1 Yorum

Annelerin Uzaklaştırılması, Kurumsalın Kendi Kaybı

Anneliğimin ilk zamanlarına dönüp baktığımda ne kadar ürkek ve çekingen olduğumu hatırlıyorum…

Bebeğimi kucağıma almaktan korkmuştum ilk olarak… Annem, ütülediğimiz yenidoğan kıyafetlerinin bile büyük geleceğini söylediğinde “İyi de o kadar küçük bir şeyi nasıl kucağıma alacağım ben?” diye endişe etmiştim. Benden biraz daha kıdemli bir arkadaşım yüreklendirmişti beni: “Merak etme Elif, öyle bir kucağına alacaksın ki, başkalarının tutuşunu beğenmeyeceksin.”

Çocuk bakımı hakkında en ufak bir tecrübem yoktu. Yıllardır bizimle yaşayan iki köpeğimizden mütevellit, köpek bakımı üzerine oldukça ustalaşmıştım -ve bunun, çocuk bakımında ne kadar işime yarayacağını o zamanlar bilmiyordum) – ancak bebek bakımı, ı-ıh. Doğumdan sonra hastanede bebek hemşiresi bebeğin altını nasıl değiştireceğimizi göstermiş, ardından ben deneyimlerken kameraya almıştık o “ilk” anı. O kadar önemli bir andı çünkü!

Eve götürüp yatağına koyduğumuzda bebeği, yatağın üzerinde gördüğüm o küçücük şeyden korkmuştum: “Nasıl uyutulur ki bu?! Ya uyumazsa? Hastanede mi kalsaydık acaba?..”

Zamanla geçti ürkekliğim… Yıllar geçtikçe en çok da kendime kanıtladım kendimi…

Birçok becerim gelişti bu süreçte… Empati yeteneğim, ikna kabiliyetim, risk alışım, kendime güvenim… Sabrım, toleransım, başkalarından öğrenmeye olan açıklık ve iştahım… Yaşımın da etkisi var kuşkusuz, ancak insan yetiştirme konusundaki tecrübelerim en çok katkıda bulundu bu alana…

Bir dönem “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında sessizce boynumu bükerek “Çalışmıyorum” diyen ben, yıllar içinde “çalışmak” kelimesinin “maaşlı çalışmak” değil, “üretmek” anlamına geldiğini anladığımda “Onca sene çocuk bakmak için mi okudun?” diyenlere “Evet!” demeye başlamıştım.

Şimdi kurumsal hayatta değilim, tercihimi uzun yıllar önce bu yönde yapmıştım, ama bence kurumsala -geçmişteki birikimlerimin olduğu bir alanda- geri dönmek isteseydim, beni, sırf anneyim diye, sırf özgeçmişimdeki kurumsal akışta boşluk var diye işe almayacak olan şirketin kendi kaybı olurdu. Bunu da bu kadar rahat söylüyorum.

Ve bu sadece bana özgü değil.

Hamile çalışanlarını işten çıkaran şirketler, doğum izninden döndüğü gün anne çalışanına kapıyı gösteren şirketler, işe geri dönmek isteyen kadın çalışanlarını birkaç senedir sektörden uzak diye geri almayan şirketler sadece ayıp etmiyorlar, kendi işlerine de yazık ediyorlar.

Kadınlar arasındaki bağ, bu gezegendeki en korkulan, en sorunlu ve potansiyel olarak en dönüştürücü güçtür.

Annelik sadece bebek bakımından ibaret değil. Ebeveynlik öyle bir şey değil.

Bir şeye sebat etmek, tutkuyla bağlanmak, tutarlı olmak, empati becerilerini katlamak, ikna kabiliyetini daha önce hiç olmayan bir seviyeye taşımak, sabrını geliştirmek, duygusal zekanı ilerletmek, kendini geliştirmek, geliştirmek, geliştirmek demek ebeveynlik.

Bu tür beceriler özgeçmişimize girmiyor belki ancak ister otomotiv sektöründe çalışın, ister bankacılık, bir işi nasıl yaptığınızı çok etkiliyor.

