4 Yorum

Ebru’nun Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Yazar Hakkında

EBRU Y. – Yemek yapmayı seven ama yemeyi sevmeyen, dağınık ve plansız yaşamaktan keyif alan ama bunu pek başaramayan, enerjisini güneş ışığından alan, hayvanlara büyük zaafı ve doğaya sonsuz saygısı olan biri. 34 yaşında. Eşiyle ve kedisiyle birlikte Amsterdam’da yaşıyor.

Beklenen Yolculuk. Bu haftanın tek konusu buydu. Bütün hafta işyerinde bu yolculuğa kafamız rahat çıkmak için var gücümüzle çalıştık. Boş kaldıkça evi de toparladım. Tuhaf bir huy ama bir yere giderken evi çok düzenli bırakırım ben, sanki ben yokken eve her gün müfettişler gelecekmiş hissiyle. Oysa biz günlük hayatımızda çok ama çok dağınığız. Mesela yatağı her gün düzeltmem, bir süre denedim her gün düzenli bırakmayı, olmadı. Gün benim için o kadar kısa sürüyor ki akşama geldiğimde tekrar bozacağım yatağı neden ve kimin için düzeltiyorum diye soruyorum hep kendime. Bu sefer düzelttim ama, 2 hafta yokuz çünkü, düzenli kalması için gayet makul bir süre.

En büyük soru işareti ise Üzüm’ü kime ve nasıl emanet edeceğimiz. Aslında burada birkaç Türk arkadaşımız var Üzüm’ü kabul edebilecek. Bir tanesi Üzüm’ü o kadar çok seviyor ki ona Elmayra muamelesi yapıyor. Çırpınıyor Üzüm, yalvarıyor “Lütfeeen bırak beniii” diye. Ama bizimki oralı olmuyor. “Gel bakayım buraya” diyor her seferinde, çırpınışlara aldırmıyor. Tabii ki ona bırakamazdım. Bizim kız çok naif, hiç sinirlenmez, tırnak çıkarmaz, büyük tepkiler veremez. Kıyamam o yüzden ona. Diğer bir arkadaşım ise hiç kedi bakmamış daha önce ve ev sahibi evde evcil hayvan istemiyormuş. Ona da bırakamadım. Üst komşum var Toos, müthiş tatlı biri, son ikidir ona bırakıyoruz ama üçüncüye sormaya utanıyorum doğrusu. Toos önceki seyahatlerimizde evimize her gün gelerek baktı Üzüm’e. Ben her gün gelmene gerek yok deyince itiraz etti, bakımın sadece mama ve su vermek olmadığını aynı zamanda her gün ilgilenilmeye, insan görmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ahh canım Toos, mahcubiyetten soramadığım şeyleri dile getirmesiyle gönlümü fethetti o anda. Brüj seyahati dönüşümüzde evde Üzüm’ü yeni oyuncaklarıyla, gayet keyifli bulduk. Noel sebebiyle Toos bize bir kart da yazmış ve bir tabak çikolata bırakmıştı. Başka bir opsiyonum yoktu, yine rica ettim ondan Üzüm’e bakmasını. Şimdi bunları yazarken içim çok rahat. Ara sıra fotoğraf gönderiyor, onu kucakladığını ve taradığını yazıyor.

Çok mutluyuz Ali ile, yılda bir kere gidebiliyoruz Türkiye’ye. Tüm hazırlıklar tamam, 4 valiz iç içe konuldu ikişerden, sadece biri dolu, diğerleri mi? Hiç dert değil, çok hızlı doldururum ben onları Türkiye’de.
Havalimanında uzun bir kuyruk var ve sırf bu kuyruk yüzünden uçağın geç kalkacağını bildiriyorlar. Kızıyorum, ‘uçağın saatini ve gelecek yolcu sayısını biliyorsunuz, nasıl yeterli kontuar açık olmaz bu kuyruğu eritmek için?’ diye soruyorum. Bazı çalışanlar hastaymış, öyle diyorlar. Buralarda inisiyatif zor alınıyor kriz anlarında, bürokrasinin önüne geçilemiyor. Bizim ise İstanbul’dan Adana uçağımız var ve maalesef kağıt üzerinde bir aktarmamız yok. Bu gecikme Adana uçağını kaçırmamıza mal olacak diye korkuyoruz. Hayır bir de ordan Mersin’ e geçeceğiz daha, ilk durağımız Fatoş anneler.


