. hayır şu da olabilirdi belki genetik bir sorununuz var ve cocuk sahibi olup bu riski ona aktarmak istemiyorsunuz. Görevi randevu yazmak olan biri niye fikir beyan ediyor ki.

    ben dayanamayıp bozuyorum bu tip insaları böylece benden sonra gelenin de sinirlerini bozmalarını belki engellemiş olurum diye düşünüyorum.

    biz eskiden de mi böyleydik yoksa sonradan mı bu kadar hadsiz , patavatsız ve sınırsız olduk.

    Umarım kafanıza göre bir doktor ve içinize sinen bir çözüm bulabilirsiniz.

  7. Aslında evliyken eşinizle birlikte imza vermeniz halinde tüp ligasyonu (TL) yapılabilir. Ama genellikle sonra kadın vazgeçerse kocası vazgeçerse başka bir koca çocuk isterse… gibi nedenlerle başımız ağrımasın diye yapmamayı tercih ediyorlar. 1. Yıldızı buraya koyayım karar verebilme kapasitemizin Yok sayılması /insanların çoğununun kendi iradesiyle kendi kararını verememesi ( aydınlatılmış onam olayı hikaye) Benim bir sürü 3. 4. 5. Çocuğuna istemeden gebe kakan hastama karı-koca sülale onay verdiği yaşları müsait olduğu aileleri fazlasıyla tamamlandığı ve sezaryen Doğum olduğu halde TL yapılmadı 2* Yaşı küçük olduğu hatta çocuk olduğu halde tecavüz ya da kandırılarak! Gebe kakan çocuğu istemeyen çocuklar o çocuğu nasıl doğuruyor 3.* Ve son olarak da 4* bebek elin adamını mutlu etmek için mi yapılır Allah Allah be demek eşini bebeklerle mutlu edersin.

  8. Tatlım, canım diyerek hemen bir samimi olma hevesi neden var anlamış değilim. Umarım sizin için uygun zamanda steril olursunuz. Artık toplum olarak sorulmadan fikir beyan etme (özellikle kendi fikrini üstün görüp) alışkanlığı biter.