31 Yorum

Yapabilirim Sanmıştım

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Sibel Ekdemir Kaya tarafından kaleme alındı.

Yazar Hakkında

Sibel EKDEMİR KAYA – Otuzyedi yaşında, iki çocuk annesi, yazmayı, bisiklete binmeyi, filmleri, kitapları seven, kendine hep biraz yabancı, hayata hep az buçuk acemi, ama hevesli mi hevesli, kendi yağında bir kadın.

Aslında yelkenleri indirmek için henüz erken, ama belimin, elimin kolumun biraz büküldüğünü kabul ve itiraf etmeliyim. Yani bunu ederken kocama duyurmamalıyım aslında, çok söylenmişti öncesinde, “Bir ne güzel işte, ikiye ne gerek var, bak hayatımız kararacak” minvalinde birçok denemesi olmuştu. Hatta bazen hayati tehlikeden bahsedip bel altı da vurdu sağolsun.

Şimdi üç buçuk yaşındaki oğlumuz 960 gr olarak yirmisekiz haftalık doğup, yaklaşık iki ay yoğun bakımda kalmıştı. Benim doğum çantam ve onun içinde olması gereken altın değerindeki göğüs pedlerimle emzirme sütyenim hastanede yanımda değildi yani. Daha doğrusu varlık ve anlamlarından bile tam olarak haberdar değildim henüz. Her erken doğum yaşayan annenin bileceği gibi, iki günde bir beyin tomografisi, göz taraması, kalp takibi, günde yarım saat bir pencere ardından bebeğinizin o günkü yatış pozisyonuna göre sırtını veyahut kablolar geçen göğsünü yüzünü izlemek milyon duyguya sürüklüyordu insanı. Ama her şeye rağmen bir kardeşi, sırdaşı, oyunbazı, dayanağı olmasını çok istiyordum. Onu kardeşsiz bırakmak, ona haksızlık gibi geliyordu hatta.

Sonra bir kardeşi oldu, şimdi dört buçuk aylık. Her şey çok güzel olacak sanmıştım, olmadı. Deneyimli anne olsam da, her şeyin normal seyrinde zamanında olmasına yabancıydım bir kere. Sonra annelik sendromlarım aynen yeniden yaşandı benim cephemde. Yine haftalarca “Neden yaptım ben bunu neden neden?” dedim durdum. Bebecik uyumadıkça, onun üzerine abisi herhangi bir şey için tutturdukça içim kederle doldu resmen. Ne tuhaf, çocuk sevgisi bana sonradan gelen bir şey. Belki başta gülümsemedikleri için, bir gülümseye bunca muhtaç olabilir miyim, vermem için almam mı gerekiyor acaba önce? Bu mu bencillik yoksa bunun adı bir nevi acizlik mi?

“Bir az, iki çok”u çok duymuştum, ama gülüp geçmiştim. Kalabalık olmaktan güzel ne olabilirdi, önce birini sonra diğerini öpmekten, gıdıklamaktan daha eğlenceli ne olabilirdi? Öyle bir şey olabilir miydi?

Sonra iki çocuğun da gece aynı saatlerde uyumaya çalışırken, aynı anda bana ihtiyaç duyduğunu acıyla öğrendim. Emzirirken masal anlatmayı denesem de kimseyi memnun edemediğimi gördüm, belim de koptu zaten, vazgeçtim.

Sonra büyüğün benle her zamankinden daha çok oyun oynamak istediğini, küçüğün ise sadece göğsümde ve kokumla sakinlediği bir dönemi olduğunu yeniden öğrendim. Kanguruda bebekle lego yapılamadığını deneyimledim. Oğlan küçükken onu Hindistan’dan aldığım müzik CD’leriyle nasıl uyutttuğumu, sarıp sarmaladığımı, dakikalarca ona sarılı ne güzel durduğumu çok uzak anı parçaları gibi hatırladım. İkinciye karşı içimde önüne geçilemeyen bir mahcubiyet birikmeye başladı.

