10 Yorum

Vurun Kahpelere!

Yaklaşık üç sene önce yayına aldığım Anne İtirafları bu blogun en çok okunan bölümü haline geldi. Çok ciddi müdavimleri var; iki gün itiraf onaylamasam üçüncü gün ultimatom gönderiyorlar “Nerede bu itiraflar?!” diye…

Kadınların cesurca içlerini boşalttıkları bir platform elbette ki ilgi çekiyor, zaman zaman “Hay çekmez olaydı!” dedirtircesine… İki sene önce Onedio Anne İtiraflarına çok çirkin bir şekilde yer vermişti sitesinde (ve hâlâ duruyor), şimdi de EkşiSözlük’ün radarına girdi itiraflar…

Blogumun yüksek trafikli siteler tarafından “keşfedilmesi” özünde güzel bir şey olabilirdi, ancak keşfedildikten sonra ele alınış şekli beni -blogumla ilgili değil ama- bu ülkede kadına bakışla ilgili endişeye düşürüyor. Şaşırtan bir endişe değil bu, daha çok gerçeklerin göz önüne serilmesi…

Örneğin biri, “Anne sütü her şey değil, çocuğunla iyi iletişim kuramadıktan, ona psikolojik olarak gereği gibi bakamadıktan sonra…” diyen bir itirafa istinaden olsa gerek “Çocuğuna anne sütü vermenin çok önemli olmadığını yazan sözümona annelerin olduğu iğrenç bir ortam” diyor anne itirafları için. Bir diğeri kocasını aldatan/aldatmayı planlayan kadınların itiraflarından yola çıkarak “orospu dolu mekan” yakıştırması yapıyor.

Aslında başka bir tane daha ‘entry’ vardı, “kutsal anne” tanımına girmeyen herkese kin kusan, ama ne hikmetse kaybolmuş o…

Anne sütü vermenin gerekliliğine ya da aldatmanın ahlaki boyutuna girmeyeceğim bu yazıda; Anne İtirafları’nın algoritmasından biraz bahsedeyim.

Ben bu itirafları, Scary Mommy’deki Confessions bölümünden model almıştım. En önemli iki özelliği (1) anonimitesi ve (2) cevap verilememesiydi. Yani ben dahil hiç kimse yazanların kimliğini bilmiyor. Ve yazanlar birbirlerine yanıt veremiyorlar, sadece “Ben de” diyebiliyor ya da Facebook BEĞENebiliyorlar (aslında Scary Mommy’deki “Sarıl” da olsun istiyorum, bir sonraki blog tadilatında umarım).

İnsanların birbirlerine yanıt verememesi çok önemli, çünkü o zaman ortalık karışacak, çünkü yayınladığım itiraflar kadar bir de yayınlamadıklarım var. Evet, kocasını aldattığını söyleyenlere KAHPE falan diyenleri yayınlamıyorum. Sebebi çok basit: Bu tür girişler itiraf değil. Eleştiri, yargılama, hakaret falan olabillir ama itiraf değil. Dolayısıyla itiraf sayfasında yeri yok.

İtiraflar genelde dalga dalga geliyor. Biri bir konuda bir şey yazıyor (örneğin seks), ardından gelen 20 itiraf o konuda oluyor. Sonrasında biri iş arkadaşına aşık olduğunu ya da kocasını aldattığını söylüyor, bir 20 de öyle geliyor. Dolayısıyla anne itiraflarını düzenli takip etmeyen ve o 20’ye denk gelen kimse, “Bu ne be, herkes mi kocasını aldatıyor?” algısına kapılabilir… Öyle değil; sadece birileri için boşaltmak için ilk taşı başkasının atmasını bekliyor.

Değişmeyen tek dalga: Kaynana sorunu… Yahu yurdum kadını kayınvalidesinden ne çekmiş, ne çekmeye devam ediyor, gerçekten hayretle okuyorum. Sadece kayınvalidesi de değil, genel olarak kadınların -en azından itiraf yazan kadınların- kocalarının aileleriyle ciddi sorunları var. Tamam, hiç tanımadığın bir aileyle yakınlaşmak kolay bir şey değil, ancak bunca yüklü itiraf iki şey düşündürtüyor bana: (1) Kadınlar çok yalnız. (2) Ben çok şanslıyım.

Erkeklerin de yazdığının farkındayım, öyle olduğu zaman yayınlamıyorum. Bir iki istisna yaptım sanırım geçmişte, ama bazı cingözler okumak istedikleri türden itirafları yazıyorlar, kendilerince fantazi yapıyorlar, onları porno sitelerine ışınlamak istiyorum.

Bazen şahsıma dönük mesajlar geliyor, kimi zaman dolaylı, kimi zaman direkt. “Blogcuanne niye benim itirafımı yayımlamıyorsun, hmmmm??!!” gibi itirafları yayımlamıyorum (çünkü bu bir itiraf değil); bana laf çaksa da itiraf gibi olan itirafları yayımlıyorum (örneğin şu itiraf bana laf çakmakla birlikte aslında kuzenine ne kadar üzüldüğünü ortaya koyuyor bence).

