42 Yorum

“No Book For You!”

Bu yazı biraz sitem içerir.

Ama daha çok, kabullenme…

Yıllaaaar yıllar önce (yaklaşık 9 sene önce) “Deniz’in Kitaplığı“nı yazmaya başladığımda ortada birçok şey yoktu:

  • WordPress yoktu. Vardıysa da herkes blogspot’ta yazıyordu.
  • Akıllı telefonum yoktu! Fotoğrafı makinede çekip, hafıza kartını bilgisayara takıp, fotoğrafları aktarmam gerekiyordu. Haliyle internetten almak çok daha kolaydı.
  • Ki zaten görsel değil, metin önemliydi (ilk kitap yazılarıma bakarsanız kitapların fotoğraflarını internetten almışım).
  • Tabii ki Instagram yoktu.
  • Bugün çocuk kitapları alanında akla ilk gelen yayınevlerinin bir kısmı yoktu, olanların da kitapları çok kısıtlıydı.
  • Şu anki gibi bir çocuk kitabı bolluğu yoktu. İlk kitap paylaşımlarımdan da anlaşılıyor sanırım…
  • Çocuk kitaplarına aç olan kitle daha küçüktü, ama onların açlığı daha büyüktü.

Ben Deniz’in Kitaplığı’nı açıp okuduğumuz Türkçe/İngilizce kitapları yazmaya başladığımda amacım çok basitti: Paylaşmak… Özellikle İngilizce kitaplara -Amerika’ya sık gidip geldiğimiz için- erişimim vardı, onları sergilemek, hem blog okurlarına, hem yayınevilerine fikir vermekti amacım. Haydi çok alçakgönüllü olmayayım: Bunu yapabildiğimi bugün biliyorum.

Ben kitapları yazdıkça yayınevleri bana ulaşmaya başladılar. Kitap göndermek istediler, ben de çok mutlu oldum tabii. Kitaplar geldikçe çocuklarla okumaya, okuyup sevdiklerimizi yazmaya başladım. O zamanlar profesyonel blog yazarlığı henüz yeniceydi, ben de daha yeni giriyordum bu alana, ama kitap tanıtımları için para almayı düşünmedim hiç. Hoş, almak istesem de ver(e)mezlerdi muhtemelen, o zamanlar öyle bir bütçeleri yoktu yayınevlerinin. Sanmıyorum şimdi de çoğunun olsun.

Ben de onlardan tek bir şey istedim: Tanıttığım kitaptan bir tane de çekilişle belirleyeceğim bir okuruma göndermelerini… Bu beni iyi hissettirecekti. Bana ücretsiz bir kitap geliyordu, ve ben o kitabı (eğer severek okuduysam) yazıyordum, ama yine de borçlu hissediyordum birilerine… O borcu, yazımı okuyan birine o kitabı hediye ederek ödemek istedim. Yayınevleri de çoğunlukla kabul ettiler bunu… Etmeyenlerin kitaplarını yazmadım, okuruma haksızlıkmış gibi gördüm.

Ve ben bu süreci yıllarca devam ettirdim. Uzun bir süre her hafta yazdım, yüzlerce kitap birikti bu blogda

Derya’nın doğumundan sonra aksatmaya başladığım -ve şimdilerde artık bunu bahane ettiğimi fark ettiğim- kitap yazılarım bir zamandır istediğim gibi gitmiyor. Yazmak istediğim sıklıkta yaz(a)mıyorum. Geçenlerde bunun sebeplerini düşündüm.