“21. yüzyıl becerileri” olarak adlandırılan, Ashoka’nın “farkyaratan beceriler” olarak adlandırdığı ve eğitim dünyasının da büyük bir hızla gündemine aldığı yaratıcılık, liderlik, problem çözme gibi becerileri ebeveynlikte iyice gelişiyor.

Bir kadının, çocuk yetiştirmek için kurumsal hayattan uzak kaldığı zamanki teknik boşluklar bir şekilde doldurulur; ancak o süreçte geliştirdiği diğer yaşam becerilerinin kurumlara katkısını görmezden gelmek, sadece o kişilerin değil, kurumların da kaybı aslında… Kurumsal şirketler bunu görebildikleri ölçüde, sadece vicdani ve ahlakî bir sorumluluğu yerine getirmiş olmakla kalmayıp, aynı zamanda kendilerini daha ileriye taşıyacak olan iş gücünü verimli bir şekilde kullanmış olacaklar…

Riccarda Zezza, işverenlere bu potansiyeli göstermeye kendini adamış, Ashoka’nın da desteklediği bir sosyal girişimci. Kurumsal İtalya’da çeşitli yerel ve global şirketlerde çalıştıktan sonra, ikini çocuğunun doğumunun ardından kurumsal hayattan ayrılarak kendi işini kurmuş. Şimdi, iş hayatından uzak kalan ebeveynleri güçlendirirken, şirketlere, anne ve babaların bu dönemde edindikleri becerilerin iş hayatında ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlatan Maternity as a Master (Bir Yüksek Lisans Derecesi olarak Doğum İzni) programını yürütüyor. Bu akşam 21:30’da Instagram hesabımdan yapacağım canlı yayında bu tür bir programa neden ihtiyaç gördüğünü, iş yerinden uzak kalan annelerin kendilerini güçlendirmek için neler yapabileceğini ve şirketlerin bu konuyu nasıl ele almaları gerekeceğini konuşacağız. Mutlaka bekleriz: Instagram/blogcuanne.

Bir yorum

  1. Muhteşem bir yazı. Ne zaman eğitimli annelerle bir araya gelsek hep konu “işverenlerin anneleri tercih etmemesi” üzerine odaklanıyor ama bence tam burada yazıldığı gibi, annelik insana bir çok yönetim becerisi katıyor, zaman planlaması, üç beş adım sonrasını düşünme, iş bölümü ve iş yönetimi bunlardan sadece birkaçı. Annelikten sonra insanın “eli hızlanıyor” bir kere, her işverenin rüyası değil mi?
    Öte yandan, malesef sınırları da var, mesela çocuk sonrası alınan mazeret izni sayısı ciddi derecede artıyor, doğumlar arası çalışan kadının motivasyonu ya da kariyer planlamasında ciddi düşüşler oluyor. Bunu da bazı işverenler çok kullanıyorlar, bir anlamda haklılar da, ben de olsam ben de “verim” odaklı düşünebilirdim (anne olmasaydım, artık tabii verim değil işyeri psikolojisi ağırlıklı düşünüyorum).
    Kadınların çocuk sonrası uzun bir aradan sonra iş yaşamına dönmeleri kesinlikle teşvik edilmeli ama öyle sırt sıvazlama, yaparsın edersin diye değil, aradaki yıllarda mutlaka değişmiş olan işyeri ortamına güçlü bir şekilde adapte olabilmeleri için gerekli eğitimler verilerek. Örnekleri çok fazla, örneğin “kaliteli” CV yazımından, ofis becerilerinin tekrar kazanılması ve yenilenmesine, iş hukukundaki değişimlerden haberdar edilmesine dek. Bir sistem biliyorum, resmen annelere “uzun yıldan sonra iş görüşmesi nasıl yapılır” diye bir kurs veriyorlar çünkü çoğu anne o kadar piyasanın dışında ki, ne kadar maaş isteyeceğini bile bilmiyor!
    Bu proje ve diğerlerinin duyurulması ve desteklenmesi çok önemli bir adım.