9 Yorum

Ebru’nun Gebelik Günlüğü, 17. hafta

Yazar Hakkında

EBRU Y. – Yemek yapmayı seven ama yemeyi sevmeyen, dağınık ve plansız yaşamaktan keyif alan ama bunu pek başaramayan, enerjisini güneş ışığından alan, hayvanlara büyük zaafı ve doğaya sonsuz saygısı olan biri. 34 yaşında. Eşiyle ve kedisiyle birlikte Amsterdam’da yaşıyor.

Beni bu havalar mahvetti. Orhan Veli şiirinin orjinalinde olduğu gibi bu güzel havalar demiyorum özellikle, çünkü bu ülkede güneşli bir havanın bu mevsimde haftasonuna denk gelme ihtimali Türkiye’nin Avrupa Birliğine girme ihtimalinden sadece birazcık daha yüksek. Paskalyamız meteorolojinin aynen söylediği gibi soğuk ve puslu geçti. Uykularım da bölük pörçük bu aralar… Nadiren kesintisiz ve rahat bir uyku çekebiliyorum. Zaten uykusu tavşan uykusuna benzeyen ben, hamilelikle birlikte Addams ailesinin sürekli buğulu bakan annesine benzedim (bakınız Morticia). Uykusuzluktan mıdır nedir sırt ve boyun ağrıları da başladı. Bir gece sağ tarafım öyle kötü tutuldu ki uykuda yaptığım her harekete acıyla uyandım sonrasında acıyla uykuya daldım.

Ali’nin güzel bir sözü var böyle zamanlarda: “geçecek..”Bu basit cümleyi başlarda beni geçiştirmek için söylediğini düşünsem de bir gün hamilelik komplikasyonlarını okuduğunu ve bulunduğum haftamda bunun normal olduğunu söylediğinde artık bu cümleye güvenmeye başladım. Evet geçecek, hayat da böyle diye diye geçmiyor mu zaten. Öte yandan her şeyin harika geçmesini beklemek büyük hayal kırıklığı. İniş ve çıkışlar yaşanacaksa, çıkışlarda geçmişteki ve geleceği düşünmeden mutluluğun tadını çıkarmak, inişlerde de sabretmek gerekiyor sanırım, aynen sardunyalarımın bu kara kıştan sağsalım çıktıkları gibi diplerden hafif yorgun ama umutla çıkmak gerekiyor.

Paskalya sonrasındaki haftasonu ise yukarda bahsettiğim düşük ihtimalli olay gerçekleşti, hava hem bütün haftasonu 20 dereceydi!! Bahar havası değil, bildiğiniz buranın yaz havası. Ali kara kıştan leş gibi çıkan ve kuşlara koyduğumuz yem sayesinde kuş kakası dolan balkonumuzu temizledi, depodan masa ve sandalyelerimizi çıkardı. Ben de mercimek köftesi yaptım ve bu senenin ilk balkon yemeğini böylece güle oynaya yedik.


Buranın yazını çok seviyorum, ne çok sıcak ne de soğuk. Yazın günler o kadar uzun oluyor ki güneş nerdeyse akşam 10’dan sonra batıyor. İşten gelince yemeği bazen evde yiyor, bazen sandviçlerimizi alıp direkt ormana gidiyoruz, bisiklete biniyor, basket oynuyor ve yürüyüş yapıyoruz. Yani kışın aksine yazın işten geldiğimizde farklı bir hayat var ev dışında… Buralılar ise yeterince sıcak olmadığından şikayetçi, ee tabi bir sahil havası hiçbir zaman olmuyor. Benim için şimdilik hava kelimenin tam anlamıyla hoş, hamileliğim son 3 ayının yaz mevsimine geleceğini düşündüğümde tercihimi bu yıl, yine bu havalardan kullanacağım.

