13 Yorum

Birlikte İyileşmek…

Dün yayımladığım “Kürtajı neden konuşamıyoruz?” yazısının yazarı bana yazıyı gönderdiğinde, yazıyı yayımlayacağımı, ancak gelebilecek tepkilere hazırlıklı olmasını, çünkü çok güzel şeyler duymayabileceğini söylemiştim. Eğer eleştiriyi aşan, yargılayıcı yorumları duymak ona iyi gelmeyecekse yazıyı yayımlamamak daha iyi bir fikir olacaktı…

O ise buna hazırlıklı olduğunu, bu konunun tam da bu tepkiler yüzünden konuşulmadığını, “oysa ki hepimizin bunun çoğu kişi tarafından yaşandığını konuşarak gönlünü serinletmeye ihtiyacı” olduğunu söylemiş, yazının yayımlanmasını istediğini belirtmişti.

Ve yayımladım.

Ve yorumlar geldi.

Kürtaj bir cinayettir!

Doğuramayacaksan ona göre seviş!

İstemiyorsan önlemini alacaksın.

Kendi rahatlığın için cana kıymak…

Konuşulmasın, kimse bilmesin ve ortak olmasın.

Bunu “keyfi kürtaj” olarak niteleyenler oldu. Bunu söyleyen kişilerin kürtaj deneyimi olmadığı açık, çünkü kürtaj hiç öyle keyifli bir şey değil… Hazır olsa da olmasa da, hamilelik/çocuk istemediğinden yüzde 100 emin olsa da, kimsenin güle oynaya kürtaj yaptıracağını sanmıyorum. Kaldı ki gittiğinizde de kimse size el bebek gül bebek davranmıyor. Yargılayıcı bakışlarla karşılaşıyorsunuz, kararınızdan vazgeçirilmeye çalışılıyorsunuz, elinizdekinin değerini bilmemekle suçlanıyor, yeryüzündeki istediği halde çocuğu olmayan tüm kadınların vebalini siz yükleniyorsunuz.

Ben kürtajın doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinden kimseyle tartışmaya girmem. Çok bireysel bir karar bu ve işin içinde çok derin kişisel hesaplaşmalar var. Senin içsel hesaplaşmalarının yanında başkalarının ne düşündüğü o kadar geri planda kalıyor ki, sıra onlara gelene kadar sen çoktan iyileşmiş oluyorsun zaten…

Ama dünkü yazıyı paylaşmamın ardından gelen yorumlardan birinde dediği gibi “Acısı geçiyor, ama acı çekmiş olmak geçmiyor.”

Dünkü yazının yazarına olumsuz yorumlar geleceğini söylediğimde, olumlu yorumlar da geleceğini, “Ben de” diyecek (veya diyemeyecek), bu yazıda kendini bulacak ve sessizce iyileşecek bir sürü kadın olacağını da söylemiştim.

Yanılmadım.

O yazarken ağlamış, ben de okurken…

Keşke konuşabilsek…

Tek tek yaşadım her satırı okurken… Keşke sarılabilseydim.

O kişi kürtajla ilgili konuşmak isterse, belki tanımadığı birine anlatmak isterse seve seve bana yönlendirebilirsiniz.

Dünkü yazı, “Kürtaj bir cinayettir!” demek için hazırolda bekleyen, kürtaj yaptıran kadınlara “bencil/şımarık/kıymet bilmeyen insan” etiketi yapıştırmak için fırsat kollayanlar için yazılmış bir yazı değildi. Onlar üzerine alınmasın.

Dünkü yazının yazarı, bu yazıyı “Birileri okuduğunda ‘Yalnız değilim’ desin” diye yazmıştı; ben de o amaçla yayımladım.

Bence amacımıza ulaştık.

13 yorum

  1. Her yazı ayrı iyi geliyor. Ne zaman ya da ne oldu da insanlıktan bu kadar uzaklaştık diye korkuyorum bazen yorumları gördükçe. Ama insanların yanında olmanız ve ihtiyaçları olduğunda duygularını kendilerinin ulaşabileceğinden çok daha fazla kişiye ulaştırmanız gerçekten muhteşem. İyi ki varsınız!!!

  2. Dünkü yorumumdan sonra tekrar yazma gereği hissettim. Ben kürtaj yaptırdığımda hastanede hiç yaralayıcı ya da yargılayıcı bir tavırla karşılaşmadım. Hatta doktorumdan vazgeçirmesini ummuş bile olabilirim ama o “doğumdan sonra kontrole gelseydiniz spiral takacaktım ve bu durumla karşılaşmayacaktınız. İki doğum arası çok yakın olur, riskli vs” dedi sadece yani bir bakıma kürtaj kararımı onayladı (ki ben de çok kararlı gözüküyordum). Sonradan öğrendik ki zaten o gün o hastanede son günüymüş. Hatta, yaptığı en son işlem de benimkiymiş sanırım, yani bir nevi aradan çıkmış gibi oldu benim kürtajım…Ben daha çok anneme kızdım, hayatı boyunca kürtajı doğum kontrol yöntemi olarak benimsemiş olan ve sayısız kürtaj hikayelerini bize normal bir şekilde anlatıp, benim de normalleştirmemi sağladığı için. Eşime kızdım, doğurmak için beni ikna etmeyip, nötr kalıyormuş gibi yaptığı ve yıllar sonra kızıma “kızım, annen kardeşinin katıili” dediği için. Kendime kızdım, boşandıktan sonra yeniden evlenip bir yuva kurmayı ve bu sefer başka bir adamdan çocuk sahibi olmayı göze alamadığım için. Yazarı asla yargılamıyorum, bu yazdıklarım sadece kendimle hesaplaşma yazısıdır. Bu konuyu konuşalım dediğiniz için yazdığım bir yazıdır.