Öncelikle suçu okurlarıma atmak istedim, bir kısmına en azından… Haklı sebeplerim de var bunu yapmak için… Bir kere kitap yazılarıma çok özeniyorum ben… Bütün yazılarıma özeniyorum aslında ama kitap yazılarımı ayrı önemsiyorum diyeyim. Daha fazla vakit ayırıyorum. Önce yayınevine yazıyorum, sonra yazıyı yazıyorum, fotoğraflar çekiyorum, yayınlıyorum, sosyal medyada paylaşıy…Hah işte orada işler karışıyor. Sosyal medyada paylaşırken “Çekilişe katılmak için blogdaki yazının altına yorum yazın” diyorum. Herkes -tamam abarttım, herkes değil ama bi sürü insan- o paylaşımın altına yazıyor, Facebook’ta ya da Instagram’da… Hatta daha önce de bıkbıklandım bu yüzden…

Müsaadenizle bir atar yapıp çıkacağım. 😤 Ben kitap dışında pek “hediye” içeren paylaşım yapmıyorum, onlarda da çok seçici oluyorum. Ama yazdıklarımı okumuyorsunuz. “Blogdaki yazının altına yorum bırakın” dememe rağmen, buradaki paylaşımın altına “Ben de isterim” diye yorum bırakıyorsunuz. Evet, belki blogumu bilmiyorsunuz, belki buradan takibe aldınız beni; ama insan “Hangi blog, ne kitabı, bu kadın neden bahsediyor?” diye merak etmez mi? Ben ederim şahsen. 😒 Bu beni üzüyor, iki sebepten: (1) Yazılarıma emek veriyorum, her kelimesini dikkatle seçiyorum, bazen günler sürüyor bir yazıyı yazmam. Ben bu kadar uğraşırken, karşımdaki kişinin şurada yazdığım birkaç cümleyi dikkatle okumamasını içerliyorum. (2) Hediye edilen şeyin -ki çoğu zaman kitap- değerini azaltıyor bu. Her kitap size/çocuğunuza göre olmayabilir; blogda o yüzden uzun uzun anlatıyorum ne olduğunu… Yoksa burada kitabı paylaşıp “Üç arkadaşınızı etiketleyin” demek çok daha kolay olurdu. ☹️ Neticede atla deve değil tabii; kitabı sizler de alabilirsiniz, benimkisi sadece benim beğendiğim bir şeyle başkalarının tanışmasına vesile olmak. Bunu da yaparken yazdıklarımın değer gördüğünü, en azından merak uyandırdığını bilmek beni daha iyi hissettirir. 😕 Bu da böyle bir atarımdı. #teşekkürleriyigünner 💔

A post shared by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Sonra herkes yorum bırakıyor, genelde 200 civarında yorum oluyor, Random.org’dan çekiliş yapıyorum, atıyorum 243 kişiden 102.’cisine çıktıysa onu buluyorum, yazıyı yoruma kapıyorum ki o sırada bir başkası yorum bırakmasın, o kişiye mail atıyorum, blogda yazıyorum… Sonra o kişi bana yanıt vermiyor. Bir daha yazıyorum, yanıt yok. Çekilişi bir daha yapıyorum, bu kez 47. kişiye çıkıyor, yazıyorum, o dönüyor bana iki gün içinde, yayınevine o kişinin adresini, telefonunu iletiyorum, yayınevi gönderimi yapıyor. Bazen üç, dört deneme alıyor kitabı gerçekten birine iletebilmek çünkü “Kitabı çok istiyorum!” diyen herkes maillerini takip edecek kadar istemiyor.

Bir de şu var: Bir kısım insan yazılanı okumuyor. Okuyup “geçiyor.” “Hediye” görüyor, “Yorum” görüyor, ikisini birleştirip harekete geçiyor: “Bana da!”

Ve insanlar hediyeye çok alıştı. Sosyal medyada verilen hediyeler 90’lı yılların kuponlu gazetelerine döndü adeta: Çay takımından nevresim takımına, çocuk odasından kozmetiğe kadar her yerde, her şey hediye ediliyor artık. Hediye veren kişiyle hiçbir duygusal bağ kurmadan…

İster sebep Instagram’da bir sürü insanın bornoz takımı falan hediye ediyor olması olsun (bornoz takımını attım ama kes-sin olmuştur, olmadıysa da yakındır), ister çocuk kitaplarının ben ilk yazmaya başladığımdan bu yana daha erişilebilir olması, bence artık insanlar hediyeye tok… Bunu biliyorum, çünkü bundan birkaç sene öncesine kadar “Salı sabah çekilişi yapıp kazananı açıklayacağım” deyip de geciktirmem halinde Salı öğlen mesajlarla dolardı posta kutum: “Çekilişi yaptın mı? Acaba kazandım mı?”  Artık bırak birkaç saat gecikmeyi, üç gün açıklayamasam kimse sormuyor.