Sonra evde olduğum ve hatta bir bakıcım olduğu halde hiçbir şeye yetişemediğimi gördüm: Telefonlara, mesajlara, izlemek istediğim filmlere, dinlemek istediğim müziklere, okumak istediğim kitaplara. Sonra kayboldum sanki, kelimenin saf ve temiz anlamıyla kayboldum. Geceleri yatağıma, “Bugün çocukların için n’aptın söyle?” diyerek yatmaya başladım, başımı yastığa “Bir an önce uyuyayım ki gece süt vermeye dinç kalkayım, sonra da sabah altı buçuk gibi oyun oynamaya neşeli kalkayım” diyerek koymaya başladım.

Bir gece oğlum yatağında uyumazken ve sanırım üçüncü masalı isterken “Yorgunum, anlamıyor musun?!” diye bağırdım ona, o da bana “Anlamıyorum, masal anlat!” diye bağırdı aynı sesle. Çocukların diğer insanların duygularını altı yaşından sonra anladıklarını yeni öğrendim. Oğlana yüklenmeyi kestim, ama kendime yüklenmeyi kesmedim. Orada pek iyi yapmadım.

Çok ama çok güzel gülümsüyorlar kabul, ve sarılmak ve koklamak, haz verici her şeyden çok daha güzel geliyor o an, çok daha kolay, hemen elinizin altında ve çok coşkulu.

Ama yatağa artık “Bugün çocuklarım için n’aptım?” diyerek yatmak istemiyorum. Kendimi on bin parçaya bölüp verebilirim her birine seve seve. Ama bunun için bana birazcık ben kalması lazım. Sadece bana ait yerlerim, zamanlarım, keyiflerim yeniden olmalı. Benim durumumda bu bazen günde bir saat bisiklete binmek, hatta şanslıysam sahile inebilmek bisikletle, iyotu ve rüzgarı yüzümde hissedebilmek. Aynı bugünkü gibi.

“Sen iyi değilsin, seni ne iyi edebilir şu an biliyorsun, git ve onu yap gel” dedim kendime. “Bu zamanı iste herkesten şu an, kızını öp, oğluna durumu açıkla, bakıcıya haber ver ve git, git ki dönebil biraz da olsa tazelenerek, birilerinin ‘Vauv ne şanslısın bak gezip tozabiliyorsun’ demesine, bu deyişteki yer yer kinayeye aldırış etmeden, bu kurtarılmış anlara ne kadar ihtiyacın olduğunu damarlarında hissederek git” dedim.

İyot yüzüme çarparken aynı şeyi söyledi içim, “Bu bir saati herkesten isteyebilirsin” dedi. “Bir saatte dünya yanmaz, batmaz ama sen tazelenirsin, gençleşirsin, güzelleşirsin, daha coşkuyla öpmesini sarmasını hatırlarsın birilerini” dedi.

Bazen, dönebilmek için gidebilmek gerekiyor, gitmek her ne demekse sizin için, onu bulup, ona ulaşmak gerekiyor, yoksa korkarım ki hayat bizi alt ediyor. O çok güçlü, akıp giden su kadar güçlü. Benim küçük dünyamda iki çocuğumla sağlıklı bir hayat yaşayabilmem için, arada bir alıp başımı kendime gidebilmem gerekiyor. Bunun için konuya bir şekilde müdahil herkesten anlayış ve saygı rica ediyorum.

O sahilin ve bisikletin de bu kadına ihtiyacı var, bunu herkes böyle bilsin istiyorum.

Sibel Kurabiye Çocuk ve Anne Beni Duy sayfalarının yazarı. Facebook’ta AnneBeniDuy  sayfasında ve Instagram hesabında da paylaşımlar yapıyor. 

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

31 yorum

  1. Ne kadarda güzel söylemişsiniz.Bazen dönebilmek için gidebilmek gerekiyor..
    Yüreğinize sağlık..

    • Kafamda çok kez yankılanan bir cümle o, sanırım uzunlu kısalı tüm gidişlerimde içimden yükseliyor, bi sakin ol diyor:) Hepimize tercüman olduğunu gördüğüm için çok mutluyum ve memnunum:) Çok teşekkürler,

      • Kendimle savaştığım ve deli gibi 2. bebeği istediğim bir dönemdeyken sanırım kendimi bulmamı sağladı bu yazı. teşekkür ederim, bir yanım yapabilirsin diyor diğer yanım ya yapamazsan! Eşimde sürekli 1 çocuk yeter diyen birisi… Sanırım haklı.. ama aklım halen 2. çocukta 🙂 Sanırım yaşamadan bu duyguyu anlayamayacağım…

  2. Ne güzel ifade etmişsiniz. Maskeyi önce kendimize takmazsak, çocuklara maske takacak bir anne kalmıyor. Ama bunu idrak etmek de zaman alıyor. Sevgiler.