Ama en çok da gerek herhangi bir itirafçıyı, gerekse kadınları genel olarak hedef alan itirafları yayımlamıyorum. Benim blogum hedef tahtası değil, gidin başka yerde kusun kadınlara olan öfkenizi (ve görünen o ki bu konuda mecra sıkıntısı pek yok).

Bazen de bir itiraf itiraf mı yoksa sataşma mı, karar vermek çok kolay olmuyor. Şunun gibi

çalışan anne

Bu itirafa hiç katılmıyorum, ve evet, birilerine laf sokma çabası gütse de içinde yine de kendiyle ilgili bir şeyler barındırıyor: “Eşimden zerre yardım görmüyorum” ve “akşam yorgun argın işten gelen kocasına iş buyuran kadınlar bana çok itici geliyor” kısmı… Bu kadın her ne kadar her şeyin altından kalkabiliyor ve bundan da gocunmuyor gibi görünse de aslında öyle değil, çünkü böyle bir yükün altından tek başına kalkmak zorunda kalıp bundan dolayı öfke duymamak mümkün değil. Burada “kocalarından yardım bekleyen kadınlara” öfke duyuyor gibi yazmış ancak aslında kocasına ve hatta belki de kendisine öfkeli olduğunu fark etmek için terapist olmaya gerek yok bence…

Şöyle ki, bu itiraflar onaylamanın bir terazisi, bir kuralı yok. Daha çok paşa gönlüme göre yayımlıyorum itirafları… O an birine laf çaktı gibi geldiyse çöpe atıyorum. İçindekini boşaltıyorsa eğer, her ne kadar toplumsal ahlak sınırlarını aşsa da yayımlıyorum. Arada kaçanlar oluyordur, dikkat çekmek için yazanlar, sırf paylaşımı yayınlansın diye uyduranlar oluyordur belki ama genel olarak samimi ve özgün itiraflar çıkıyor sahneye…

Aslında bu bölümü hayata geçirirken daha içe dönük itiraflar gelmesini bekliyordum. Geliyor da ama daha azınlıkta… Daha çok öfkeli olduğu birilerine (kocası/kayınvalidesi/görümcesi…) söyleyemediği şeyleri kusmayı tercih ediyor itirafçılar…

Ve kimseye söyleyemedikleri, kendilerinden bile utandıkları şeyleri yazmayı… Aldatma konusu da böyle meydana çıktı. Son zamanlarda gelen, kocasından başka bir erkekle birlikte olmayı düşünen kadınların itirafları bana “Bu toplumda ne kadar çok ahlaksız kadın var”dan çok “Ne kadar çok yalnız/mutsuz kadın var”ı düşündürttü.

Ama tabii ki bırak kadınların kocalarını aldatmalarını, aklından bile geçirmeleri “orospu” yaftası yemeleri için yeterli… Çünkü onlar kadın… Çünkü Vurun Kahpeye!

Geçenlerde Twitter’da şöyle bir paylaşım vardı:

Bunlar herhalde 90’ların ikinci yarısından olsa gerek… Özellikle İlhan Selçuk ve Mete Akyol benim için büyük hayalkırıklığı oldu…

En “aydın” dediğimiz gazetecilerin bile bu bakış açılarını görmek üzücü olsa da, cinsiyetçiliğin nasıl derin tohumları olduğunu koyuyor ortaya… Anne İtirafları’nda binlerce itiraf birikti, babası tarafından taciz edildiğinden tut, kocasından dayak yediğini, doğum sonrası depresyon yaşayandan, kocasının onu sevmediğini anlatan bir sürü itiraf var, ama nedense sadece “seks” içerikli olanlar radara takılıyor hep…

Burası bir baba blogu olsaydı ve burada babalar itiraf yazıyor olsalardı, kaç kişi onlara “orospu”ya denk gelen bir yakıştırma yapardı, merak ediyorum. Kaldı ki öyle bir yakıştırma da yok…

Açıkçası bu bölümü devam ettirmek benim için çok kolay olmuyor, itirafları tek tek okumak, onaylamak vakit alan bir iş… Ve yeri gelmişken ben de bir itirafta bulunayım: itirafların yazım hatalarını düzeltiyorum bazen! Yemin ederim! Ayrı yazılan ki’leri birleştiriyorum, birleşik yazılan de’leri ayırıyorum. Delilik biliyorum ama elimde değil, bırakamıyorum öyle çoğu zaman!

