1 Yorum

Ne Olacak Bu Çocukların Hali?

Yeni nesil ebeveynlerin en büyük zorluklarından biri, ebeveynliği fazla ciddiye almaları… Bizden önceki nesillerden farklı olarak, “okula gitmek” gibi, “sınava hazırlanmak” gibi, “işinde iyi olmak” gibi, performans kaygılı bir şey zannettik biz bu ebeveynliği…

Ve okumaya başladık… İnternetteki yazıları okumaya başladık. Yurtdışındaki ebeveynlerin paylaşımlarını okumaya başladık. Okumanın yetmediği noktada da yazmaya başladık.

O zamanlar Facebook bir dijital medya devi değil, ilkokul arkadaşlarımızla yıllar sonra bir araya geldiğimiz bir mecradan ibaretti. Twitter yeniydi. Instagram ise portakalda C vitaminiydi.

Sosyal medya bugünkü haliyle yoktu ama bloglar vardı. Biz de yazdık.

Hamile kaldık, yazdık. Doğumdan korktuk, yazdık. Doğurduk, yazdık. Emzirdik, emziremedik, uykusuz kaldık, yalnız kaldık, ama hep yazdık.

Günümüz annelerinin en büyük zorluklarından biri yepyeni bir çağda anne olmayı öğrenmekse eğer, en büyük kolaylaştırıcılarından birini de çoğunluğunu annelerin yazdığı ebeveyn blogları oluşturdu.

Oralardan dostluklar doğdu, birlikler doğdu, ortaklıklar doğdu ve bugün çoğumuz gerek günlük hayatımızı, gerekse çocuklarımızın okulunu paylaştığımız arkadaşlar edindik.

Biz bir grup anne blog yazarı, benzer dertler etrafında birleştik. Önceleri doğumda kadınların haklarının ihlal edilmesine baş kaldırdık, sonraları lohusaların aile/mahalle baskısına maruz kalmasına itiraz ettik, daha sonra kurumsal hayatta çalışan annelerin işe erken dönmek zorunda kalmalarına ve bebeklerini hak ettikleri gibi emzirememelerine sesimizi çıkardık. Ve çocuklarımızın, tüm bu dönemleri geride bırakıp okul hayatına geldikleri noktada hepimiz aynı soruyu sormaya başladık: “Ne olacak bu çocukların hali?”

Önceleri tek derdimiz çocuklarımızı, bizim de gittiğimiz gibi bir devlet okuluna vermekle, beş-yıldızlı-otel niteliğinde hizmet verdiğini iddia eden özel okullara göndermek arasında seçim yapmaktı. Çoğumuz yılda on binlerce lirayı gözümüzü kırpmadan veremeyecektik; kimimiz sırf çocuğunu özel okula gönderebilmek için ona bir kardeş yapma fikrinden vazgeçecekti ve hepimiz bunun yeterli olacağını sandık. Çocuğumuzu özel okula göndermenin ona tek başına “iyi bir hayat” sunacağı konusunda yanıldık; nitekim asıl sorunun devlet okullarının geri kalmışlığının da, özel okulların veli-merkezli politikalarının da ötesinde olduğunu gördük.

Bugün, Türkiye’de giderek daha da geriye giden bir eğitim sisteminin yetersizliğiyle boğuşurken, dünya çapında “kitlesel eğitim”in darbe aldığını, okulların varoluşlarının sorgulandığını görüyoruz. Sayıca azız belki ama yetersiz değiliz. Hâlâ endişeliyiz ama ümitsiz değiliz. Çünkü giderek arttığımızı, “Bu böyle olmaz” diyen seslerin daha gür çıktığını biliyoruz.

Ebeveynler olarak bir yandan “Ne olacak bu eğitimin hali?” diye sorarken, kim olursak olalım, nerede olursak olalım, sistemi değiştirecek gücümüz olduğunu da kendimize hatırlatıyoruz. Çünkü sistem, biziz.

Sistemi beğenmiyorsak, başkalarının değiştirmesini bekleyemeyiz.

Tüm bunları konuşmak için yarın Uykusuz Anneler Kulübü ve Teknolojik Anneler ile birlikte Eğitimde Geleceği Düşünmek sempozyumunda olacağız, bekleriz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

Bir yorum

  1. Yaptiklarinizdan dolayi tebrik ediyorum sizleri ama öyle bir dönemde yaşıyoruz ki sempozyuma giden kişiler dışında kimsenin haberi bile olmayacak bu konuşulanlardan. Zaten ilgilenenler dışında kimsenin ilgisini de çekmeyi basaramayacak. Konuşulduğu yerde kalacak hepsi. Malesef bu ülkede artık adım atacak yer kalmadı 🙁 malesef…