Hayat bazen ne sıkıcı. Hafta boyu kötü giden havalar, ofisteki işler, boyun ve sırt ağrıları derken çok bunaldım. Ali’nin ormanda yürüyüş yapma fikrine bile sıcak bakmayacak kadar sıkıldım. Bir gün Türk kanallarından birinde Tarkan’ın Berlin konseri görüntülerini gördüm ve sonra Hollanda ile devam edeceğini öğrendim. Yoksa?? Hemen kontrol ettim, konser ertesi gün Rotterdam’daydı ve hala bilet vardı!! Beni bu sıkıntılı ruh halimden ancak Tarkan kurtarabilir diye düşünerek konuyu Ali’ye açtım. Türkiye’de olsak sıcak bakmayacağından, bir kız arkadaşımla gitmemi önereceğinden emin olan ben, hiç itiraz etmeden tamam demesine çok şaşırdım. Acaba Ali’nin Tarkan ile aynı yıl hatta aynı 1-2 ay arayla baba olmasının bu kararda bir etkisi mi var mıydı?

Bu benim ilk Tarkan konserim, Ali’nin ise ikinci. Küçükken bir cips firmasının sponsor olduğu turnede Mersin’e geldiğinde gitmiş, çocuktum diyor o zamanlar sanki bir şeyleri açıklamak ister gibi… Ben ise daha çok lise ve üniversitede dinlerdim, en son düdü Dudu’da kalmışım mesela. Ali’nin durumu ise daha vahim, Kış Güneşi’nden bahsediyor.

Konser için Cuma akşamı Rotterdam’a gittik ama bilet bulduğum yer sahneye o kadar uzaktı ki konseri Amsterdam’dan izlediğimize nerdeyse emindim. Ben yerimde şarkılara eşlik edip sağa sola sallanırken bizim blokta hiç hareket olmadığını farkettim. Burdaki herkes protokoldu sanki, ciddi bir konferans izliyor gibiydi. Burası 10.000 kişilik salonda son biletlerin kaldığı bloktu, muhtemelen bizim gibi son anda “Aaa konser varmış gitsek mi, neyse bilet varmış gidelim bari” diye gelmiş insanların oturduğu blok.. Ben de ayakta duran güruhu izleyerek keyiflendim, bir ara Kuzu Kuzu çalınca dayanamadım, kalktım bi güzel hoplayıp zıpladım! Bu arada Ali de çok eğlendi, hatta 1-2 şarkıya eşlik etti (!) ve işte bu benim en sevdiğim şarkı dediği yerde şarkıyı maalesef konsere kısa bir ara veren Tarkan değil vokalistleri söyledi: “Takılmışım sözlerine, ben mecburum gözlerine.. uçmasam da göklere, bir kuş olsam pencerede perdeyi kapatsam da ben seninle..”

Benim bir bebeğim olacak değil mi? Çoğu zaman göbeğimi kontrol ederken buluyorum kendimi. Büyüklüğüne bakıyor, daha geçen hafta ultrasonda görmüş olmama rağmen içerde bebek var mı diye merak ediyor, varsa ne yapıyor, acaba iyi mi gibi cevabını veremeyeceğim sorular soruyorum. Ali’ye de soruyorum, gülüyor, cevap vermiyor. Sanırım asıl derdim bebekle henüz bir bağ kuramamış olmak, bakın hâlâ bebek diyorum mesela. Etrafımdaki arkadaşlarım bile fıstık, leblebi, susam tanesi sevgi sözcükleri kullanırken ben kullanamıyorum henüz, çünkü öyle hissetmiyorum. Alışveriş yapmak gelmiyor içimden, isim düşünmeye başlamadık. O şu an benim için hala 3. tekil kişi. Geçen hafta cinsiyetini öğrenmiş olmamıza rağmen bunun hayallerime ve onunla ilgili kullandığım dile yansımadığını da farkettim. Gerçi bu güzel bir şey, cinsiyetiyle değil ailemizin bir bireyi olacağı için hayaller kurmak isterim.

Bu ara “Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı” kitabını okuyorum, rahim için bağlanmanın öneminden bahsediyor. Sorguluyorum kendimi, endişeleniyorum “acaba yeteri kadar sevgi dolu bir anne olabilecek miyim?” veya “şu an bu hissettiklerimi anlıyor ve kötü etkileniyorsa?” Çünkü kitap, bir cenini asla kandıramayacağınızı söylüyor. Yani bebeğe karşı güzel duygu ve düşünceler beslemiyorsanız “Aman yavrum sen duyma, ben seni tabii ki seviyorum” deseniz de olmuyor, çünkü cenin kelimeleri ve düşüncelerinizi değil hislerini anlıyor.

