2 Yorum

Ebru’nun Gebelik Günlüğü – 16. hafta

Yazar Hakkında

EBRU Y. – Yemek yapmayı seven ama yemeyi sevmeyen, dağınık ve plansız yaşamaktan keyif alan ama bunu pek başaramayan, enerjisini güneş ışığından alan, hayvanlara büyük zaafı ve doğaya sonsuz saygısı olan biri. 34 yaşında. Eşiyle ve kedisiyle birlikte Amsterdam’da yaşıyor.

Bu haftanın en büyük olayı tabii ki cinsiyetini öğrendiğimiz ultrason kontrolüydü. Detaylara geçmeden önce sonucu açıklamak isterim, buyurun:

Böylece bir önceki yazıma göre üzere benim hislerim kablel vuku bulmuş oldu. İtiraf edeyim bu bir histen daha ötesiydi. Şöyle ki; “Bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmek için 9 ipucu” adında ingilizce bir makale okudum. Bu “Ye ekşiyi doğur Ayşe’yi” tadında bir makale değil ki ilk 3 ay bilmem kaç tane limonu soyup soyup tuzlayıp yemişimdir. Öte yandan bilimselliği ise gebe istatiklerine dayanıyor, yani 100% güveneceğiniz bir kaynak da değil.

Makalede özetle diyor ki şu semptomları yaşıyorsanız kız bebek bekliyor olabilirsiniz: Kilo ve su kaybına varan şiddetli mide bulantıları ve kusma yaşıyorsanız, fazlasıyla unutkansanız, stresli olduğunuz bir dönemde hamile kaldıysanız, 32 haftalık hamile olmanıza rağmen bebek hala inatla baş aşağı pozisyonunu almadıysa..

Şunlar ise oğlan bebek beklediğinizin göstergesi olabilir: Hamile kaldığınız dönemde yüksek kalorili yiyecekler yemek istediyseniz, hamileliğinizde iştahlıysanız, bebeğin babası ile yaşıyorsanız (!), hamilelikten önce çok sevdiğiniz yiyeceklerden tiksinmeye başladıysanız, gebelik şekeriniz yüksekse…

Benim için durum değerlendirmesi, öncesinde kısa bir gebelik yaşadığım için daha kolay oldu. Örneğin ilk hamileliğimde her gün istinasız kusarken ve kilo kaybederken bu sefer yalnızca mide bulantılarıyla geçti. Hamile kaldığım ayda nedense canım bol bol fast food çekmiş, yüksek kalorili yiyecekler tüketmiştim. Üstelik daha önce çok sevdiğim yiyecekler hamilelikte pek de sevmediğim yiyeceklerle yer değiştirdi. Mesela yemeklerde her zaman bulgur pilavını tercih eden ben şu an tam bir pirinç pilavı hastasıyım. Şöyle bol tereyağında yapılan bir pirinç pilavını her gün yiyebilirim. Bebeğin babası ile yaşamayı saymıyorum, o kısım biraz ilginç geldi doğrusu..

Yani Ali ile cinsiyet tahminlerimizi yaparken küçük bir hile yaptım aslında, tabii yapılan istatistiki çalışmaları doğruladığımı ben de ultrason kontrolünde öğrenecektim.

İşte burada, görüyor musunuz? O gün akşamı zor ettik, kontrol akşam saat sekizdeydi. Favori ebem Marlouse karşıladı bizi, yaşasın Marlouse! İlk 10 dakika durum değerlendirmesi yaptık, test sonuçlarımdan ve olası risklerden bahsettik, bir sonraki randevuları kesinleştirdik. “Ebru seni böyle alayım” diyerek ultrason cihazının olduğu bölümü işaret ederken artık heyecanımızı bastıramadığımızı farkettim. Özellikle Ali hızlı hızlı nefes alıp, bir yere bir de boşluğa bakıyordu. Ben sırf daha az heyecanlı olduğum için bu durumla biraz eğlendim, “Aman çok rahatım” diye hava attım. Bebeğimizi görmek istiyordum daha çok, iyi mi bilmek istiyordum aslında. Siyah beyaz ekranda görünce anlayabildiğim tek uzvu olan kocaman kafasını seçince rahatladım. Güzel, sanırım babasına benzeyecek.

Bu arada kontrolün başında Marlouse, Ali’ye daha iyi görebilmesi için benim uzandığım yatağın arkasını işaret etmişti. Ne zamanki ekranda bebeğimizi gördük Ali, yatağın arkasından sessizce çıktı ve ekrana 30 cm uzaklıkta bir mesafede yerini aldı. Küçükken yapardım bunu ben, çok sevdiğim bir çizgi film çıktığında yerimde duramaz televizyona yapışmak isterdim…Onun bu heyecanı hoşuma gidiyor, sonrasında hem ekrandaki bebeği hem de Ali’nin tepkilerini izliyor olacaktım.