  3. Duygularıma tercüman bir yazı .kendinden verebilecek herseyi vermene ve kendine ait hic birsey kalmamasina ragmen yetememe duygusu .biriyle ilgilenirken digerini dusunmek oburuyle ilgilenirken digerini dusunmek ve hep eksik yarim hissetmek.Tek çocuk hiç cocu derler doğruymuş .

    • Bu konuda pedagogumuz bir parça rahatlamıştı beni. İkinci için “o bu düzene doğdu, beklemeyi birinciden daha çabuk öğrenecek ve adapte olacak” diye. Yetememe hissi halleşmemiz gereken bir durum evet, ama herkes ihtiyaçlarını ve dayanma sınırlarını net bilirse her şey daha kolay olacak gibi:) Birinci “artık” paylaşmak zorunda olduğunu, ikinci “zaten” paylaşmak zorunda olduğunu, ben de benden sadece “bir” tane olduğunu bilmeliyim:)

  4. Ağlayarak okudum tek benim böyle düşünen hisseden sanıyordum çok teşekkür ederim…..

    • Sizleri duymak da beni çok memnun ediyor:) Tabi ağlatma kısmı değil:) Ama benzer yollardan geçtiğimizi bilmek, yalnız olmadığımızı bilmek insanı çok rahatlatıyor, tıpkı bu blog’un mottosu gibi “annelik her zaman toz pembe değil”. Keşke baştan deselerdi hepimize:)

  5. Ağzınıza yüreğinize sağlık herkesin içine işleyen bir yazı bu Eminim ki…
    Özellikle de 2sinin de aynı anda size ihtiyacı olduğu o anlar yok mu ah!
    Aynı şekilde yakın arayla 2 çocuk annesiyim küçük olan yaşını geçti..sizi birazcık olsun rahatlatmak için yazmak istedim.herkes bu hisleri yaşıyor 2sine de yetememek hissini..bakıcınız olması çok bişeyi değiştirmiyor en azından Çocuklar açısından çocuklara anne lazım ve de büyük olan hayatında önemli bi değişiklik yaşıyo..ama emin olun zamanla buna da alışıyor insan nasıl ki ilk çocuktan önceki çocuksuz halinizi düşünün ne kadar toyda di mi. Bu da bi süreç, zamanla o yetememe hissini susturmayı öğreniyor insan.. bu yalnızca bir düşünce gerçek değil kendinize yüklenmeyin..sonuçta 2.çocuğu esas yapma sebebiniz büyüğün bir kardeşi olmasıydı..büyük için bazen 10dklık kesintisiz keyifli bir oyun küçük için yarım saatlik bir meme keyfi o günü kurtaracaktır..ve tabi ki her zaman da bu kadar toz pembe olmayacaktır..ama içinizdeki sesi susturun. Kolay değil ama büyüdükçe 2sinin bir arada keyifle oynadığı dk.ları göreceksinlz( ve malesef hemen ardından cıngar çıkacak garanti😀) ama tüm bunlara değer mi DEĞER.
    O zaman ilk paragraftaki eşinizin vakti zamanında yaptığı ve şu anda size hiç bir faydası olmayan yorumu unutun ve pozitif olmaya çalışın lütfen
    Sevgiler

    • Küçük olan kızım eşimin kucağındayken ona o kadar hayran bakıyor ki, ben dahil böyle bakmamış olabilir bugüne kadar. Babasının tüm sakal kıllarını, gözeneklerini tek tek inceliyip, her birine itina ile dokunuyor her gece:) Yani ilk paragraf için baba şimdiden mahçup, ama henüz itiraf edemiyor:)

  6. Cok huzunlendim yazınızı okuyunca.uc ve bir buçuk yaşlarında iki bebeğim var ve iyi değilim. Hic yardimcisiz yemek temizlik ve çocuklar üçgeninde kayboldum ve on dakika bana verecek kimse yok etrafimda. Eşim dese ki çocuklara ben bakayım da sen bi tek başına tuvalete git ona bile razıyım kendimle kalabilmek icin.
    O deniz kokusunu benim icin de cekin icinize lutfen