    • Ahh ya nasıl üzüldüm sizin için…işte şimdi gerçekten birisi sarılma isteği uyandırdı bende..sanırım üslup farkı…

      • Çok teşekkür ederim. Ben de size sımsıkı sarılıyorum. Bu yorumunuz ne kadar iyi geldi bir bilseniz…

        • Aynı durumu yaşamıs olmak ve bu yazınızı okuyup gözleri dolarak bu satırları yazmak cok fena geldi bana.ya da iyilestiriyordur belki hepimizi anlatmak. Bende pişmanım oglumun kardeşini aldırdıgım icin maalesef. Ve aynı şekilde boşandıgımız icinde yeni bir kardeş yapma durumu imkansızlaştığı icinde cok üzgünüm.

          Eşim 1 cocugun varlıgına bile tam alışamadıgı icin beni negatif etkilemisti ve istememisti. Bende kendimde o gücü bulamadım ve aglayarak girip çıktım kürtaja.

          Hala dogsaydı şu yaşta olacaktı ve abisiyle ne güzel oynarlardı fikrini kafamdan gecirmekten cok yorgunum.

          Boşanmıs bir anne olarak türkiyede yaşam cok zorken, oglumun keske benimde kardeşim olsaydı cümleleri üstüne gelince o anlara geri gitmek de en fenası sanırım.

          Hem size hem de ilk yazıyı yazan kişiye ve bunu yaşamıs tüm kadınlara sımsıkı sarılmak istedim.

          • Ya hepiniz ne kadar tatlısınız. Konuştukça, içimizi döktükçe gerçekten rahatladık sanki. Ben de size sımsıkı sarılıyorum.

    • En büyük hesaplaşmaları kendi içimizde yaşamıyor muyuz zaten?.. Umarım kızgınlığınızı geride bırakır, kendinize şefkat gösterebilirsiniz yakında…

  3. Dünkü yazınızı gözlerim dolarak okudum.Çunku içim ağlamaktan kurudu !! 18 yaşında ilk yakınlaşmasında gebe kalıp, kürtaj a şartlar gereği karar vermiş ve o gün için çok güçlü durmuş olsam da , 44 yaşında hala hic kimseyle konuşamıyor olmak büyük yük ! Ayrıca psikolojimi nasıl bozduysam artık ,tekrar gebe kalmam 39 yaşında, anca birçok tedavi ve deneme sonrası olabildi.Yaziyi kaleme alan arkadasim bu yorumu okuyorsa ,cesaretini ve kendine inancını koruduğunu ve bedenine sahip çıktığın için kutlarım 💞

  4. elif hani sen eskiden “bazen sunger olmak lazim” derdin. O yaziyi okurken nu hissettim. sadece sunger olmak. Sadece dinlemek. Bu karari keyfi diye nitelendirmek ne keyfi bir durum. Asil buna sasiriyorum iste.

    • Bazen insanın söyleyecek iyi bir şeyi yoksa, susmak daha iyi bir alternatif. Bu da öyle bir durumdu bence…

  5. Sosyal medyada karşımızda gerçek bir insan yokmuş gibi atıp tutmak ne kolay.. Oysa aynı kişi bir kardeşimiz ya da dostumuz olsa, kanlı canlı duyguları olan bir insan olduğunu düşünebilsek, bu kadar kolay kusamayız kendi olumsuzluğumuzu ve korkularımızı..
    Çok takipçisi olan blogların bu konulara dokunması çok önemli, çünkü konuşulamayan, yazılamayan, normal kabul edilmeyen konuların böyle su üstüne çıkmaya, normalleşmeye ihtiyacı var. Bu nedenle teşekkürler, iyi ki yazmış, iyi ki yayınlamışsınız.
    (Bu arada bir sorum olacak, yorumları eliyor musunuz? Sansür gibi oluyor elemek ama öte yandan yazının amacı destek almaksa, olumsuz eleştirileri ve hakaretleri ayıklamak da sanki gerekli gibi geliyor insana ama basın özgürlüğü açısından ikilemde kaldım, merak ediyorum)

    • Olumsuz, eleştirel ve hatta yargılayıcı yorumlara karşı hazırlıklıydım, yazarı da bu yönde uyarmıştım, o da bekliyordu. Yazarı direkt hedef almayan, nezaket sınırlarını aşsa da fikir bildirmekten ibaret olan yorumların hepsini yayımladım. Yazar da yazıyı, kendine iyi gelecek olan yorumları duymak için değil, konunun konuşulması gerektiğini ortaya koymak için yazmıştı. Yayımlamadığım yorum olmadı.

  6. sagduyunun sesi elif 🙂 kurtaj konusunda ulkemizde gordugum bir sey, bir cok konuda oldugu gibi kutuplasma. Ornegin bekar hamile kalip da doguran (apar topar evlenme secenegi yoksa) kac kisi taniyoruz? Benim kendi cevremde tanidigim yok, ama ornegin universitede kurtaj olan bir cok ornek biliyorum. Neredeyse karar belli. Uzulerek de olsa, baska bir secenek imkansiz gibi gorunebiliyor. Amerikayi iyi bir ornek gostermeyecegim, fakat en azindan secenek var bu durumdaki kisiye. Gercekten her iki karari da tartabilir dusunebilir ve yasayabilir. Keske her karara her cevreden daha cok destek olsa. Kadinin kararina alan acmak, saygi duymak, yargilamamak. Yolumuz cok.