Düzenli yazmaya istediğim kadar vakit ayıramadığım, Dijital Topuklar’ın web sitesini de yayına almamızla meşguliyetimin ciddi oranda arttığı şu dönemde biraz elime dolanıyor itiraflar, yalan değil. Bazen “olmasaydı olurdu” diyorum içimden… Sonra, Deniz’in kitabındaki şu sözü geliyor aklıma:

Deniz Erdem, “Terapi Defteri”, Doğan Kitap, s. 110

Deniz’in kitabındaki bu sözü, benim “Sosyal medyada gelen kötü yorumlara nasıl dayanıyorsun?” sorularına da verdiğim yanıt aynı zamanda… Anlatmaya çalıştığım bir derdim var ve çoğu zaman bu derdimi birileri doğru anlasın diye değil, anlamak isteyen anlasın diye ve fakat en çok da anlatmış olmak için paylaşıyorum. Neticede başkalarının ne anladığı onları ilgilendiriyor, beni değil…

Anne İtirafları söz konusu olunca belki yanlış anlayanların sayısı, doğru anlayanlardan daha fazla… “Evlilikten soğudum, çocuk yapmaktan vazgeçtim” diyenler çıkıyor. Nasıl bir ruh halinde yazıldığı belli olmayan iki üç cümlelik paylaşımlar insanların hayatına dair ciddi kararlar almalarını engeller mi? “Anne İtirafları yüzünden çocuk yapmaktan vazgeçtim” diyen birisi zaten havadan nem kapmaya çalışıyordur bence…

Ve bir de şu gibi itiraflar var:

Burcuboğa

Yüz kişi yanlış da anlasa, üç kişiye bile nefes oluyorsa burası, yaşamayı hak ediyor.

O yüzden, kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün, itirafları yayınlamaya devam edeceğim. Onedio sadece seks itiraflarını almış, Ekşisözlük “orospu mekanı” demiş, çok da fifi!

10 yorum

  1. ‘Meyve veren ağacı taşlamak’ deyimi hafif kalıyor sanki bu duruma. Ve gerçekten bazı şeyler anne olunca anlaşılıyor. Anneleri de bir tek anneler anlıyor. “Fifi” gerçekten. Fifi!

  2. Aynısını bizde onlara mı yapsak acaba?
    itiraflara sözlük yazarlarını taşısak ne güzel olur.. 🙂

  3. Onca işinizin arasında bizim de biraz nefes alabilmemiz için vakit ayırdığınızdan dolayı size çok teşekkür ederim.

  4. İlgiyle ve sevgiyle okuyorum tüm yazılarınızı. Duyarlılığınıza hayranım ve de çok teşekkür ederim bunun için.

  5. İkiyüzlü, sapık, saygı ve mantık yoksunu “entryci”lerin de içinde bulundukları çoğunluğun da söyledikleri zerre umrumda değil. Ben bir avuç olduğumuzu bile bile, hatta sırf bu yüzden, tarihteki emsalleri de model alarak, tek başıma bile olsam doğruyu savunmaya devam ederim. Mücadele böyle bir şeydir zaten. Ben yanlış anlayan 10 kişiye karşı doğru mesajı alan 1 kişi için anlatmaya, “konuşmaya” devam ederim. Siz de edersiniz. Zaman zaman lanet olsun topunuza diye cinlenmemiz de normal, ama sonrasında daha güçlü dönmüyor muyuz mücadelelere?
    Evrenler arasında zerre kadar bile olmayan bir gezegende yaşayan insanoğlunu bu kadar “üstün” hissettiren o aşağılık “gerekçe”leri ve hisleri bir kenara bırakabilenlere, bir de bu koca boşluğa küçücük de olsa bir yarar bırakmayı hedefleyenlere selam olsun.
    Sevgiler.

  6. Yanlis anlayan yok bence islerine geldigi gibi anlayanlar var. Bunun bir onlemi cozumu yok. Hep olacaka. Ama denizin kitabindaki orani temsilidir ama yine de anlayanlarin orani yukselsin diye lutfen devam. Takip ediliyor ve seviliyorsunuz🌸🌹🍀

  7. Insanlari sadece anlamaya calismaktan ne zaman vazgectik.hep bir linc propagandasi.devamli laf soyleyelim yanlis oldugunu soyleyelim.herkesin dogrusunun yanlisinin ayni olmadigini ne zaman ogrenicez acaba..

  8. Hem bir itirafçı hemde bir okuyucu olarak anne itirafları köşesini okumayı çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Yorganın altında kıkırdadığım genç kızlığıma döndüğüm nadide vakitlerden benim için. Yolunuzdan vazgeçmeyin. Sevgiler.

  9. Anne değilim ama yazıya bayıldım. Kendini yalnız hisseden, adaletsiz iş bölümünden yana dertli her kadına sarılıyorum. Yalnız hissetmeyin.

  10. melahat özbek

    Başkasına aşık olan ya da eski aşkını unutamayan itirafları görünce, benim aklıma sadece bu kadınlar ne kadar yanlız bırakılmış, ne kadar duygu boşluğunda diye geçiyor. Kocası onu sevse kim takar eski sevgiliyi ya da o iş yerindeki bekar delikanlıyı?