Kitapta beni rahatlatan bir kaç bölüm oldu. Bebeğin fiziksel tepki vermesi 2. trimesterda başlasa da duygusal olarak sizi anlaması 3. trimesterda oluyormuş. Tabii bu ortalama bir vaka için geçerli. Mesela istenmeyen gebelik, eş kaybı, savaş ve uzun süreli depresyon durumlarında bebek, duygusal olarak annenin mesajlarını erken safhalarda anlayamasa da merkezi sinir sistemi arızalanıyor ve bu durum bazen beslenme problemlerine ama daha çok davranış bozukluklarına sebep olabiliyormuş. Neyse bana dönelim, benim için diyor ki yazar; “Günlük yaşadığınız ufak tefek streslerden bebek etkilenmez, hatta bu duygu durumu değişimleri onun içinde öğretici olacaktır.” Bebeklerin günlük hayatımızda yaşadığımız kısa süreli öfke, kaygı, stres gibi duyguları tecrübe etmesinin kötü sonuçlar doğurmayacağını söylüyor. Bu benim için çok önemli, çünkü ofiste bu duyguların hepsini yaşıyorum ve bir de bunun için kaygılanmak istemiyorum. O da bu hayatın, bizim hayatımızı bir parçası olacak, onu ne kadar herşeyden uzak bir fanusta büyütebilirim veya bu onun için iyi birşey mi emin değilim.

Sanırım tam da bu sebepler yüzden bu süreç 9 ay 10 gün sürüyor, bebeğin bana ve benim de bebeğe bağlanmam için gerekli süre… Düşünsenize ilk 4 ayın sonunda bebeği kucağımıza verseler nasıl bir şok yaşardık? Son trimesterda anneler bebeklerini genelde heyecanla bekliyorlar, kucaklarına almak için sabırsızlanıyorlar. Benim hala çok vaktim var değil mi? Hareketlerini hissetmeye başladığımda ve bana tepki vermeye başladığında güzel bir bağ yakalayacağımızı düşünüyorum. Yine de biraz korkuyorum.

Haftaya görüşmek üzere, sevgiler,

Ebru

Gebelik Günlükleri

Ebru’nun Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan okuyabilir, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

9 yorum

  1. Hissettikleriniz inanın çok normal. Terapistim hemen her hamile bu duyguları yaşar, pek azı dile getirir demişti. Ve eklemişti hamilelik boş yere 9 ay sürmüyor :). Ayrıca doğumdan sonra da benzer duygular olabilir. Sevgi, bağ birlikte geçirilen zamanla, emekle ve ilişkiyle gelişip büyüyor. Sağlıkla gelsin bebeğiniz, sağlıklı ve analı babalı büyüsün inşallah.

    • Katiliyorum 🙂 Gayet normal butun bunlar. Ben de hic hamileyken aman da gobegim aman da kuzum diyenlerden olmadim. Dogdugunda da bazen acaba sIKIldim mi bu annelikten dedigim bir iki an bile oldu 😀 hatta dogum sirasinda komplikasyon yasayinca filmlerdeki gibi aman nolur bebegimi kurtarin dememistim aksine kendim icin cok korkmustum. 2,5 yillik anneligim uzerinden diyebilirim ki cok guzel bir bag kuruluyor zamanla. Hatta tam gun evdeyim kizimla arada yarim saat ayri kalinca ozledim yafuu derken buluyorum kendimi 🙂
      Sevgiler

      • Buket, Deniz cok tesekkur ederim, cesaret verdi bana mesajlariniz. Anlattiklariniz kadariyla bebekler, benim cok da zannettigim kadar hassas ve kirilgan degiller. Ustelik sadece kan bagiyla muthis bir iletisim kurmayi beklemek de adil olmuyor sanirim:)
        Guzel dilekleriniz icin ayrica tesekkurler
        Sevgiler
        Ebru