Marlouse bu kontrolün kapsamlı bir sağlık kontrolü olmadığını, sadece cinsiyet kontrolü olduğunu söyledi üstüne basa basa, sonra da ekledi “Eğer çok anormal birşey görürsem sizinle paylaşacağım.” Bir 10 dakika kadar ellerine, kollarına, ayaklarına, beyin, omurilik gibi temel organları kontrol ettik ve sonra “Şimdi bir de aşağıya bir bakalım” deyip 2-3 dakika kadar sessiz kaldı. Artık ben de çok heyecanlanmıştım, nefesimi tuttum. Ekranda bir şeyler görünüyordu ama hiçbir şey anlamıyordum. Sonra “Evet, işte burada, görüyorsunuz değil mi? Bu bir penis” dedi. Ben bu arada içimden “Hıım, penis ise o zaman bu bir oğlan” diye mantık silsileleri kuracaktım, hepsi heyecandan… Benim boş bakışlarımı farkedince Marlouse aşağıdaki görseli hazırladı benim için sağolsun.


Ofisteki Hollandalı arkadaşlarımın çoğu cinsiyetini doğuma kadar öğrenmemiş. Bunu doldurduğunuz formlarda ve görüşmelerde ilettiğinizde size söylemiyorlar. Yapılan tüm alışveriş de nötr renklerde oluyor ve her ikisi cinsiyet için isim hazırlıyorlar. İlginç değil mi? Burada sistem ve toplum, doğuma o kadar doğal bir hadise olarak bakıyor ki cinsiyet öğrenmek istediğinizi söylediğinizde ne özel sağlık sigortanız ne de devlet bunu karşılıyor. Bu aslında ihtiyaç olmayan bilgiyi (!) cebinizden para vererek satın alıyorsunuz, biz de bu ultrason görüşmesi için ayrıca ödeme yaptık.

Ofisteki beslenme çantam. Buradaki ofisim kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde, etrafında ne bir cafe, ne restaurant ne de sosyalleşebileceğiniz bir alan var. Öğle yemeği için yemekhane tadında büyükçe bir alan ve bir de Kırmızı Fasulyeler (Red Beans) adında tatlı bir cafesi var binanın içinde. Birçok arkadaşım öğle yemeğini evden getiriyor, hem sağlıklı olduğu için hem de tasarruf yapmak için. Dışarıda yemek yeme kültürü burada daha lüks bir şey, öyle her kafanıza estiğinde dışarda yemek yemeye para harcamıyorsunuz. Haa evet söylemeyi unuttum değil mi, öğle yemekleri ücretli, Türkiye’deki birçok şirket gibi ücretsiz yemek ve ulaşım sağlamıyorlar.

Hamilelikle birlikte midemin boş kalmasına tahammülüm de kalmadı. Ama iştahımdan değil. Yaşadığım mide yanmaları ve bulantıları midemi asla boş tutmamamı ve asla çok doldurmamamı haykırıyor. Her gün 10-11 arası ofisin en arkasındaki boş masalara geçiyorum ve aşağıdaki küçük piknik masamı hazırlıyorum.

İki haşlanmış yumurta, yumurtalar için baharat, yarım dilim ekmek ve meyve. Artık çantamda sürekli ara öğünlerimi taşıdığım için beslenme çantamla geliyorum ofise. Çantamı her açtığımda ilkokuldaki günlerimi hatırlıyorum. Çantamda haşlanmış yumurta ve ekmek kokusu. İlkokuldayken haşlanmış yumurtadan nefret ederdim, annem beslenme çantama koyduğu ekmek arası haşlanmış yumurtayı yiyebilmem için bol maydanoz koyardı. Şimdiyse bayılıyorum haşlanmış yumurtaya.

Annecim, evet her şey senin hayatını zorlaştırmak içindi!

Sandalye masajı. Bir gün ofisten beni Can aradı. O da benim gibi yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’den gelmiş, burada tanıştık. “Ebru benim bir raporu yetiştirmem lazım, sandalye masajı için randevu almıştım, gidemeyeceğim, sen gider misin yerime?” diye sordu. Ben masajı duyunca “Tabii ki giderim” dedim. Ofiste, oturma odası (living room) dediğimiz bölüme merakla girdim ve aşağıdaki tatlı kızla konuşmaya başladık. İlk defa sandalye masajı yaptıracağımı, çok heyecanlı olduğumu söyledim ve hamileler için uygun olup olmadığını sordum. İlk defa tecrübe edeceğimi duyunca şaşırdı (Bütün ofis sandalye masajı yaptıyor da bana söylemiyor mu yoksa?!?) “Sen sandalyeye ters bi şekilde otur, yüzünü buradaki beyaz boşluğa getir ve rahatla” dedikten sonrasını hatırlamıyorum… 20 dakika boyunca omuzlarıma, enseme, sırtıma ve kollarıma masaj yaptı. Günün geri kalanını masamda mayışmış bir şekilde geçirdim.