    • Bu arada kinaye yapmak için siz şanslısınız ben şanssızım karşılaştırması yapmak için yazmadım kesinlikle lutfen yanlis anlamayın

      • Rica ederim, umarım siz de kısa zamanda kendiniz için bir nefes alma yolu bulursunuz. Bazen etraf “hey yardım lütfen!”i duymadan, durumu farketmiyor. Bana “hadi evden çık” diyen olmadı ama “çıkma sakın” diyen de olmadı, ona rağmen çıkmaya bu denli ihtiyacım olduğunu anlamam benim için de uzun zaman aldı.

  7. İyi bir annesiniz.Onların en iyi annesi sizsiniz.Aile olmak kolay mi? Hepsi bambaşka çocuklu çocuksuz, tek çocuklu 2 çocuklu 3 çocuklu…Rıza göstermeyi, yavaş olmayi, biraz daha sevebilmeyi öğrendim 2. Çocuğumla.Ama bazen şunu da düşünüyorum “olmasalar da olurdu”.Sonra “iyi ki varlar”geliyor.Sonra tekrar olmasalar 😊

    • “İyi annesiniz” çok güzel bir ifade:) “Yeterince”, “kararınca”, “en iyi”, “çok iyi”, “kötü” hepsi yoruyor insanı. En güzeli sizin ifadeniz, onlar da “iyi insan” olup, “iyi insanlarla” karşılaşsınlar, yeter:) Çok teşekkürler:)

  8. Korkularim dile gelmis sanki ikinci cocuk icin kendi kendime celisiyorum ama gecer herhalde zor zamanlarda

    • Sizi “iki” niyetinden caydırmayalım:) Yukarıdaki tüm anneler ben de dahil olmak üzere aslında özetle “geçiyor” diyoruz.
      Yani öyle sanıyorum:)

      • İkinci çocuk konusunda çok kararsız olan bir de benim. hiç istemiyorum aslında ikinci çocuğu ama kızım için üzülüyorum. bir de yazılanları okuyunca iyice korkuyorum.

  9. Cok guzel yazmissiniz. Esas sorun yetistirdigimiz cocugun ve onu yetistirme bicimimizin icimize sinmesinde. Icimize sinen bir sekilde cocuk buyutmek de epey enerjimizi tuketiyor. Bu da sanki sosyal medyanin iyice hayatmiza girmesiyle, diger anneleri ve onlarin cocuklarini nasil yetistirdiklerini gormemizle basladi sanki. Farkinda olarak veya olmayarak kendimizi surekli baska annelerle kiyasliyor ve asla kendimizden tatmin olmuyoruz.

    Ben krese gidene kadar anneannemde buyudum. Sadece 1 ay anne sutu emdim cunku annem calisiyordu. Hatta sanirim 2 yasima kadar da hafta icleri anneannemlerde (Acibdadem), hafta sonlari annemlerle (Bahcelievler) kalmisim. Hayat sartlari oyleymis, kimse de vicdan azabi cekmemis. Insanlarin hayat kosturmacasi icinde bunlari dusunecek zamani bile yokmus. Bilincli olmak guzel ama sanki biz kendimize “gereginden” fazla yuk yukluyoruz.

    Sevgiler.

  10. İnanin geçiyor. Biraz zaman geçince iyi ki iki taneler demeye bile başlıyorsunuz. Ben bir sene önce aynı zamanlardan geçtim. Bir daha mutlu olamam sandım. Çocuklarıma yetemedim evet ama benim birde eşim vardı. Sanki ikinci çocukla aramıza duvar örüldü. Bir daha hiç birbirimize zaman ayiramayacagiz diye çok uzulmustum. Ama öyle olmadı. Zamanla hersey düzeliyor. En azından size her dakika ihtiyaç duyan bebek büyüyor. Kardeşler iletişim kurmaya oynamaya başlıyor. Ikinci çocuk birinci çocuktan çok şey öğreniyor ve hızlı büyüyor.
    Sahili ve bisikleti beklemeyin. ..