Bu da verilen hediyenin değerini azaltıyor bence… Ve eğer o hediye kitapsa, ayıp oluyor, en çok da kitaba…

E benim de zamanım eskisine göre daha kısıtlı… Birilerinin çok da ilgilenmediği bir kitabı ısrarla vermeye çalışmak için iki gün arayla üç mail atacak vaktim yok artık… O sırada başka kitap yazısı yazarım.

Kendi kendime zorluk yaratıyorum. Sırf zevk için yaptığım bir şeyi iş haline getirip, karşılığında aynı özen gösterilmeyince moralimi bozuyorum.

Yayınevleri de çok yoğun. Kitap yazısı yazan başkaları da var artık. Onlar da hepsine yetişemiyor bence, bir; bu lojistik ayrıntılar onlara da zorluk çıkarıyor bence, iki.

İşte bu yüzden ki ben artık bu blogda kitap hediye etmeyeceğim.

Yanlış anlaşılmasın, kitap yazısı yazmayacağım demiyorum. Hatta tam tersi, belki daha da fazla yazacağım.

Çünkü artık “Ay o kitabın baskısı kalmamış, yayınevi gönderemez boşuna yazmayayım. Vay o yayıneviyle bağlantım yok, beni bedavacı sanacaklar iyisi mi uğraşmayayım” diye endişelenmeden, kimseye borçlu hissetmeden, lojistik ayrıntılarla vakit kaybetmeden yazacağım.

Okuyan okur. Kalan sağlar bizimdir. Gerçekten kitabı merak eden gelip yazıyı okuyor zaten.

Sırf hediye yok diye yazıyı okumayacak olanlar olursa, onlara Seinfeld’in efsanevi yan karakterlerinden ‘The Soup Nazi’ benim adıma yanıt verebilir: 

Yani kısaca “No Book For You!”

Elif – The Book Nazi

42 yorum

  1. Merhaba,
    Ne kadar haklısınız siteminizde. Ve hala ne kadar naifsiniz meramınızı anlatırken. Siz yazın, ulaşması gereken yerlere illa ki ulaşır. Emeklerinize, aklınıza, ellerinize sağlık. Çok sevgiler…

  2. Daha geçen gün gördüm Elif, bornoz takımı veriyorlardı 🙂 Benim de geçen gün şu dikkatimi çekmişti böyle saçma sapan bir oyuncak için binlerce katılım oluyor. Bir yayınevi çekiliş yaptığında bakıyorum 200-300 kişi. Kimse okumak istemiyor açık ve net. 3 kişiyi etiketle repost et çekilişleri de baydı zaten, modası geçse de kurtulsak. Sevgiler

  3. Her seferinde umutlanırdım ama bana hiç çıkmazdı kitaplarınız. Olsun ben listeme ekliyordum almak için. Ya da zaten biz de oluyordu. O zaman daha çok seviniyordum. Tanıtım yazıları yazmaya devam edecekseniz no problem for me! Size de vakit genişliği diliyorumkolay gelsin.

  4. Kitap yazisi da yazmayacaksin sandim yaziyi okumadan neyse ki oyle degilmis ❤️

  5. Bence de iyi fikir. Normal zamanda yorum yapmayanlar kitap hediye edilince hemen alakasiz bi yorum ekliyolar. Blogun degerini dusuruyolar. Eline bedava kitap gecince okurlara vermektense okullara kutuphanelere bagislayabilirsin.