  2. Hamileliğinizi tebrik ederim. Yayınlandığı tarihte takip edeceğim ilk blogcuanne gebelik macerası sizinki olacak. Belki kucağınıza aldığınız gün bir tebrik mesajı yazmak dışında sessiz kalacaktım ama bundan dört yıl kadar önce hamile olduğumu yeni öğrenmişken Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda ben ve eşim son anda bilet bulup kurtlarımızı dökmüştük Tarkan eşliğinde. Tanıdık geldi, gülümsedim. Sonra bağ kurma endişelerinizi okudum ve yazmaya mecbur hissettim. Doğuma bir gün kala bile “3-4 ay evde dururum, sonra babaannesi bakar, işime devam ederim.” diyorken, kokusunu aldığım saniye bambaşka bir şey doğdu içimde. Üç yıldır evdeyim. Gayet de memnunum her gün onunla olmaktan. Sanırım oğlum da beni seviyor, gün içinde sayısız kez boynuma atlayıp “Canım annem benim” der 😊 Yemekle de arası çok iyi. Bozukluk falan yok yani ehehe. Sizin vakit ayırıp buraya gebelik günlüğü yazmanız bile, hamilelik sırasında benden daha iyi/ilgili bir anne olduğunuzu gösterir şahsî fikrimce. İşe dönmeniz gerekse bile aksamları onu yıkarken, uyuturken gayet rahat bağ kuracaksınız, size herkesten başka bakacak. Lütfen içinizi ferah tutun. Her şey çok güzel olacak 👌✌ En iyi dileklerimle…

    • Oznur fikrini degistirip mesaj atmana cok sevindim, Tarkan sagolsun:) Hamile kalmayi sabirsizlikla bekleyip hamile kalinca da korkmak sadece bana ozgu mu diye soruyorum bazen ama kucukken gondola binmekten korkup yine de binmeye can atmaya benziyor bu is galiba. Ne tatli oglunun sana bu denli bir karsilik vermesi, eminim fazlasiyla senden aldigi icin veriyordur bu duygulari. Yemek kismina ise ayrica sevindim, darisi basima:)
      icten dileklerin icin cok tesekkurler!
      Ebru

  3. Hamileliginizi tebrik ederim. Benimle ayni haftalarda olmaniz ve bir de benim gibi Hollanda’da olmaniz ayrica ilgimi cekti. 🙂 Onumuzdeki hafta hep gunesli, yasasin!

    • Oder bu ulkede ne kadar cok hamile ve ne kadar cok cocuk var, yoksa algida secicilik yapiyorum da bana mi ole geliyor:) Ben de seni cok tebrik ederim, umarim guzel geciyordur hamilelik!
      O dondurucu kistan sonra bu havalar bende sahil havasi etkisi yaratti, yine de gunesi bekliyoruz tabi:)

  4. Ebrucum,

    Ellerine saglik, yazim dilin cok hos! Ne kadar konudan cok uzak olsam da zevkle okudum;) Konser icin Rotterdam’ a gidecek enerji gelmesine bayildim.

    Endiselerini anliyorum ve surecin dogal akisinda saglikli bir sekilde gelisecegine yurekten inaniyorum. Cok okumak ve arastirmak belki endiselerinin artmasina olumsuz katki sagliyor olabilir. Odagini ara ara baska alanlara yonlendirmek belki kendini rahatlatabilmek adina faydali olabilir.

    Bebeginiz, ebeveyn olarak sana ve Ali’ye sahip olacagi icin cok sansli. Mutlu ve huzurlu bir birey olacagina hic suphem yok, Hollandes maceramizdaki yerini alisini sabirsizlikla bekliyorum:)

    Sevgiler,
    Ebru

    • Ebrucum cok tesekkurler, senin konudan uzak biri olarak ilgiyle okumana cok sevindim.
      Ben de bazen “ignorance is bliss” mottosunun ise yaradigini dusunmuyor degilim, ozellikle kontrolumuzde olmayan konularla ilgili..
      iyi dileklerin icin ayrica tesekkurler, ben de onun cok tatli bi Ebru ablasi olacagina eminim:)