6 Yorum

Ebru’nun Gebelik Günlüğü

Yazar Hakkında

EBRU Y. – Yemek yapmayı seven ama yemeyi sevmeyen, dağınık ve plansız yaşamaktan keyif alan ama bunu pek başaramayan, enerjisini güneş ışığından alan, hayvanlara büyük zaafı ve doğaya sonsuz saygısı olan biri. 34 yaşında. Eşiyle ve kedisiyle birlikte Amsterdam’da yaşıyor.

İşte Başlıyoruz!

Gebelik günlüklerini uzuuun zamandır takip ederim. “Bir gün hamile kalınca ben de yazıcam!” diye heveslenirdim hep. O günün bu kadar geç ve bu şekilde geleceğini hiç düşünmemiştim. Nasıl mı?

Durun biraz başa dönelim;

Yıl 2014. O yıl Eylül’de terfi aldım ve şirketim beni eğitim için Berlin’e gönderdi. Berlin’de Aralık ayı, aman yarabbi o kadar kuru ve sert bir soğuk görmedim. Ne ayazdan gözümü açabildim, ne de keyif alabildim. Berlin aklımda hep soğuk ve keyifsiz bir şehir olarak kalacak. Bu arada eğitim sırasında bize, yakın gelecekteki hedeflerimizi bir kağıda yazmamızı istediler. Sonra bu kağıdı bir zarfa koyacaktık ve zarf aylar sonra gönderilecekti. Hala saklarım o küçük kağıt parçasını… İlk hedefim kariyerimle ilgili, kısa vadesinden dolayı, işimle ilgili bir sınavı almam lazım… İkinci hedefim ise 2016’da Ali ile ilk bebeğimizi kucağımıza almak! Ahh onu yazıya dökmek, hayal etmek ne tatlı, ne hoş duygular..

Yıl 2016. Planımızı uygulamaya koyduk ve ben 2 ay içinde hamile olduğumu, periyodum geçtikten 5 gün sonra, sadece kontrol amaçlı yaptığım alelade bir testten öğrendim. Yani benim için hiç de öyle büyük ve önemli bir an değildi. İkinci çizgi o kadar hızlı göründü ki hiç hazırlanamamıştım o ana. Ağlayarak Ali’nin yanına gittim, sevinçten değil tabii, klasik ben işte. “Henüz hazır değilim, çok hızlı oldu sanki, çok korkuyorum” dedim Ali’ye. O da benim tepkime şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi, sevinmek yerine beni teselli etmeye çalışmıştı sanırım yuvarlak, anlamsız cümlelerle…

Kalp Atışı. 2 hafta içinde kalp atışını da duyduk, artık iyice havaya girmeye başlamıştım. Çok kötü mide bulantılarım vardı ve her akşam istinasız kustum. Ne yaşarsam yaşayayım dediklerine göre “Her şey normal!” olduğu için devam edecektim bir şekilde. Sabırla geçen haftalardan sonra 10. hafta kontrolüne gittik. Yatağa uzandım, bu arada doktorumuz cep telefonundan Oya-Bora’nın Sevme Zamanı şarkısını çalıyordu, taa ki ultrasonda bastıra bastıra bişeylere bakıp, hemşireye sert bir şekilde “Telefonu kapat!” diyene kadar. Doktorum o kadar halden anlayan biriydi ki söze bile başlayamadığını hissettim ve sözü ilk ben açtım: “Olmamış değil mi?..”

“Olmamış Ebru, gelişmemiş ve kalbi de durmuş.” Tabii o zaman 10. haftalık bir embriyonun neye benzediğini bilmiyordum ve 3 hafta önce gördüğüm kesenin aynısını gördüğümde bile anlayamamıştım.
Hiçbir şey hissetmedim o anda, donup kaldım. Baktım Ali’nin gözleri dolmuş, çok şaşırdım, biraz utandım, bir şeyler hissetmeli miydim acaba??

Günlerden 23 Nisan Çocuk Bayramıydı ve ben bebeğimin kalbinin durduğunu öğrenmiştim.