Sadece 20 dakika gecikme ile iniyoruz İstanbul’ a ama yine de koşuyoruz pasaporta. Valizleri alıp iç hatlara geçtiğimizde ise bizi bir sürpriz bekliyor. Sadece bagaj bırakacağız aslında ama sıra o kadar uzun ki yetişmemiz imkânsız. Görevliye rica ediyoruz, önce bekleyin diyor sonra benim hamile olduğunu fark edince bizi farklı bir sıraya alıyor. Burası hastaların, yaşlıların ve çok gecikenlerin sırası. Ama bir terslik var, sıra ilerlemiyor ve valizlerin yürüdüğü bant bozuluyor. Anında insiyatif alınıyor Hollanda’nın aksine, elinde bir telefonla müdür geliyor, yeni kontuar açılıyor. Ama yok hala terslik var, sıra ilerlemiyor. Bzim de sorunumuz bu işte diyoruz. Çok hızlı insiyatif alınıyor, herkes canla başla çalışıyor ama kriz yönetimini beceremiyoruz. Telefonlar çalıyor, herkes birbirine bağırıyor, sırada bekleyenler benim uçağım daha önce diyerek önümüze davetsiz geçmeye çalışıyor..Neyse uçağa yetişiyoruz. Alın teri ve stresle kazanılan mutlu son.

Adana-Mersin yolunda servisi, polisler durduruyor. Artık benim gücüm ve sabrım tükenmek üzere, evden çıkalı nerdeyse 12 saat olmuş. Kimlikler toplanıyor, kapılar kapıyor, basıyor mu beni bir sıkıntı. Otobüsün içinde volta atmaya başlıyorum. Otobüs de sıcak, bunalıyorum. Bunu fark eden bir amca “Sen in kızım” diyor. “Yok, biraz daha beklerim” diyorum. Sonra tekrar yüzüme bakıp cama vurmaya başlıyor, kapıyı açtırıyor. Bana izin var, dışarıda bekliyorum, su veriyorlar, elimi yüzümü yıkıyorum, sonra polislerle havadan sudan muhabbet ediyoruz kimlik kontrolü bitene kadar. İşte o anda Türkiye’ye geldiğimi anlıyorum. Ne sıcak insanlarız ve hamileysen daha bir özgürsün burada sanki hatta biraz da kutsal.

Yolculuklar ve yoğun buluşmalar sebebiyle 2 hafta sonra görüşürüz!

Sevgiler,

Ebru

Gebelik Günlükleri

Ebru’nun Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’ndeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

4 yorum

  1. Hoş geldiniz o zaman… Keyfiniz bol olsun…

  2. Merhaba Ebru Hanim
    Oncelikle tebrikler. Saglikli, keyifli ve mutlu bir hamilelik ve dogum dilerim.
    Yorum olarak cok sey yazasim var ama yaziyorum siliyorum yaziyorum siliyorum. 🙂 38+5 teyim, fransa’da yasiyorum ve mersinliyim 🙂 suana kadar yasadiginiz seylerin bir kismini ben de yasadim.. gebelik takibi turkiye bura farki konusunda tepkilerim yer yer sok olmalarim vs .. genel olarak hamileye yaklasimdaki farkliliklar..neyse sonra kabullenip rahatliyorsunuz .. simdi siz bunlari hic dusunmeyin benim yerime de (seviyorsaniz) findik lahmacunlar, tantuniler, kebaplar yiyin .. guzel gezmeler

    • Gokce selam,
      cok tesekkurler guzel dileklerin icin! Ne guzel senin icin guzel sona az kalmis..
      hayal ettigim kadar tantuni ve kebab yiyemedim, cunku cok fazla hayal etmistim mesela her gun yemeyi:) farkli uygulamalar icin de endisenlemiyorum ama memleketten birileriyle konusunca kafa karisiyor bazen, bu da bir sonraki yazinin konusu olsun.
      Saglikli ve keyifli bir dogum tecrubesi yasaman dilegimle!