Turist gezmeleri. Türkiye’deki arkadaşlarım bizi burada sürekli geziyor zannediyorlar. Bozuntuya vermiyorum tabi. Amsterdam mı? Avucumun içi gibi diyorum. İşin aslı burada geçirdiğimiz 1 yıl boyunca Amsterdam dahil pek de gezmedik. Bu biraz nasılsa daha buradayız düşüncesi bir de henüz adapte olamamanın verdiği sıkıntının keyfimizi kaçırmasından olsa gerek.

Bu hafta sonu için iki arkadaşımız haftasonunda Marken adlı bir balıkçı kasabasını gezmeye davet etti. Süper zamanlama! Biraz deniz havası almaya ihtiyacım vardı.

Arabayla Volendam’a gittik ilk önce, onlar kahvesini ben de dondurmamı hüplettikten sonra feribotla Marken’e geçtik. Sanki bir süredir bu ülkede yaşamamışım, buranın denizi havasını hiç bilmiyormuşum gibi bi de deniz havası almak gibi hayallere kapılan ben..Kahverengi, kokusuz , dalgasız bir deniz ve soğuk bir hava… Ahh Akdenizin sıcak havası ve tuz kokusu, nasıl da özledim…

Hollanda’nın diğer birçok yeri gibi küçük ve mütevazi bir köy burası. O kadar sessizdi ki sokakta yürürken yaptığımız sohbetlerin o anda bütün köy tarafından duyulduğunu hissettim. Ne bir ses, ne de bir hareket var pencerelerinden baktığımız evlerde, sadece kumru kuşlarının sesleri… Bu şirin balıkçı kasabasını 2 saat içinde gezip Volendam’a geri döndük.

16. hafta. Göbüşüm hala dengesini bulamadı, bir gün kocaman oluyor diğer gün küçülüyor. Her sabah uyandığımda “aaa küçülmüş sanki” diyor akşamları yatarken sanki içimde büyük bir gaz ve toz bulutu yokmuş gibi “bugün bebek çok büyüdü canım” gibi bilimsel çıkarımlar yapıyorum.

Haftaya paskalya bayramı var ve bizi Pazartesi tatili ile uzun bir haftasonu bekliyor. Meteoroloji ise paskalyanın soğuk ve yağmurlu olacağını haber vererek tatil hayallerimize yön veriyor.

Haftaya görüşmek üzere,

Sevgiler,

Ebru

Gebelik Günlükleri

Ebru’nun Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan okuyabilir, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

2 yorum

  1. Selam Ebru tekrar,
    Diğer yazına cevaben yazamadım sistemle alakalı sanırım.
    Aynen bende senin gibi hiç sorgulamadım nerdeyse, nerdeyse diyorum çünkü asla kontrolüde bırakmadım. Yapımla ilgili sanırım 🙂
    Ben gebelik günlüklerimi tamamlayamadım, Elif’in çok yoğun bir zamanına denk geldi, benim de son ayımdı nerdeyse, misafirlerim falan derken olamadı. Ama Elif’le konuştuk Doğum ve sonrasını paylaşmaya karar verdik. Daha önce dediğim gibi benim hamilelik, Doğum, loğusalık ve sonrası ayrı ayrı olay hikayeler 🙂 Benim küçük peanut’ım izin verirse en kısa zamanda paylaşmak isterim.
    İsviçre’deki sisteme benzer bir sistemle hamileliğini geçiriyorsun sanırım, başta zor olsa da sonradan çok sevdim kuralları ve bakış açılarını umarım sende seversin.
    Tek tavsiyem aman yediklerine dikkat et, sağlıklı beslen. Ben pekmez, helvalarla besledim kızımı gerçekten çok faydasını görüyorum. Aman aşırıya kaçma ben kaçtım, 53 kilo hamile kaldığım için 1 kilo bile fazla geldi sonra. Kendine iyi bak mutlaka.
    Sevgiler,

    • Meltem selam,
      cok tesekkurler tavsiyeler icin, dikkat etmeye calisiyorum yediklerime, sanirim ilerleyen aylarda daha cok gorucem etkilerini:)
      super cok sevindim karariniza, gunluklerini okuyan biri olarak cok merak ediyorum ozellikle dogum hikayeni..
      Fistiginla sana keyifli gunler dilerim!
      Sevgiler
      Ebru