5 Yorum

Biraz da Erkeği Konuşalım

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Çiğdem Demir Çelebi tarafından kaleme alındı. 

Yazar Hakkında

Çiğdem DEMİR ÇELEBİ – Kendini bildi bileli sıkı bir spiritualist ve doğa tutkunu. Acemi kuş gözlemcisi. Psikolojik danışman ve akademisyen. 3 kedili evde minik kızına annelik yapıyor. Bir yandan da doktora tezi yazıyor. Instagram. Facebook.

Bütün gün sosyal medyada kol kaslarını gösteren ve kadına sürekli “Aslansın; kaplansın; onu da yaparsın, şunu da!” minvalinde mesajlara maruz kaldım. Bu mesajlar çoğu insanda bıraktığı dahiyane ya da masumane izlenimini bende bırakamadı. Hatta tüm bunlara bakarken biraz erkeklerin oyununa gelmişiz gibi hissettim. Biz kendimizi paralarcasına “her birini yapmaya” devam ederken erkeklerin suratlarında pişkin bir gülüşle bir kenarda ellerini ovuşturduğu tablosu gözümde canlandı.

Kadınlar zaten her zaman aslandı, kaplandı, onu da yaptı- şunu da. Benim anneannem, Karadeniz’in yeşillikler içinde bir köyünde 9 çocuk doğurdu, çocuklarını büyüttü, tarlada çalıştı, hayvanlara baktı. Bunların hepsini aynı zamanda yaptı. Tüm bunlar olurken dedem de “Elinden geleni” yaptı. Ama o zamanların en büyük erkeklik simgelerinden “dayak, küfür ve her türlü şiddet türü” nişanesini yakasında gururla taşıdı.

“Kadınların Nesi Var” adlı kitaptan. Jacky Fleming, Desen Yayınları.

Kadınlar her zaman aslanlar ve de kaplanlar. Bugün (kanımca ve de bir akademisyen olarak yüksek öğretim seviyesindeki gözlemimce) erkeklerden daha akıllı, çalışkan ve de sağduyulular. Değişen tek şey erkeğin yakasında taşıdığı şiddet nişanesinin resmi. Bugün modern erkek, fiziksel şiddet nişanesini –eskiye nazaran- daha az gururla taşıyor olsa da kadını 30’unda tüketen psikolojik şiddet nişanesini sıkı sıkı orada tutmaya devam ediyor. Aslan ve de kaplan kadın anneannem gibi hala hem evin içinde, hem de dışında paralanmaya devam ediyor: evin tüm eksiğini biliyor; deterjan, yiyecek, dekorasyon, çocuğun temel ihtiyaçları (bu bile ayrı bir yazı konusu ama şimdi tek başlıkta toplayıp mütevazı olacağım), diğer aile fertlerinin ihtiyaçları, evdeki hayvanların aşıları, muayenesi ve ilaçları, çocukların muayenesi, aşıları ve ilaçları, apartman yönetiminden gelen talepler, ailenin özel günleri vb. Tüm bunlara tek tek kafa patlatıyor. (Aman ne mühim şey!) Sonra bir de tüm bu ihtiyaçları neredeyse tek başına gideriyor. Ve inanılması güç ama aynı zamanda kariyer yapıp para da kazanıyor. Mesela işyerinde –adil bir üst yönetime denk gelmişse- müdür oluyor, projelerde görev alıyor, doktora tezi yazıyor, şirket yönetiyor, üretiyor. Mucizeye bakın!

Bugün bütün bunları yapıp da hâlâ kadınlara “Aslansın; kaplansın; onu da yaparsın- şunu da!” demenin manasını hakikaten anlayamıyorum. Evet aslanız, kaplanız, onu da yapıyoruz- şunu da! Ama neden hala eşitsizliğin cehenneminde kavruluyoruz? Neden bu kadınlar gününde, bize bu mesajı verdiren ihtiyacın altındaki kaynağı: erkeği konuşmuyoruz! Kadınlar geçmişte de güçlüydü, şimdi de güçlü. Yeter ki erkek değişsin. Artık kadınları güçlendirmenin önemi yok. En azından ben eğitilmekten ve güçlenmekten bıktım, usandım. Bu yüzden kadını eğitmeyi ve güçlendirmeyi bırakıp artık erkeği ve erkekliği ele almayı, biraz da onları didiklemeyi öneriyorum.

Nifak tohumları serpmek istemiyorum fakat kadınları her zamankinden daha çok dikkatli olmaya davet ediyorum: Seni canavara dönüştüren erkek suratında pis bir gülüşle bir kenarda ellerini ovuşturuyor!

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

5 yorum

  1. İşte bu! 40 yaşıma kadar düzgün yapamadığım şeylerde başım öne eğildi. Ev temiz olmadığında mahcup oldum,çocuk doktora götürülecek izin isterken mahcup oldum, mesaiye kalamadığım için terfi alamadığımda başarızlık hissettim. 40 dan sonra “valla elimden gelen bu, beğenmiyorsan sana çavçav”diyebildim. Yemişim sizin süpersonic kadın beklentilerinizi. Sen ne kadar şahanesin acaba da kadından bunu bekliyorsun! Ha bir de nasıl bir kodlanma bu mahcubiyet deli oluyorum . Adam rahatça unuttum, bilmiyorum, elimden gelen bu diyor ama başta sen kendine yakıştıramıyorsun! Ben mükemmel değilim hıh! Demek nasıl güzelmiş. Deneyin bacılarım.

    • İnanamıyorum..2,5 senedir bu siteyi her postunu her yorumunu takip ediyorum, ilk kez yazıyorum.. Çok iyi bir yazı, üstüne de çok iyi bir yorum..ufkum açıldı..Çok iyi kalem, ayakta alkışlıyorum..

  2. Doğru söze ne denir

  3. Özellikle anne olduğumdan beri tam olarak düşündüğüm ve en çok şikayet ettiğim konu bu.

  4. Hislere tercüman yazı 🙂 yazı bitti, kim bilir yorumlarda neler var derken bi baktım 4 yorum :O şaşırdım.
    Tüm kalbimle size katılıyorum.
    Eşim ilk kadınlar günlerinde çiçek aldı.
    Sonra bi gün almadı ve akşam bana niye almadığına dair hoş (olduğunu düşündüğü) bir konuşma yaptı. Özetle; çiçek alarak kadınlar gününü çiçeğe indirgemek istememiş, bunlar tüketimi körükleyen şeylermiş. Bana çiçek almadığı için ona teşekkür etmemi bekler gibi bir hali vardı. Etmedim tabi 🙂 “Peki sen ne yaptın?” dedim.
    Mesela kadın bakışıyla eleştirel bi yazı okuyup empati yapmaya mı çalıştın, ben niye kadın erkek meselelerine böyle hassasım onun üzerine mi düşündün, Mor Çatıya veya ne bileyim Açev’in babalar eğitilsin fonuna falan bağışta mı bulundun, yarım yapamalak yaptığın için arkandan düzeltmek veya tekrar yapmak zorunda kaldığım bir ev işi ile ilgili aydınlanma yaşadın ve artık düzgün yapmaya mı karar verdin? Kadınlar gününde hayatındaki kadınlarla bugünü paylaşmak için , ne yaptın?
    Kadınlar gününde karısına çiçek almayarak bile takdir edilmeyi bekleyen erkek kafası! Bu kafa yüzünden hayat bize zor.
    Bu kadınlar gününde yine hiçbir şey yapmadı ve hala kadınlar gününü çiçeğe indirgemeyerek büyük iş başardığını düşünüyor benim çağdaş eşitlikçi kocam.