  6. Ya ben severdim kitap cekilislerinizi ama yazilarinizi daha da cok. son zamanda kitap yazisi azalmasi rahatsiz etnisti hatta niye yazmadi ki diye dusunup duruyordum..hediye olmasa da olsun sen yaz bulr alirim ben yine de.senin yazdigin kitap yazilarindan fikir sahibi okup cok kitap almisligim var ..tesekkurler

  7. Bir keresinde ABM yayınlarının bir çekilişine katılmıştım, toplam 14 kişi katılmıştı zaten ve bana çıkmıştı fakat ne oldu tahmin edin, kaç kez arayıp sormama mesaj yazmama rağmen o kitap bana hiç yollanmadı! Ne şans ama! Bu arada hediye edecekleri kitap bende vardı yollasalardı ben de bir arkadaşıma hediye edecektim, kısmet değilmiş… çekiliş işinin bitmesine sevindim, gerçekten vakit kaybı…

    • Bahsettiğiniz yayınevi zaten bir çok konuda geri kalmış bir yayınevi. Çocuk edebiyatı yayıncılığı daha becerikli ellerin himayesinde olsa keşke

  8. Hediyeye gerek yok.En güzel hediye kitapları tanıtmanız.Bizim kitaplığımız sizin tavsiyeleriniz ile dolu. Sosyal medyadan da belirttiğim üzere,kitaba sıkıştığımız okumak istemediği o kötü anlarda “KAFASINA EDENİ BULMAYA ÇALIŞAN KÖSTEBEĞİN HİKAYESİ”çıktı karşımıza.Şimdi ingilizce öğrenmeye başladı ve artık ingilizce tavsiyelerinize de bakıyorum. Derya’nın paylaştığınız fotoğraflarında bile kitap ayrıntılarını yakalayıp:) 7 aylık Kıvanç için alıyorum.
    Siz yazın yeter ki. Bir yerlerde iyi çocuklar yetişmesine vesile oluyorsunuz unutmayın. Bursa’nın yıldırım ilçesinde bir mahallede yaşayan 2 çocuk için yazın. fibroidanne

  9. Ahhh bu yazı sabah sabah nasıl iyi geldi. Az olsun öz olsun… Instagram kalabalığından arınıp bloğunuzun tadını çıkaralım dimi 🙂

  10. Çok doğru ve yerinde alınmış bir karar. Kitap yazıları devam ediyor ya, güzel olan o 🙂

  11. Çok tatlısınız ya, bu mecraya belki de biraz fazla 🙂

  12. Cok hakli bir serzenis..Merakla bekliyorum kitap yazilarinizi ben

  13. İlk yazılı çocuk kitabını siz hediye ettiniz bana. Bu sayede pearson yayın evi kitapları ile tanışıp, kitap almaya başladım.
    Burada paylaştığımız tüm kitap tanıtımlarını okuyup, yaş aralığına bakıp oğluma aldım.
    İtiraf ediyorum ki fiyatı uygun olan kitaplar için yorum yazmadım.
    Çünkü ilk kitap kazandığı.da durumum hiç iyi değildi calismiyordum ve ilaç gibi gelmişti.
    Benim gibi ihtiyaç sahibine çıkar diye yorum yazmadım. Arel in yaşına uygun ve fiyatı pahalı kitaplarda yorum yazdım ☹️ bu da çirkin bir itirafı mıdır.

  14. Cok hakli buluyorum sizi bu konuda. Instagram’da ozellikle cekilis furyasi var her yerde. Biz kitap yazilarinizi cok seviyoruz. Yurtdisinda yasiyoruz ve sizden okuduklarimla bir liste olusturuyorum Turkiye’ye gelince almak icin. Bu kararinizi destekliyorum. Yazilarinizi merakla bekliyorum. Sevgiler.

  15. Ben bu bloğun en eski takipçilerinden biriyim ve sosyal medya kullanmıyorum, yani hiçbir sosyal medya kanalında hesabım yok.Sizinle tek bağlantım burası.Her kitap yazısını büyük dikkatle okuyup bir çoğunu aldım, okudum ve size teşekkür ettim haberiniz yokken.Siz yazın ben okuyayım❤️Hediye bu zaten.sayenizde çok kitaptan haberim oldu.Emeğinize sağlık hepsi için, çok iyi bir karar vermişsiniz.👏👏

  16. Söylediğiniz şeylerin her kelimesine katılıyorum. Ama ben bugün sizde, yine başka bir şeye hayran kaldığımı hatırladım; Sitemini ya da derdini bile anlatırken, hakkını savunurken böyle ince bir dille konuşan, yaratıcılığını kullanan, kelimelerini özenle ve farkındalıkla seçen sizin gibi daha çok daha çok insan olsa keşke! Sadece takipçiniz değil, hayranınızım!