Kürtaj. Doktorum hemen bebeğin alınması gerektiğini, yoksa benim için çok tehlikeli olacağını söylediğinde hala boşlukta hissediyordum kendimi. “Ebru şu an aç olsaydın şimdi seni kürtaja alırdım, konu önemli, piskolojik olarak kabul etmek zor anlıyorum ama bana hazır olduğunda haber ver, bebeği alalım” dedi. Çıktık, deniz kenarına gittik, hâlâ üzülememiştim, garip bir darbe yemiştim sanki. Bütün hamilelik belirtilerini yaşayıp aslında hamile olmadığımı öğrenmek beni bir anda gerçekle karşı karşıya getirdi ve hemen doktoru aradım. “Yarın alalım.” Ertesi gün sabah kürtaja girdim, anestezi olduğu için hiçbir şey hatırlamıyorum. Çıktıktan sonra ise sadece 1-2 saat kaldım hastane odasında, sonra da hiçbir şey olmamış gibi eve döndük.

Depresyon. Doktorumuz “2-3 ay ara verdikten sonra tekrar deneyebilirsiniz, bunda korkulacak bir şey yok, herhangi bir sağlık sorunun yok” dedikten sonra kendimize bir Amerika bileti aldık, şöyle doyasıya gezip zihnimize bir yeniden başlat komutu vermeyi düşünüyorduk. Bu arada ben çoktan geleceğe odaklanmıştım, yani 2 ayın bitmesini bekliyordum. Mesela Amerika gezimizde hep bebek alışverişi yaptım; yine hayaller kurmaya başladım. 2 ay çabuk geçti, hatta 5 ay geçti, 6 ay geçti… Bu sefer doktorun yolunu ağlayarak tuttum, çünkü son ay regl olmamıştım ve hamile de değildim testlere göre. Hemen hormon değerlerime bakıldı, LH hormonun olması gerekenin 2 katı… Yani yumurtalarım çatlamıyordu doktorun dediğine göre. Bize 2 yol önerdi: 1- Hormonlarımı düzene sokmak için bir süre doğum kontrol hapı kullanmak 2- Tedavi ile bebek sahibi olmak (yumurta takibi, çatlatma iğnesi vs vs).

Bütün bunlar olurken ben çoktan depresyona girmiştim, çünkü kabullenemiyordum, çünkü anlamıyordum! Niye LH hormonun yüksekti? Acaba önceki düşüğün sebebi bu muydu?? Sonradan anlayacaktım ki bu durum, girdiğim stres ve depresyonun sonucu kısa süreli bir yükselişti sadece.

Amsterdam, 2017. Doktorun önerdiği iki yolu da tercih etmedim. Neden mi? Hayat bana başka bir yol daha sundu da ondan. Şirketimin Hollanda ofisi bir müdür arıyordu, hemen başvurdum. Hep hayalimizdi Ali ile yurtıdışında bir süre yaşamak… 2016 sonunda yapılan birkaç mülakat sonrası olumlu cevap geldi ve biz Ali ile Amsterdam’ın yolunu tuttuk.

Düşündüm ki ilkinde kendiliğimden hamile kalmıştım. Yine kalabilirdim, vücuduma güveniyordum, doğanın döngüsüne güveniyordum, “Her şeyi kendi haline bırakmalıyım” dedim kendi kendime. Zaten yeni işime başlar başlamaz hamile kalmayı da istemiyordum. O yüzden Ali ile bebek fikrine yaklaşık 1 yıl ara vermeye ve hayatımızı yeniden kurmaya karar verdik.

Amsterdam’da yaşamak! Kulağa hoş geliyor değil mi? Hiç de öyle olmadı bizim için, ilk 6-8 ay çok zor geçti. Uyum konusunda çok güçlü olduğumu düşünürken sadece yemeklerden bile çok mutsuz olduğumu farkettim. Her öğlen 1-2 bardak sütle birlikte sandviç yiyor burada insanlar ve gün içinde çay-kahve molası gibi terimler de mevcut değil. Çalışma kültürüne ise hiç girmeyeyim, orası başka bir dünya. Belki ayrıca bir yazı yazabilirim o konuda.

Mutlu son, 2018. 2017’nin son günlerinde yine ağlayarak doktor yolu tutacaktım, çünkü yine regl olmamıştım ve gebelik testleri de hamile değilsin diye haykırıyordu. Hah dedim, yine LH hormonu sahneye çıktı ve yine basa döndük, iyi mi!? İlginç olansa o tarihe kadar düzenli regl olmuştum ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamamıştım. Yine strese girmiştim anlaşılan…

Yıl sonu herkes tatilde olduğu için Ocak ayına randevu verdiler ama moralim yerlerde, keyfim hiç yok, tedavi opsiyonlarını araştırmaya başladım bile. Hatta bir ara benim çocuğum olmayacak galiba, bunu nasıl kabullenebilirim, bununla nasıl başa çıkabilirim diye psikolojik destek almayı düşündüm.