    • Teşekkür ederim, mutsuzluk duvarını ben de aştım epey hafta önce. Şu günlerde beni en çok büyük oğlumun ifadesi neşelendiriyor; kardeşine dönüp “artık, seni seviyorum” diyor:) “Artık” onun için ne demek, bunu hiç bilemeyeceğiz sanırım:)

      • Sahili ve bisikleti bekletmeyin olacaktı son cümle 😊
        Çok daha güzel cümleler duyacaksınız. Bazende çığlık sesleri. Ama gerçek olan tek şey var gerçekten hep çok sevecek birbirlerini.. 👫

  11. Benimde hislerime tercüman olmuşsunuz, ikizlerim 32 haftalık ve 1.700 gr. doğunca,
    aynı buhranları bende yaşadım. Allah’ ım dedim ben ne yaptım boyumdan büyük bir iş yaptım altından nasıl kalkacağım. Bez büyük geliyor kıyafetler büyük geliyor sürekli ağlıyorlar yetişemiyorum hiç bir şeye, anne olarak kendimi yetersiz hissediyorum, değersiz.
    Kilo verdim göz altlarım torba torba oldu, saçımı tarayacak vakit bulamıyorum.
    Ağlıyorum ağlıyorum, sonra dedim ki; bu kadarım ben gücüm kuvvetim dayanma sınırım bu kadar elimden bunlar geliyor. Ve kendimi hırpalamayı bıraktım. Kızımı uyuturken alt yazılı dizi izledim, oğlumu uyuturken müzik dinledim. Onlar uyurken ayaklarımı uzattım film seyrettim. Benim iki çocukla tek başıma yada bir kişiye emanet edip sokağa çıkma şansım olmadığından bende bu şekilde gittim dönebilmek için.

    • En güzelini yapmışsınız:) Farklı yaştaki halleri bile böyle zor gelirken zaman zaman, ikiz hatta üçüz annelerine saygım, hayranlığım kat kat artıyor, kısa zamanda yüklerinin sizin için de azalması dileğiyle, o müzikleri hatırlayacaklar seneler sonra, tanıdık bu melodi bir yerlerden diyecekler:)

  12. az önce google’ a “ikinci çocukla baş edebilmek, baş etmek” filan yazdım ama inanılır gibi değil kimse aramamış, dedm ne varsa blogcuanne’de var, olmadı eski yazılarından bir şey bulurum 😀 haksız da değilmişim. bazı şeylerde haklı olduğumu görmek de güzel.

  13. Yazınız çok hoşuma gitti. Çok samimi bir yazı olmuş. Benim de 2 yaşında bir oglum var 1 hafta sonra da ikinci oğlum doğacak inşallah . Kara kara düşünmeye başladım tabi ne yapıcam biriyle zor başederken uykuya böylesine düşkünken ikisiyle ne yapıcam diye. Umarım birbirlerine arkadaş olup oynadıkları günleri görürüz. Geçecek biliyorum geçmese ilk oğlum 3 aylık kalırdı 😊 ama yine de dusunceliyim haliyle

    • Sağlıkla kucağınıza alın inşallah:) Biz yolu çok kolayladık, arada delleniyorum evet de, doğumdan itibaren her gün kolaylaşarak ilerledi bugüne kadar, bundan sonra da öyle olacak biliyorum. Sizin için de öyle olur umarım, ha uyku çok tatlıysa sizin için, o tat iki yıl önce olduğu gibi, yine az buçuk kaçacak sizin için, orası kesin:) Sevgiler

  14. Şu anda 32 haftalık hamileyim ve aynı şeyleri yaşayacağımı biliyorum. Bakalım benim hikayemde dayanma gücüm ne olacak 🙁 İnşallah kendimizi kaybetmeden bu süreci tamamlarız hepimiz de :)))))

    • Ay yok, aslında bu sürecin hepsi gerçekten çok eğlenceli, ben bu yazıyı “oh gez bakalım” diyenlere içimi dökebilmek, derdimi, kendimi anlatabilmek için yazmıştım biraz sanırım, ya da bir ay önceye göre çok daha iyi durumdayım:) Gözünüzü korkutmayın, bana iki doğumumda ilk aylar inanılmaz zor geldi, ama sonrası hep güzelleşerek, hafifleyerek devam etti, sizin de öyle olur umarım:)