  17. Ben de daha bir kaç gün önce artık kitap yazısı yazmıyorsunuz diye düşünmüştüm. Benim de kızım doğduktan sonra hem onun için hem de kendim için ebveynlik vs. gibi konularda kitap seçerken sizin bloğunuzdan çok fikir almışlığım var. Lütfen devam edin kitap önerilerinize 🙂

  18. The soup nazi 😍 seviyorum sizi.

  19. Çok haklı bir serzeniş Elif, her zamanki nazik üslubunla gayet de kibar ifade etmişsin.

    Kitap çekilişlerine çokça katıldım, hiç çıkmadı. Piyangolarda şansım pek yaver gitmez 🙂 ama çekilişe katılırken de yazıya, konuya dair birkaç cümle etmeye çalıştım hep, öbür türlüsü ayıp geldi çünkü.

    Herkesin belirttiği benim için de geçerli: çekiliş bahane, kitap yorumları şahane! O zamanlar daha portakalda vitamin bile olmayan, şimdilerde yeni yeni ayaklanmaya başlayan bebe için şahane kitaplar edindim sayende.

    Sağol varol, kalemine sağlık. Sen yaz biz okuruz. Bebe biraz daha palazlanınca tekrar yorum yapma vaktim bile olabilecek 🙂

  20. Ben de yaklaşık 2 yıldır Youtube kanalımda kitap yorumluyor, yorumladığım kitap yayınevinden yollanmışsa 1 tane de izleyenlerden birine hediye ediyorum. Daha doğrusu hediye etmek için uğraşıyorum, çırpınıyorum neredeyse hafiye gibi peşlerinde koşuyorum.
    Bu yazı bir nevi içimi rahatlattı çünkü belki de benim çekilişlerime katılanların yaş ortalaması 15-25 olduğundan daha savruklar diye düşünüyordum ki sorun bende değil insanlıktaymış :))

  21. Ne güzel bir karar olmuş. Yükünüzün hafiflemesine sevindim .

  22. Yazinizi okuyunca seneler once bir radyodan kazandigim kitabi almak icin radyoya gittigim gun aklima geldi. Kargo falan hak getire tabi 🙂 Maalesef maymun istahliyiz onu da alayim bunu da diye diye neyin pesine dustugumuzu unutuyoruz. Kendimi su an sinifta birileri yaramazlik yaptiginda topluca cezalandirilan sinifin uslu ogrencisi gibi hissettim 🙂 Haklisiniz cok haklisiniz…
    (Soap Nazi’ye cok guldum)

  23. Instagram’daki postlarınızdan görüp bir sürü kitap aldım ben çocuklarıma. Hatta “Veli Nereye Gitti?”yi görünce hemen sipariş verdim. Gerçi eşim “Yani bu yaşta çocuğa (6 olacak) bu kitaba gerek var mıydı şimdi?” dedi halbuki oğlum benim ne zaman spermim olacak diye ağlamıştı ta 1 sene önce 😄Onun aklı da Veli’nin erkek olup kız bebeğe dönüşmesinde karıştı ama olsun, hayırlısı artık 😄 Bana asıl tuhaf gelen kitap çekilişi duyurusunu okumadan, okudu iseler de anlamadan yorumu instagrama bırakmaları. Hani kitap, okumak falan? Neyse uzun lafın kısası sizi seviyorum 😄