Yılbaşı gecesi yiyip içip biraz eğlenmek istedik. Buranın havai fişekleri çok ünlü, kalabalıkla izlemek için şehir merkeze inmeyi planladık. Yalnız ben hala regl olmamıştım ve en son testi de 3 gün önce yapmıştım. Alkol almadan önce bir test daha yapmak geldi içimden. Hiç beklemiyorum ama olur ya eğer hamileysem bu sefer de alkol aldığım için suçluluktan strese girebilirdim!

Testin sonucunu beklemek sanki yıllar sürdü. 4-5 dk sonra çok ama çok silik ikinci çizgiyi gördük. Bu sefer ne mi yaptım?? Sevinç çığlıkları atmadım, “Ohh sonunda, çok şükür” demedim, onun yerine; “Yok canım yanlış bu test, kesin hamile değilim ben” dedim, klasik ben işte. Hemen marketten farklı markalardan testlerden aldık ama testler her seferinde beni olumlu yönde yanıltıyordu. Hamileydim(!), Ali ile birbirimize baktık, donduk kaldık. O gece havai fişekler biraz da bizim için patladı.

Şu an 15. haftamdayım ve sizlerle gebelik günlüklerinde buluşmak için sabırsızlanıyorum.

Sevgiler,

Ebru

Gebelik Günlükleri

Ebru’nun Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan okuyabilir, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

6 yorum

  1. Hoşgelgin Ebru, umarım rahat,sağlıklı ve mutlu bir hamilelik geçirirsin. Zevkle okuyacağımızı düşünüyorum.

    • Ipek hosbulduk! Guzel dileklerin icin cok tesekkur ederim. Keyifle yaziyorum, keyifle paylasiyorum, zevkle okumaniz dilegiyle

  2. Ya Ebruuu ben de hamile oldugumu 2016 yi 2017 ye bağlayan gece ogrenmistim. 2017 yi çok büyük heyecanla beklemiştim. Ve ayni sekilde biz de uzun bir sure infertility ile ugrastik hatta ilk ve tek denememiz basarisiz olmustu ama sonrasında doğal yolla hamile kalmistim. Seni çok iyi anlıyorum. Hatta ben de hep gebelik günlüklerine yazicam diyordum ama hamileliğim boyunca o kadar benimseyememistim ki dur aman yazmim simdi bişey olursa diye düşünüyordum. Ama çok çok güzel bir hamilelik geçirmeni dilerim sagliklica çocuğunu kucağına al inshallah. Bu arada ben de 5 yıl Hollanda’da yaşadım 🙂 sevgiler

    • Eda bu durumda bebislerimizin arasinda tam 1 yil olacak:) samimi dileklerin icin cok tesekkur ederim. O gunleri yasarken cogunlukla yalniz hissediyoruz kendimizi ama aslinda bunlari yasayan bircok insanciktan biriyiz. Paylasmama hissini de cok iyi anliyorum, ben de NIPT testi sonucunu gordukten sonra yazmaya karar verdim. Gelirsen buralara kahve icelim:) Sevgiler!

  3. Selam Ebru
    Ben dünyalar güzeli kızına kavuşan derin mi derin hamilelik öncesi hikayeleri olan ama yetmeyen sonra hamileliğimle bu hikayelere devam eden, yok buda olmadı Doğum hikayesiyle taçlandıralım diyen, e bu hikayeler bu kadar hareketli ve canlıyken sonrasında süper aktif güzel bebeğimle yaşam tadına tat ekleyen sende önce yazan ben, Meltem.
    Sana çok güzel, çok gülümsemelerle dolu bir hamilelik dilerim.
    İnan çok soru işaretleri yaşadım, deli gibi meraklı ve araştırmacı olduğumdan gerçekten sorun olursa ama ne olursa olsun bana e-mail ile ulaşabilirsin. Memnuniyet duyarım. Doktorum ve ebelerimin dediği gibi, bilmedin yok, e bebeğim geliyordu, napsaydım 🙂
    Sevgiler,

    • Meltem merhaba, guzel dileklerin cok cok tesekkur ederim. Senin bir cok haftani okudum, ortak bir cok hikayemiz var, umarim dogumumda da bir cok ortak hikayemiz olur:)
      Normalde cok kafa yoran ben, nedense bu hamilelikte saliverdim herseyi. Ignorance is bliss mantigiyla az bilmeye ve daha az sorgulamaya calisiyorum, bakalim basarabilecek miyim??
      Bu arada dogum hikayeni yazmayi dusunmez misin? Okumayi cok isterim.
      Sevgiler!