  24. Elif Hn. yıllardır yazılarınızı takip ederim…özellikle kitap önerilerinizi. Kitap yazılarınıza devam etmeyeceksiniz sandım ilk, kalbim sıkıştı vallahi:) Eğer önerdiğiniz kitap biz de varsa ve ya daha önce okumuş isek çocuklarla , kendime “aferin ” denmiş gibi hissediyorum 🙂 Yoksa hemen ajandama not alıyorum…kitap alacağım zaman-genelde internetten alıyorum- belli bir tutarın üstü kargo ücreti alınmadığı için, bakıyorum kargo tutarını yakalamamışım hemen ajandadan not aldığım kitapları ekleyip kargo ücreti ödemekten kurtuluyorum.Yani özetle ben sizin önerdiğiniz kitapları bir açıdan hep hediye olarak okuyorum:) Bu yazı vesilesi ile teşekkür ederim tüm yazılarınız için 🙂

  25. Çocuğum olmasa da ben de her yazını okudum Elif 🙂 biliyorsun.
    Ve senin yazılarını çok seviyorum ben.
    Hoşuma giden bir iki kitabın çekilişine ben de katılmıştım. Çıksaydı senden hatıra kalacaktı bana. Zaten çocuk kitapları okumayı da çok seviyorum.
    İnstagram kullanımıyla hızlı tüketim çok arttı gerçekten, bu da ister istemez değersizleştiriyor her şeyi. İnsanlar çılgın gibi her şeye saldırıyorlar sanki. Bir açlık hali var.
    O yüzden çok haklısın serzenişinde. Yaptığın çok kıymetli bir iş ve bunun karşılık bulmasını istemekte o kadar haklısın ki..
    Sarılıp, öpüyorum seni çok.
    Sevgilerimle..

  26. Ben hiç çekilişinize katılmadım. Ama önerdiğiniz, çocuğumun yaşına uygun bir çok kitabı aldım. Siz yazmaya devam edin, biz de nasiplenmeye 🙂

  27. Sosyal medyadan yapılan çekilişle hediye gönderme saçmalığından sıyrıldığın için seviniyorum. Artık bedavacılığın suyu çıktı. Sadece yazıdaki üslup bana biraz ağır geldi, gerçi onun muhatabı olan kişiler muhtemelen üstlerine bile alınmayacaktır. Ne diyelim böyle başa böyle tarak.

  28. Merhaba
    İnstagrama değil buraya yorum bırakmak istedim.Kesinlikle cok haklısın bu yazının üzerine ama denilebilecek hiçbir şey yok.Tek isteğimiz kitap yazılarına aynı şekilde devam etmen.Oğlum doğdu biraz büyüdü ben senin bloğunu açtım ne kadar kitap yazın varsa altında olan yorumlarla hepsini okuyup not aldım(yorum kısmına da bir şey yazma ihtimaline karşı)o yüzden sen yaz,biz başka birşey istemiyoruz:)

  29. Merhaba,

    Çoçuğum yok ama uzun zamandır öğretmenlik yapıyorum. Çocuklara ve insanların anne-baba kimliklerine yakın olduğum için bloğunuzu da yollardır takip ediyorum. Okumadığım bir tek kitap yazınız bile yok, ancak tek bir çekilişinize bile yorum yazmadım. Anlattığınız kitap ilgimi çektiyse gidip aldım zaten. Bu yorumu da ‘okuyan zaten okuyor’ savınızı desteklemek için yazdım. Kitaplara ayıp olması konusunda çok haklısınız. Kitaplara ayıp etmeden okumaya devam edeceğimi size de söylemek istedim. Sevgiler…

  30. İlk okuduğum yazın, sanırım “hoşgeliyorsun derin oğlan” partisi ile ilgiliydi. O zamandan beri ne yazsan okuyorum. Bu yazını yine çok haklı buldum ve yine üslubun zarifliği ve netliğine bayıldım. Geçenlerde de instagramda yazmıştım, neden bu kadar az takipçin var çok şaşırıyorum. İlla avokado yağı mı dağıtmak, nesquik reklamı mı yapmak gerek?

  31. Merhabalar,
    Genel de sessiz sakin takipcinizim. Daha 2.ci oglunuz yeni dogmus siz Gokturkda oturuyordunuz sizi takip etmeye basladigimda. Sonra benimkiler pes pese geldi oglanlar, bazen sirf eski yazilariniza girip oh be dunya varmis herkes yasiyormus die teselli buldugum bir suru yaziniz vardi. Simdi 6sene olmus neredeyse sizin yazilari okumaya baslayali. Ne yalan solim kitap yorumlari yazinizla evdeki kitaplarin cogu alindi ve veletuslarim tarafindan cokca sevildi. Hatta ikeadan sizinki gibi raflar almis fokir edinmistik. Sanirim en fazla 2 kere katilmisimdir hediye faslina. Cokta onemli degildi. Maksat fikir ve yorumlarinizin degeri ve onemiydi. Bundan sonra da merakla ayni tur yazilarinizi bekler hediyeye cokta sey yapmayin derim 😊😊😊 biz gene buralardayiz

  32. Kitap yazılarını seviyorum Elif ve faydalanıyorum kızım adına. Bugüne dek yorum hiç yazmamıştım, benim alabilme imkanım varken ihtiyacı olan birilerine çıksın diye. Bu vesile ile yazmış olayım, yazılar devam ediyorsa ne mutlu bize:)

  33. Merhaba öncelikle tebrik ederim çok güzel paylaşımlarınız var . Bugün ilk defa keşfettim . Ben de bir öğretmen ve iki çocuk annesi olarak okulda ve evde yapılabilecek basit deney ve aktivitelerle ilgili bir blog açtım. Asıl niyetim bir kitap yayınlamak . Ama blog aracılığıyla yazılarımı tanıtıp ilgilenen kişilerden fikirlerini almak istiyorum . Eleştiri ve tavsiyelere açığım. Takip edip beni yönlendirirseniz çok sevinirim

  34. Siz yazmaya devam edin lutfen..Birileri sizin yazılarinızı,tavsiyelerini bekliyor olucak.Sevgiler.💖

  35. sevgili blogcuanne, sen yaz gene, biz okuruz, hediyeye hiç gerek yok 😉

    meriç mekik’in kitapları çıkmıştı bana, hala okunmayı bekliyorlar, ama senden bir hatıra oldukları için baş köşede dururlar öyle 🙂

  36. ne kadar da bıktık instagram çekilişlerinden… siz yazın okumak isteyenler zaten okuyor emin olun:) doğum hikayelerinin verdiği cesaret ile güzel (yetersiz kaldı bu kelime) bir doğum yapmıştım, ve şimdi de kitap önerilerinle bir kitap kurdu büyütüyorum… Teşekkürler Elif…

  37. Ben sitenizden 2 yil once cok guzel bir kitap kazanmistim. Oglumun sansi diye dusunup cok mutlu olmustum. Hala okuyoruz o kitabi.Yeni kararinizi da destekliyorum.

  38. o kadar haklısınız ki… Okumayı sevmeyen insanları bir nebze anlayabilirim ama okumayı sevip iyi bir kitap okuru da olduğu halde emek vererek yazılan,üzerine kafa patlatılan yazıları okumuyor olmaları beni de çok üzüyor. instagram hesabımda anneliğe dair bir yazımı paylaşmıştım ve içerisinde anneme, babama biraz da sitem ettiğim bir konu vardı amma velakin öğretmen olan ve bulduğu her şeyi okuyan babam gözümün önünde görsele baktı yazıya şöylee bir bakıp kalp simgeciğine iki kez tıklayıp devam etti.Kafamda da şu vardı; babam okur ve benim derdim olduğunu anlar konunun üzerine konuşuruz belki sıkıntımı anlaması bile bana yeter…😞bazen en yakınlarımız bile açıp okuma zahmetinde bulunmazken ummadığımız insanlar bilgilenmek yahut emeğe saygı duyduğu sebebiyle okuyor, bizi anlıyordur,bir umut…

  39. İnsanlar kitaptan soğudu. Televizyon programlarında yarışma izlemek, düşünmeden oturmak daha tatlı geliyor gibi 🙁